TİP PARTİ MECLİSİ SEÇİM KAMPANYASINDAKİ EKSİKLİKLERİ ve YENİ GÖREVLERİ BELİRLEDİ

17 Nisan 2024

Ferdi Bekir  

TİP, bu seçimlerde yerellerde yaptığı tercihlere yön verecek Türkiye ölçeğine yönelik kapsayıcı bir siyasi iddia ve söylem geliştirmekte eksik kalmış, her bir yerellik için koyduğu hedefler ve yürüttüğü kampanyayı birbiriyle bütünleştiren genel bir stratejik doğrultuyu seçim sürecine yansıtamamıştır. 

Yerel seçimlerin genel seçimlerden farklı bir işleyişe, ihtiyaçlara ve dinamiklere sahip olduğu gerçeğini yeterince hesaba katamamış ve mevcut örgütsel kapasitesi ile önüne koyduğu hedefler arasındaki uyumu yeterince gözetememiştir. Bu durum, pek çok yerellikte seçim çalışmalarına geç başlamak, bununla bağlantılı olarak aday seçimlerinde zaman kısıtından dolayı yeterince titiz davranamamak, üyelerini ve kadrolarını yeterli, sistemli ve odaklı bir şekilde seferber edememek gibi bir dizi sorunu beraberinde getirmiştir.  

Aday seçiminde yeterince titiz davranamadık

Parti Meclisimiz tüm bu sorun ve hataların esas olarak partimizin 2023 seçimleri öncesindeki hızlı kitleselleşme ivmesine uyumlu bir örgütlenme, kurumsallaşma ve parti içi işleyiş sürecinin eşlik etmemesi gibi ana bir sorunda düğümlendiğini tespit etmiştir. Bu çerçevede merkez organlarla yerel örgütler arasında oluşmuş olan mesafe; parti içi iletişim, katılım ve tartışma kanallarının istenildiği gibi çalışmaması; kurullarımızın ve iç hukukumuza uygun parti hayatının işletilmesi konusunda yaşanan sorunlar, hantallıklar; partimizin üye ve kadro birikimini gerektiği şekilde açığa çıkarıp işlevsel kılamaması gibi önemli eksikler ortaya çıkmıştır.

Partimiz bu doğrultuda her iki hedefin de birbiriyle uyumlu ilerleyeceği şekilde kitleselleşme ile kurumsallaşma arasındaki açıyı kapatacak, partiye örgütsel derinlik ve politik netlik kazandıracak ve parti merkezi ile üyeler arasındaki bağlantı ve etkileşimleri sıkılaştıracak araçları, düzenleme ve pratikleri hayata geçirmeyi acil bir görev olarak önüne koymuştur. 

ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM PARTİMİZİN SİYASİ HEDEFLERİ VE GÖREVLERİ

Türkiye'de işçi sınıfının ve ezilen, baskı ve eşitsizliğe uğrayan tüm toplumsal kesimlerin siyasal temsiline soyunan Türkiye İşçi Partisi başta 2023 ve 2024 seçimleri olmak üzere yoğun bir seçimler döneminin sonunda Türkiye'de sosyalist solun uzun tarihi göz önüne alındığında kitlesel etki gücü açısından istisnai ve kayda değer bir noktaya erişmiş olmakla birlikte siyasi ve örgütsel hedefleri açısından önünde uzun bir yol olduğunun bilincindedir.

Erdoğan'ın şahsında somutlanan güçlü Saray Rejimi'nin yerleşik hale gelmesine karşı TİP güçlü bir mücadele vermiş, düzen muhalefetinin yaratamadığı siyasal umudu yaratmış ve hatta ana muhalefet partisinin (CHP) bu açıdan değişimine de etki etmiştir.

2024 yerel seçimleri sonrasında elde ettiği başarı ve seçmenin ona açtığı krediyle CHP'nin muhalif seçmende bir umut yarattığı ve bu başarıyı önümüzdeki dönem Erdoğan'ı iktidardan düşürmek iddiasıyla konsolide etmeye çalışacağı açıktır.

Düzen içi ana muhalefetin ideolojik-politik sınırlarını Biliyoruz

Bununla birlikte toplumsal rıza kazanmada büyük zorluklar yaşayan, geniş bir siyasi ve iktisadi çıkarlar konfederasyonunu yönetmede zorlanan, bunun sonucunda devlet içi sürekli krizlerle boğuşmak zorunda kalan Saray Rejimi'ne karşı mücadelede düzen içi ana muhalefetin ideolojik-politik sınırları da aşikardır.

Aynı zamanda, düzen içi muhalefetin sermaye saldırısı karşısında emekçilerin talep ve özlemlerini temsil etme kapasitesi de bizzat bu sermaye kesimleriyle bağları sebebiyle birçok zorluk taşımaktadır. 

Saray Rejimi ve sermaye saldırısına karşı gerçek bir direnç hattı

Türkiye işçi Partisi, önümüzdeki dönemde de halkın düzen siyaseti tarafından karşılanamayan talep, kaygı ve özlemlerini en güçlü ve sahici bir şekilde seslendirmeye ve örgütlemeye devam edecektir.  Türkiye İşçi Partisi'nin varlığı ve mücadelesi, Saray Rejimi ve sermaye saldırısına karşı gerçek bir direnç hattının kurulması ve eşitlik-özgürlük mücadelesi açısından elzem olmaya devam etmektedir.

TİP 2. Kongre Çerçeve Belgesi'nde de ifade ettiğimiz üzere dünyada ve Türkiye'de neoliberal kapitalizmin yarattığı sınıfsal ve ekolojik yıkım ancak baskıya dayalı yeni siyasal rejimler ve iktidarlarca yönetilebilmektedir.

Otoriterleşmeye karşı mücadele ve emekçilerin siyasete katılımı

Bu sürecin esası emekçilerin siyasete katılım kanallarının sistematik biçimde kapatılmasıdır.  Otoriterleşmeye karşı mücadele emekçilerin siyasete katılım olanaklarının güçlendirilmesinden geçmektedir.

İşçi sınıfının önündeki ideolojik kuşatmanın yarılması

Bu doğrultuda önümüze koyduğumuz ana siyasal stratejik hattımız ve görevimiz olan işçi sınıfının önündeki ideolojik kuşatmanın yarılması, onun örgütlü, politik bir özne haline gelmesi, bunun aynı zamanda Saray Rejimi'nde somutlanan otoriter rejimi devirecek ana dinamik olduğu değerlendirmesi geçerliliğini aynen korumaktadır.

İşçilerin siyasal temsiliyetini hiçbir sağ aktöre Veremeyiz

 İşçilerin siyasal temsiliyetini Türkiye'de düzen siyasetinin hiçbir sağ aktörüne teslim etmemek ve işçi sınıfının bağımsız siyasal özne olarak inşasını sağlamak öncelikli görevimizdir. Emek ve özgürlük mücadelesi dün olduğu gibi bugün de ayrılmaz bir bütün oluşturmaktadır.

Seçimlerden hemen sonra AKP iktidarının verdiği bazı tepkiler seçimsiz geçecek önümüzdeki birkaç yılda AKP'nin "kemer sıkma politikalarına" devam edeceğini ve bunun karşısında ortaya çıkması kuvvetle muhtemel toplumsal tepkiyi de otoriter politikalar, zor aygıtları, İslamcı ve milliyetçi ideolojik kuşatma ile bastırmaya çalışacağını göstermektedir. Diğer yandan muhalefet sahasında da emekçilerin tepkilerini İslamcı, sağ-muhafazakâr, ırkçı-milliyetçi ve sosyal-liberal ideolojik hatlar üzerinden soğurmaya yönelik girişimler ortaya çıkacaktır.     

Bütün hamlelere karşı işçi sınıfının mücadelesinin tüm alanlarda güçlendirilmesi, sosyalist siyasetle buluşturulması ve düzen karşıtı bir politik-ideolojik hüviyet kazanması Türkiye İşçi Partisi'nin ana hedefidir.

Yeni Toplumsal Hareketlerle Dayanışma

Hem iktidar hem muhalefetteki düzen partilerinin izleyecekleri bu hat aynı zamanda kadın, LGBTİ+, ekoloji, kent mücadele alanlarındaki toplumsal dinamizmi de zapturapt altına almaya ve/veya soğurmaya, bu alanlardaki ataerkil ve kapitalist yapıları muhafaza etmeye yönelecektir. Dolayısıyla, Türkiye'de sosyalist mücadelenin olmazsa olmaz bir gereği tüm bu alanlarda sürdürülen toplumsal mücadeleler ile derin bir dayanışma sağlamak ve bu mücadeleleri güçlendirmektir. 

Saray Rejimi'nin 2015'ten itibaren Kürt meselesinde milliyetçi-militarist hattı

Cumhur İttifakı'nın ve Saray Rejimi'nin ana harcı 2015'ten itibaren Kürt meselesindeki milliyetçi-militarist hat olmuştur. Bu hat aynı zamanda düzen içi parlamenter muhalefeti paralize etmek ve bölmek için de kullanılmıştır.

