TKP Lideri Değerli Teorisyen Rıza Yürükoğlu'nun Sosyalizmin İnşası ve Sovyetler Birliği'nde Sosyalizmin İnşasında Yaşanan Tıkanıklık ve İnşanın Son Bulması İle İlgili görüşleri

Cem Kızılçeç

Giriş

Bu aşağıdaki yazı TKP'nin önde gelen teorisyeni ve liderlerinden olan Rıza Yürükoğlu'nun değerli eseri "Sosyalizm-İkinci Kitap, Sovyet Deneyinin Dersleri: Ütopik ve Bilim-Dışı Sosyalizm" adlı kitabından alınmıştır. Bu değerli Marksist yoldaşı 11 Aralık 2001 tarihinde yitirmiştik. Rıza Yürükoğlu bu dizi çerçevesinde yayınladığı kitaplarında aşağıdaki görüşleri titiz bir şekilde incelemiştir. Genel olarak söylersek, Rıza Yürükoğlu aşağıda da görüldüğü gibi Rusya Çin ve benzeri doğu ülkelerinde olduğu gibi "ekonomik, toplumsal, kültürel açılardan geri" ülkelerde sosyalizmin inşasının bir ön hazırlık "kalkınma" aşamasından geçmesi gerektiğini savunmaktadır. Buna yakın görüşler aslında Lenin'in Ekim 29-31, 1921'de, 637 delegenin katıldığı önemli bir konferanstan sonra geliştirdiği görüşlerle uyumludur. (https://www.marxists.org/archive/lenin/works/1921/oct/29.htm#fw01)

Lenin daha sonra bu görüşlerini derinleştirmeye çalışmış ve Rusya'da sosyalizmin inşasının sadece ve sadece dolaylı yoldan, Proletarya diktatörlüğü altında devlet kapitalizmi yoluyla sosyalist topluma geçişe hazırlanabileceğini savunmuştur. Fakat Lenin bu doğru görüşlerinin inşasını tamamlamadan aramızdan ayrıldı.

Daha sonra Çin Komünist Partisi Çin koşullarında bu görüşleri daha da derinleştirerek ilk kez 1987 yılındaki 13. Parti Kongresinde sosyalizmin başlangıç aşaması teorisinin tam bir açılımını vermiştir. 

On yıllık bir teorik ve pratik arayıştan sonra 1997 yılındaki Çin Komünist Partisi 15. Parti Kongresi'ne sunulan Merkez Komitesi raporunda dokuz maddelik teorik bir özet değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirme  Çin'deki sosyalizmin ilk başlangıç aşamasının daha kapsamlı bir tanımı vermişti.  

SİNOPSİS 

Rıza Yürükoğlu

1."Hiçbir sistem tüm gelişme olanaklarını tüketmeden yıkılmaz"(Marks). Örneğin feodalitede her yerde mülkiyete karşı eşitlikçi köylü ayaklanmaları olmuştur. Bunların başarı kazandıkları yerlerde özlemler gerçekleşmemiş, bu kez başa geçen köylü liderleri feodalleşmişlerdir. Sovyetler Birliği'nin başına gelenler de bir anlamda ve bir ölçüde bu örneğe benzemektedir. Herhangi bir büyük sorunu (savaşların getirdiği bunalımları vb. ya da kapitalizmin devresel krizlerini)değerlendirerek iktidarı almak her zaman olanaklıdır ancak toplumu sosyalizme götürebilmek için, toplumun sosyalizme yürüyebileceği bir gelişmeyi yaratmış olması ya da yaratabilmesi gerekir.

Editör: Bu önemli Marks alıntısının tamamı ve tam çevirisi şöyle: Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı Kitabına  Önsöz, Marks'ın bu kitabı ilk kez 1859 yılında Almanca dilinde yayınlanmıştı, Marks'ın bu görüşü "iki asla" görüşü olarak bilinmektedir:

İçinde gelişmeleri için hala alana sahip olan bütün üretken güçler gelişmeden hiçbir toplumsal düzen, (bu koşul oluşmaksızın) asla ortadan kalkmaz; ve yeni, daha yüksek üretim ilişkileri, varoluşlarının maddi koşulları eski toplumun rahminde olgunlaşmadan asla ortaya çıkmaz. Bu nedenle insanlık kendisi için her zaman yalnızca çözebileceği görevleri verir; çünkü meseleye daha yakından bakıldığında, görevlerin kendisinin ancak çözümünün maddi koşulları zaten var olduğunda veya da en azından maddi koşulların oluşum sürecinde olduğu zaman ortaya çıktığı görülecektir.

2. Kapitalizm, üretken güçlerle üretim ilişkileri arasındaki çelişkiler ferahlatılamaz bir noktaya geldiği zaman ömrünü doldurur. Kapitalizm sistem olarak, sonuna şu üç koşulla gelir:

a. Üretimden işçiyi giderek dışlayınca (Üretimden işçiyi nereye kadar dışlayabilir?).

 b. Mülkiyetten bireyi giderek dışlayınca (Mülkiyetten bireyi nereye dek dışlayabilir?).

c. Dünyada yayılacağı alanlar kalmayınca.

3. Sosyalizm, teorik modelinde, kapitalizmin artık toplumu geliştiremeyeceği noktadan sonra toplumu komünizme götürmek üzere bir ara aşamadır. Sosyalizm Komünizmin alt aşamasıdır.

4. Komünizm (ve sosyalizm) ile kapitalizm aynı üretken güçler düzeyinde var olamaz. Makineleşmiş üretim-kapitalizmin üretken gücüdür (yazar üretici güç yerine üretken güç terimini daha uygun bir çeviri olarak düşünüyor) . Elektronik, otomasyon, robotlar- sosyalizmin üretken gücüdür.

5. Bugün dünyada kapitalizm gelişme potansiyelini tüketmemiştir.

6. Sistem gelişme potansiyelini tükettiğinde, Marks'ın öngörüsünün haklılığı ortaya çıkacaktır. O günkü iç içe geçmişliğin ve karşılıklı bağımlılıkların düzeyi nedeniyle, bir kapitalist ülkedeki devrim kaçınılmaz olarak öteki ülkeleri de tutuşturacak ve sosyalizme geçiş olacaktır.

7. Emperyalizmin yarattığı şiddetli çelişkiler ve bu çelişkilerin sık sık şu ya da bu ülkede siyasal krizlere yol açması nedeniyle, büyük olasılıkla, devrime toplu geçişten önce tekil devrimleri görmeye devam edeceğiz. "Emperyalist sistemin zayıf halkaları" kavramı, sistemin ömrünü tüketmediği süre içinde devrim yapabilme şansı en yüksek olan ülkeleri anlatır.

8. Emperyalizmin zayıf halkaları (devrim olasılığının en yüksek olduğu ülkeler), gelişme düzeyi açısından sosyalizme hazır değillerdir. Hepsinin temel hedefi, su ya da bu ağırlıkla, "kalkınmadır'. Bu ülkelerde devrim fırsatları, kapitalizm gelişmesini tamamladığı için değil, ileri kapitalist ülkeler sorunlarını, sıkıntılarını ve çelişkilerini bu ülkelere transfer ettikleri için ortaya çıkmaktadır.

9. İşçi sınıfı iktidarı altında, bu kalkınma aşamasının genellikle tamamlanması hedeflenir. Sosyalizme ise, metropol ülkelerde aşağı yukarı aynı anda gerçekleşecek devrimlerle dünya emperyalist sisteminin yıkılmasının ardından, topluca geçilecektir. Tek ülkede sosyalizm olamaz.

10. Sosyalist aşamada, piyasanın, rekabetin ve değer yasasının işleyişi son bulur. Para kalkar. Ürünler kullanım değeri için üretilir. Ve üretimdeki verimlilik, değer yasasının özü olan emek zamanla ölçülür. Komünizme geçişin, esir edici işbölümünden kurtulmanın, boş zamanın artmasının, yeni insanın yaratılmasının temeli de ancak bu aşamada gelişmeye başlar.

Sovyet "Sosyalizmi"

11. Sovyet devrimi dünya kapitalist sisteminin gelişimi açısından erken gelmiş bir sosyalist (politik) devrimdir. Olması olabilirliğinin kanıtıdır.

12. O günlerdeki Rusya, ekonomik, toplumsal, kültürel açılardan geri bir ülkeydi. Hedef kalkınmaydı… Örneğin 1987'de bile, Sovyet işgücünün % 40'ı kol işçisiydi. Demek ki, Sovyetler Birliği için sorun hiç de toplumu kapitalizmin artık geliştiremeyeceği noktadan alıp ileri götürmek olmamıştır. Endüstrileşme gibi burjuva tarihsel görevini proletarya diktatörlüğü üstlenmiştir.

13. Sovyet deneyiminin verdiği temel ders, tekil ülkelerde, sosyalizme hazır olmayan ülkelerde, sosyalizme geçilemeyeceğinin açıkça kabul edilmesinin, dünyada güçler dengesinin sosyalizm lehine dönene kadar Pazar ekonomisine, rekabete ve değer yasasının işleyişine iradi ve bürokratik müdahaleler yapılmamasının zorunluluğudur. Ekonomik ve toplumsal koşullar olgunlaşmadan sınıflar alınacak bir kararla" kaldırılamaz. Üretim araçları üzerinde ortak mülkiyet, "kararlarla" kurulamaz.

14. Bu bağlamda, NEP programı çok önemlidir. NEP önlemlerinin hepsi, işçi sınıfı iktidarı altında toplumu olabildiği kadar rahat bırakarak zenginlik yaratmaya yöneliktir. NEP programı, hala emperyalizmin egemenliği altındaki bir dünyada devrimini yapmış ülkenin, dünya sosyalist devrimine dek uygulayacağı bir programdır. Dolayısıyla, sosyalizmin gereklerinin tam anlamıyla var olmadığı ülkelerdeki tüm devrimler için geçerlidir.

15. Dolayısıyla, Sovyetler Birliği'nin tek başına emperyalizmi geçmesi olağanüstü zordu ve uzun bir süreç isterdi.

16. Bu nedenle, Sovyetler Birliği'nin, bir değil, iki tarihsel görevi vardı: 1. Uluslararası görev: Devrimlere yardım. 2.Ülke içi görev: Ekonomiyi geliştirme. Bu hedeflerin ikisinde de affedilmez hatalar işlendi.

17. Marks'ın söylediği, Lenin'in Sovyetler Birliği için öne koyduğu ileri kapitalist ülkelere yetişmek ve onları geçmek" hedefi, dünya sosyalist devriminden önce gerçekleşen tüm sosyalist devrimler için geçerlidir. Ancak, bu doğru hedefi gerçekleştirebilmek için doğru reçete yazmak gerekir. En kısa zamanda yakalamak ve geçmek ama bu en kısa zamanı belirleyecek nedir? En kısa zamanın ölçüsü, ekonominin, toplumun ve kültürün genel durumu olmalıdır.

18.Öyleyse, toplumun ve kültürünün dokusunda onulmaz yaralar açan tüm toplumu zorla seferber eden aşırı hızlı kalkınma temposu ağır bir yanlıştı…

19. Köylünün zor yoluyla kolektifleştirilmesi ve böyle "kaldırılması" Marksizme sığmayan ikinci bir ağır yanlıştır.

20. Ekonomik ve toplumsal koşulları var olmadan, her şeyi kesinlikle belirleme çabası içinde olan merkezi planlamada ısrar, üçüncü büyük yanlıştır. Bu tarihsel zaafa da reçeteyi yazmak gerekliydi. O teknik düzeye ulaşana dek her şeyi ve her yeri kapsayan planlar yerine, temel göstergelerle ve eğilimlerle ilgilenen, gerisini yerel girişime bırakan bir plan kavramı geliştirmek gerekirdi. Bu ise özünde yine bir çeşit NEP'tir.

21. Kilit nokta demokrasiydi… Rusya'nın sosyalist topluma geçmeye hazır olmadığını gösteren en büyük bir zaaf da demokrasi sorununda ortaya çıkar. Rusya, hiçbir demokrasi deneyimi olmayan bir ülkeydi. Bu nedenle, devrimden sonra da toplumdan Komünist Parti'ye demokrasi yönünde bir basınç gelmedi. Ama sosyalizm, tanımı gereği, aktif kitle demokrasisidir, sosyalist demokrasidir. Devlet, işçi sınıfının yönetiminde ve denetiminde olacaktır. Oysa, Rusya'da yönetim ve denetim bu yetkiyi onun adına" kullanan parti ve devlet bürokrasisinde oldu. Buna da doğru bir reçete yazmak gerekliydi. Komünist Parti ise demokratik alışkanlığı geliştirmek yönünde çaba harcamadı tersine, seçtiği politikaları bu geriliğe yaslanarak uyguladı.

22. Devlet işçi sınıfının denetimi altında olmayınca, üretim araçlarının toplumun mülkiyetinde olması da nominal (Editörün notu kağıt üzerinde) kaldı. Egemen sınıfın hizmetkarı olması gereken bürokrasi böylece özgün çıkarlara sahip yönetici bir katman oldu. Parti ve devletin yönetim aygıtı devletten partiden ve halktan koptu. Bugün hızla yükselen Rusya sermayesi işte bu katman içinde yeşerdi.

23. Bu gidişat geri devşirilmeyi hazırlıyordu. "Sosyalist" ülkelerin, o tarihsel geriliğin ardından emperyalizmi kısa sürede geçmesini kimse bekleyemezdi.  Ama hedefe yürüyememenin ve bu nedenle de çökmenin temel nedeni, ülke gereksinimlerine gerçekçi, cesur ama sabırlı reçetelerin yazılamamasıdır. Asıl acı olan, bu reçeteleri Marks'ın, bugünleri görmüşçesine yapıtlarında işlemiş olmasıdır.

Can alıcı nokta, halkın, yaşamında giderek iyileşme görmesidir. Bu olursa halk, emperyalizmi yakalama ve geçme sürecine, onun istediği kadar zaman tanır ve aldatıldık duygusuna da kapılmaz. Oysa, böyle olmadı.

İşte işin sonunu getiren de bu oldu. Sovyet halkı kapitalizmi istemedi, yalnızca iyi yaşamak ve kendine verilen sözlerin tutulmasını istedi. 

24. Çöküşün 1980 sonlarına rastlaması, Batı'da özellikle 1970'lerden itibaren olağanüstü hızlanan bilimsel-teknolojik devrime ve üretim sürecinde ortaya çıkan değişmelere ayak uyduramama nedeniyledir. Sovyetler Birliği'nde pek çok teknolojik buluş yapılıyordu ama üretim ilişkileri bu yenilikleri çağırmıyordu. Sovyetler Birliği üretiminin düşük niteliği nedeniyle malını Batı'ya değil, ancak az gelişmiş ülkelere satıyordu. Ama Batı'dan nitelikli mal ve teknoloji almak zorundaydı. Ticaretinin ancak üçte birinden azını dövizle yapabiliyordu. Dünya ticaretinde tuttuğu yer, % 16'dan %4'e düşmüştü. Batı'nın teknoloji yenilemesine ayak uyduramamıştı. Oysa kullanımdaki makinelerinin %11'i, yirmi yıldan eskiydi.

25. Son yargı:   Her şey, 1927-30'lara dek tüm komünistlerce kabul edilen, "tek ülkede sosyalizm olmaz"  "Marks'ın görüşünün terk edilmesi ve yerine "tek ülkede sosyalizm" görüşünün kabul edilmesiyle başladı. Tek ülkede sosyalizmin kurulabileceğine inanılınca, bunu en kısa sürede gerçekleştirme, bunun için de her türlü anti-demokratik ve totaliter baskıyı topluma ve komünistlere uygulama mübah sayıldı. Çünkü sosyalizm kurulunca bu acılar geride kalacaktı… Şiddete dayalı endüstrileşme ve kolektifleştirme, emir-kumanda planlaması, açıkça diktatörlük uygulaması, bunların hepsi, "tek ülkede sosyalizm olur" yaklaşımının türevleridir.

Dipnot: On yıllık bir teorik ve pratik arayıştan sonra 1997 yılındaki 15. Parti Kongresi raporunda dokuz maddelik teorik bir özet değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirmeye göre, sosyalizmin ilk başlangıç aşaması şöyle tanımlanmıştır:

Birincisi, sosyalist modernleşmeyi gerçekleştirmek için aşamalı ve tedrici olarak Çin'in az gelişmişliğini ortadan kaldıracağı bir tarihsel dönemdir.

İkincisi, Çin'in büyük bir kısmında tarımsal nüfusun ve el emeğinin baskın olduğu bir tarım toplumundan, tarımsal nüfusun baskın olmadığı modern tarım ve hizmetler sanayisini içeren sanayileşmiş bir topluma dönüşeceği bir tarihsel dönemdir.

Üçüncüsü, bugün egemen olan doğal ve yarı doğal Çin ekonomisinin yüksek düzeyde gelişmiş bir pazar ekonomisine dönüşeceği bir tarihsel dönemdir.

Dördüncüsü,  Çin'in geri düzeydeki ekonomisi ve kültürüyle birlikte genelde okuma yazma bilmeyen ve yarı-okumamış bir toplumdan gelişmiş bilimi, eğitimi ve teknolojisi olan bir topluma dönüşeceği bir tarihsel dönemdir.

Beşincisi, Çin'in nüfusunun büyük bölümünün yoksul ve yaşam düzeyi düşük durumundan, toplumdaki tüm bireylerin ortaklaşa refah içinde yaşadığı bir topluma dönüşeceği bir tarihsel dönemdir.

Altıncısı, Çin'deki zengin ile fakir arasındaki uçurumun  ve aynı zamanda bölgesel farklılıkların adım adım aşamalı bir biçimde gelişme yoluyla azaltılacağı bir tarihsel dönemdir.

Yedincisi, Çin'in sosyalist pazar ekonomisini, gelişkin sosyalist demokrasi sistemini ve diğer gelişkin sistemleri oluşturmak ve geliştirmek için reformlar ve ilerlemeler yapacağı bir tarihsel dönemdir.

Sekizincisi, Çin halkının bir yandan maddi diğer yandan manevi uygarlığını geliştirmek üzere koyduğu idealleri cesurca, azimle, gayretle ve tok gönüllülükle geliştireceği bir tarihsel dönemdir.

Dokuzuncusu, Çin ulusunun büyük bir yeniden gençleşmeyi ortaya çıkardığı ve Çin'in kendisiyle dünyanın gelişmiş toplumları arasındaki mesafeyi kısaltmış olacağı bir tarihsel dönemdir.

Rıza Yürükoğlu Kısa Biyografisi:

Şair, yazar, siyasal eylemci (D. 4 Kasım 1945 – Ankara, Ö. 11 Aralık 2001). Nihat Akseymen doğuş adıdır. Türkiye Komünist Partisi (TKP) içinde Veli Dursun adı ile de tanınır. 1966'da Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi. Bu sırada Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) içinde çalışmaya başladı. TİP'li öğrencilerin kurduğu Sosyalist Gençlik Örgütü'nün ilk genel sekreteriydi. 1973 Atılımı sürecinde önemli görevler aldı.

1971 yılında İngiltere'ye gitti ve orada TKP üyesi oldu. Türkiye'ye döndükten sonra yakın arkadaşlarıyla birlikte TKP örgütlenmesinin bir kolunu başlattı. Bir süre sonra siyasal nedenlerle yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. 1974-76 arasında Moskova'daki Uluslararası Lenin Okulu'nda eğitim gördü.

Okumakta olduğu Siyasal Bilgiler Fakültesinin dördüncü sınıfından Londra'daki City Üniversitesi Sosyoloji Bölümünün ikinci sınıfına geçiş yaptı. 1973'te bu üniversiteden mezun oldu. Arkadaşları ile birlikte İngiltere'de İngiltere Türkiyeli İlericiler Birliğini (İTİB) kurdu. Ardından da Londra İşçi Birliği ve yerel bir işçi gazetesi olan İşçinin Sesi'ni kurdular. 1974'te TKP Merkez Komitesi üyeliğine getirildi.

1976'da İşçinin Sesi gazetesi Atılımdergisi ile birlikte partinin yayın organı olarak çıkmaya başladı. Parti merkezi tarafından Emperyalizmin Zayıf Halkası Türkiye diye bir broşür hazırlamakla görevlendirildi. başlangıçta parti merkezinin savunduğu bu broşür daha sonra TKP içinde tartışma konusu oldu ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi'ni rahatsız etti.. 1979-1985 yılları arasında TKP nin görüşlerine karşı ideolojik mücadele sürdürdü…

Rıza Yürükoğlu önderliğindeki ekip en son 1985'deki TKP 5. Kongre'sinde Partiden atılma kararlarına karşı itirazı reddedilince, bu kongreden sonra örgütsel ayrılık çıktı ve Yürükoğlu ve ekibi yeni bir TKP örgütlenmesine girişti.

1999'da kendi isteği ile önderlik ettiği TKP adlı partinin genel sekreterliğinden ayrıldı. Parti üyesi olarak çalışmalarına devam etti ve 2001 yılında kanserden öldü.

ESERLERİ:

ARAŞTIRMA-DERLEME: Emperyalizmin Zayıf Halkası Türkiye, Açık Mektup, Proletarya Enternasyonalizmi, Üçüncü Program ve Görevlerimiz, İyi Öncü Değil Kötü Artçı Bile Değil, Örgüt ve Örgütçü, Faşizmin Çözülüşü, Sosyalizm Üstün Gelecektir, Durum ve Görevlerimiz, Yaşayan Sosyalizm, Sınıf Savaşının Vardığı Aşama ve Komünist Partisinin Taktikleri, Bu Kavga Gelecek Kavgasıdır, Sosyalizm ve Demokrasi, Kankun Konferansı ve Düşündürdükleri, Durum ve Görevlerimiz, Kırkın Yarısı (2 cilt makalelerinden derleme), Savaş Yolu / Üstüngel'den Notlar (İsmail Bilen'den, yay. haz.; Önsöz: Nâzım Hikmet, Rıza Yürükoğlu), Faşizm ve Burjuva Demokrasisi (1991), Değirmenin Bendine Arif Sağ'la Müzik, Alevilik ve Siyaset Üzerine Sohbet(1993), Sosyalizmin Çözülüşü Üzerine Üç Makale (1993), Okunacak En Büyük Kitap İnsandır:Tarihte ve Günümüzde Alevilik (1995), Doğu Asya Krizi (1998), Sosyalizm Nedir (3 cilt) (1999).

ŞİİR: Durgunda Bir Kurşun.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir