TİP Kurucuları Yola Çıkarken Kendilerini Nasıl Tanımladı

Deniz Kızılçeç

TİP Kurucuları, kendilerini ve tutumlarını tanımlayan bu görüşleri kamuoyuna açıkladıklarında, Halkın Türkiye Komünist Partisi adıyla çalışıyorlardı. Aşağıdaki görüşleri daha sonra görüş ayrılıkları nedeniyle kendilerinden ayrılan ve Türkiye Komünist Hareketi adlı partiyi kuran yoldaşlarla birlikte oluşturmuşlardı.

Kendilerini diğer sosyalist akımlardan ayıran nitelikleri şöyle tanımlamışlardı: temel yaklaşımlarımız en öz haliyle, partili mücadele geleneği, marksist leninist kuramın ortodoks yorumu, sosyalist devrimin güncelliği görüşü, iktidar perspektifi, öncülük görevi, işçi sınıfı devrimciliği kavramlarında ifadesini bulmaktadır….. Bunların her biri ve bütünü bizi ülkemizdeki diğer devrimci ve sosyalist akımlardan farklılaştıran zemini de göstermektedir.."
Marksizm-Leninizmin Ortodoks Yorumu için Bkz. https://sosyalistbirlik.com/ortodoks-marksistim-veya-leninistim-demekle-ortodoks-olunmuyor/

SOLDA YENİDEN KURULUŞ VE SOLUN İKİ ANA BÖLMESİ

TİP kurucuları bir "yeniden kuruluş" gereksiniminden söz etmiş ve daha önce savundukları solu iki ana bölmeye bölen sınıflandırmanın: Geleneksel sol ve devrimci demokrat sol olduğu ve hala geçerli olan bir sınıflandırmayı reddetmediklerini bunun yerine bu sınıflandırmanın yeniden üretilmesi ve güncellenmesi görevini işaret etmişlerdir.

Marksist ortodoksi

Marksizm, felsefi, teorik ve siyasal yönleriyle dünyayı anlamak ve değiştirmek için bir eylem kılavuzudur. Marksizmin temel ilkeleri, başta sınıf mücadelesi ve sosyalizm hedefi olmak üzere, HTKP'nin tartışmasız biçimde sahiplendiği ana eksendir. Bu kapsamda, kapitalist toplumların sınıf sömürüsü ve eşitsizliği ile biçimlendirildiği, sınıf çıkarlarının uzlaşmaz bir karakter taşıdığı, toplumların değişimi ve dönüşümünde sınıf mücadelelerinin tayin edici olduğu, tüm siyasal ve örgütsel pratiklerde sınıf mücadelesinin ihtiyaçlarının belirleyici hale getirilmesi gerektiği ve nihai hedefin işçi sınıfının siyasal iktidarı ele geçirip sosyalist bir ülke ve devlet yapısı kurmak olduğu biçimindeki marksist bütünlük, HTKP'nin tüm faaliyetlerinin başat ölçütü olarak değerlendirilmektedir. Sınıf perspektifi ve sosyalizm hedefi, hiçbir koşulda vazgeçilemeyecek, asla seyreltilemeyecek temel ilkelerdir. Marksizmin temel ilkelerinin geçersizleştiği, en azından kimi noktalarda zayıfladığı ve elden geçirilmesi gerektiği yönündeki her tür düşünceyle tavizsiz bir kararlıkla mücadele etmekte olan HTKP, marksizmin basit bir reçeteye indirgenmesine, marksist teorinin ve ilkelerin bir şablon gibi değerlendirilmesine de karşı çıkmakta, siyasal mücadelenin güncel ve özgün ihtiyaçlarına yanıt verecek biçimde yeniden üretilmesi için çaba göstermektedir.

Leninizm ve öncülük

HTKP, leninist örgütlenme ve öncülük anlayışına sahip çıkmak ve bunun gereklerini yerine getirmek konusunda kararlıdır. Yukarıda marksizm konusunda özetlediğimiz "ortodoks" tutum, leninizm açısından da geçerlidir. Dahası, HTKP, marksizm ile leninizm arasında ayrıştırılamaz bir bütünlük görmektedir. Lenin'in emperyalizm, öncülük, örgüt gibi başlıklardaki temel teorik katkıları, komünist mücadele pratiğinin gösterdiği sonuçlarla birlikte evrensel düzeyde geçerliliğini korumaktadır. Bu anlamda, partinin sınıf mücadelesindeki öncülük görevini ifade eden leninist ilke, HTKP'nin tüm siyasal, ideolojik ve örgütsel varlığını belirlemektedir. HTKP leninizmi dar anlamda bir örgüt modeli olarak değil, emperyalizm çözümlemesi, eşitsiz gelişim ilkesi, iktidar perspektifi, devlet ve devrim stratejisi gibi başlıklarla bütünlük oluşturan bir öncülük teorisi biçiminde değerlendirmektedir. HTKP açısından, Lenin'in ve Bolşeviklerin zengin deneyimleri bir yönerge değil, Türkiye'nin özgül bağlamı içerisinde yeniden üretilmesi gereken ilkeler sunmaktadır. Bu yaklaşımın bir sonucu olarak, leninizm kisvesi altında meşrulaştırılmaya çalışılan tasfiyecilik alışkanlığı, örgütsel işleyişin sözde içe dönük öncülük kavramının arkasına sığınılarak lağvedilmesi, parti içi tartışmalarda doğal olarak ortaya çıkabilen farklı görüşlerin derhal dışlanması türünden uygulamaların leninizm ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Sosyalist devrim ve iktidar perspektifi:

