Türkiye'nin Toplumsal-Politik Tarihini ve Sınıf Mücadeleleri Tarihini "DEVLET AKLI" Savaşları Tarihi Olarak Açıklama Aymazlığı 

Cem Kızılçeç  

https://ilerihaber.org/yazar/devlet-akli-savaslari-143920

Yazar Çulhaoğlu Türkiye'deki VESAYETİN sınıfsal karakterini yani arkasındaki sınıf gücünü ve bu sınıfın varlığının toplumsal ve tarihsel koşullarını açıklamak yerine, dünyanın tüm ülkelerinde vesayetin (DEVLET AKLININ) var olduğunu ve işlediğini savunuyor. Yazarda, kapitalist toplumun devleti ile kapitalizm öncesi toplumların devletinin farkı neredeyse tamamen silikleşmiş.

Yazar'a göre Türkiye'de Vesayet sloganı bir kandırmaca idi, gerçekte vesayet de yoktu, vesayetin dayandığı bir sınıf ve toplumsal-ekonomik koşullar da yoktu. tTükiye'de bu vesayet sisteminin taşıyıcısı olan sınıf olan askeri bürokratik zümre aynı zamanda Batılı güçlerin özellikle de ABD emperyalizmiinin en sıkı işbirlikçisi idi. savunma Güvenlik ve dış ilişkiler alanı ve mali sistem bu sınıfın kontrolü altındaydı. Yazara göre aslında bütün kapitalist ülkelerde vesayet vardır, ama sadece Türkiye'de devlet aklı (vesayet) biraz fazlaca kullanılmıştır. 

Bize göre, Türkiye'nin siyasi tarihi DEVLET AKLI savaşları tarihi değil çeşitli sınıf ve zümrelerin siyasi savaşlarının tarihidir. Bazı politik liderler gelecek nesillere ibret olsun diye asılmadı mı? Bunlar siyasi savaşlar değil miydi? Çulhaoğlu, Serbest Fırka kapatılırken onlarca milletvekilinin kafasının kesildiğini veya asıldığını bilmiyor mu? 1960 yılında, 10 yıl boyunca zaafa uğrayan askeri-bürokratik rejimi yeniden hukuki ve siyasi açıdan tahkim etmedi mi?  Askeri-bürokratik zümre bu günlerde bir yandan asıl tehlike olarak gördüğü muhafazakar partileri bölmeye uygun diğer yandan sağ partilere karşı yedekleyeceği ılımlı bir işçi partisi tasarladı. Fakat askeri-bürokratik zümrenin siyasi mühendislik hesapları tam olarak tutmadı.

Marx ve Engels modern burjuva devletin sivil topluma egemen olan sınıfın-burjuvazinin- emrine girdiğini açıklamışlardır, böylece "toplum" devletin boyunduruğundan kurtulur, aynı zamanda işçi sınıfı ve çiftçiler dahil toplum siyasi özgürlüğe kavuşur.

Marx ve Engels askeri-bürokratik vesayetin modern toplumsal sınıfların oluşmuş olduğu ve bunun modern burjuva devletin ortaya çıktığı ülkelerde ortadan kalktığını anlatıyor. Modern burjuva devleti ve modern toplumsal sınıflar önce ABD ve İngiltere'de oluştu.  Marx ve Engels'e göre Almanya'da modern burjuva devleti oluşmamıştı ve burada Junker zümresinin burjuvazi üzerinde Bonapartist bir vesayeti vardı. Bkz Engels Tarihte Zor'un Rolü.. veya Almanya'da ve Avrupa'da Sınıf Mücadeleleri Tarihi 1848-1887 ve Bismarck'ın Bonapartizmi  (Aralık Sonu 1887 – Mart 1888 arası yazıldı)

Marx'a göre henüz modern burjuva toplumların ve toplumda modern sınıfların oluşmadığı durumlarda toplumdaki zümrelerin birbirleriyle yenişemediği bir karma toplum yapısı olur (Almanya örneği) ve bu durumda askeri bürokratik sınıfın vesayeti ortaya çıkar. Bkz Alman İdeolojisi.  Burada Almanya, İtalya ve Japonya'da olan tarih aynen Türkiye'de ortaya çıktı demiyoruz, modern burjuva devletinin ortaya çıkış koşullarını açıklamak istiyoruz.

Bugünkü gelişmiş Batılı burjuva ülkelerde mali sermaye sınıfının ve yeni-bilgi teknoloji şirketlerinin sahibi olan dar bir burjuva sınıfın diktatörlüğü vardır. Partiler ve politikacılar kitlesi genellikle bu sınıfın hizmetindedir. Bu ülkelerde artık çoktan modern burjuva devleti ortaya çıkmış ve vesayet ve vesayete dayanak olan politik zümreler ve bu durumu yaratan tarihsel-toplumsal koşullar tarihe karışmıştır.

Türkiye'deki askeri bürokratik siyasi zümre kendi patronajı dışında olan bazı sınırlı kesimler dışında burjuva zümreler de dahil olmak üzere halkın geniş bir çoğunluğunun siyasi özgürlükleri kullanabilme ehliyetine sahip olmadıklarını düşünüyor ve bunu savunuyordu ve kentli nüfusun kırsal nüfus üzerinde hakimiyetini teşvik ediyordu.

Bu sınıf 1960larda işbirlikçi büyük burjuvazi ile kendi içinde çelişmeli bir blok inşa etmeye girişti ve diğer alttaki burjuva zümrelerin iktidar taleplerini kısıtlamaya çalıştı. Bu blokun ideolojisi emperyalizmi görmezden gelen teslimiyetçi bir Atatürk milliyetçiliği ve kendi çıkarlarına göre pragmatik bir şekilde kullandığı laiklik ideolojisi idi.

Türkiye'de ise bu sınıfın -askeri-bürokratik zümre— tarih sahnesinden çekilmesi ve vesayet olgusunun ortadan kalkması ve modern burjuva devletine geçiş henüz çok yeni bir olaydır. Bu politik zümre ve bu rejimin artık tarihsel ve toplumsal koşulları aslında çoktan ortadan kalkmıştı. Şimdi devlet, ordu, polis ve devlet bürokrasisi Batılı ülkelerde olduğu gibi burjuvazinin hizmetine girmiştir.

Not: 1980 öncesinde Aydınlıkçılar askeri bürokratik zümreyi "devlet partisi" olarak tanımlıyordu. Bu parti ile ittifak kurup Sovyet emperyalizminin Türkiye'yi teslim almasına karşı milli bağımsızlık hükümeti kurulmasını talep ettiler. Daha Sonraki yıllarda bu kavramı siyasi sözlüklerinden çıkardılar.

Yorum Bırakınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.