Şi Cinping

Marksizm Nedir? Nasıl Bir Teorik Sisteme Sahiptir? Marksizm'i İncelemek Nedir?

Xi Jinping: Marx’ın Doğumunun 200. Yıl Toplantısındaki Konuşmasından Bir Parça 

Şi Cinping: Marx'ın Doğumunun 200. Yıl Toplantısındaki Konuşmasından Bir Parça 

Çeviren: Deniz Kızılçeç

Marx büyük bir insandı, yenilmez ve gözü pek bir ruha sahipti, yine de o bizler gibi etten kemikten bir insandı. Hayatı tutku ile severdi; samimi, dürüst, duygulu, sorunlara önyargısız ve insanlara eşit gözle yaklaşan biriydi. Marx ve Engels'in devrimci dostluğu 40 yıl sürmüştü. Lenin'in bir yazısında söylediği gibi, "Eski efsanelerde pek çok etkileyici dostluk örneği vardır", fakat Marx ve Engels'in dostluğu "eski çağların insanlar-arası dostluklarıyla ilgili en etkileyici hikayelerde gördüklerimizi bile aşıyordu". Marx devrimci davayı büyük özveriyle finanse etti; yaşamının en zor anlarında bile birlikte mücadele ettiği devrimci yoldaşlarına yardım edebilmek için yapabileceğinin en fazlasını yaptı. Marx ve eşi Jenny, birçok zorluklara birlikte katlanarak ideallerin ve aşkın ilahi bir senfonisini bestelediler.

Yoldaşlar,

Marx'ın bize bıraktığı en etkili ve en değerli mirası, onun ismiyle anılan Marksizm (Çeviren. Marksizm'in teorik sistemi). Bu teorik sistem etkileyici bir gündoğumu gibi insanlığın tarihin örüntülerini keşfettiği ve kendi kurtuluşunu aradığı yolu aydınlatır. Marx'ın meşhur sözü gibi "Eleştiri silahı tabii ki silahların eleştirisinin yerini alamaz, maddi bir güç maddi güçle alaşağı edilmek zorundadır; ancak teori kitlelerin eline geçtiği andan itibaren değiştirici bir maddi güce dönüşür. Marksizm başlıca üç bileşen parçadan oluşur: felsefe, politik ekonomi ve bilimsel sosyalizm. Ayrı ayrı ele alındıklarında, bu bileşenlerin kökleri klasik Alman felsefesi, klasik İngiliz politik ekonomisi ve ütopik Fransız sosyalizmindedir. Ancak bu kaynakların nihayetinde Marksizm'in içine rafine edilebilmesinin temel nedeni Marx'ın dünyaya ve içinde yaşadığı çağa dair keskin gözlemleri ve toplumun gelişiminin altında yatan örüntülere dair derin bilgi ve araştırmaya sahip olmasıdır. Marx'ın yazdığı gibi "Komünistlerin vardığı teorik yargılar hiçbir şekilde şu veya bu "sözde evrensel reformcu" birileri tarafından keşfedilmiş veya da bulunmuş fikirlere veya (soyut-tarih üstü) ilkelere dayalı değildir. Bu teorik yargılar, -genel düzeyde- yalnızca süren mevcut sınıf mücadelelerinden ve gözlerimizin önünde cereyan eden bir tarihsel hareketten türeyen gerçek ilişkileri ifade ederler."

Bizler sadece ve sadece insanlık tarihinin uzun seyrini dikkate alarak tarihsel hareketlerin özüne ve içinde bulunduğumuz çağın gelişmelerinin yönüne dair bir perspektif edinebiliriz. Marx'ın bilimsel araştırması tam da Lenin'in anlattığı gibidir: "O eleştirel bir tarz ile insan toplumu tarafından yaratılmış her şeyi yeniden şekillendiriyor, bunu yaparken tek bir detayı bile gözden kaçırmıyordu. Böylece o insan düşüncesinin yaratmış olduğu her şeyi (fikri), yeniden değerlendirmeye ve işçi sınıfı hareketi yönünden eleştiriye tabi tuttu ve tüm bu fikirleri işçi sınıfı hareketi üzerinde doğrulamaya girişti ve bu işlemler sonucunda burjuvazinin sınıfsal kısıtları tarafından kuşatılmış ya da burjuvazinin önyargılarına bağlanmış insanların çıkartamayacağı yeni yargılar üretti."

Marksizm bilimsel bir teoridir; insan toplumunun gelişiminin altında yatan örüntüleri ustalıkla açığa çıkarır. Ütopik sosyalistler, Marx'ın bilimsel sosyalizm üzerine fikirlerini savlamasından çok daha öncesinden beri var olmuşlardı; toplumun kötülükleri ve hastalıklarından ve ideal topluma ilişkin kulağa güzel gelen pek çok fikirleri vardı. Ancak onlar toplumun gelişiminin altında yatan örüntüleri kavramadıkları için, ideallerini gerçekleştirecek etkili bir yol bulamadılar ve sonuç olarak onların fikirlerinin toplumun gelişmesine gerçek bir etkisi olmadı. Marx'ın keşfettiği iki teori, tarihsel materyalizm ve artı değer teorileri, birincisi toplumun gelişiminin altında yatan örüntüleri ortaya koydu, ikincisi kapitalist faaliyetleri yöneten spesifik yasaları gün ışığına çıkarttı. Bu keşifler insanlığın zorunluluk aleminden özgürlük alemine ilerlemesini olanaklı kılan yolu aydınlattı ve insanlığın özgürlüğü ve kurtuluşu gerçekleştireceği yola ışık tuttu.

Marksizm, insan-yönelimli bir teoridir, insanların kendi öz-kurtuluşlarını kendi çabaları ile elde edebilmeleri için kurulmuş olan ilk düşünce sistemidir. Marksizm, çok kapsamlı ve derinlikli bir yapıya sahip olmasına karşın, tek bir cümle içinde özetlenebilir – insanlığın özgürleşmesinin peşinde olmak. Marks'tan önce toplumda hakim konumda bulunan teoriler, topluma hükmeden sınıflara hizmet eden teorilerdi. Marksizm, insanlar için özgürlüğe ve kurtuluşa giden yolu–halkın (talep ve özlemleri) perspektifinden keşfetmeye girişen ilk teoriydi; Marksizm, -en nihayetinde- içinde baskı ve sömürü olmayan, insanların eşit ve özgür olduğu ideal bir toplumun yaratılmasının yolunu sergilemek için bilimsel teorileri kullanır. Marksizm'in etkisi çağların ve ülkelerin sınırlarının ötesine uzanmaktadır, çünkü onun kökleri insanların içindedir ve Marksizm insanlık için doğru olan seyir yolunun, insanların üzerinde tarihi ileriye doğru ittikleri yol olduğunu açıklar.

Marksizm pratiksel bir teoridir; insanlara kendi edimleriyle (pratikleri ile) dünyayı değiştirmelerine yol gösterir. Marx bir yazısında "Tüm toplumsal yaşam, özünde pratiktir" ve "Filozoflar şimdiye kadar yalnızca dünyayı çeşitli şekillerde yorumladılar, önemli olan onu değiştirmektir" ifadelerini kullanmıştı. Pratik ve varoluş Marksist epistemolojinin temel duruş noktalarıdır ve Marksist teoriyi diğer tüm teorilerden ayırt eden niteliği pratiksel olmasıdır. Marksizm araştırmaya hapsolmuş bir akademizm değildir, aksine Marksizm insanların önlerine konulmuş yaşamlarını ve önlerine konulmuş pratiklerini değiştirmek için kurulmuştur. Marksizm –pratik içinde– insanlığın özgürleşme peşinde koştuğu yol içinde ortaya çıkmış, rafine edilmiş ve sürgit zenginleştirilmiş ve   insanların dünyayı anlaması-kavraması ve yeniden şekillendirmesi için güçlü bir ilham kaynağı sunmuştur.

Marksizm, açık uçlu ve sürekli gelişen ve derinleşen bir teoridir; Marksizm daima çağının en önündedir. Marx, Marksizm'in bir dogma olmadığı, pratikteki değişikliklerle birlikte sürgit derinleştirilmesi ve geliştirilmesi gereken bir eylem rehberi olduğunun unutulmaması için insanları tekrar tekrar uyarmıştır. Marksizm'in gelişmesinin tarihi, onun Marx, Engels ve onların ardıllarının çabalarıyla çağların, toplumsal pratiğin ve bilginin gelişimine uyarlı olarak geliştirilmesinin tarihidir. Onun gelişim tarihi daima süren bir öz-arıtma ve öz-derinleşmenin tarihidir, insanlığın tüm saygın kültürel ve düşünsel kazanımlarını içselleştiren ve özümseyen bir öz-arıtmanın tarihidir. Bu yüzden Marksizm, çekici tazeliğini ve gençliğini ilelebet korumayı başarabilmekte ve içinde bulunduğu çağın gelişmeleri ile birlikte ortaya çıkan yeni sorunlarını keşfetmeye devam edebilmekte ve insanlığın karşılaştığı yeni meydan okumalara yanıtlar üretmeyi sürdürebilmektedir.

Marx'ın Görüşlerini İncelemenin ve Pratiğe Geçirmenin Bugünkü Anlamları

(Başlık çevirmenin)

Marx'ı incelemek Marksist düşüncenin insan toplumunun gelişiminin derinliğindeki örüntüler (yasalar) üzerine yaptığı araştırmayı incelemeyi ve onu pratikleştirmeyi gerektirir. Marx yaptığı araştırmada insan toplumunun nihai olarak komünizme doğru ilerlediğini–bu önlenemez olan eğilimi– ortaya çıkardı. Marx ve Engels geleceğin toplumunda (komünist toplum) "birimizin özgürce gelişmesinin hepimizin özgürce gelişiminin koşulu olduğu bir topluluğa sahip olacağımız" ve "proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri olmadığını aksine kazanacakları bir dünyanın var olduğunu" sıkı bir şekilde savundular. Marx tarihin akışının ilerletilmesinin, sadece ve sadece insanların kendilerinin efendileri, toplumun ve insan gelişiminin efendileri olmasına bağlı olduğunu ve ancak bu yolla komünizm idealinin zorunlu olarak adım adım -halihazırdaki mevcut koşulların sürekli bir biçimde dönüştürülmesi yoluyla- gerçekleştirileceğini sıkı bir şekilde savundu. Marksizm Komünistlerin sarsılmaz idealleri ve inançlarının kuramsal temelini inşa etmiştir. Diyalektik ve tarihsel materyalizmin–her ikisinin– dünya görüşleri ve yöntemleri üzerine tam bir kavrayışa sahip olmamız ve ve komünizmi gerçekleştirmenin seyir yolu üzerindeki kilometre taşlarını adım adım kazanmayı içeren tarihsel bir süreç olduğunu eksiksiz bir biçimde bilince çıkarmamız olmamız gerekiyor. Bizler soylu Komünizm idealimiz ile Çin sosyalizmi müşterek idealimizi ve aynı zamanda halihazırda kendimizi bağladığımız bugünkü çabaları bir bütünlük içinde görmeli, Çin sosyalizminin dört teması -kültürü, sistemi, kuramı ve seyir yolu- temalarında özgüvenimizde ısrar etmeli ve Çinli komünistlerin inanç ve ideallerine bağlı kalmaya devam etmeliyiz. Marx'ı örnek almalı ve yaşamımız boyunca komünizm için mücadele etmeliyiz.  

Marx'ı incelemek, Marksist düşüncenin halkın tarihin yaratılmasındaki konumunu yüksekte tutma üzerine yaptığı araştırmayı incelemeyi ve onu pratikleştirmeyi gerektirir. Halkla yakın bağlantı Marksizm'in en ayırt edici özelliğidir. Marx'a göre tarihsel edim kitlelerin edimidir. İnsanların özgürlüklerini kazanmalarına sağlamalarına katkıda bulunmak Marx'ın yaşam boyu peşinde koştuğu amacıydı. Daima temel konumumuzun halkın konumu olmasını güvence altına almalı, aynı zamanda temel misyonumuz olarak halkın refahı/iyiliği için mücadele ettiğimizi hiçbir zaman unutmamalıyız; "halka tüm kalbimizle hizmet etme" temel politikamıza bağlı kalmalı ve kitle çizgisi ilkemizi hayata geçirmede ısrar etmeliyiz. Aynı zamanda halkın temel konumuna ve yaratıcılığına saygı duymalı, daima onlarla yakın bağlar içinde olmalı, gücümüzü aşılmaz büyük bir duvara dönüştürmeli ve halkı birleştirmeli ve onlara tarihi ileriye doğru itmelerinde rehberlik etmeliyiz. İşte bunlar bizim için tarihin örüntülerine saygı duyan kaçınılmaz bir seçimdir ve biz komünistlerin (Partimizi kurduğumuzda) bağlandığımız misyonumuza sadık kalmaya devam etmek için kendi inisiyatifimizle üstlendiğimiz bir sorumluluktur.   

Marx'ı incelemek, Marksist düşüncenin üretim ilişkileri ve üretici güçler üzerine yaptığı araştırmayı incelemeyi ve onu pratikleştirmeyi gerektirir. Marksizm bir yandan maddi üretici güçlerin tüm toplumsal varoluşun maddi ön koşullarını oluşturduğunu, diğer yandan maddi üretici güçlerin gelişimindeki belirli bir evreye uygun gelen bu üretim ilişkilerinin bütünlüğünün toplumun ekonomik temeli olduğunu savunur. Üretici güçler toplumsal ilerlemeyi güdüleyen en devrimci ve en dinamik etkenlerdir. "İnsanların kullanımına dahil olmuş olan üretici güçler toplamı bir toplumun niteliğini belirler." Üretim ilişkileri ile üretici güçler ve ekonomik temel ile üst yapı arasındaki karşılıklı etkileşim ve karşılıklı sınırlama toplumsal gelişimin tüm gidişatını yönetir. Ülke düzleminde– üretici güçlerin özgürleştirilmesi ve geliştirilmesi sosyalizmin temel görevidir; aynı zamanda bu görev Çinli komünistlerin keşif çabasını sürdürdüğü ve çözümleri gerçekleştirmek için üzerinde büyük çaba sarf ettiği başlıca ilgi alanıdır. Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren ve özellikle reform ve açılım döneminin dahil olduğu 70 yıl içinde, partimiz halka -ulusal düzlemdeki- üretici güçleri özgürleştirmede ve geliştirmede kararlı çabalarla öncülük etti ve batıda birkaç yüz yıl sürmüş olan gelişimi kısa bir dönem içinde sağladı, böylece kazandığımız bu yeni üretici güçler ülkemizin hızlı bir şekilde yükselmesinin itici gücü olarak onun dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olmasını sağladı.

Bütün alanlarda cesaretle, yaptığımız reformları derinleştirmek, ülkemizin üretici güçlerinin zindeliğini üretim ilişkilerinde ayarlamalar ve dengelenmeler yaparak canlandırmak ve ekonomik temelin gelişimimin gereklerine yanıt verecek şekilde üstyapıyı iyileştirerek ilerlememiz gerekiyor. Bunları yaptığımız takdirde Çin sosyalizminin gelişiminin üretim ilişkilerini ve üretici güçleri yöneten örüntülere (gelişme yasalarına) daha iyi uyum sağlayabilmesini güvence altına alabiliriz.

Marx'ı incelemek Marksist düşüncenin halk demokrasisi üzerine görüşlerini incelemeyi ve uygulamayı gerektirir. Marx ve Engels'in belirttikleri gibi, "Proletarya hareketi, işçi sınıfının öz-bilinçli, bağımsız ve işçi sınıfının muazzam çoğunluğuna dayanan ve bu muazzam çoğunluğun yararına olan hareketidir," "işçi sınıfı iktidara geldiğinde sonra eski devlet aygıtıyla yönetmeye devam edemez," işçi sınıfı "önceki devlet gücünü parçalamalı ve bu devlet gücünü, gerçekten demokratik yeni bir iktidar ile" değiştirmelidir. Devlet organları halkı kontrol etmekten onlara hizmet etmeye doğru dönüşmeli ve bu organlar kamunun denetim ve gözetimini kabul etmelidirler. Çin'e özgü sosyalist politik ilerleme yoluna bağlı kalmalı bir yandan sosyalist demokrasisinin gelişimini güçlendirmeli diğer yandan partinin önderliği ilkesi, ülkenin halk tarafından idaresi ve hukukun egemenliğine dayalı yönetişimin pürüzsüz bir şekilde bütünleştirmeye özen göstermeliyiz.

Aynı zamanda ülkenin halk tarafından idaresinin kurumsal güvencelerini güçlendirmeli, Çin'in yönetişim sistemi ve yönetişim kapasitesinin modernleştirilmesi çabalarımızı hızlandırmalı, halkın coşkusunu, inisiyatifini ve yaratıcılığını tamamıyla harekete geçirmesini sağlamalı ve daha etkili ve sağlam bir halk demokrasisi uygulamalıyız.

Marx'ı incelemek çalışmak Marksist düşüncenin kültürel gelişim üzerine düşüncelerini incelemeyi ve uygulamayı gerektirir. Marx, farklı ekonomik ve toplumsal çevrelerde yaşayan insanların farklı fikirler ve kültürler ürettiğini savunmuştur. Fikirler ve kültür toplumun ekonomik temeli tarafından belirlenmesine karşın, fikir ve kültür de ekonomik temele karşı etkide bulunur. . İleri ve gelişkin fikirler ve ileri kültür kitlelerce bir kez kavrandığı takdirde fikirler ve ileri kültür çok etkili maddi güçler haline gelirler, diğer taraftan eğer eskimiş ve yanlış fikirler ortadan kaldırılmazsa toplumsal gelişimin önünde bir pranga olurlar. Kuramsal araştırma ve bilinç düzeyi ve kültürel güven ulusal ilerlemenin önemli güçleridir, ileri gelişkin değerler ve zihinlerin özgür olması toplumsal canlılığın kaynağıdır. Kültür hem ulusun ruhunu dönüştürür hem de bu ruhu biçimlendirir. Çin'in bugünkü gerçekliklerinin zemininde kalarak, ülkemiz geleceği, tüm dünyayı ve modernleşmeyi kucaklamalıdır. Yönlendirici düşüncemiz olarak, Marksizmin üstyapı içindeki kilit konumunu sağlamlaştırmalı, ileri bir sosyalist kültür geliştirmeli ve sosyalist kültürel-etik (ahlaki) ölçütlere bağlı kalınmasını güçlendirmeliyiz. Ayrıca toplumsal gelişimin tüm alanlarında merkezi sosyalist değerlerin içselleştirilmesini güvence altına almalı, güzel geleneksel kültürümüzü yaratıcı bir biçimde dönüştürmeli ve yenilikçi gelişimini teşvik etmeliyiz. Aynı zamanda halkın politik farkındalık ve ahlaki düzeylerini yükseltmesine yardımcı olmalı, halkın iyi bir kültürü takdir edebilmesine yardımcı olmalıyız. Bunları yaptığımız takdirde Çin kültürüne yeni parıltılar eklemeyi sürdüreceğiz.

Marx'ı incelemek, Marksist düşüncenin toplumsal gelişim üzerine düşüncelerini incelememizi ve uygulamamızı gerektirir. Marx ve Engels geleceğin toplumunda (Komünizm, çevirmen) "üretimin herkes için zenginlik sağlayacak şekilde planlanacağını" ve aynı zamanda "herkes tarafından sağlanan zevklere herkesin katılacağını" öngörmüşlerdi. Engels paha biçilmez çalışmaları sonucunda, Marx'ın Komünist Partisi Manifestosu, Gotha Programının Eleştirisi, Kapital ve diğer eserlerinde ortaya koyduğu bir dizi görüşünü bütünleştirdi. Böylece, Engels sosyalizm koşulları altında toplumun "herkese sağlıklı ve yararlı bir iş, bol refah koşulları ve serbest özgür zaman, en hakiki ve en tam özgürlüğü" nasıl verebileceğini Marx'a uygun bir biçimde açıkladı. İnsanlar daha iyi bir yaşamı arzulamaktadırlar ve bizim hedefimiz bunu gerçekleştirmeleri için onlara yardım etmektir. Bizler halk-merkezli kalkınma felsefemize bağlı kalmalı, halkı daha fazla ilgilendiren en acil ve ivedi meselelere odaklanmalı ve insanların yaşam standartlarını sürekli güvence altına almalı ve geliştirmeliyiz. Toplumsal adalet ve eşitliği ilerletmeli, daha kaliteli bir çocuk bakımı, eğitim, istihdam, sağlık hizmetleri, yaşlı bakımı, barınma ve toplumsal yardımlardan faydalanma imkanlarını sağlamlaştırmalıyız. Bu yolla reformun ve kalkınmanın meyvelerinin tüm halkımızın adil bir şekilde faydalanmasını güvence altına almalıyız. Bunu yaptığımız takdirde, çok-yönlü kapsamlı bir insani gelişimi ilerletecek ve herkes için ortaklaşa refahı gerçekleştireceğiz.

Marx'ı incelemek Marksist düşüncenin insan ve doğa arasındaki ilişki üzerine görüşlerini incelememizi ve uygulamamızı gerektirir. Marx'ın "insan doğadan yaşar" derken anlatmak istediği şey doğanın insana yalnızca bereketli topraklar ve bol balıklarla dolu nehirler, göller, okyanuslar gibi yaşamda varoluş araçlarının kaynağını sağlamadığı aynı zamanda insana üretim araçlarının kaynağını da sağladığıdır.

Doğal dünya içinde insanın varlığını sürdürdüğü doğal koşulları oluşturuyor. Eğer biz insanlar doğa ile birlikte üretirken, doğa ile birlikte yaşarken ve doğa ile birlikte kendimizi geliştirirken, ona iyi davranırsak doğa bize hediyelerini bahşedecektir, ancak tersine "eğer insan bilgisinin kuvvetiyle ve yaratıcı dehası sayesinde doğa güçlerine boyun eğdirirse doğa da ondan intikam alacaktır." (Engels, çevirmen) Doğa yaşamın anasıdır, insan ve doğa biyotik bir komün (topluluk) oluştururlar ve insanlık doğanın yüceliğini görmeli ve ona saygı göstermelidir, doğanın yollarını takip etmeli ve onu korumalıdır. Bizler, insan ve doğa arasındaki uyumu sağlamalı, berrak suların ve yemyeşil dağların paha biçilmez varlıklar olduğunu ciddi bir biçimde bilince çıkarmalı ve ısrarla bu anlayışa göre davranmalı, Çin toplumunun tüm kesimlerini birlikte davranarak ekolojik bir uygarlık inşa etmek için harekete geçirmeli ve güzel bir Çin'i birlikte inşa etmeliyiz. Bunu yaptığımız takdirde, halkımız berrak sular ve yemyeşil dağlar içinde yaşarken doğanın, yaşamın ve varoluşun güzelliğinin değerini bilmelerini güvence altına alabiliriz aynı zamanda ve üretimi arttıran, daha iyi yaşam düzeyi sağlayan ve sağlıklı bir ekosistemi güvence altına alan türden bir sürdürülebilir kalkınma modelini izleyebiliriz.

Marx'ı incelemek Marksist düşüncenin dünya tarihi üzerine görüşlerini incelememizi ve uygulamamızı gerektirir. Marx ve Engels şöyle demişti: "gelişmiş üretim tarzıyla, ticaretle ve bunların doğal sonucu olarak çeşitli uluslar arasındaki iş bölümü ile çeşitli ulusların başlangıçtaki kendi içlerine kapalı yapıları yıkıldıkça, tarih de dünya tarihi haline dönüşür."

Marx ve Engels'in o yaşadıkları günlerde yaptıkları öngörüler o zamandan beri bir gerçeklik olmuştur, tarih ve gerçeklik bu öngörünün bilimsel değerini artan bir şekilde kanıtlamıştır. Bugün, insanlığın birliğinin küreselleşen niteliği hiç olmadığı kadar kapsamlı ve derindir ve ülkeler arasındaki karşılıklı bağlantılar ve karşılıklı bağımlılık her zamankinden daha sık ve sıkıdır. Birleşmiş bir dünyada yaşıyoruz, her kim bu yeni dünyayı reddeder, onlar bu dünya tarafından reddedilecektir. "Beslenen canlılar birbirlerine zarar vermezler, paralel giden yollar birbirlerine müdahale etmez." Bizler dünya tarihi perspektifi içinde kalmalı ve bugünün dünyasında karşılaştığımız sorunları ve gelişme trendlerini incelemeliyiz. Barışçıl bir gelişme yolunu, bağımsız bir barışçıl dış politikayı ve karşılıklı yarar sağlayan bir dünyaya açılım stratejisini izlemeye devam etmeliyiz. Diğer tüm ülkelerle iş birliğini genişletmeyi sürdürmeli, küresel yönetişim sistemine etkin bir şekilde katılmalı ve daha fazla alanlarda ve daha yüksek bir seviyede tüm ülkelerle ortaklaşa gelişim ve karşılıklı yarar dayalı iş birliğini gerçekleştirmeliyiz. Ne başkalarına boyun eğmeli ve bundan daha da önemlisi başkalarını yağmalamamalıyız. Bu şekilde, diğer tüm ülkelerin halkları ile birlikte çalışarak insanlığın geleceği ortaklaşa paylaştığı bir geleceği kucaklayan bir dünya komününü (topluluğunu) -ortak kader topluluğunu- inşa etmek için birlikte çalışabilir ve daha güzel (yeşil/ekolojik) bir dünyayı yaratabiliriz.

Marx'ı incelemek, Marksizm'in Marksist siyasal partinin gelişimi üzerine düşüncelerini incelememizi ve uygulamamızı gerektirir. Marx'a göre Marksist partinin "işçi sınıfı ile burjuvazi arasındaki mücadelenin geçtiği çeşitli gelişme aşamalarında bu partinin her zaman ve her yerde hareketin tümünün çıkarını temsil ettiklerini" ve "Marksist partilerin bir bütün olarak proletaryanın çıkarlarından ayrı ve farklı çıkarları herhangi bir olmadığını" fakat bunun yerine onların "halkın ezici çoğunluğunun yararına" çalıştıklarını ve komünist bir toplum inşa etmek için mücadele ettiklerini tanımlamıştı. Bir komünist partisi "bütün dünyanın önüne, parti hareketinin düzeyinin ölçülebileceği kriterler koymak" zorundadır. Bir Marksist siyasal parti ile diğer siyasal partiler arasındaki temel fark, Marksist partinin her zaman halkın yanında yer alması ve onun çıkarları için dövüşmesidir.

Şanlı mücadelemizi, şanlı projemizi, şanlı davamızı ve şanlı rüyamızı koordine etmeliyiz.

Siyasi sadakatimizi korumak, büyük resmi gören bir düşünceye sahip olmak, partinin önderlik çekirdeğinin yolunda gitmek ve saflarımızı sıklaştırmak noktalarında bilincimizi kuvvetlendirmeliyiz. Parti üzerinde tam ve sıkı bir yönetişim çabası yürütmeye devam etmeli, partimizi siyasal bakımdan pekiştirmeye, bütün alanlarda partinin önderliğinin güçlenmesi ve desteklenmesine, Merkez Komitesinin otoritesinin ve onun merkezileşmiş birleşik önderliğinin güçlendirilmesine en yüksek önceliği vermeliyiz. Hakikate bağlı kalmalı ve hatalarımızı düzeltmeli, Komünistlerin siyasal karakterini daima korumalı… Partiyi daima içinde bulunduğumuz çağın ön saflarında, halkın gönülden desteğini alabilen, kendini yenileme cesaretine sahip olan ve tüm sınamalar karşısında sağlam çıkabilen canlı bir Marksist yönetişim (iktidar) partisi haline getirmeliyiz.             

Şi Cinping'in bu konuşmasının tamamına bazı yerlerin çevirileriyle birlikte aşağıdan erişebilirsiniz.

Yorum Bırakınız