Burjuva devrimleri döneminin kesin olarak kapandığı, özel olarak Türkiye'de ise sosyalist devrim aşamasının güncel bir seçenek olduğu düşüncesi HTKP'nin siyasal hattının ana doğrultusunu ifade etmektedir. Bu anlamda her türlü aşamacı strateji, HTKP tarafından kesin biçimde reddedilmektedir. HTKP sosyalist siyasetin, merkezi ve ülkenin bütününe seslenen bir tarzla yapılması, tüm siyasal ve örgütsel faaliyetin odak noktasında ise siyasal iktidarın ele geçirilmesi perspektifinin yer alması gerektiğini düşünmektedir.

HTKP  siyasal görevlerini, tüm yerel ve alan çalışmalarında bu temel eksene göre yeniden üretmeyi hedeflemektedir. İdeolojik ve siyasal mücadele Siyasal mücadele ile ideolojik mücadele içerik ve hedef açısından olmasa bile tarz ve vurgular açısından farklı dinamiklerle ilgilidir. HTKP, bu iki farklı dinamiği birbirine ikame etmek ya da birini diğeri karşısında önemsizleştirmek yerine, mücadeleyi hem siyasal hem de ideolojik düzlemlerde sürdürmeyi hedeflemektedir.

Ancak ideolojik ve siyasal mücadelenin bir bütünlük oluşturması, siyasal mücadelenin başatlığını gölgeleyen bir ortalamacılık anlamına gelmemektedir. HTKP, siyasal mücadelelerin ve bu mücadelelerde kazanılan mevzilerin başatlık taşıdığını, siyasal mücadele pratiği ile birlikte yürütülmeyen ideolojik mücadelelerin belirli bir eşiği aşamayacağını, bu anlamda siyasetin ideolojiler alanı karşısında yol açıcı bir işlevi olduğunu iddia etmektedir. Türkiye, siyasal ve toplumsal gelişmeler açısından, ideolojik mücadele başlıkları ile siyasal mücadele gündemlerinin iç içe geçtiği özel bir dönemden geçmektedir. Aydınlanmacılık, kamuculuk, yurtseverlik, bağımsızlık gibi ideolojik motiflerin tereddütsüz sahibi olan HTKP, bugünün koşullarında bu başlıklar etrafında sürdürülen ideolojik mücadelenin siyasal gelişmelerin güncel gündemleriyle de bütünlük oluşturduğunu, siyasal mücadelede elde edilecek mevzilerin ideolojik kazanımları kalıcılaştıracağını düşünmektedir. HTKP, toplumda gözlenen ve örgütlenme açısından önemli olanaklar barındıran laik, özgürlükçü, yurtsever, adalet talep eden ve emekçi kimliğine bağlı dinamiklerle temas kurmak için tüm olanaklarını kullanmaya kararlıdır. Bu gündemlerdeki siyasal mücadelenin başarısı ve kazanımları, ideolojik mücadelenin gereklilikleri ile kopmaz bir bağa sahip olduğu gibi, ideoloji alanında beklenen güçlenmenin de ön koşuludur. Bu anlamda HTKP, laikliğin, özgürlüğün, yurtseverliğin, emekçi kimliğinin ve adalet talebinin etkili birer siyasal mücadele başlığına dönüştürülmesine, tüm bu alanlardaki kazanım ve mevzilerin de sosyalizm hedefine yöneltilmesine çaba harcamaktadır.

Güncel mücadele başlıkları Neler Olmalı

Ülkemizde işçi ve emekçilerin karşı karşıya kaldığı ağır ve vahşi sömürü, HTKP'nin devrimci mücadelesinin başat gündemidir. Sosyalist devrim stratejisinde işçi sınıfına merkezi bir rol veren HTKP, sınıf mücadelesinin ihtiyaçlarını karşılamak ve emekçi halkımızın eşitlik ve özgürlük mücadelesinin öncü gücü olmak hedefini tüm faaliyetinin merkezine koymaktadır. Türkiye'de her gün daha da şiddetlenen kapitalist saldırı karşısında, güvencesiz çalışmaya, yoksulluğa, iş cinayetlerine ve örgütsüzlüğe mahkum edilen işçi ve emekçilerimizin tarihsel ve güncel çıkarlarının siyaset alanına taşınması, işçi sınıfının sosyalizm mücadelesinin taşıyıcı öznesi haline getirilmesi, HTKP'nin siyasal görevlerinin başında gelmektedir. HTKP güncel siyasal mücadele ve örgütlenme alanını, genel olarak cumhuriyetçilik, laiklik, özgürlük, adalet gibi beklentilerle tarif edilen kesimler olarak saptamıştır. Bu saptama esas olarak stratejik bir anlam taşımaktadır. HTKP, Türkiye'nin üç farklı coğrafyaya bölünmüş olduğunu, bir tarafında Kürtlerin yer aldığı bu üçlü tabloda, AKP tabanı ile AKP karşıtı toplumsallığın karşı karşıya geldiğini söylemektedir. Bu koşullarda, sosya lizmin değerlerine en yakın olan ve sosyalizm mücadelesine kazanılması gereken toplumsal kesim, ülkenin cumhuriyetçi, laik, özgürlükçü ve geniş bir kısmı emekçi karakterli olan parçasıdır. Bu nedenlerle, HTKP, güncel siyasal, ideolojik ve örgütsel çalışmasının merkezini bu kesimler arasındaki faaliyete ayırmaktadır. AKP karşıtı toplumsallığın siyasal bir güç olarak örgütlenmesi, AKP tabanını oluşturan ve çoğunluğu emekçilerden oluşan geniş bir kitleyi gericiliğin ellerinden kurtarmak için olduğu gibi, Kürt halkının Türkiye ile samimi ilişkiler kurmasının, giderek mücadele ve hedefler konusunda ortaklaşmasının da tek yoludur.

KÜRT SORUNUNDA TUTUM

AKP karşıtı toplumsallığın siyasal bir güç olarak örgütlenmesi, AKP tabanını oluşturan ve çoğunluğu emekçilerden oluşan geniş bir kitleyi gericiliğin ellerinden kurtarmak için olduğu gibi, Kürt halkının Türkiye ile samimi ilişkiler kurmasının, giderek mücadele ve hedefler konusunda ortaklaşmasının da tek yoludur.

Bu saptamalar kuramsal değil, esasen stratejik bir anlam taşımaktadır. HTKP'nin AKP karşıtı toplumsallığa tanıdığı bu "ayrıcalık", hiçbir biçimde işçi sınıfının devrim ve sosyalizmin kuruluşu süreçlerindeki özne rolünü dışlamamakta, Kürtlerin bu topraklardaki eşit kurucu unsur niteliğini ortadan kaldırmamaktadır. HTKP, halkın komünist partisi olarak, Türkiye'de yaşayan emekçi halkların tümünün çıkarlarını temsil etmek iddiasına kıskançlıkla sahip çıkmaktadır. HTKP, Kürt sorunu konusundaki tavrını da temel ilkelerinden hareketle oluşturmaktadır. HTKP'nin güncel siyasal pozisyonu Kürt özgürlük mücadelesine yüzünü dönmek olarak tarif edilmiştir. Dolayısıyla HTKP, Kürt siyasetinin solla ilişkisinin samimileşmesi, giderek hareketin çeşitli ölçülerde sola kayması ya da Kürt siyaseti içerisindeki solcu, sosyalist unsurların güçlenmesi için eldeki her imkanı değerlendirir. Ancak mevcut iktidarla ya da çeşitli gerici-emperyal güçlerle yapılan pragmatik işbirlikleri gibi örneklerde de gördüğümüz gibi, sosyalizm ve sol değerler ile uyumlulaştırılması mümkün olmayan tercihler konusunda da sözünü sakınmaz. HTKP, Kürtlerin Türkiye'de sosyalizmin inşasında görev alacak kurucu halklardan olduğunu, Kürt ve Türk emekçileri arasında yaşanacak bir duygusal kopuşun mutlaka önlenmesi gerektiğini düşünmekte ve Kürt siyasetinin tercihlerine yönelik değerlendirmelerinde bu sorumluluğu sürekli gözetmektedir. Dolayısıyla, HTKP'nin eleştirilerinde Kürt düşmanlığına ya da Türk milliyetçiliğine en ufak bir yer bile tanınamayacağı gibi, Kürt halkına dönük şovenist ve dışlayıcı siyasal stratejiler de mücadele konusu olarak değerlendirilir.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir