Sırbistan'da seçimlerin ardından: Yeni bir renkli devrim girişimi yaşanır mı?

Erkin Öncan, 19 Aralık 2023

Sırbistan'da seçimleri, 2012'den bu yana iktidarda olan Sırp İlerleme Partisi (SNS) öncülüğündeki 'Aleksandar Vucic-Sırbistan durmamalı' ittifakı kazandı.

Oyların yüzde 96'sını alan ittifak, seçimlerden muhalefetteki 'Sırbistan şiddete karşı' ittifakının yüzde 46'lık oy oranı karşısında ezici bir galibiyetle çıkarken, seçim sonuçlarına ilişkin itirazlar da yükseldi.

Sırbistan Devlet Seçim Komisyonu (RIK) Başkanı Vladimir Dimitrijevic, seçimlerin ardından yaptığı açıklamada, seçimlerin uygulanma biçimine ilişkin yapılan itirazların reddedildiğini söyledi.

Ancak, seçimlerde usulsüzlük yapıldığını iddia eden muhalefet partileri, otobüslerle Belgrad'a getirilen çok sayıda kişinin oy kullandığını iddia etti.

Seçim komisyonu önünde çatışmalar

Düzenlenen eylemlerde, seçim komisyonu binası önünde toplanan protestocular, bina çevresindeki çitleri kırarak binaya baskın düzenlemeye çalıştı ve güvenlik güçleriyle eylemciler arasında çatışmalar yaşandı.

Öte yandan, Belgrad'daki seçim sonuçlarını kabul etmeyen muhalefet bloğu, oylama sonuçlarının iptal edilmesini talep etti ve talepleri karşılanana kadar komisyon binasından ayrılmayı reddettiklerini ve açık grevine başladıklarını açıkladı.

Protestocular aynı zamanda, 70 yaşındaki İstatistik Dairesi başkanına da linç girişiminde bulundu ve seçim komisyonu binasına yumurta ve rulo tuvalet kağıdı attı. Bazıları ise binaya bıçak, sopa ve sopa sokmaya çalıştı.

AGİT'ten 'usul eksikliği' açıklaması

Öte yandan, erken genel ve yerel seçimlere gözlemci olarak katılan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) da, 'oy satın alma, oylama gizliliğinin ihlali ve grup halinde oylama' gibi birçok usul eksikliğinin gözlemlendiğini belirtti.

AGİT, AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR), AGİT Parlamenter Asamblesi (AGİT-PA), Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ve Avrupa Parlamentosu'ndan gözlemciler tarafından yapılan incelemeler sonucunda yapılan açıklamada, tespit edilen usulsüzlüklerin 'haksız rekabet yarattığı' iddia edildi.

Sırbistan'daki seçimlere ilk tepki veren ülke ise Almanya oldu.

Almanya Dışişleri Bakanlığı, "Sırbistan oy verdi ancak AGİT gözlemcileri kamu kaynaklarının kötüye kullanıldığını, seçmenlerin sindirildiğini ve oy satın alma vakalarını bildiriyor. AB'ye aday ülke olan bir ülke için bu kabul edilemez" açıklamasında bulundu.

Sırbistan'daki seçimlere ve Vucic liderliğine yöneltilen eleştiriler, çoğunlukla hükümetin Rusya yanlısı ve 'yarı dengeci' sayılabilecek dış politikasından kaynaklanıyor.

Sırbistan seçimleri de, ülkenin tamamen Batı yanlısı bir rotaya girmesi yönünde bir fırsat olarak değerlendiriliyordu. Ancak seçim sonuçlarında tam tersi bir sonucun ortaya çıkması, Batı kamuoyunda 'yolsuzluk yapıldığı' yönünde soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden oldu.

Almanya başta olmak üzere, Avrupa devletleri ve ABD Balkanlar'daki, özellikle de Sırbistan ve Sırp Cumhuriyeti'ndeki durumla yakından ilgileniyor. Alman Yeşiller Partisi, Batı yanlısı muhalefetin 'Sırbistan Şiddete Karşı' temsilcilerine Federal Meclis'te ev sahipliği yapmıştı.

Geçtiğimiz Temmuz ayında da, Sırbistan lideri Vucic TV Prva'ya yaptığı açıklamalarda, "Rusya'nın ABD seçimlerine müdahalesinden bahsediyorlar ve burada her seçimden önce istedikleri kişiye istedikleri kadar para gönderiyorlar. Ve umursamıyorlar, ne isterlerse yapabileceklerini sanıyorlar" ifadeleriyle Heinrich Böll Vakfı veya Yeşiller Partisi gibi kuruluşların Sırbistan'daki protestoları finanse ettiğini ve Belgrad'daki yetkililerin bunu kanıtlayacak delilleri olduğunu söylemişti.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Bärbock da, seçimlerden önce 'Sırbistan'daki milliyetçi propaganda konusunda endişeli olduğunu' ve Belgrad yönetiminin dengeci politikasına referansla 'aynı anda iki sandalyeye oturmanın imkansız olduğunu' söylemişti.

Avrupa Parlamentosu'nun Kosova raportörü Viola von Cramon da, Sırbistan'daki siyasi protestoları açıkça destekleyerek ülkede iktidar değişikliği çağrısında bulunmuştu.

Cramon, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Belgrad sokaklarında ve Sırbistan genelinde hükümet değişikliği, medya özgürlüğü ve herkese eşit muamele talep eden herkesin yanındayım. Sırp vatandaşları daha iyi bir Avrupa geleceğini hak ediyor" ifadelerini kullanmıştı.

'Sırbistan şiddete karşı' ittifakı nasıl kuruldu?

Sırbistan, geçtiğimiz sene önemli hükümet karşıtı gösterilere sahne olmuştu.

Binlerce gösterici, ülkede iktidar partisinin kışkırttığı şiddet olaylarının tırmandığı iddiasıyla yaz aylarında kitlesel gösteriler düzenledi.

Bu eylemler sürecinde kurulan 'Sırbistan şiddete karşı' hareketi, Haziranda yaşanan silahlı saldırıları protesto gerekçesiyle, Slobodan Miloseviç döneminden bu yana düzenlenen en kitlesel protestolara imza atmıştı.

Protestocular, ülke genelinde şiddetin hükümet kontrolündeki medya kuruluşları tarafından teşvik edildiğini iddia ederek, şiddet içeren içerikleri destekleyen kanalların yayın lisanslarının iptal edilmesini ve siyasi muhaliflere saldıran gazetelerin yasaklanmasını talep etmişti.

Gösterilerde ayrıca, içişleri bakanı ve istihbarat teşkilatı başkanının da istifası istenmişti.

İttifakın bünyesinde, çoğunluğu Avrupa Birliği (AB) yanlısı olmak üzere çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu bulunuyor. Eylemlerin yöntemi, talepleri ve bileşenleri ise, Sırbistan'ın daha önce de yaşadığı bir deneyimin tekrarının planlandığı yönünde önemli işaretler barındırıyor: renkli devrim.

Sırbistan ve renkli devrim

Sırbistan hükümetinin 2000 yılında devrilmesi, ABD destekli başarılı neoliberal renkli devrimlerin ilk örneğiydi. 'Buldozer Devrimi' olarak anılan, Miloseviç'in devrilmesi sürecinde kullanılan yöntemler, daha sonra dünyanın çeşitli yerlerinde de tekrarlandı.

Sırbistan'da 1998-2003 yılları arasında Miloseviç'e karşı örgütlenen Otpor hareketi, bugün 'Uygulamalı Şiddetsiz Eylem ve Stratejiler Merkezi' (Canvas) adıyla faaliyetlerine devam ediyor. Öyle ki, bu kuruluşun üyeleri, Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Kalkınma Ajansı'nın (USAID) daveti üzerine 25 Eylül'de Gürcistan'a giderek başkent Tiflis'te bulunan bir otelde, bazı 'sivil toplum kuruluşları ve sivil aktivistlere' eğitim vermişti.

Miloseviç döneminde, Mirko Marjanović hükûmetinin haberleşme bakanı olan Vucic, Buldozer Devrimi'nden sonraki dönemde ise muhalefetin en önemli isimlerinden biriydi. Yugoslavya'nın dağılmasının ardından Sırbistan, 'Avrupa şüphecisi' ve çoğunlukla NATO karşıtı sağ siyasetlerle Batı yanlısı neoliberal yapılar arasındaki rekabete sahne oluyor.

Günümüzde devam eden Kosova sorunu da düşünüldüğünde, Sırbistan'daki siyasi kavgaların ağırlıklı olarak aynı ya da benzer saflaşmalar üzerinden şekillendiği görülüyor. Rusya'nın Ukrayna operasyonuyla birlikte başlayan yeni dönemde ise, bu saflaşma uluslararası arenada daha belirgin hale geldi. 'Neoliberalizme karşı sağcı/gelenekselci Batı karşıtlığı' saflaşması ise, sosyalistlerin etkili bir güce sahip olmadığı günümüz dünyasında temel siyasi kutuplaşma halini alıyor. 'Eski günlerin' mirasçısı sosyalist siyasetler ise, henüz ülke gündemini doğrudan etkileyebilecek güce sahip değil.

Dolayısıyla, Sırbistan'da 'seçim yolsuzlukları' ve 'hükümet şiddeti' iddialarıyla başlayan her toplumsal hareketliliğin, hem ülke içinde, hem de uluslararası alanda devam eden rekabetin bir parçası olduğunu söylemek mümkün. Son seçimlerin ardından, ülkenin 'şiddet karşıtı' koalisyonu şiddet eylemlerine şimdiden başladı. Vucic'in Rusya'ya meyleden, Kuşak ve Yol İnisiyatifi düzleminde Çin'le iyi ilişkiler kuran ancak Batı'yı toptan karşısına almayan 'yarı-dengeci' politikası ise, yeni dönemde kendisini nereye kadar götürecek, göreceğiz…

CGN Türk https://cgtnturk.com/sirbistanda-secimlerin-ardindan-yeni-bir-renkli-devrim-girisimi-yasanir-mi/

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir