Bugün Dünyadaki En Yaygın Yeni Dış Politika Trendi: Dengeleme Politikaları (Hedge)

Yazar: Cemre Elagöz

Wang Dong'un "Çin'in Amerika'ya Karşı Politikası: Çin ABD'yi Bölgeden Kovmak mı İstiyor?" Makalesindeki Görüşleri Üzerine Bir Yorum

ABD önderliğindeki eski Batılı ittifak yapısı büyük çatlaklar yaşıyor, Amerika'da "Önce Amerikan Çıkarları Gelir"  politikası liberalleri de etkisi altına almış, ABD'nin hem Batı ittifakına önderliği hem de dünya sistemine zora dayalı ve mali gücüne dayalı kurumsal önderliği ciddi bir aşınma geçirmiştir. Birçok Marksist artık sosyalist Çin'in yeni bir küresel kutup olarak yeni bir vizyonla dünyaya yeni bir kurumsal düzen ve yeni normlar getirme şansına sahip olduğunu düşünüyor ve tartışıyor. Uluslararası sistemde birçok ülke ekonomik güvenlik, ulusal güvenlik ve ulusal çıkarlarını azamileştirme güdüsüyle dış politikada riskleri dengeleme politikası izlemeyi tercih ediyor.

ÜLKELER KAMP DEĞİŞTİRMEDEN KAMP DIŞINDAKİ ÜLKELERLE ÇOK KAPSAMLI İLİŞKİLER GELİŞTİREBİLİYOR

Dünyada gelişen çok kutupluluk trendinden ve Amerikan önderliğinin zayıflamasından yararlanmaya çalışıyor. Türkiye gibi bir çok ülke genel olarak Batı yanlısı olmasına karşın tek tek meselelerde kendi çıkarına uygun ilişkiler ve işbirlikleri geliştiriyor. Hatta NATO ittifakı boyunduruğu altında olan Türkiye müttefiklerini huzursuz eden girişimlerde bulunuyor. Avrupa, Asya, Afrika, Kafkaslar Ortadoğu ve Balkanlarda görece özerk girişimlerde bulunuyor.

Prof. Wang Dong, Uluslararası Çalışmalar Okulu'nda Doçent ve Pekin Üniversitesi Çin-ABD İnsani Alış-Verişler Enstitüsü Başkan Yardımcısı

Wang Dong ekteki uzun makalesinde şu görüşleri savunuyor:  Soğuk Savaş'ın bitişi dünyanın birçok bölgesindeki devletlerde riskleri dengeleme dış politika davranışlarının ortaya çıkmasına neden oldu. Riskleri dengeleme politikası, uluslararası ilişkilerde, sistemde var olan belirsizliklerden kaynaklanan riskleri azaltmayı ya da en aza indirmeyi, ülkelerin dış politika ve ekonomi alanında manevra özgürlüğünü arttırmayı, stratejik seçenekleri çeşitlendirmeyi ve rakiplerin tercihlerini şekillendirmeyi amaçlayan bir risk sigortalama stratejisi olarak kullanılıyor. Bu politikalar, güçler dengesinin sağlamaya giden yolda karşılıklı bağımlılıktan birbirini ağ gibi sarmaya kadar değişen hem işbirlikçi hem rekabetçi stratejik araçlardan oluşan bir çeşitleme ya da karma bir stratejiye denk düşmektedir.

Ülkelerin izlediği bütün riskleri dengeleme politikası portföyleri, işbirlikçi ve rekabetçi stratejik araçların bir bileşiminden oluşur. Doğu Asya'daki ülkeler, Çin'in niyetleri konusunda emin olamadıkları ve Pekin ile Washington arasında taraf seçmek istemedikleri için, Çin'in yükselişinden ve olası bir ikili kutup ya da ikili kamp yapısının ortaya çıkması durumundan kaynaklanan stratejik belirsizlikleri ve olası riskleri en aza indirmeye dönük bir çaba olarak riskleri dengeleme stratejisini giderek daha fazla uyguluyorlar.

Çin'in hızlı yükselişi, Doğu Asya'da Amerikan hegemonyasına dönük çeşitli tehditleri ortaya çıkarmıştır ve Doğu Asya'da bölgesel düzeni yeniden şekillendirmesi kaçınılmazdır.

Ancak, kısa ve orta vadede, Çin'in bu bölgede ABD'nin başını çektiği ittifaklar sistemine karşı meydan okuyan bir rakip ittifak inşa edebilmesi mümkün görünmemektedir. Çin, Birleşik Devletler'i Doğu Asya'dan çıkarmaya çalışmak yerine, riskleri en aza indirmeye yardımcı olan, manevra özgürlüğünü genişleten, kendi stratejik seçeneklerini çeşitlendiren ve Birleşik Devletler'in tercihlerini ve davranışlarını şekillendiren bir riskleri dengeleme stratejisini benimsiyor. Aslında, Pekin uluslararası sistemde ABD hakimiyetini açıkça tanıdığını davranışlarıyla gösteriyor ve mevcut sisteme katılmaya ve onu reforma tabi tutmaya dönük isteğini vurgulamaya devam ediyor.

2012 yılında Şi Jinping yönetiminin göreve başlamasından itibaren, Çin süreklilik ile değişimleri bir arada kavrayan bir dış politika izlemektedir. Daha da temel olarak, Çin bugün halen dış politikasını barışçıl kalkınma stratejisi üzerine kurmaktadır.

"Barışçıl kalkınmaya dayanan stratejik düşünceleri zenginleştirme" çağrısında bulunan Çin devlet başkanı Şi Jinping, Kasım 2014'te gerçekleştirilen İkinci Merkezi Dışişleri Çalışma Konferansı'nda, Çin'in temel niteliği kazan-kazan işbirliği olan "yeni tarzda bir uluslararası ilişkiler modeli" inşa etmeyi savunması gerekmektedir. Şi Jinping'e göre, Çin, ortak, kapsamlı, işbirliğine dayanan ve sürdürülebilir güvenliği içeren yeni güvenlik görüşünü savunmalıdır. Aynı zamanda komşu ülkelerine dönük olarak "dostça ilişkiyi, samimiyeti, karşılıklı faydayı ve kapsayıcılığı" teşvik etmeli ve "uluslararası sistemi ve küresel yönetişimi reforma tabi tutmak" için çalışmalıdır.

EKTE  WANG DONG'UN BU KONUDAKİ MAKALESİNİ OKUYABİLİRSİNİZ.

Yorum Bırakınız