Sosyalist Küba Lideri Başkan Díaz-Canel'in Amerika'daki Halkların Zirvesine Mesajı

M.Yüce- Timur Kaplan

Halkların Zirvesi Forumu Lideri Manolo De Los Santos

Dayanışma yalnızca devrimci pratikten ayrılamaz bir ilke değildir. Dayanışma aynı zamanda, kitlelerin gücüne, seferber olmuş halkların yaratıcı gücüne ve sosyal adalet için ilham verici mücadeleye inanan bizler için en zorlu silahtır.

Sevgili Yoldaş Manolo; Halkların Zirvesi Forumuna katılan diğer yoldaşlarım;

ABD'nin düzenlediği Amerikalar Zirvesi'nde olmayacağım derken yanılmamışım ama Küba'nın sesini mutlaka yansıtacağız.

Manolo Santos, Halkların Zirvesi Forumunun baş yöneticisi…

Manolo Santos sen bizim sesimizsin. Devrim her zaman çok net olmuştur: eğer hükümetler bizi sesimizden mahrum bırakırsa, halklar bizi temsil etmek için, bizim adımıza konuşmak için orada olacaklar.

Ve böylece, imparatorluk tarafından Küba ile ilişkileri koparmaya zorlanan ve onurlu Meksika hariç, efendinin emrine itaat eden hükümetler olmuştur. Bu Sömürgeler Bakanlığı döneminden beri böyle olmuştur.

Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü (ICAP) halkların sesini duyurma anlayışından doğmuştu.

Dayanışma yalnızca devrimci praksisten ayrılamaz bir ilke değildir. Dayanışma kitlelerin gücüne, seferber olmuş halkların tellür gücüne ve sosyal adalet için ilham verici mücadeleye inanan bizler için en zorlu silahtır.

Halklar nerede mücadele ediyorsa Küba orada olacaktır. Ve Küba ne durumda olursa olsun, halklar mücadele edecektir.

Bugün paylaştığımız mücadele, Büyük Vatan'ın en iyi oğullarından ve kızlarından bazılarının kanları pahasına yüzyıllara dayanıyor. Bu mücadele, güçlü komşumuzun Amerikan milletlerimizi yeniden sömürgeleştirme girişimlerine karşı yürütülüyor. ABD'ye ve bölgemize yönelik siyasi tutumlara rehberlik etmeye devam eden Monroe Doktrini'nin ruhuna karşı yürütülüyor.

Bu tür tasarımlara boyun eğmeyecek ülkelere yönelik yaptırım ve cezalara karşı ve  emperyal politikalara karşı yürütülüyor. ABD'li politikacıların bölgemizde jandarma ve baş yargıç olma isteklerine karşı yürütülüyor, ABD kimin siyasi liderlerimiz ve hatta sivil toplumumuzun önderi olması gerektiğini belirlemeye kararlı.

Küba, imparatorluğa isyan ettiği için bu bölgedeki ittifaklardan dışlanan ilk Latin Amerika ülkesiydi. Başkaları da daha önce aynı şeyi yapmaya çalıştı ama Condor Operasyonu gibi darbelere, diktatörlüklere ve ulusötesi terör örgütlerine maruz kaldılar.

Küba, Amerikan Devletleri Örgütünden (OAS) atıldı; doğal çevresine yabancılaştırılmaya çalışıdı. Çeşitli saldırılar finanse edildi ve bunlar hala Devrim'e karşı finanse ediliyor. 63 yıllık ablukaya karşı onurla direndik ve adamızdan 30 kat daha büyük olan bu güçlü imparatorluğun utancına rağmen kendi bilimsel gelişimimizle bölgemizin en iyi eğitim ve sağlık göstergelerini gösterebilen ülkeleri arasında yer almaktayız. kendi bilimsel gelişimimiz.

Kardeş Venezuela da kibirli bir şekilde cezalandırılıyor. Yurtdışındaki birikimleri ve varlıkları gasp edilmiş, seçilmiş meşru hükümeti göz ardı edilmiştir.

Tarihte pek çok fetih girişimiyle karşı karşıya kalan ve geçmişte Washington tarafından güçlü bir şekilde desteklenen bir diktatörlüğün dayatıldığı bir ulus olan Nikaragua'yı boğmak için şiddetli saldırılar başlatıldı.

Halkların kendi aklı var, kendi hafızası vardır. İmparatorluğun engellemek istediği bir Zirve düzenlemiş olan halklar, ihbarlarını susturmayan, bizim adımıza seslerini yükselten hükümetler, eskiden cezalı bir milletin olduğu yerde, şimdi mağrur bir milletin olduğunu anlıyorlar. Bugün üç ülkeyiz ve yarın 10 olacağız.

Ancak halklar yakın işbirliği içinde olursa, kibirle göklerde süzülen, dünyaları yutan dev, bizim alanlarımıza izinsiz giremez.

Halkların yakın işbirliği anlayışı sayesinde Dokuzuncu Amerika Zirvesi, ABD'nin ve organizatörlerinin beklediği gibi gitmedi. Dayanışma, bizim gibilerin davet edilmediği, istenmediği yerlerde de her zamankinden daha fazlaydı.

Sevgili Yoldaş Manolo,

Bu nedenle, Küba, Venezuela ve Nikaragua'nın Amerikalar Zirvesi'nden dışlanmasına şiddetle karşı çıkan bölge ülkelerinin hükümetleriyle en içten takdirlerimizi paylaşmanızı rica ediyorum.

Meksika'dan Başkan Manuel López Obrador; Saint Vincent ve Grenadinler Başbakanı Ralph Gonsalves; Bolivya Başkanları Lucho Arce ve Honduras'tan Xiomara Castro; yanı sıra Zirve sırasında Küba'nın dışlanmasını ve halkımıza karşı cezai ambargoları reddeden Karayipler ve Latin Amerika delegasyonlarının birçok lideri ve başkanı sizlerin tutumu bizim için cesaret verici.

Kuzey Amerika düşmanımız değil.  Pazarın acımasız imparatorluğu tarafından yalnızca bir kez değil her gün dışlanan işçiler, yerli halklar ve göçmenlerin Kuzey Amerika'sı bizim yanımızda; Sizler  asi, asi, proaktif ve kardeşçe tavırlarınızla, bizim öz kızkardeşimizsiniz ve sizler asla düşmanımız değilsiniz ve olmayacaksınız. Dışlananların sesini yansıttığınız  için teşekkür ederiz.  Ufukları umutla boyadığınız için teşekkür ederiz.  Daha iyi bir dünyanın mümkün olduğunu bize bir kez daha kanıtlandığınız için teşekkür ederiz.

Yorum Bırakınız