Yükselen Küresel Savaş Tehdidi Dalgası ve Anti-emperyalistlerin Görevleri

Antiemperyalist Platform: Hegemonyacılığı ve Emperyalizmi Hedef Tahtasına Koyan Bir Sosyalist Örgüt Kuruldu

Aşağıdaki Yazı Dünya Antiemperyalist Platform'un Sitesinden Alınmıştır https://wap21.org/?p=1472

14 Ekim 2022

Küresel savaşın yükselen dalgası ve anti-emperyalistlerin görevleri

Dünyada her yerde işçiler ve ezilen halklar için ciddi bir tehlike karşısında bulunuyoruz. NATO ile Nato'nun  baş hedefleri olan Rusya ve Çin arasındaki Ukrayna'da devam eden mevcut vekalet savaşının dünyanın en güçlü askeri güçleri arasında açık bir savaşa dönüşmesi halinde, bunun bizi yalnızca şimdiye kadar görülmüş en büyük ve en korkunç yangına değil, aynı zamanda topyekûn bir nükleer savaşa da götürebileceği tartışmasız bir gerçek.

Emperyalist savaş dürtüsünün bizi ittiği yön şu: 3. Dünya Savaşı'na ve nükleer bir çatışmaya doğru gidiyoruz. Belki de geleceğin tarihçileri geriye dönüp baktıklarında 3. Dünya Savaşı'nın ilk atışlarının çoktan yapıldığını görecekler.

İnsanoğlu olarak aklıselimin galip geleceğini ve emperyalistlerin bile nihayetinde böyle bir senaryodan kimsenin 'kazanamayacağını' anlayacağını ummaktan başka bir şey yapamayız.

Ne yazık ki, tekelci sermayenin büyük depolarının temsilcileri olarak rolleri gereği emperyalistler bu tür basit insan mantığı tarafından yönlendirilmekten acizdirler. Genişlemek, birikmek ve egemen olmak ya da ölmek zorunda olan sermayeleri adına hareket etmek zorundadırlar. Bu, emperyalist ekonomik sistemin demirden bir yasasıdır ve bu nedenle en açık ve en güçlü argümanlar bile temsilcilerini asla 'makul' davranmaya ikna edemez.

Bu, anti-emperyalistler için tarihi öneme sahip bir andır. ABD'nin kendi üstünlüğüne engel olarak gördüğü ülkelere -İran'a, Kuzey Kore'ye, Küba'ya ve özellikle de Rusya ve Çin'e- yönelik artan saldırganlığına tanıklık ederken, bu savaş dürtüsüne vereceğimiz yanıtın önemsiz ya da akademik bir mesele olmadığı açıktır. Analizimiz eylemimizin temelini oluşturmaktadır ve eylemimizin içeriği, emperyalizme karşı, barış ve sosyalizm için emekçi kitlelerin çıkarları doğrultusunda dünyadaki durumu etkileme girişimlerimizin etkinliğini belirleyecektir.

ABD egemenliğindeki NATO bloğu, Ukrayna'daki saldırganlığının hem askeri hem de ekonomik açıdan başarısız olmasına rağmen, geri adım atma ya da yaklaşımını değiştirme yönünde hiçbir işaret göstermemektedir. Aksine, ABD'nin dünyadaki hegemonik konumunu her ne pahasına olursa olsun kurtarmaya yönelik çaresizliği, onu savaşı genişletmenin ve uzatmanın yollarını aramaya yöneltiyor. Tüm kanıtlar karşısında, ABD egemen sınıfı açıkça rakiplerini yıpratmanın ve galip gelmenin bir yolunu bulacağını umuyor.

Böylece hem NATO savaşının Avrupa'daki komşu ülkelere sıçraması hem de Asya'daki ülkelere yayılması olasılığıyla karşı karşıyayız. Tayvan ve Güney Kore'deki son provokasyonlar ve NATO'nun Çin ile her cephede gerilimi durmaksızın tırmandırması, bu pervasızca daha fazla ve daha büyük çatışmalara doğru gidişi doğrulamaktadır.

Ukrayna'da NATO destekli güçler Rusya'ya karşı vekalet savaşını sürdürürken, uluslararası komünist harekette iki FARKLI çizgi ortaya çıkmıştır.

Bir tarafta savaşın işçilerin taraf olmadığı emperyalistler arası bir çatışma olduğunda ısrar edenler; diğer tarafta ise sadece bir tarafın saldırgan bir emperyalist savaş yürüttüğüne, diğer tarafın ise haklı bir öz savunma savaşı yürüttüğüne inananlar var. Bu iki çizgi, mevcut savaşa ilişkin açıklamalarında ve dolayısıyla işçilerden bu savaşa karşı takınmalarını istedikleri tutumda da büyük farklılıklar göstermektedir.

Bu tarihi önemdeki anda, biz aşağıda imzası bulunan partiler, aşağıdaki temel noktaların ülkelerimizdeki kitlelere açıklığa kavuşturulması ve emperyalist savaş dürtüsüne ve anti-emperyalist ve savaş karşıtı hareketlere yönelik yönelimimize rehberlik etmesi gerektiği konusunda hemfikiriz:

– Ukrayna'daki savaşın 'Rus saldırganlığının' değil, batılı emperyalist savaş dürtüsünün, özellikle de ABD emperyalizminin dünya üzerindeki zayıflayan hegemonyasını güçlendirmeyi amaçlayan ABD'nin savaş dürtüsünün bir sonucu olduğu.

– Bu savaş gerçekten de ABD'nin 2014 yılında Kiev'de faşist bir darbeyi finanse etmesi, silahlandırması ve örgütlemesiyle başladı. Bu darbenin ardından, darbe hükümetinin dayatmalarını kabul etmeyi reddeden doğu Donbass bölgesi halkı tarafından sekiz yıl süren antifaşist bir savaş yürütüldü (14.000 kişinin ölümüyle sonuçlanan bu savaş batı medyasında neredeyse hiç ilgi görmedi).

– NATO'nun SSCB'nin dağılmasından bu yana Rusya'ya karşı amansız bir savaş yürüttüğünü ve bu savaşa destek olarak Rusya'nın sınırları boyunca düşman askeri üslerini sürekli olarak ilerlettiğini – SSCB'nin son günlerinde NATO'nun "doğuya doğru bir adım bile atmayacağı" yönündeki yalan güvencelere rağmen.

– Batılı gizli servisler, Rusya'yı Ukrayna'nın düşmanı olarak göstermek için ülkedeki vekillerine Ukrayna'nın tarihini yeniden yazmalarında yardımcı oldular. Bu süreçte 2. Dünya Savaşı Nazi işbirlikçilerini rehabilite ettiler, Rus dilini yasakladılar, Rusça konuşanları günah keçisi ilan ettiler, bir nesil çocuğa tarihi yalanlar ve ırkçı fikirler aşıladılar ve iki katmanlı bir etnik apartheid devleti yarattılar.

– Savaşın bugünkü aşamasının aslında NATO ve onun Ukraynalı vekilleri tarafından, Rusya ile yeni bir Avrupa barış ve güvenlik çerçevesi hakkında görüşmeyi kabul etmek yerine, Donetsk ve Lugansk'taki kurtarılmış antifaşist bölgeleri 'geri almayı' amaçlayan silahlı bir istilaya hazırlık olarak sivillerin bombalanmasını ve Donbass sınırı boyunca Ukrayna askeri güçlerinin yığınağını hızlandırarak başlatıldığını görüyoruz.

– Emperyalistlerin Ukrayna'nın iç işlerine bir asırdan fazla bir süredir, her zaman Rusya'ya/SSCB'ye karşı bir koçbaşı olarak kullanmak amacıyla karıştıklarını ve çeşitli güçlerin 80 yıldan fazla bir süredir ülkedeki faşistleri desteklediklerini. Ukrayna halkının belli bir düzeyde bağımsızlığını sürdürme ya da Rusya ile dostane ilişkilerini koruma girişimleri, son yıllarda batı destekli iki darbeye yol açmıştır (2004, 2014).

– Donbass'ta 2015 Minsk 2 anlaşmasında vaat edilen ateşkese, Ukrayna'nın faşistlerini silahlandırmaya ve cesaretlendirmeye devam eden ABD, İngiltere ya da NATO tarafından hiçbir zaman uyulmadı. Ukrayna tarafı direnen sivil bölgeleri bombalamaya devam ederken, Donbass boyunca devasa tahkimat hatları inşa etti ve silahlı kuvvetleri NATO'dan kapsamlı eğitim ve yeniden yapılanma aldı. Bu da ülkeyi NATO'nun en büyük ordusuna ev sahipliği yapan, adı dışında her şeyiyle bir NATO üyesine dönüştürdü.

– Ukrayna'yı kanunsuz bir himaye bölgesine dönüştüren, halkını yeniden sömürgeleştirip köleleştiren ve ekonomisini yağmalayan ABD, Ukrayna topraklarını sadece Rusya'yı değil tüm dünyayı tehdit eden bir biyolojik silah geliştirme programı için kullanmakta kendini özgür hissetti.

– Rusya'nın operasyonunun başlamasından önceki yıl, yardakçı Zelenskiy rejimi Ukrayna'nın (Avrupa'daki tek hedefi Rusya olan) NATO'ya katılmayı planladığını tekrar tekrar iddia etti ve ülkenin kendi nükleer silah programını (Ukrayna'dan sadece birkaç dakikalık uçuş mesafesindeki Rus şehirlerini hedef alabilecek) geliştirme niyetini açıkladı. Aynı zamanda, 2014 referandumunda halkın ezici iradesiyle Rusya Federasyonu'na geri dönen Kırım'ı 'geri alma' niyetini defalarca ilan etti.

– Özgürlük ve demokrasinin kalesi olmaktan çok uzak olan Ukrayna, önce komünist partinin daha sonra da tüm muhalefet partilerinin yasaklandığı, bağımsız medyanın kapatıldığı, antifaşist siyasi aktivistlerin ve gazetecilerin zulme uğradığı ve öldürüldüğü, Nazi haydutlarının ortalıkta cirit atarak halkı terörize ettiği ve hukukun üstünlüğünün yerini tamamen kuvvetin üstünlüğünün aldığı bir ülkedir. Kötü şöhretli Azov taburu ve diğer faşist milislerin tamamı emperyalist eğitmenler tarafından silahlandırılıp eğitilmiş ve daha sonra Ukrayna'nın ulusal muhafızları ve düzenli askeri yapılarına dahil edilmiştir.

– Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, emperyalistler vekaleten haksız ve suç teşkil eden bir saldırı savaşı yürütürken, Rus tarafının Donbass halklarıyla ittifak halinde, emperyalist saldırıya karşı haklı bir meşru müdafaa savaşı yürüttüğü ve bunun aynı zamanda Ukrayna'daki ezilen Rusların ulusal kurtuluş savaşı olduğu açıktır.

Ayrıca, işçilerin  bu savaşta 'taraf olmadıkları' yalanına karşı çıkmalarının ve bu yalanı ifşa etmelerinin büyük önem taşıdığına inanıyoruz, çünkü bu savaş her ikisi de emekçi ve ezilen kitlelerin düşmanı olan 'iki emperyalist grup' arasındadır. Bu amaçla aşağıdaki hususlara açıklık getirmek istiyoruz:

– Halihazırda patlak vermiş ya da patlak verme tehdidi altında olan çatışmalar münferit ve yerel meseleler olmayıp, ABD'nin küresel hegemonyasını sürdürme çabasının ayrılmaz bir parçasıdır. Libya ve Suriye'den Ukrayna, Tayvan ve Güney Kore'ye kadar, emperyalistler vekil ordularını beslemek için dünyanın dört bir yanından silah ve top yemi göndermekten çekinmiyorlar ve bu çabalara birleşik bir anti-emperyalist dünya cephesi tarafından karşılık verilmelidir.

– Bugünün Rusya'sı kapitalist bir ülke olsa da, sosyalist geçmişi ona emperyalist kontrole karşı kendini savunabilme yeteneği (güçlü bir ordu, ileri teknolojik ve endüstriyel yetenekler, çeşitli bir ekonomi ve iyi eğitimli bir nüfus) bırakmıştır. Rus finans kapitali dünyayı yağmalamıyor ve hükmetmiyor. Rusya başka hiçbir ülkeyi işgal etmemiş ya da saldırgan olmamıştır ve Rusya'nın ordusu sınırlarının dışına sadece müttefiklerinin (örneğin Suriye, Kazakistan) yardımına, onların daveti üzerine ve onların şartlarına göre çıkmaktadır. Hiçbir ülke Rusya'ya askeri ya da borç köleliği yapmamaktadır. Dolayısıyla Rusya'nın emperyalist bir ülke olduğunu söylemek doğru değildir.

– Çin, devrimci temelleri sayesinde anti-emperyalist dünya cephesinin kilit noktası haline gelmiş, gelişmekte olan büyük bir ülkedir. Pazar ekonomisine girmesine rağmen Çin, ekonomik ve sosyal yaşamının hayati yönlerini halkının uzun vadeli çıkarları doğrultusunda planlama yeteneğini korumaktadır – bilimsel, teknolojik, endüstriyel ve askeri üslerini geliştirmek, halkını eğitmek ve dünyadaki birçok küçük ve yoksul gelişmekte olan ülkeye teknolojik, lojistik ve altyapı yardımı sunmakta.

– Çin hiçbir savaş başlatmamıştır ve başkalarının kaynaklarını yağmalayarak ya da halklarını aşırı sömürerek yaşamamaktadır. Diğer gelişmekte olan ülkeleri yoksulluk tuzağından çıkarmak için teknoloji transferi ve altyapı geliştirme destekleri sağlayarak emperyalistleri öfkelendiren ve böylece emperyalistlerin bu ülkeleri ekonomik kölelik altında tutma becerilerini baltalayan Çin karşısında hiçbir ulus askeri ya da borç köleliği içinde değildir. Dolayısıyla Çin dünyadaki işçilerin düşmanı değil dostudur ve onu emperyalist olarak tanımlamak da aynı şekilde yanlıştır.

– Çin ve Rusya'nın NATO gangsterleri tarafından rakip emperyalistler olarak değil, emperyalistlerin 1991'de SSCB'nin çöküşünden sonra kendilerine her zaman güvence altında olduğunu söyledikleri ABD dünya hegemonyasının önünde bir engel teşkil ettikleri için hedef alındıklarını….

– Rusya ve Çin arasındaki büyüyen ittifakın dünya halklarına umut verdiğini: ABD egemenliğine ve emperyalist süper sömürüye karşı bir alternatif umudu. Güçlü bir anti-emperyalist kamp, kana susamış NATO ittifakının saldırgan planlarına karşı halklarımızın en iyi savunmasıdır – yaklaşan nükleer savaş tehdidine karşı en iyi savunmamızdır. ABD'yi iflas eden sistemini kurtarmak için çaresizlik içinde nükleer düğmeye basmaktan alıkoyacak tek şey, muhaliflerinin de onu vurabilecek bir konumda olduğu korkusudur.

– İnsanlık, ABD'nin Doğu Avrupa'daki vekalet savaşının yakında Doğu Asya'daki başka alanlara da yayılması gibi güçlü bir olasılıkla karşı karşıyadır. ABD emperyalizmi tarafından zorlanan NATO'nun Çin'i sürekli gereksiz provokasyonlar ve ekonomik, diplomatik ve askeri gerilimleri tırmandırma yoluyla 'izole etme' yönündeki Hint-Pasifik stratejisi, Tayvan ve/veya Güney Kore'nin her an bu saldırgan savaşta yeni bir cephe haline gelebileceği ihtimalini güçlendirmektedir.

– ABD emperyalizmi, onlarca yıllık 'tek Çin' taahhüdüne rağmen, Tayvan'daki vekil hükümeti aracılığıyla Tayvan'ın Çin'den kalıcı olarak ayrılması politikasını agresif bir şekilde sürdürmektedir. Aynı zamanda ABD, kukla Güney Kore ordusuyla birlikte, Kuzey Kore'ye karşı bir işgal ve nükleer saldırı provası yapmayı amaçlayan, giderek daha sık ve devasa askeri 'tatbikatlar' gerçekleştirmektedir.

– Bu provokasyonlar Çin ve Kore halklarının emniyet ve güvenliğine yönelik çok ciddi ve kabul edilemez bir tehdittir – tıpkı bu yılın başında Rus halkının NATO güçlerinin sınırlarına hızla yığılması, Donbass'ın ve hatta Rusya'nın kendisinin işgali tehdidi ve ABD'nin Ukrayna'daki vekil hükümetinin resmi NATO üyeliği ihtimaliyle karşı karşıya kalmasıyla Rusya'ya yönelik provokasyonun göz ardı edilemeyecek kadar ciddi hale gelmesi gibi.

– Çin için Tayvan meselesi ve Kuzey Kore için Güney Kore meselesi, geçici olarak bölünmüş uluslarının toprak bütünlüğü ve yeniden birleşmesi meseleleridir. Anti-emperyalist ve sosyalist dünya söz konusu olduğunda, bu ülkelerin sömürge olarak işgal edilmiş ve baskı altında tutulan topraklarını kurtarmak için devredilemez bir hakları vardır.

– ABD emperyalizminin Pasifik'te Quad (ABD-Japonya-Avustralya-Hindistan) işbirliği grubunu ve Aukus (Avustralya-İngiltere-ABD) askeri ittifakını oluşturması, Avustralya, Japonya ve Güney Kore'yi son NATO zirvesine katılmaya davet etmesi (her üçünün de sözde 'kuzey Atlantik' ve 'savunma' ittifakına entegre edilmesi amacıyla) emperyalistlerin küresel ölçekte savaş kışkırtma hırslarını açıkça ortaya koymaktadır.

Tüm bunların ışığında, komünistlerin ve anti-emperyalistlerin dünya çapında geniş bir anti-emperyalist cephede ortaklaşmalarının ve her yerdeki işçilere karşı çıkılması gerekenin Rusya ve Çin değil, NATO'nun başını çektiği ve ABD'nin de aralarında bulunduğu emperyalist güçler olduğunu anlatmalarının hayati önem taşıdığına inanıyoruz.

Halkımızı bu gerçekler konusunda eğitmenin yanı sıra, komünistler ve anti-emperyalistler bu yönelimi savaş karşıtı harekete kazandırmak için çok çalışmalıdır. Kendilerine 'komünist' ve 'sosyalist' diyen ve Ukrayna'daki savaşı her iki tarafın da eşit derecede saldırgan ve suçlu olduğu 'emperyalistler arası' bir çatışma olarak ilan eden bazı güçlerin yanıltıcı ve tehlikeli uygulamalarına karşı çıkmalıyız.

Bu çizgi yanlış bir teorik önermeye (kapitalist dünyadaki her büyük ekonominin otomatik olarak emperyalist olması gerektiği, hatta her kapitalist ekonominin emperyalizm 'unsurları' taşıdığı) dayanmaktadır ve gerçekten etkili bir anti-emperyalist savaş karşıtı hareketin en militan ve aktif kesimleri olma potansiyeline sahip işçilerin kafasını karıştırarak, moralini bozarak ve nihayetinde onları terhis ederek düşmanlarımızı sevindirmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Savaş karşıtı harekete vermemiz gereken mesajlar şunlardır:

– Her yerde insanları 3. Dünya Savaşı ile tehdit eden Rusya, Çin ya da Kuzey Kore saldırganlığı değil, gerçekte ABD'nin silahlı kuvvetleri için bir paravandan biraz daha fazlası olan suçlu NATO ittifakının kar odaklı savaş güdüsüdür.

– Rusya, Çin ve Kuzey Kore, emperyalistlerin dünya hegemonyasına ciddi bir tehdit oluşturdukları için emperyalist saldırganlığın hedefidir. Özellikle Rusya ve Çin sadece emperyalist zorbalığa karşı kendilerini savunmakla kalmaz, aynı zamanda küçük ya da ekonomik olarak zayıf gelişmekte olan ülkelerin kendi ayakları üzerinde durmalarına ve emperyalist sömürgecilik ve borç köleliğinden kurtulmalarına yardımcı olabilirler.

– Savaş karşıtı aktivistler ülkelerindeki kitleleri emperyalist savaş çabalarıyla aktif işbirliği yapmama kampanyası için seferber etmelidir. İşçiler bireysel olarak güçsüz olabilirler, ancak birlikte emperyalist savaş makinesini durduracak güce sahiptirler. Tüm dünyada amacımız NATO'nun savaş makinesini mümkün olan her şekilde sabote etmek olmalıdır: ordularında savaşmayı ya da onlara yardım etmeyi reddederek (doğrudan ya da vekaleten); adamlarını ve malzemelerini taşımayı reddederek; üslerinin topraklarımızda engelsiz çalışmasına izin vermeyerek; silahlarını ve diğer hayati ekipmanlarını üretmeyi ya da tedarik etmeyi reddederek; propaganda yalanlarını yayınlamayı, basmayı ya da dağıtmayı reddederek; ticaret ve yaptırım savaşlarıyla işbirliği yapmayı reddederek.

– Bu dönemde gerçek anti-emperyalistlerin sloganları şu olmalıdır: NATO liderliğindeki emperyalist ittifaka yenilgi! Ulusal kurtuluş ve anti-emperyalist direniş güçlerine zafer! Emperyalist savaşla işbirliğine hayır!

– Hızlanan savaş dürtüsü, ekonomik kriz, açlık krizi, çevre krizi ve daha fazlası, emperyalist ekonomik sistemi ortadan kaldırma ihtiyacının her zamankinden daha acil olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir