PKK'nın Irak topraklarındaki Son İki Saldırısının Irak Kürt Bölgesindeki İç Mücadele İle Bağlantısı

Irak'ta Çatışan Güçler: Merkezi Hükümet, Kürt Silahlı Güçleri, İran, Türkiye ve ABD Önderliğinde Batılı Güçler

ABD ile İran çelişmeleri önümüzdeki aylarda vekiller üzerinden çok daha sertleşecek

Derleme: Rojat Kaya

Aralık ve Ocak ayında Türkiye, Kuzey Irak'ta PKK'nın gerçekleştirdiği saldırılarla sarsıldı. Irak'ın kuzeyinde 2018'den beri devam eden sınır ötesi operasyonlarda zaman zaman kayıplar veriliyordu.

Fakat bu iki saldırının çok yakın tarihlerde olması Türkiye'nin gündeminin kısa süreyle de olsa Irak'a odaklanmasına neden oldu.

Saldırıların gerçekleşme biçimleri, zamanlaması ve nedenlerine ilişkin yerel, bölgesel ve uluslararası dinamikleri içeren birçok tartışma dinledik ve izledik. Bu tartışmaların pek çoğu son derece isabetli analizler içeriyordu. Fakat uzun süredir Irak ve Kürt Bölgelerini  izleyen birisi olarak bazı gözlemleri derleyeceğim .

Kürt Bölgelerinde ve Irak'ta PKK'nin Kullanabildiği ve Rol Alabildiği Önemli Çatlaklar ve Çelişmeler Bulunuyor

Bazılarına göre özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 2018'den beri PKK'yı Irak'ın kuzeyindeki bölgelerde sıkıştırdığı düşünüldüğünde, son saldırılar ilk bakışta köşeye sıkışan bir örgütün son çırpınışları olarak görülüyor.  Fakat Türkiye PKK eylemlerinden sonra yaptığı açıklamalarda ısrarla Talabani KYB bağlantısına dikkat çekti. Hatta bununla da sınırlı kalmadı. PKK'nın Suriye'deki kanadı PYD'yi de hedef tahtasına oturttu.  Bu durum PKK'nın son dönemdeki eylemlerinin kötü hava koşullarının ya da saha şartlarının neden olduğu diğer sorunların ötesinde bir boyutu olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle bölgesel koşulların daha detaylı incelenmesi gerekiyor.

Birkaç gün Kuzey Irak'ta yaptığım görüşmeler, arşiv taramaları ve bir miktar saha gözlemi farklı bir bakış açısı gerektiriyor. En azından anlaşıldığı kadarıyla PKK'nın bu eylemlerini Irak taki dengeler ve bölgesel güç mücadelesi üzerinden okumak çok daha anlamlı hale geliyor.

ABD ile İran çelişmeleri önümüzdeki aylarda Vekil Güçler üzerinden çok daha sertleşecek.

Irak ABD ile İran çelişmelerinin en sert alanı haline gelecek. Bu nedenle İran, Irak'ta etki alanı kuramadığı son bölgeler olan Duhok ve Erbil'i de denetim altına almak istiyor. Bunun için önce bu bölgelerde Türkiye'nin sahip olduğu etkinliği kırmak zorunda. Çünkü ABD Irak'ta gittikçe küçülürken, (hatta kısa süre içinde çekilmesi gündeme gelmişken) ve ülkedeki varlığını ileri operasyon merkezlerinden oluşan bir "karakol"a çevirirken, Irak'ta geriye Basra'dan Duhok'a kadar ekonomik ve politik etki kurabilecek yegâne ülke olarak Türkiye kaldı.

Bu nedenle İran elindeki tüm imkanları veya yerel iş birliği imkanlarını kullanarak Türkiye'nin müttefiklerinin iradesini kırmaya çalışıyor. Bu nedenle Türkiye'ye yakın Muhammed Halbusi'nin Irak Meclis başkanlığının düşürülmesi, Türkmenlerin mezhep üzerinden bölünmeye çalışılması, KDP'nin iktidarının zayıflatılması gibi süreçlerin hepsi aynı İran planının bir parçası. Talabani KYB'si ve PKK da bu süreçte roller üstleniyorlar.

Özetle, PKK'nın son saldırı eylemleri 1990'larda Kuzey Irak'ta üstlendiği rolden farklı değil…… İşte PKK'nın son eylemleri de bu rolün bir parçasıydı. Bu yüzden ilerleyen süreçte yenilerinin olması da şaşırtıcı olmayacak.

1990'lardaki Kuzey Irak Kürt Bölgesinde Güçler Dengesi  

PKK örgütünün kuruluşundan Irak'ın kuzeyindeki dağlık bölgeye yerleşmesine kadar geçen süre yaklaşık 10 yıl sürmüştü. Kabaca 1980'lerin başından 1990'ların ilk yıllarına kadar aralıklarla devam eden bu süreçte örgütün Irak'ta dağlık alanlarda hakimiyetini sağlaması, 1980-88 arasında Irak ordusunun İran ile savaşırken gücünü yitirmesi ve İran'ın 1991'deki 1. Körfez Savaşı'ndan sonra Irak'ın kuzeyinden çekilmesiyle gerçekleşti. 1991'den sonra "Çekiç Güç" olarak bilinen operasyonla ABD, Irak'ın kuzeyinde Saddam Hüseyin'e karşı muhalifleri örgütleme sürecinin ilk adımlarını atmıştı.

Türkiye, PKK'nın bölgede güçlenmesine karşılık Irak sınırları içinde askerî operasyonlar yürütürken, Iraklı diğer Kürt gruplar da aralarında birbiriyle güç mücadelesine girmişti. Hatta 1994-96 yılında KDP ve KYB arasında Kürtler arası iç savaş olarak nitelenen bir silahlı çatışma dönemi yaşandı. ABD'nin Kuzey Irak'tan fiili olarak çekildiği 1996 yılı ortalarında Türkiye'nin KDP'yi, İran'ın KYB'yi desteklediği bir denge kurulmuştu.

PKK ise KDP ve KYB'nin doğrudan hâkim olamadığı Türkiye ve İran sınırına yakın dağlık bölgelere yerleşti.  Bu tarihlerde KYB ile PKK arasında yakın ilişkiler kurulmuştu. İran bir yandan PKK'ya karşı bir görünüm vermeye çalışsa da bölgedeki ortağı olan Talabani'nin PKK'yla ilişkilerinden rahatsız olduğuna dair bir işaret görünmüyordu.

Hatta yine aynı yıllarda PKK'nın İran topraklarından Türkiye'ye yaptığı sızmalarda Doğu Anadolu bölgesinde çok sayıda aşırı şiddet eylemleri gerçekleştirdiği de biliniyor.

KDP ve KYB arasındaki çatışmaya 1996'da ara verilse de anlaşmazlık 1998'e kadar sürdü.

Bu durum, 17 Eylül 1998'de iki Kürt partisinin ABD tarafından Washington'da uzlaştırıldığı toplantıya kadar devam etti.

Bu toplantıdan bir gün önce Türkiye hükümeti, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Suriye'den çıkarılması için ültimatom vermiş ve Öcalan'ın nihayetinde yakalandığı süreç başlamıştı.

Sonrasında, ABD 2002'de Saddam Hüseyin'i devirmek için Kuzey Irak'a dönünceye kadar bölge Türkiye ile İran arasında bir güç mücadelesi sahası olmaya devam etti.

Özetle, 1990'larda ABD'nin olmadığı durumlarda Kuzey Irak, İran ve Türkiye arasında KDP, KYB ve PKK'nın da roller aldığı bir güç mücadelesi sahasına dönüştü. Türkiye daha çok KDP ve Türkmenler ile İran ise KYB ile ittifak kurmuştu. PKK'nın devreye sokulması işini ise büyük ölçüde KYB hallediyordu.

ABD İşgali ve 2003'ten Oluşan Değişimler ve Kurulan Yeni düzen

2003'ten sonra Irak'ta Saddam devrildi ve ülkedeki durum değişti. Ülkenin kuzeyinde KDP ve KYB'nin iktidarı paylaştığı bir federal bölge Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi kuruldu.

Kürtler bu dönemde bir yandan ABD ile yakın ilişki geliştirirken diğer yandan da Bağdat'ın zayıflamasından yararlanıp, adı federal kendisi konfederal bir yapı inşa ettiler. KDP ve KYB arasında adına stratejik ittifak denilen bir anlaşma yapıldı. Buna göre iki parti Bağdat ve Erbil'deki parlamento sandalyeleri, bakanlıkları ve petrol gelirleri dahil her şeyi eşit paylaşacaktı. Mesut Barzani, kuzeydeki IKBY'nin Başkanı, Celal Talabani Irak'ın Cumhurbaşkanı oldu.

Pasta büyükken ve paylaşılırken KDP ve KYB, PKK'yı aralarındaki denklemin dışında tutuyorlardı. İran ile ABD bir yandan ortak düşmanları olan Sünni Arap gruplarla çatışırken diğer yandan Bağdat'taki hakimiyeti pekiştirmek için birbirlerini zorluyorlardı.  Bu gidişatı bozan şey KDP ve KYB ikilisinden birinin zayıflaması oldu.

KYB, 2008'den itibaren yavaştan çatlamaya başlamıştı. 2009'da bu çatlak KYB'nin içinden bir başka parti çıkıp "stratejik denge"yi bozunca büyüdü.

Bu yeni kurulan parti Gorran Partisi (Değişim Hareketi) çoğunlukla, eski KYB kadrosu olan siyasetçilerden oluşuyordu. KDP pastayı, parçalanan KYB ile eşit paylaşmak istemese ve bu konuda itirazlar yükselse de Celal Talabani'nin varlığı KDP-KYB ittifakının bozulmasını bir süre engelledi.

Bu dönemde PKK yeniden saldırmaya başlamıştı. 2007 ve 2008 başlarındaki büyük aşırı şiddet eylemleri Türkiye'nin tekrar Kuzey Irak'ta operasyon yapmasına neden oldu. Bombardıman uçakları uçtu.  Fakat o operasyon farklı nedenlerle erkenden sona erdi.

KDP-KYB arasında değişen dengeler

2009'dan 2012'ye kadar KDP-KYB ittifakı bazı sıkıntılar olsa da devam etti. 2012'de Talabani'nin hastalanıp komaya girmesi KDP-KYB ittifakında tüm dengeleri değiştirmeye başladı. Talabani 5 yıl boyunca komadayken oğulları, eşi ve yeğenleri ile partinin ağır topları Talabani'nin KYB'sinin mirası üzerinde sert bir çekişmeye girdi.

Bu sırada KDP kendi bütünlüğünü koruyor ve gücünü genişletiyordu. Zaten kısa süre içinde KYB'nin elindeki tüm olanakları kendinde topladı.

Aynı süreçte PKK, Irak'tan "daha verimli" bir alan bularak iç savaşın pençesine düşmüş olan Suriye'ye yöneldi. Başlangıçta PKK'nın Suriye'de örgütlenmesi ne KDP'yi ne de KYB'yi rahatsız ediyordu.

IŞİD ortaya çıkıp da önce Irak merkezî hükümetini yerle bir edip sonra Kürtlere yönelince işin rengi değişti. KDP ve KYB'ye bağlı peşmergeler aynı Irak ordusu gibi IŞİD'in karşısında tutunamadı. 

ABD'nin Irak ve Suriye'de Kürtlerin yardımına geldiği ortamda KDP'nin canını çok sıkan bir gelişme oldu.

KYB iç çelişkileriyle uğraşır ve Süleymaniye merkezli diğer Kürt partiler birbirlerine girerken etki alanını genişleten KDP, ABD'nin desteğini alan Suriye PKK'sı olan PYD'nin güçlenmesinden rahatsızlık duymaya başladı.

PKK 2014'te IŞİD'den kaçan KDP peşmergelerinin boşalttığı Sincar'a yerleşti.

Bunu yaparken süreci öncesinde kısmen sonra ise tamamen PYD ile birlikte yürüttü.

Aynı tarihlerde Suriye'de de KDP ile PKK/PYD arasındaki güç mücadelesi artmaya başlamıştı.

PKK/PYD, KDP'nin Suriye'deki uzantılarının tamamını 2013'ten itibaren kademeli olarak bölgeden çıkardı. Yani KDP Suriye'ye genişlemek isterken PKK/PYD Irak'a el attı. Üstelik PKK bu sefer dağlık alanlarda nüfusun az olduğu köyler değil Sincar gibi stratejik bir noktaya el attı.

Mahmur'un yakınında ikinci bir üs elde eden PKK/PYD Suriye ve Irak'ta etki alanını genişletirken 2016'dan itibaren Türkiye önce Suriye ve Irak'ta PKK'nın genişlemesini durdurdu, sonra PKK nin kazanımlarını teker teker tersine çevrilmeye başladı.

Bunlar olurken KYB'de hâlâ oğullar – kuzenler çekişmesi sürüyordu. Unutanlar için bir not; birkaç sene öncesine kadar KYB'de PKK'yla ilişkiler denilince akla gelen Celal Talabani'nin yeğeni Lahur Şeyh Cengi (Talabani) tam da bu atmosferde 2016'da PYD'yi ziyarete gitmişti. Bunu bir kenara yazın.

2016 sonrası İran etkisi, Türkiye ve Kürtler

IŞİD saldırıları sonrası yerle bir olan Irak hükümetinin imdadına ABD ve İran yetişirken yarışın kazananı İran oldu.

Yıkılan devlet otoritesini milis gruplar üzerinden yeniden kurmak isteyen İran daha önce kontrol edemediği her şehre Haşdi Şabi (HŞ) üzerinden girmeye başladı.

2000'lerin ortalarında İran'ın ve ona yakın grupların yolda hareket etmeye cesaret edemediği Anbar, Selahaddin ve Diyala gibi Sünni Arap yoğun vilayetler teker teker İran etki sahasına girdi.

Bu vilayetlere Türkiye'nin tarihsel etki sahası olan ve yakın döneme kadar en etkin aktör olduğu Musul ve Kerkük eklendi.

Bu son değişimin nedeni ise 2017'deki referandum oldu. Mesut Barzani'nin tarihsel fırsat olarak gördüğü 2017'deki bağımsızlık referandumu Iraklı Kürtlerin 2003 sonrası kazanımlarının yarısını elinden aldı.

İran, Irak Ordusu ve Haşdi Şabi üzerinden Musul ve Kerkük'ü denetlemeye çalışırken, Türkiye'nin bu vilayetlere politik olarak geri dönmesini engellemek için her türlü girişimi destekledi.

Hatta bugünlerde adı unutulmuş olan bazı gruplar bir dönem Musul'da IŞİD'le mücadele çerçevesinde konuşlanan Türk askerî üslerine saldırıyordu.

Bu süreçte PKK'nın Sincar'daki uzantıları Haşdi Şabi ile iş birliği geliştirirken PYD Suriye'nin doğusunda kalan alanlara doğru indi.

Özetle Irak'ın ABD işgali, Suriye iç savaşının başlaması ve IŞİD'in ortaya çıkmasından sonra PKK/PYD, KDP ve KYB'nin Irak ve Suriye'deki stratejik gelişmelerle ilişkisini anlatan dinamizm şöyle tasvir edilebilir:

Irak ve Suriye'de merkezî hükümetler zayıflarken bu üçlü (bazen dörtlü) gücünü artırıyor; merkezi hükümet güçlendikçe yeni duruma uyum sağlayıp yeni pozisyon alıyorlar. Dönemlere göre ittifak yapıp, birbirleriyle çatışıyorlar. Çok güçlenene karşı aralarında birleşip onu dengeliyor, denge bozulunca yeniden durumu değerlendiriyorlar.

Bu nedenle 2012'den itibaren bir yandan KDP güçlenirken diğer yandan PKK/PYD güçlendi ve  KYB zayıfladı. KYB ise kayıplarını telafi maksadıyla İran ve ABD'nin desteğini almak üzere PYD'yle yakınlaştı. Ayrıca içerideki liderlik mücadelesini tamamlamak zorunda kaldı.

İran'ın, 2003'ten Bu Yana Irak'ta Yürüttüğü Güç Mücadelesi

Zaman zaman sorunlar yaşasa da Irak'ta ülke genelinde Iran ağırlığı pek çok yerde hissediliyor. Fakat son dönemde Irak İran için daha da önemli hale geldi. Gazze'deki Israil saldırı savaşı ile birlikte İran'ın Orta Doğu'daki tüm vekilleri teker teker hedef haline geliyor. Hizbullah, Yemen Husileri, Suriye'deki milisler İran'ı son yıllarda doğrudan çatışmaya girmeden savaş sahasında aktif kalmasını sağlayan tüm gruplar teker teker hedef olmaya başladı. Bu gruplara son birkaç haftadır Haşdi Şabi silahlı grubu eklendi. Irak merkezli kurulan ve Suriye'deki İran yanlısı milis grupların da eklenmesiyle büyüyen gruplar ABD'yi hedef aldıkça karşılık görmeye başladılar.

Bu nedenle Irak yavaştan ısınmaya başladı. Üstelik ABD'nin son günlerde Suriye'den çekilebileceği senaryolarının yaygınlaşmasıyla birlikte benzer bir durumun Irak için de konuşulması gündeme gelebilir.

Türkiye De Irak Üzerinde İddialı

Bu durumda ilk akla gelen şey şu: Ya ABD, İsrail'e destek için, İran'ı vuracak ve bu nedenle önceden küçülmeye gidiyor ya da gerçekten başka ilgi odağı var ve gerçekten çekiliyor.

Her iki durumda da İran için Irak sahası çok daha önemli hale gelecek.

Böylesi bir atmosferde İran'ın Irak üzerindeki kontrol girişimini tamamlamasının önündeki tek engel ise Türkiye.

Türkiye'nin Musul ve Kerkük'te etki alanlarını yeniden kurmasını engellemek ve hatta son kalan etki alanı olan Erbil ve Duhok alanını da kaybetmesine neden olmak için İran 1990'larda olduğu gibi KDP'nin üzerine oynamaya başladı.

KYB ile PKK arasındaki ilişki ilerledikçe KDP'nin köşeye sıkıştırıldığı bir döneme girdik.  Çok ama çok uzun olan bu giriş olan biteni anlamak için bize ana çerçeveyi veriyor. Şimdi gelelim aktörlerin tutumuna ve PKK eylemlerinin bu çerçeve içindeki yerine.

KYB-PKK-PYD ilişkisi neden ve nasıl gelişiyor?

KYB ilk olarak 1975 yılında Şam'da. Yani KYB kuruluşundan beri Suriye'nin yabancısı değil. 1980 ve 90'larda PKK'yla da yakın ilişkileri olduğunu tüm bölge tarihini anlatan kitaplar yazar. Ben yakın tarihi anlatacağım.

Yukarıda belirttim, KYB kendi içinde liderlik mücadelesine girişmişken ve KDP her geçen gün etkisini artırırken dengeler biraz daha farklıydı.

Fakat, KYB içindeki liderlik mücadelesinde 2021 ortalarından itibaren taşlar yerine oturmaya başladı. Bir liderlik oluşuyor.

KYB'nin şimdiki başkanı Bafel Talabani, 2019'da birlikte partinin eş başkanlığı koltuğuna oturduğu kuzeni Lahur Talabani'yi 2021 yazında kendisini zehirlemeye teşebbüsle suçladı. Buna dayanarak Ağustos 2021'nin sonlarına gelirken Lahur'u ve onunla birlikte hareket edenleri partiden attı.

Böylece Bafel Talabani partinin tek lideri olduğunu iddia etti. Fakat Bafel Talabani bu olaydan iki ay sonra Ekim ayında Irak'ta yapılan parlamento seçiminde Lahur'u partiden atmasının bedelini ağır ödedi.

KYB tarihinin en büyük seçim yenilgisini aldı. Çünkü Lahur'un güçlü olduğu Kerkük ve Süleymaniye'nin bazı bölgelerinde KYB ne organize olabildi ne de oy toplayabildi.

Bu nedenle Bafel direksiyonu tam yol İran'a kırdı. Parti içinde küskün olan eski tüfekleri ikna edemediği ve kuzenini tam olarak yenemediği için İran'ın güdümündeki Şii milis grupların oluşturduğu siyasi ittifaka yanaştı.

2022 boyunca Kuzey Irak'ta görev süresi çoktan dolmuş olan parlamento seçimlerinin ne zaman yapılacağı tartışıladursun Bafel Talabani partiyi toparlamak için ikna turlarına çıkıyordu.

Ekim 2022'de Kuzey Irak'ta seçim yapılması gerekiyordu. Seçim yapılabilseydi KYB'nin o dönemde hiçbir şansı yoktu. KDP tüm meclisi süpürecek ve iktidarını pekiştirecekti. Bu nedenle KYB ve diğer küçük partiler seçim olasılığını kilitlemek için türlü siyasi manevralar yaptı.

O günlerde Erbil'de Irak Kürt Hükümeti çevrelerindeki siyasi atmosfer son derece gerginken 7 Ekim 2022'de KYB'nin eski Terörle Mücadele Birimi'nin başındaki kişi Erbil'de bir suikast ile öldürüldü.

Terörle Mücadele Birimi'nin başındaki bu kişi Lahur'a yakınlığı ile biliniyordu ve onunla birlikte partiden uzaklaştırılınca Erbil'e sığınmıştı.

KDP, kısa süre içinde eylemin sorumlusunun KYB lideri Bafel'e en yakın isimlerden birisi olan yeni Terörizmle Mücadele Birimi Başkanı Vahap Halepçeyi olduğunu açıklayarak hakkında yakalama kararı çıkardı. Bunun üzerine KYB, Irak Kürt Bölgesel  hükümetindeki koalisyondan çekilme kararı aldı. KDP-KYB ilişkileri inanılmaz derece gerildi.

13 Kasım 2022'de Türkiye'de Taksim'de gerçekleşen PKK saldırısından kısa bir süre sonra Pençe-Kılıç Harekâtı başlamıştı.

Bu durum KYB'ye PKKnin Suriye kolu PYD ile dayanıştığını göstermek için bir fırsat sundu. KYB'nin şimdi başkanı Bafel daha önce kuzeninin yaptığı şeyi tekrarladı ve PKK/PYD'nin başı Mazlum Abdi'yi Suriye'de 20 Aralık 2022'de ziyaret etti. Hem de KDP'nin yakalama kararı çıkardığı Halepçeyi ile birlikte ziyarete gitti…

Bu arada parti içinde yeniden düzeni sağlayabilmek ve tek hâkim duruma gelebilmek için kendisine karşı olabilecek herkesi dışlamaya ve akrabası Lahur'un karşı hamlelerini engellemeye girişti. Bir yandan Şiiler üzerinden İran'a diğer yandan PYD üzerinden ABD'ye göz kırpmaya devam etti.

Ancak "beklenmedik" bir şey oldu ve 26 Mart 2023'te PYD militanlarını taşıyan ve Süleymaniye havaalanından kalkan iki helikopter Duhok üzerinden uçarken "beklenmedik kötü hava şartları" nedeniyle düştü.

Derler ya "takke düştü kel göründü". KYB ile PYD arasında uzun süredir devam eden ilişkinin boyutları ortaya çıktı.

Ne tesadüftür ki; bundan çok kısa bir süre sonra Nisan başlarında PYD'nin lideri Mazlum Abdi bu bölgede bulunurken Süleymaniye havaalanı yakınları SİHA'lar tarafından vuruldu.

PKK/PYD'nin liderinin Süleymaniye havaalanında ne yaptığını anlamak da birkaç hafta sonra mümkün oldu. Abdi, birkaç hafta sonra Birleşik Arap Emirlikleri'ne giderken yine bu havaalanını kullanmıştı.

İşte bu günlerde Türkiye'nin bölgeye artan tepkisi üzerine ABD devreye girdi. Yükselen tansiyonun düşmesi sağlamak ve KYB'nin İran'a daha çok yanaşmasını engellemek için ABD Dışişleri Bakanlığı Mayıs ayının başında KDP ve KYB'yi bir an önce seçimi yapması konusunda son derece sert bir biçimde uyardı. Bu nedenle KDP-KYB Mayıs 2023'te bir toplantı yaptı ve KYB koalisyon hükümetine geri döndü.

Yükselen gerilim ve KYB'de iktidar devri

KYB, Kuzey Irak'taki hükümete döndü arkasından ne oldu? Bu sırada Bağdat'taki merkezi hükümetin Irak Kürt Bölgesel Hükümeti üzerindeki ekonomik baskısı inanılmaz derecede arttı. Maaşlar aylarca ödenemez hale geldi. Bu arada Erbil-Bağdat arasındaki Erbil'in merkezi hükümetten bağımsız petrol satışından kaynaklanan Uluslararası Tahkim davasında karar Irak Kürt Bölgesel Hükümeti'nin aleyhine çıktı.

Yani Irak Kürt Bölgesel Hükümeti'nin asıl partisi olan KDP tam olarak köşeye sıkıştı. Çünkü ekonomik sıkıntılardan rahatsız olan bölge Kürt halkı hükümete sembolik bakanlıkları elinde tutan KYB'yi değil KDP'yi suçlar hale geldi.

2022-23 boyunca Türkiye PKK'ya karşı operasyonlarını genişletirken Süleymaniye kırsalı hatta Kerkük yolu üzerinde bulunan bölgelere kadar uzanmaya başladı. Bu ortamda KYB lideri Bafel'in elinde kalan tek koz bir an önce partiyi tam anlamıyla ele geçirmek ve ortaya çıkardığı sinerji ile kendi içinde çelişkileri yaşamaya başlayan KDP'yi köşeye sıkıştırmaya çalışmak oldu.

Ağustos 2023'ten itibaren Irak'ta kavga sertleşirken Kürtler arasındaki ilişkiler de gerildi.

ABD'DEN YARDIM ÇAĞRISI

KDP, ekonomideki kötü gidiş nedeniyle öyle zorda kaldı ki; Irak Kürt Bölgesel Hükümeti'nin Başbakanı Mesrur Barzani, ABD'den kötü duruma son verecek destek gelmemesi halinde bölgenin çöküşe geçeceğini söyleyen bir mektubu Washington'a gönderdi.

Çok kısa bir süre sonra İran uzun süredir Kuzey Irak'ta bulunan ve sayıları birkaç yüzü bulmayan İranlı Kürt muhaliflerin silahlı kanadının bir an önce Kuzey Irak'tan çıkarılmasını isteyen sert bir ültimatom yayımladı. Bu arada sanki kendisi de İran'ın uyardığı bölgenin iki güçlü partisinden biri değilmiş gibi 8-9 Eylül'de KYB lideri Bafel Iran'a gitti.

İşler o kadar gerildi ki Eylül'ün 11 ve 12'sinde ABD ve İran'ın Irak'taki büyükelçileri KDP ve KYB liderlerini ziyaret etti. 2 gün sonra KYB lideri Bafel'i bu sefer Suriye'nin Irak Büyükelçisi'ni ziyaret ederken gördük. Yani KYB lideri Bafel "Babamın yerini almaya artık hazırım" mesajını her yere vermeye başlamıştı.

Bu işler olup biterken Türkiye'nin Hamleleri

18 Eylül'de 2023 Türkiye, Süleymaniye'de Arbat denilen bir yerdeki sözde zirai ilaçlama için uçakların kullandığı bir havaalanında PKK'nin kolu PYD militanları ile KYB'nin "meşhur" Terörle Mücadele birimlerinin katıldığı ortak bir toplantıyı vurdu. Bundan 10 gün kadar sonra ise Bafel'in kendi partisi KYB'yi tamamen kontrolü için son hamlesi geldi. 27-30 Eylül 2023 tarihleri arasında KYB 5. Kongresi'ni yaptı. Bu Kongre'de sadece Lahur değil Molla Bahtiyar ve Barham Salih gibi partinin ağır toplarının olduğu ekip tamamen dışarıda bırakıldı.

Lahur'a bağlı silahlı birimlerinin karşısında Kosrat Resul'un oğulları ve Şeyh Cafer'in desteği alındı. Böylece Bafel sadece siyasi alan değil silahlı alanda da potansiyel rakiplerini temizledi.

Lahur'a yakın olan KYB'nin Kerkük kanadı da taraf değiştirince 2012'den beri miras kavgası süren KYB'de iktidar devri Lahur lehine tamamlanmış oldu.

Irak Yerel seçimleri ve sonrası

KYB'de parti içi mücadelenin sona ermesi ilk meyvelerini Irak yerel seçimlerinde verdi. KYB, Kerkük'te tekrar en çok oyu ve sandalyeyi alan parti oldu.

Musul'da kritik bir oya ulaştı. Buna ek olarak KYB, Kürtlerin ekonomik sorunlarının nedenini KDP ve onun kurmuş olduğu petrol düzeni olduğu iddiasını "maaşları Irak Kürt Hükümeti değil Bağdat merkezi hükümet ödesin" noktasına kadar getirdi. KYB'nin politik saldırılarının arttığı günlerde İran da Irak Kürt bölgesini yoklamaya başladı.

Önce 31 Aralık'ta sonra Barzani ailesinin yaşadığı yerlerin yakınlarına bir SİHA saldırısı sonra 15 Ocak'ta KDP'ye yakınlığıyla bilinen bir işadamına balistik füze saldırısı gerçekleşti.  Bu dönemde Ekim ayından itibaren önce Ankara'da sonra Kuzey Irak'ta PKK tekrar üst üste şiddet eylemleri yapmaya başladı.

PKK saldırılarının arkasında yatan neden burada aranabilir. Irak Kürt bölgesinde  en geç Mayıs ayında yapılması beklenen seçimden önce Türkiye ve KDP'yi açıkça hedef alan hamleler yapılmaya başlandı.

PKK'ya Türkiye kamuoyunda büyük tepkiler yaratacak eylemler yaptırarak, Türkiye'nin sadece bu eylemleri gerçekleştiren PKK/PYD'ye değil aynı zamanda son dönemde onlara önemli lojistik destek veren ve PKK'ye de destek olan Talabani'nin KYB'sine sert bir biçimde karşılık vermesini istiyor. Böylece Irak'taki seçimleri manipüle etmek için çok daha iyi bir fırsat geçecek ellerine.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın "KYB, PKK'yle bağlantılı tutumunu değiştirmezse, daha ileri tedbirler almakta tereddüt etmeyeceğiz" ifadesi de bu tabloyu tamamlıyor. 1990'lardaki İran+KYB, Türkiye+KDP durumunun yeniden yaşanmaya başlanıyor gibi bir durum söz konusu .

O tarihlerde PKK Irak ve Suriye'deki çeşitli güçler arasındaki çatlaklardan yararlanarak iş yapmaya çalışıyordu. Şimdilerde çrşitli çatlaklar var ve aynısını yapıyor. ABD ile geliştirdiği ittifak ilişkilerini önemli bir dayanak olarak kullanıyor. Bu nedenle büyük olasılıkla önümüzdeki birkaç hafta içinde benzer saldırılar tekrarlanabilir.

Elbette Türkiye'nin sınır ötesi operasyonları PKK'nın işini zorlaştırıyor. ABD ile İran arasındaki mücadele ve Türkiye İran rekabeti Irak'a kayıyor bu nedenle Irak'taki son PKK eylemlerini Irak ve özelde Kuzey Irak Kürt bölgesindeki dengeler üzerinden okumak daha anlamlı görünüyor. Tüm bu olaylar ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin yumuşadığı bir dönemde gerçekleşiyor.  

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir