merkez-bankası

Şefik Çalışkan'ın Yeni Ekonomik Modeli: Sosyalist Sendikacılar ve Sosyalist Partiler İdeolojik ve Siyasi Uyanıklık Göstermeli / Selma Özkan

Hükümetin Yeni Ekonomik Modelinin Gerçek Mimarı Şefik Çalışkan Doğru Mu Söylüyor?

Hükümetin Yeni Ekonomik Modelinin Gerçek Mimarı Şefik Çalışkan Doğru Mu Söylüyor?

Emek Geliri ve Ücretle Geçinen Halkın Kısa ve Uzun Vadeli Çıkarları Nedir?

Şefik Çalışkan, en son "Merkez Bankası 18.11.2021 Toplantısı Sonrası Ekonomik Görünüm" başlıklı bir rapor hazırladı. Raporunda; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "faiz sebep, enflasyon sonuçtur" tezini savunuyor. Çalışkan raporunda, Türk lirasında faiz indirimini savunurken, bu konuda uyarılar yapan iktisatçılara da karşı çıkarak, "Faizi düşürmeye devam edilmelidir" diyor. Çalışkan'ın raporunda, "Merkez Bankasının faiz indirmesi ve indirmeye de devam edecek olması, ülkemiz ve dünyanın içinde bulunduğu iktisadi gerçeklerle uyumlu olmadığı ve uygulanan politikanın ülkemizi bir felakete sürükleyeceği yönünde bazı iktisatçılarımız tellallık yaymaktadır" şeklinde görüşler aktarılıyor.

"Erdoğan, doğru hedefe doğru hücuma geçmiş bir liderdir" diyen Çalışkan, 20. yüzyıl iktisadi düşüncesinin iki kutbundan bahsettiği raporunda, dünyadaki ekonomik duruma da yer veriyor. "Yaşanan krizde faizleri düşürmek, dünyadaki tüm finansal çevrelere savaş açmak demektir. Çünkü sıcak paracılar dünyadaki tüm ülkelerin hazine bonolarına yatırım yaptılar ve para kazanamıyorlar. Kripto varlıklar ve teknoloji şirketlerinde fiyatlar balon yapmış durumda her an patlayabilirler" diyen Çalışkan, "Nitekim kripto paralardaki istikrarsızlık ve teknoloji alanındaki hızlı gelişmeler sıcak paracıları tedirgin etmekteler. Sıcak paracılar son saldırıları emtia ve temel tüketim mallarını temsil eden finansal araçlara yaptılar. Bu nedenle üretici fiyat endeksleri tüm dünyada arttı. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelere içerdeki mandacı ile dışarda da kendini büyük bilgin olarak gösteren Batılı medya tarafından parlatılan iktisatçılar aracılığı ile faiz yükseltmek için baskı kurmaya çalışmaktalar."

Amerikan, Avrupa Merkez Bankası, Japonya ve İngiltere Merkez Bankaları Ne Yapıyor?

"Amerikan Merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankası, Japonya ve İngiltere merkez bankaları, enflasyonun sebeplerinin geçici olduğu fikrini yayıyor ve para politikasında değişikliğe gitmezken, bizim mandacı iktisatçılarımız onların bu davranışında keramet kehanet ararken, bizim merkez bankasının son derece akıllıca yürüttüğü politikayı şiddetle eleştiriyorlar." ifadelerini kullanıyor. Çalışkan raporunda, düşük faiz yüksek kur politikasına devam edilmesi durumunda ekonominin 2022 Haziran'ında düzeleceğini ileri sürüyor.

"Bu yılı düşük bir cari açık ya da başa baş kapatacağız" diyen Çalışkan, "Kurların böyle devam etmesi durumunda dış ticaret açığımız kapanacağı gibi turizm geliri ile 2022 yılını 15 milyar dolar cari fazla ile kapatmamız sürpriz olmaz" diyor. "Gerekirse Merkez Bankası ya da Türk hazinesi dolar satın alarak kura müdahale etmelidir. Bu gidişle özellikle sanayi sektöründe istihdamda büyük artış olacak ve çok işçi işe girebilecek" görüşünü savunan Çalışkan, "Enflasyonun dar gelirliler üzerindeki etkisini hafifletmek için 2022 yılbaşı ve temmuz ile 2023 yılbaşında ücret artışları yapılarak bu kesimlere destek olunmalıdır. Ancak işçi işe alımında artış ve cari fazladaki artış kamunun vergi gelirlerini de artıracak ve piyasada borçlanabilir kredi kaynağı artacağı için de düşecektir" diyor. Çalışkan, "Uygulanan politikanın bilinçli, zorunlu, doğru ve tutarlı bir politika olduğu açık ve seçik olarak vatandaşa anlatılmalı" diyor.

Yüksek Faizden Çıkar Elde Etme Mekanizması Nasıl İşliyor?

Özel bir şirkette baş ekonomist olarak görev yapan Şefik Çalışkan, Merkez Bankası'nı geçen ay aldığı faiz indirim kararı sonrası yeni durumu analiz eden bir rapor yayınladı. "TCMB 18.11.2021 toplantısı sonrası ekonomik görünüm" başlıklı raporun bir bölümüne hafta içinde yayınlanan piyasa notunda denk geldik.

Bunun üzerine raporun tam metnine ulaştık. "TCMB'nin faiz indirmesinden sonra iktisatçılar ve muhalefet tarafından piyasada yaratılmaya çalışılan kaosun pratik ve teorik karşılığının olmadığı" görüşünün yer aldığı 20 Kasım 2021 tarihli raporda, Keynes ve neoliberalizme esin veren Hayek arasında süregelen politika farklılaşmasına işaret edildi.

Çalışkan'ın kaleme aldığı raporda dikkat çeken ve hükümetin izlediği düşük faiz politikasının temelini oluşturan görüşler yer aldı. Raporda yüksek faizle işleyen sömürü çarkı şöyle anlatıldı; "Bizim gibi ülkelerde yükselen faizde ekonomik mekanizma şöyle çalışmaktadır: Faizler yükselince ülkeye dışarıdan döviz cinsinden sıcak para akımı olmaktadır. Gelen dövizler karşılığı içerde Türkiye'de para basılmaktadır. Hani yüksek faiz para darlığı yaratacaktı? Yüksek böylece içerde para basımı ile birlikte piyasadaki para hacmini artırır. Çünkü para basılmasına dayanak olan sıcak döviz gelmektedir. Merkez Bankası bu durumda basılan bu paranın enflasyon yaratmaması için APİ (Açık piyasa işlemleri) ile geri çekmesi gerekmektedir.

Ancak faizler yüksek olduğu için piyasadan çekilen paraya yüksek miktarda faiz ödeneceği için, parasal genişleme daha da artmaktadır. TCMB böyle bir aşırı parasal genişleme olmaması için yani bu kaygıdan dolayı bu parayı çekmeyince özellikle yüksek grubunda yaşayan insanların veya yüksek ücretli olan kesimin talebi artmaktadır. Bu gelir grubunun ise tüketim ve harcama alışkanlığı bizim gibi ülkelerde tamamen ithalata dönüktür. Bu işlemleri yapmak için tekrar döviz alınması gerekiyor."

Dünyadaki Kara Para Merkezleri Yüzde 60'lara Varan Vurgun Yapıyor

"Bollaşan döviz, TL karşısında değersiz hale gelince bu yüksek gelirli grubun alım gücü daha da artıyor. Böylece gelen sıcak paradan daha fazlası kaliteli ithal malları alımı amacıyla yurt dışına çıkmaya başlıyor. Yüksek faize gelen sıcak para döviz Türk lirasına çevirilince hem bankalardan yüksek faiz alıyor hem de yurtdışına kaçtığı zamanlarda TL'nin değerlenmiş olması nedeni ile daha yüksek efektif döviz talebi doğuruyor. Bu da ülkeye gelen sıcak paradan (dövizden) daha fazlasının yurtdışına çıkması anlamına geliyor. Bu şekilde sıcak parayı Türkiye'ye sokan yabancılara dolar bazında yüzde 60'lara varan gelir sağlanıyor.

Bugün düşük faize karşı çıkan mandacı iktisatçılarımızın tamamı maaşlarını sıcak paracıların bu operasyonlarından almaktadırlar. Ucuzlayan döviz ülkedeki rekabete açık imalat sanayisini vuruyor çünkü yurtdışından mal ithalatı artıyor ve bizim imalat sanayimizde işsizlik baş gösteriyor. Aslında bizim imalat Sanayimizde çalışan bir kişi ticaret sektöründe ve lojistik sektöründe iki kişiye, hizmetler sektöründe de üç kişiye istihdam sağlıyor. Düşük döviz kuru ile bizim imalat sanayimiz zayıflayınca çarpan etkisi ile toplam işsizlikte çok fazla istihdam kaybına neden oluyor. Bu düzeni sürdürmek için ülkenin sürekli dış borçlanma gerekiyor. Nitekim Türkiye'nin bugün geldiği 450 milyar dolarlık dış borç bu şekilde oluşmuştur. Yüksek faiz düşük kur politikası her seferinde duvara çarpmış, halk fakirleşmiş, siyasetimiz istikrarsızlaşmıştır."

Halkın Bankalarda Döviz Hesabı Açması Ne Sonuç Doğurur?

Türk lirasında banka faizlerinin düşmesi, ekonominin her alanında aynı anda olumlu yankı bulmuyor. Türk lirasında banka faizlerinin düşmesi ülkemizdeki tasarruf alışkanlığından dolayı halkın tasarruflarının bankalarda döviz hesabı açmaya kayıyor. Bu da ülkemiz ekonomisinin dövizde cari açık vermesinden dolayı anında hemen enflasyonun yükselmesine neden oluyor.

"Türk Lirası banka faizlerinin düşmesi ile halkın TL tasarruflarının dövize dönmesi ve enflasyonun artması aslında iyi bir şeydir. Kurların artması sonucunda o güne kadar tasarrufunu dövizde tutan ya da TL mevduattan döviz mevduatına geçen insanların ülkeye büyük katkısı bulunmaktadır. Birincisi, Türkiye'de bankalar döviz hesaplarına neredeyse hiç faiz vermiyor. Bu hesapları açan kişiler aslında kur artışından faydalanmak istiyorlar. Bankalardaki bu dövizleri çok uygun fiyata ihracatçı firmalarımıza kredi olarak vererek onları dünya pazarında rekabetçi hale getirmek çok yararlı olacaktır. Bu ihracatçı firmalarımız kurun artışı ile de fiyat rekabeti yakaladıkları için satışlarını çok daha yukarıya çekebilirler. Diğer taraftan kurların artması ile döviz hesabı olan kişiler zenginleşmektedir. Bu insanlar zenginleştikçe harcama kabiliyetleri artıyor bu da devletin vergi gelirlerini artırıyor."

Doların Artması Yatırımları ve İşçi İhtiyacını Arttırır

Doların artması ile Türkiye'nin döviz borcunda cari açık vermesinden dolayı dolara bağlı fiyatlarda artışı yaşanması konusuna da değinilen raporda şunlar yazıyor; "doların artmasının siyasal sonuçlarını bir kenara bırakırsak, bu artış da ülkenin çok lehinedir. Şöyle ki, kur nedeniyle artan mal fiyatları gerçekte enflasyon değil fiyat artışıdır. Fiyat artışı ile enflasyon arasında çok büyük fark vardır. Fiyat artışı olan ekonomilerde yatırım, çalışan işçi sayısı, vergi gelirleri, cari fazla ortaya çıkar, gelir dağılımdaki adalet, refah ve toplamda da milli gelirde büyüme artar. Çünkü artan fiyatlar kârlılığı artırdığı için sanayicinin yatırımları artar. Yatırım artınca işçiye talep artar. Bu da işçilerin ücretini yükseltir. Şirketin kârı ve işçi gelirleri artınca da devletin aldığı kurumlar vergisi, gelir vergisi ve devlete giden KDV tahsilatlarında artış olur. Yatırımla beraber piyasaya daha fazla mal girer böylece fiyatlar da normal seviyeye düşer. Devleti, şirketlerin ve bireylerin geliri artacağı için tasarruflar da artar faizler daha da makul bir düzeye iner" görüşünü savundu.

Amerika ve Avrupa Neden Faizi Arttırmadı?

Raporda "Enflasyonun fiyat artışından farkı şudur: enflasyonist ortamda şirket kârlılıkları artmaz, aynı oranda maliyetler de arttığı için sanayiciler yatırım yapmaz. İşçi ihtiyacı da artmaz. Teoride fiyat artışının işçi ihtiyacını artırması gerekir (Philips Eğrisi teorisi). Eğer fiyat artıyor ve aynı zamanda işçi ihtiyacı da artıyorsa bu enflasyon değildir ve faizler yükseltilmez" diye belirtiliyor. Bakın ABD ve AB'deki enflasyon artışına karşın faiz konusunda acele edilmiyor. Onlar neden hemen faiz artışına gitmiyor", sorusunu soranlar arttı. Şefik Çalışkan: "Bizim ülkede de dolar yükseldikçe işçi ihtiyacı daha da artmaktadır. Bu nedenle doları yükseltmek için faizi daha da düşürmemiz gerekir." ifadelerini kullanıldı.

Şefik Çalışkan'ın Dolar Kurunun Yükselmesinin Ülke Borcunu Türk Lirası Cinsinden Artırmasına Verdiği Yanıt

Dolar kurunun yükselmesinin ülke borcunu Türk lirası cinsinden artırdığına yönelik suçlamalara da dikkat çekilen raporda, şu yorumlar yapıldı: "Kısaca söylersem Türk Lirasının faizinin düşmesi ile dış borcun Türk Lirası cinsinden ifadesi artmaktadır. Fakat kârlılığımızın artması ile dış borcumuzu daha kolay ödeyebilir hale gelmekteyiz.

Türk lirası faizleri yükseltirsek döviz cinsinden borcumuzu ancak yeni borç alarak kapatır hale gelmekteyiz. Dolayısı ile dolar kuru arttı dış borcumuz arttı lafının ikinci üçüncü aşamasında tam tersi olmakta, gerçekte borcumuz daha kolay ödenebilir hale gelmektedir…

Hükümetin ilan ettiği Düşük faiz yüksek kur politikasına devam edilmesi durumunda ülkemizdeki tüm ekonomik parametreler en geç 2022 haziranında düzelecektir. Bu politikadan başka da çare bulunmamaktadır. Böyle bir politikanın başarısı için en az 5 yıl gerekir iddiaları da doğru değildir. AK Parti hükümeti zaten gerekli ekonomik tedbirleri almış ve seçim yarışında son parkura girmiştir. 2023 seçimlerini bu son ekonomik tedbirler belirleyecektir."

Batılı Güçlü Ülkeler Ekonomik Krizi Böyle İhraç Ediyorlar

Şefik Çalışkan'ın hazırladığı raporda tarihten verilen şu iki örnek var: "Ekonomik kriz, işsizlik demektir. Tarih boyunca krizin çözümü, işçi istihdamının artırılmasıyla çözülmüştür. Keynesçi çözümler hep bunu savunmuştur.

İşçi İstihdamını artırmanın tek yolu, ülke kurlarını düşürerek ülkedeki fabrikaların tam kapasite çalışmasını sağlamak artan dış taleple ve ihracatla yeni yatırımlar yaparak ülkeyi krizden çıkarmak şeklinde gerçekleşmiştir.

Tarihte 1800'lerin başında İngiltere ülkedeki krizi çözmek için Osmanlı'ya zorla 1838 Baltalimanı anlaşması imzalatmış, bu anlaşma ile Osmanlı sanayisi çökmüş ve Osmanlı coğrafyası İngiliz pazarı haline gelmiştir. Bunun sonucu da Osmanlı 1918 Mondros ateşkes anlaşması ile tasfiye edilmiştir. İngiltere 1842 Nanjing anlaşması ile benzer anlaşmayı Çin ile yapmış ve Çin ekonomisi İngiliz sömürgesi haline gelmiştir. Günümüzde benzer anlaşmanın adı IMF, Dünya Bankası ve yerli mandacı iktisatçılar aracılığı ile "'yüksek faiz düşük kur politikası' uygulamaktır."

"Paradan Para Kazanan Mali Çıkar Çevrelerine Savaş Açtık"

Raporda, "yaşanan bu krizde faizleri düşürmek, dünyadaki tüm finansal çevrelere savaş açmak demektir." tespitine yer verilerek, şu ifadeler kullanıldı: "Çünkü sıcak paracılar dünyadaki tüm ülkelerin hazine bonolarına yatırım yaptılar ve bugünlerde para kazanamıyorlar. Kripto varlıklar ve teknoloji şirketlerinde fiyatlar köpük balon yapmış durumda her an patlayabilirler. Nitekim kripto paralardaki istikrarsızlık ve teknoloji alanındaki hızlı gelişmeler sıcak paracıları tedirgin ediyor. Sıcak paracılar son saldırıları kıymetli mal ve temel tüketim mallarının temsil eden kağıtlara yaptılar. Bu nedenle üretici fiyat endeksleri tüm dünyada arttı. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelere içerdeki mandacı ile dışarıda da kendini otorite sanan iktisatçılar aracılığı ile faiz yükseltmek için baskı kurmaya çalışıyorlar. Amerikan Merkez Bankası FED, AMB, BOJ, İngiltere merkez bankaları, enflasyonu sebeplerini geçici olarak ilan edip para politikasında değişikliğe gitmiyor, kendi faizlerine dokunmuyor. Bizim mandacı iktisatçılarımız onların bu davranışını şaşmaz bir yasa olarak görüyor. Bizim merkez bankasının son derece akıllıca yürüttüğü politikayı acımasızca eleştiriyorlar."

Şefik Çalışkan kimdir?

Yeni ekonomik modelinin gerçek mimarı o mu?

Türkiye'nin "düşük faiz yüksek kur, ihracat ve üretime dayalı büyüme" modelinin mimarlarından olduğu ileri sürülen Şefik Çalışkan kimdir, nerelidir, ne mezunudur, ihtisas alanı nedir?

Şefik Çalışkan 1963 yılında Nevşehir'de doğdu. 1986 Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Gazi Üniversitesi Yüksek Lisans yaptı. Tezinin konusu ise "İslam Konferansı Teşkilatı"ydı. Aynı zamanda finans kökenli bir isim olan Şefik Çalışkan, bankalarda müfettiş, müdür ve bölüm müdürlüğü görevlerinde bulundu. 

Şefik Çalışkan uzmanlık alanı olarak Türkiye ve dünya makro ekonomisiyle ilgilenmektedir. 1998'den bu yana Şirketlerde üst düzey yönetici olarak çalışan Şefik Çalışkan, Yıldızlar SSS Holding Mali ve İdari İşler Grup Başkanı olarak görev yapıyor.

Şefik Çalışkan, en son "TCMB 18.11.2021 Toplantısı Sonrası Ekonomik Görünüm" başlıklı bir rapor hazırladı. Raporda; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "faiz sebep, enflasyon netice" tezini savunuyor. Çalışkan raporunda, faiz indirimini savunurken, bu konuda uyarılar yapan iktisatçılara da karşı çıkarak, "Faizi düşürmeye devam edilmelidir" diyor.

Yorum Bırakınız