Perinçek'in Amerika'daki Sağ Popülist Akıma Övgülü Yaklaşımı / Cem Kızılçeç

Sayın Perinçek'e göre  Amerika'da Trump önderliğindeki  aşırı sağ popülist  siyasi akım,  ABD büyük burjuvazisi içindeki gerçekçi ve ileri görüşlü çözümü ve gerçekçi tarafı temsil ediyor. Perinçek'e göre, Trump önderliğindeki  aşırı sağ popülist  siyasi akım Amerika'nın Çin, Rusya ve Avrupa karşısında "savaşı kaybettiği gerçeğini"  kabul ediyor.

Perinçek'e göre  Almanya ve hatta İngiltere gibi NATO müttefikleri ABD güdümünden bağımsız bir yola girme çabaları içinde. Amerika'daki Biden önderliğindeki Demokrat kanat, dünya ölçeğinde daha emperyalist ve daha saldırgan eğilimi temsil ediyor.

Artık iki Amerika var, bir yanda Trump'ın içe dönen Amerikası, diğer yanda silahlarını okyanuslar üzerinden dünyaya çevirmekten vazgeçmeyen Biden Amerikası. Bir yanda milliyetçiler, diğer yanda Bidenci küreselciler. Bir yandan çıkmaza giren saldırganlığı sürdürmek isteyenler diğer yanda yeni duruma uyum göstermeye çalışanlar. ABD'nin merkezlerindeki büyük sermaye ve büyük çiftçiler ise Trump önderliğinde içe dönüşü temsil ediyor.

Perinçek'e göre genel seçim sonrasınnda Amerikan meclisine saldıranları Trump kışkırtmamış. Sayın Perinçek Trump'ın yalan ve demogojilerine öyle inanıyor ki, mitingin konuşma kayıtlarını izlemek gereğini bile görmemiş. Sayın Perinçek'e göre Trump bu kitleleri yatıştırmak istemiş fakat, kitleler Trump'ın denetiminden çıkmış. Gerçeği ve olguları, kafadaki kurgusal teoriye uydurmak tam da buna denir.  

Yukarıdaki görüşlerden anlaşılan şey, Perinçek'in Trump'ın geniş halk kitlelerini aldatmak ve peşine takmak için yaptığı çeşitli demogojilere ve Amerikan sermayesini yanına çekmek için kullandığı siyasi manevralara inanmış görünüyor.

Trump ve Batıdaki birçok yol arkadaşı ve bir Amerikan yarı-sömürgesi olan İngiltere'de Johnson, Brezilya'da Bolsenoro ve Hindistan'da Modi, Japonya'daki aşırı sağcı popülist siyasi güçlerin hedefi tarihin akışını tersine çevirmeye çalışan bir gericilik (reaksiyon) akımıdır ve dünyadaki bugünkü yeni muhafazakar akımın merkezindeki güçtür. AKP'de dünyada bu akımın güçlenmesini kendi lehine gören eğilim çok güçlü.

Bu  sağcı popülist akım Batı sermayesinin mali ve ekonomik krizini maceracı bir yol izleyerek, başta Çin ve Rusya olmak üzere ve gelişmekte olan ülkelere yıkmak isteyen büyük bir kumar oynamayı savunan, Batının mali sermayesini bu çizgiye çekmek için her türlü dalavereyi çeviren sahtekar bir akımdır. Şimdiden mali sermayenin bir bölümünü ve halk kitlelerini bu çizgiye ikna etmiş görünüyorlar.

Bugün dünyada aşırı sağ popülist akım neoliberal akıma karşı savaşıyor ve onun tahtını sarsmaya başlıyor. Aslında her iki akım da büyük çıkmaz içindedir ve kapitalizmin mali ve ekonomik krizine çözüm üretme şansları yoktur.

Amerika'da Çay Partisi harekatı, 4 yıllık Trump iktidarı  ve İngiletere'de Brexit'in gerçekleşmesi bu küresel akımın şimdiden büyük bir yol almış olduğunu gösteriyor. Bu akım İngiltere kanadı İngiltere'yi Avrupa Birliği'nden kopararak bugünkü dünyada Barış ve istikrarın ve çok taraflılık politikasının önemli dayanaklarından biri olan Avrupa Birliği'ne büyük bir darbe vurmuştur. Ve Brexitçi Boris Johnson kanka Trump Amerikası tarafından da açıkça desteklenmiştir.

Trump'ın başlattığı haçlı seferinin asıl içeriği dünya ekonomisindeki dengeleri ve ticaret rotaları Amerika'nın lehine bozmak için her türlü yıkıcı hamledir ve asıl hedefi Çin'e karşı teknolojik, ticari ekonomik ve mali haçlı savaşıdır. Amerika'daki diğer kanat Çin, Rusya ve tüm üçüncü dünya ülkelerinin güçlenmesinden korktuğu için dış politikada sağ popülist güçlerin çizgisi ile uzlaşıyor.

Trump önderliğindeki sağ popülistler, Japonya, Avustralya, Hindistan, Tayvan ve bölgedeki diğer müttefikler üzerinden hamleleri başlatmış. Tayvan'ı silah deposu haline getrmiş, Güney Çin denizini kızıştırmış, İngiltere Fransa ave hatta Almanya'yı bu denizde varlık göstermeye çağırmış ve baskı ile bunu sağlamıştır.

Hindistan'ı Çin'in üzerine süren bu ülkeye nükleer silah teknolojisi veren, Hindistan'ı Çin ile ekonomik ve ticari ilişkileri kesmeye teşvik eden Trump yönetimidir. Trump yönetimi Obama döneminde başlatılan Japonya'yı Çin'in üzerine sürme ve Japonya'yı silah üretme serbestisini vermede büyük adımlar atmıştır. Japonya yakında pasifist anayasayı değiştirerek yoğun bir silahlanma programına girişecektir.

Trump Amerika'sı son 4 yılda askeri harcamalarını olağanüstü arttırmış, nükleer silahlar alanında rakiplerini daha fazla silahlanma yarışına zorlamak için, Rusya ile yapılan Nükleer silahların sınırlandırılması anlaşmasını askıya almıştır.

Trump yönetimi Ortadoğu'da İran nükleer anlaşmasını iptal ederek, İran ile Suudi Arabistan,  İran ile İsrail çelişmesini Türkiye ile Mısır/İsrail çelişmesini daha üst düzeye çıkarmış, Ortadoğu'da istikrarsızlığı ve kargaşayı teşvik etmiş, ayrıca Doğu Akdeniz'de yeni bir kargaşa ortamı yaratmıştır. Dünyadaki tüm ülkeler Filistin devletini tanırken, Trump ve Bolsanoro (Brezilya) Kudüs'te elçilik açarak bölgeyi daha da kızıştırmışlardır.

Trump Amerika'sı için şu veya bu ülkeden binlerle sayılan asker çekmek Amerika'nın dünyadan elini çekmesi ve kendi içine kapanması anlamına gelmiyor, bugün Amerika sahip olduğu askeri aygıtlarla ve mali baskı aracılığı ile dünyanın tüm bölgelerinde baskı uygulama olanağına sahiptir. Uçak gemileri ve üs anlaşmaları ile kolunu birçok bölgeye uzatabilmektedir.

Amerikan Uçak gemileri Güney Çin denizinde ve İran açıklarında sürekli devriye gezmektedir. Rusya sınırları Batı ve Doğu Avrupa üzerinden orta menzilli füzelerle kuşatılmıştır.

Trump Amerika'sı Çin-Amerikan işbirliğini ve Çin-Amerikan rekabetini, Çin Amerikan çatışmasına dönüştürmüş, Çin ve Rusya'yı açıkça düşman ilan etmiş, Çin Komünist Partisini açıkça hedef almış, Çin elçiliğini kapatmış, Çin öğrencilerini ve akademisyenlerini sınır dışı etmiş, Çin teknoloji firmalarını Amarika ve Dünya pazarlarından kovmak için büyük bir gayret içine girmiştir. Tayvan ve Kore firmalarının Çin' çip satışlarını engellemiş, birçok Çin firmasını askeri sanayi ile ilişkili olduğu yalanıyla, ticaret yasağı altına sokmuştur.

Trump'ın yukarıda saydığımız politikaları Perinçek'in kafasında kurduğu gibi dış politikada pasifizm ve İçe kapanma olarak hiç bir şekilde açıklanamaz. Dış politikada pasifizm uygulamak isteyen ve içe dönmek isteyen Amerika gibi bir gücün, öncelikle rekabet ettiği ülkelerle bir orta yol araması böylece ülke dışında istikrarlı bir dış çevre yaratması gerekir. Çin ve Rusya hükümetleri defalarca Trump yönetimine el uzatmasına rağmen Trump yönetimi bu uzatılan eli terslemiştir. Trump sadece Rusya ve Çin değil Batılı müttefiklerinin de taleplerine kulak tıkamıştır.

Trump ve dünyadaki tüm aşırı sağ popülist akımların maceracı çizgisi, içerde sınıf ve kimlik çelişmelerini keskinleştirip kargaşa yaratmak bu kargaşa içinde işçi sınıfı ve orta sınıfları daha da aşağıya bastırmak, sosyalist ve sosyal demokrat akımları iş göremez hale getirmek, mali sermayenin krizine bu yolla çözüm üretmektir. Dışarda ise Amerikan mali sermayesinin krizini gelişmekte olan ülkelere ve diğer ülkelere yıkma hamlelerini yürütmektir.

Bu politikaların Sayın Perinçek'in iddia ettiği gibi evin içini düzenlemek ile ne ilgisi var. Çünkü normal koşullarda evin içini düzenlemek isteyen bir akım, içerde görece barışçı bir istikrar ortamı yaratmalıdır. Aksine, Trump döneminde Amerika'da var olan etnik, ırk kimlik ve sınıf çelişmeleri gerilememiş daha da keskinleşmiştir.

Bugün dünya işçi sınıfları, sosyalizm güçleri ve sendikalar ve başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm ülkeler uluslararası alanda okun sivri ucunu mali sermayenin maceracı ve reaksiyoner taleplerinin sözcüsü olan aşırı sağ  popülist siyasi akıma yöneltiyorlar.

Çin ve Rusya büyük özveriler göstererek bu akımın hızını kesmek için ve adil bir küreselleşme için çaba içindeler, Avrupa Birliği'ni ve diğer gelişmekte olan ülkeleri bu çabaya dahil etmek için yeri geldiğinde uygun bazı tavizler vererek tarihin tekerleğini geri çevirmeye çalışan bu akımın önünü birlikte kesme çağrısı yapıyorlar.

Bugün dünya tüm ülkelerin işbirliği yapmasını gerektiren ciddi sorunlarla karşı karşıyadır, halklar kalkınma iş, aş, barış ve yoksulluktan kurtulmak istiyor, sağlık , iklim, çevre sorunları en fazla gelişmekte olan ülkeleri vuruyor ve tüm ülkelerin el ele vermelerini gerektiriyor.  Oysa Aşırı sağ popülist akım bencilliği, gemisini kurtaran kaptan anlayışını komşunun durumunun kötü olması benim için daha iyidir, diyerek ulusal boğazlaşmaları körüklüyor.

Sayın Perinçek uluslararası politika danışmanlarını acilen değiştirmelidir.  

Yorum Bırakınız