Batıda Postmodern Kimlik Siyasetinin Gerilemesi ve Yeni Sağ Kanat Popülizmin Yükselişi: Çay Partisi-Trumpizm-Johnson-İtalya Beş Yıldız Hareketi-Avusturya

Post-modern kimlik politikası, mali sermayenin yükseliş dönemine denk gelir ve neo-popülizm ise mali sermayenin gerileme ve bocalama döneminin akımıdır.

Çevirenin Notu: Yazar Prof. Song Chaolong, Pekin Üniversitesi'ndeki Marksizm Fakültesindeki Marksizmin Gelişme Tarihi Enstitüsünde Çalışmaktadır. Uzmanlık alanları, Mali Sermaye, Küreselleşmenin Tarihi ve Marksist Tarihsel Materyalizmdir. Yazar Dünyada Postmodern Kimlik Siyasetinin Gerilemesi ve Yeni-popülizmin Yükselişi adlı makalesinde Mali sermayeyi ve mali sermayenin evrimi ile Postmodern Kimlik Siyaseti arasındaki ilişkiyi ve Yeni-popülizmin kimlik siyasetini inceliyor. Yazar başka bir yazısında Trumpçı vb. yeni-popülist akımların mali sermayenin en maceracı kesimlerinin taleplerine hizmet ettiğini yazmıştı. Yazıdan bazı önemli gördüğüm bölümleri çevirdim. Post-modern Kimlik Siyaseti Türkiye'ye 1990'ların başında girdi ve sosyalist akımlar üzerinde büyük bir etki yarattı. Dünyada, 1980'lerden itibaren sağ kanat partilerde neo-muhafazakar görüşler, sol kanattaki, Yeşil partiler, sosyal demokrat, sosyalist ve komünist partilerde neoliberal ve post-modern kimlik politikaları etkili oldu. 

1980'lerde Post-modern Kimlik Siyaseti Nasıl Oluştu ve Gelişti

1980'lerde kapitalist ekonomiler Keynesçi politikaları geride bıraktı ve ardından neo-muhafazakarların kendi görüşleri ile yoğurdukları neoliberal politikaları kucakladılar, Mali sermaye egemenliği altındaki kapitalizm nispeten istikrarlı yeni bir gelişme dönemine girdi. Büyük çaplı sınıf mücadelesi nispeten gevşedi ve neo-liberalizm bu durumdan yararlandı. Neo-liberalizmin oluşturduğu ana düşünce akımının tamamlayıcısı bir akım olarak post-modern kimlik siyaseti düşünceleri gelişti.

Post-modern kimlik siyaseti, "ekonomik determinizmi" ve "büyük ölçekli kolektif mücadeleleri" eleştiren bir kampanya yürüttü ve bu kampanya içinde "kültür ve ideolojinin determinizmi (belirleyiciliği)" ve "merkezsiz mücadeleler" görüşlerini ve mantığını savundu.

1980'lerde mali sermaye yeni bir küresel yayılma dönemine girdi, kapitalist ülkelerde büyük çaplı sınıf mücadelesi nispeten gevşedi ve devrimci mücadeleler dalgası geri çekildi. Yeşil akım, Çevrecilik, hayvan hakları, kadın hakları hareketi, Irk Eşitliği Hareketi, anti-homofobik, LBGT hareketi ve engelliler hareketi gibi çeşitli yeni toplumsal hareketler gelişti. Bu hareketlere etkisi bakımından post-modern kimlik siyaseti önemli bir akım haline geldi.

Post-modern kimlik siyaseti, bireylerin şeyleşmesine (reification) ve bireylerin yabancılaşmasına karşı çıkıyor, her an ve her yerde merkezsiz dağınık mücadeleye vurgu yapıyor, bireyin öz-bilinç devrimini ve genellikle birey öznenin kendi kimliğini onaylanmasını öne çıkarıyordu.

Post-modern kimlik siyaseti, sınıfsal kurtuluştan soyut bireysel kurtuluşa, kolektif eylemden merkezsiz bireysel eyleme, ekonomik determinizmden kültürel determinizme, tarihsel gelişim ve olayların değerlendirilmesinde ve geleceğe ilişkin öngörülerde zorunluluk görüşünden belirsizlik veya tesadüfilik (olumsallık) görüşüne dönüşü savundu. 

Yeni Popülizmin 4. Dalgası

Mali sermayenin güçlü bir birikim yaratması ve hakimiyetini arttırması ve bu hakimiyetini dünya ölçeğinde yayması dünya ölçeğinde ve ülkeler ölçeğinde ekonomik ve toplumsal sorunlara yol açtı, mali sermayenin krizi ile kapitalizmin çelişmeleri birleşerek 2008 mali krizine yol açtı mali kriz ile birlikte ortaya çıkan toplumsal hareketler yan yana geldi ortaklaştı bir dizi ekonomik ve toplumsal sorun etrafında odaklanmaya başladı, Avrupa'da kemer sıkma politikalarına ve yaygın işsizliğe karşı büyük çaplı kitle eylemleri ve protesto partileri ortaya çıktı, post-modern kimlik siyaseti geriledi ve neo-popülizm yükselişe geçti.

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki 2008 mali krizinden bu yana, geniş kapsamlı toplumsal kitle mücadeleleri yeniden canlandı, yeniden ekonomik sorunlar siyasi hareketlerin merkezi öğesi haline gelmeye başladı, post-modern kimlik siyasetinin "kültürel ve özbilinç devrimi" görüşleri yavaş yavaş zayıflamaya başladı ve bu yeni durumdan yeni-popülizm akımı yararlanmaya başladı. 2008 mali krizinden bu yana dünyada ilk dalgası Kuzey Amerika ve Rusya da ortaya çıkan popülizmin 4. Dalgası yükselmeye başladı.

Dünyadaki yeni-popülizm akımı ekonomik konulara odaklanması ve kolektif eylemi vurgulamasıyla post-modern kimlik politikalarından oldukça farklıdır.

Fakat yeni-popülizm etnik grupların kültürel ve kimlik farklılıklarını vurgulamak açısından post-modern kimlik siyasetini en uç noktaya götürmektedir. Post-modern kimlik politikası, mali sermayenin yükseliş dönemine denk gelir ve neo-popülizm ise mali sermayenin gerileme ve bocalama döneminin akımıdır. Post-modern kimlik politikası olsun veya neo-popülist kimlik politikası olsun her iki akım de mali sermayenin doğasını anlamadıkları için kitle hareketini yanlış yöne yönlendiriyorlar ve mali sermayenin hakimiyetinin eklentileri ve destekleyicileri haline geliyorlar.

Yalnızca sosyalist demokratik hareket kitle hareketlerine doğru bir yön verebilir. Yalnızca sosyalist demokratik akım mali sermayenin hakimiyetini diyalektik olarak aşabilir.

Yararlanılan Kaynaklar

Song Chaolaong:  Lacan, Foucault, Poulantzas, Zizek, Adorno; Lefebvre; Ernesto Laclau ve  Chantal Mouffe Değerlendirmeleri, Kitap Pekin Üniversitesi Yayınevi, 2018.  

Ernesto Laclau ve  Chantal Mouffe, Althusser'in belirli teorilerindeki zaaflarını kullanarak bazı yeni siyaset teorileri ürettiler örneğin:  Radikal Demokrasiye dayalı sosyalizm stratejisi

Feng Yanfang. Althusser'in çoğulcu/çoklu determinizmi ve bu teorinin post Marksist teorinin inşası için önemi. Huazhong Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Dergisi. 2019 (5): 75-81.

Wang Yue. Kimlik politikasının teorik mantığı. Academia Dergisi. 2018 (3): 85-95.

Xia Wei. Walter Benjamin'in yeni tarihsel materyalizm yorumu. Marksizm ve Gerçek Dergisi. 2019 (4): 116-121.

Yorum Bırakınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.