Yerel seçimler sonrasında aldığı hezimeti ve ana muhalefet partisinin siyaseten güçlenişini Kürt meselesinde baskıcı, milliyetçi ve militarist politikaları devreye sokarak yönetme arayışı kuvvetle muhtemeldir.

Seçim döneminde taşıma seçmen, seçim sonrasında Van örneğinde gördüğümüz halkın iradesini hiçe sayarak fiilen kayyım atama örnekleri kadar Irak'a yönelik askeri operasyonların devam edeceği beyanları da bunun teyidi niteliğindedir. Van seçimlerinde halkın iradesinin yok sayılmasına karşı Kürt halkının, Kürt siyasal hareketinin, sosyalistlerin ve Türkiye'nin batısındaki yurttaşlarımızın sergilediği ikirciksiz dayanışmanın önemi ve öğreticiliği ortadadır. Türkiye İşçi Partisi olarak Türkiye'de Kürt meselesinde barış siyasetinin emek ve demokrasi mücadelesinin ana eksenlerinden biri olduğunu söylemeye ve bu barış siyasetini ülkenin her yanında örmeye devam edeceğiz.

ÖNCELİKLİ SOMUT HEDEFLERİMİZ VE TAKVİMİMİZ

Önümüze koyduğumuz siyasi görevler ve hedefler doğrultusunda Türkiye İşçi Partisi olarak kısa vadeli takvimimiz hedeflerimiz şunlardır.

  • 1 Mayıs'a ülkenin tüm emek, demokrasi ve barış güçleriyle bir arada ve "Cumartesiyi Kazanacağız: Çalışma Süresi Haftalık 35 Saate Düşürülsün" ana talebi etrafında emekçilere yönelik saldırıya karşı ilk kitlesel cevabı örgütleyerek katılacağız.
  • Hatay halkının seçtiği vekilimiz Can Atalay'ın bir yargı darbesiyle sürdürülen tutsaklığına karşı ve özgürlüğüne kavuşması için mücadelemiz kesintisiz sürecektir. Gezi davası tutuklamalarının ikinci yılının dolacağı 25 Nisan'da bu mücadelemizi en güçlü şekilde ortaya koyacağız.
  • Kazandığımız iki belediye için her türlü düşünsel, kadro imkanımızı harekete geçirerek sosyalist belediyeciliğin yaşayan örneklerini yaratmayı; yine belediye meclislerine seçildiğimiz veya seçilemezsek de güçlü olduğumuz tüm seçim bölgelerinde sosyalist, halkçı belediyecilik çizgisinde denetleme, baskı kurma faaliyeti yürütmeyi partimizin öncelikli işleri arasında örgütleyeceğiz.
  • Parti Meclisi toplantısını takiben il ve ilçe örgüt birimlerimiz ile Parti Meclisi üyelerimizin katılacağı ve Parti Meclisi sonuç metnimizde ele alınan tüm konuların tartışılacağı yüz yüze toplantılar düzenleyeceğiz.
  • İl ve ilçe yöneticileri ile merkez organlarda görevli yoldaşlarımızın katılacağı yüz yüze ve/veya çevrimiçi toplantıları düzenli olarak yapacağız.
  • Yaz dönemini, partinin örgütsel ve siyasal açılardan güçlendirilmesi amacıyla tüm kadrolarımıza ve üyelerimize yönelik bir dizi yaz kampı düzenleyerek planlayacağız. Partimizin yeni örgütsel yapısını, işleyişini ve güncellenmiş Temel Siyaset Belgemizi belirlemek üzere parti içi demokratik katılım esası uyarınca bu kamplarda bir tartışma yürüteceğiz.
  • Ardından eylül-ekim döneminde gerçekleştireceğimiz bir Tüzük Konferansı ve Siyasi Konferans ile Türkiye İşçi Partisi olarak kendimizi önümüzdeki dönem yeni bir evreye gireceği görülen sosyalizm mücadelesine hazır hale getireceğiz.

Son olarak, Van halkının iradesinin gasp edilmesine karşı İstanbul'da yapılan dayanışma eylemlerine katıldığı için tutuklanan yoldaşımız Umut'un yeniden özgürlüğüne kavuşabilmesi için mücadelemizi sürdürdüğümüzü kamuoyuna bildirmek isteriz. Türkiye İşçi Partisi olarak sosyalizm mücadelesine her zamanki inadımız ve inancımızla devam edeceğiz. 

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir