İhvan Lideri Mursi'nin Devrildiği Yıl Çin Basınında ve Amerika'da Çıkan Haber ve Yorumlar

Çin Ziyareti Öncesinde Mursi Mısır’ın Amerika’ya Yaslanan Dış Politikasını Çeşitlendirmeye Çalıştığı Görülüyor

Çin Ziyareti Öncesinde Mursi Mısır'ın Amerika'ya Yaslanan Dış Politikasını Çeşitlendirmeye Çalıştığı Görülüyor

Bilindiği gibi İhvan Partisi'nin lideri olan Mursi Afrika kıtasının ve Ortadoğu'nun lider ülkesi olan Mısır'ın siyasi kaderini ve yerleşik sınıfsal dengelerini değiştirmeye hazırlanıyordu. Bu değişim başta ABD olmak üzere, Büyük batılı güçlerin bölgesel çıkarları için büyük bir tehdit oluşturmaktaydı. ABD bölgedeki bazı yakın müttefikleri ile birlikte durumu tersine çevirmek için General Sisi önderliğinde bir askeri darbe ile duruma el koydu (3 Temmuz 2013). Aşağıda o dönemde Çin basınında çıkan değerlendirmeleri göreceksiniz. Mursi yargılanma sürecinde öldü.

Mursi Yönetiminin Dış Politika Yönelimlerini Amerikalı Strateji Uzmanları Nasıl Değerlendirdi ?

Yazarlar: David Schenker, Washington Enstitüsü Arap Siyaseti departmanı başkanı. Christina Lin, John Hopkin Üniversitesi Atlantik-ötesi İlişkiler Merkezi üyesi.

ABD ile sorun yaratan şey, Mursi liderliğindeki Mısır'ın Çin ile yakınlaşması olarak görünüyor. ABD, Mısır'ın barış ortağı İsrail ile olan bağlarını kasıtlı bir şekilde gevşetmeye başlattığından endişe ediyor, hatta Mısır- İsrail ilişkileri kopabilir. Mursi'nin dış politikada büyük devletlere karşı bir dengeleme politikası izleyeceği anlaşılıyor.

Çin, Arap Baharı'ndan zarar gören ülkelerin başında geliyor. Bu süreçte Libya'daki enerji sektörü yatırımlarında milyarlarca dolar kaybeden Çin'in Beşar Esad rejiminin halk ayaklanmasını acımasızca bastırmasına dönük devam eden desteği milyonlarca Suriyelinin Çin'e düşman olmasına yol açtı. Pekin yönetiminin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Suriye'ye karşı aldığı kararlara dönük engellemeleri ise Esad-karşıtı muhalefetin eylemlerinde Çin bayrağının yakılmasını bir tür alışkanlık haline getirdi ve rejim sonunda çöktüğünde ise kadim Çin İmparatorluğu'nun Suriye'deki ekonomik ve siyasi çıkarları fazlaca zarar görecek.

Çin Bayraklarının Yakılması

Güvensizlik ve çökmekte olan bir ekonominin kuşattığı İslamcı Mısır her ne kadar Çinliler açısından pek de değerli görülmüyorsa da, sıkıntı içindeki Mısır ile olan bağları güçlendirmek, Çin'e Akdeniz'de bir dayanak noktası sağlayacaktır.  Çin Mısır'da yüksek olasılıkla bir limana da sahip olacak.

Mursi yönetimindeki Mısır, tıpkı ABD'nin geleneksel olarak para vererek sahip olduğu gibi, Çin savaş gemilerinin Süveyş Kanalı'na öncelikli geçiş yapabilmesini sağlamak konusunda istekli olabilir. Çin'e verilecek bu ayrıcalık ise Akdeniz ve Karadeniz'deki yatırımlarını korumaya giderek daha fazla ihtiyaç duyan Çin açısından özellikle cazip olacaktır.

Çin açısından bir diğer ek kazanç, Mısır'da bulunan Amerikan teknolojisine erişebilmesi olacaktır. Wikileaks tarafından sızdırılan Ağustos 2009 tarihli bir ABD gizli diplomatik yazışmasına göre, Mısır Silah İhracatı Denetimi Yasası'na dönük ihlaller konusunda dünyadaki diğer ülkelerden çok daha fazla sabıkalıdır." Sızan bu gizli yazışma, aynı yıl bir Çinli askeri yetkili tarafından Mısır'daki bir F-16 uçak üssüne yapılan ziyarete dikkat çekiyor.

Yine bu ihlaller, Washington ile – Bush yönetimi ile yaşanan zorluklar dışında – güçlü stratejik ilişkilerini sürdüren Mübarek yönetimi boyunca da yaşanmıştır. Mübarek yönetimi boyunca ABD ile sürdürülen yakın ilişkiler artık yok, Mursi'nin Mısır'ın ABD askeri teknolojilerine karşı daha koruyucu davranacağını düşünmek aşırı iyimser olur.

Çin'in Mısır ile daha yakın ilişkilere sahip olmaktaki kazancı ise ortada. Fakat Mursi Mısır'ın ekonomik destek kaynaklarını çeşitlendirmesi halinde elde edeceği büyük avantajları da görüyor. Çin'in dış politikası sadece ve sadece ulusal çıkarlara dayanıyor ve bu anlamda, Birleşik Devletler'in aksine, Pekin yönetiminin Mursi'nin basın özgürlüğüne dönük artan kısıtlamalar, ifade özgürlüğüne dönük baskılar, kadın haklarına dönük sınırlamalar ve azınlıklara dönük kötü muameleler konusunda Çin'in hiç kaygı duymayacağı söylenebilir.

Yine, Çin'in yeterince parası var ve Mısır ise güvenliğini yeniden sağlayabilmesinin ardından yeniden yabancı dış yatırıma muhtaç olacak.

Kuşkusuz Mursi'nin Mısır'ın dış politika yönelimlerinin eksenini Batı'dan uzaklaşarak yeniden kurmaya dönük çabası sorunsuz işlemiyor. Pekin yönetimi o kadar da cömert değildir, bu anlamda yatırım da daha çok borç verme ya da hibe şeklinde olacaktır. Mısır, krediye ihtiyaç duyması halinde bunu petrol zengini Körfez devletlerinden almak zorunda kalacak, bu krediler karşısında zorlu taviz vermek zorunda kalacaktır. Yine, bu ülkelerden hiçbiri Mısır'ın İran ile yakınlaşma çabalarından pek memnun olmayacaklardır.

Eğer Mursi istediğini tam olarak elde ederek, Pekin ile daha gelişmiş ikili bağlara sahip olmayı beceremese de ilerleme sağlayabilirse, Mursi yönetimi Mısır'ın Washington ile olan bağlarını zayıflatmak durumunda kalacaktır. Kuşkusuz, Mursi yönetimde kaldığı sürece – ve halk içinde artan anti-Amerikan hava ve İsrail'e karşı koyu bir düşmanlık ile birlikte – Washington ile olan bağları zayıflatmak belki de Mısır için kaçınılmaz olacaktır.

Fakat Mısır'ın yüzünü Çin'e dönmesi Mısır'ın ABD ile ilişkilerini ve ABD'nin Ortadoğu politikaları ile olan ilişkilerini daha da karmaşık hale getirmektedir. Ne yazık ki, Mursi'nin yeni dış politika yönelimi temelinde Kahire'nin Pekin ile yeniden yapılandırılan ilişkileri gelişebilir.  Bu da ABD'nin Mısır ile ilgili mevcut kaygılarını arttıracaktır.

Çin Ziyareti Öncesinde Mursi Mısır'ın Amerika'ya Yaslanan Dış Politikasını Çeşitlendirmeye Çalıştığı Görülüyor

Li Şiaokun (China Daily Gazetesi) 2012-08-27

Mısır devlet başkanı Muhammed Mursi, Kahire yönetiminin kendisinden önceki başkan Hüsnü Mübarek tarafından kurulmuş olan ABD-yanlısı dış politikasını çeşitlendirmeye dönük planını hayata geçirmeye başladı. Ortadoğu yorumcularının belirttiği üzere, Mısır'ın yeni lideri Çin'e ülkenin tarihindeki ilk dış geziyi yapmaya hazırlanıyor.

Devrim-sonrası Mısır'ın ilk başkanı olan Mursi, Haziran ayında başkanlık koltuğuna oturduktan sonra Ortadoğu dışındaki ilk diplomatik ziyaretini yapmak için Çin'i seçti. Mursi aynı zamanda 23 Eylül tarihinde BM Genel Kurulu oturumuna katılmak üzere Washington'a da gidecek. Mısır Dışişleri Bakanlığı, Mursi'nin Çin'e dönük resmi ziyaretinin Salı gününden Perşembe gününe kadar süreceğini bildirdi.

Mısır'ın Yeni Lideri 'Dengeli' Bir Uluslararası Politikaya Hazırlanıyor

Xinhua Haber Ajansı 2012-09-06

KAHİRE – Mısır devlet başkanı Muhammed Mursi'nin yakın zamanda gerçekleştirdiği denizaşırı ziyaretler, onun büyük güçlerle dengeli diplomatik bağlar kurmayı ve kendisinden önceki devrik başkanın ihmal ettiği bazı uluslararası güçler ile olan ilişkileri sağlamlaştırmayı amaçlayan stratejisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. 30 Haziran'da göreve başlayan Mursi, Suudi Arabistan ve Etiyopya'ya yaptığı ilk ziyaretlerin ardından Afrika ve Ortadoğu dışındaki ilk dış ziyaretini Ağustos ayı sonlarında Çin'e gerçekleştirdi.

Mursi Ziyareti: 7 Bakan ve 80 Mısırlı İş İnsanı Katıldı

Çin'de Mursi'ye Pekin ile kurulacak bağlardan elde edilmesini umduğu siyasi ve ekonomik kazanımlara yakından tanık olan 7 bakan ve 80 Mısırlı iş insanı eşlik etti. Mursi, Çinli liderlere "Mısır Çin ile üst düzey alışverişi sürdürecek ve hükümetler ve siyasi partiler arasındaki bağların güçlenmesi için çalışacağız" mesajını verdi. Mursi, aynı zamanda, Mısır'ın imalat, tarım, finans ve iletişim gibi alanlarda Çin ile ekonomik işbirliğini genişletmeyi umduğunu söyledi. Mısır Ulusal Ortadoğu Çalışmaları Merkezi'nden siyasi analist Ekrem Houssam, Çin Xinhua Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada "Mursi'nin Çin ziyareti, onun kendisini Mısır'ın dış ilişkilerini sadece ABD ve müttefikleri ile sınırlı tutmuş olan önceki Mısır yönetimlerinden çok farklı" sözlerini sarf ediyor.

Çok Yönlü Dış Politika

Ekrem Houssam'a göre, Mısır'ın eski yöneticileri diplomatik stratejiye "tek yönlü bakma eğilimine" sahiptiler ve bazı yeni yükselmekte olan devletlerin önemini görmezden geliyorlardı. Houssam, "Fakat Mursi uluslararası arenadaki yeni gelişmelerin "farkında" olduğunu gösterdi" değerlendirmesinde bulunuyor. Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Çalışmalar Merkezi'nden siyaset bilimci Sait Lawendry de Xinhua'ya yaptığı açıklamada "Mısır devlet başkanı ekonominin uluslararası siyasal kervanın ilerlemesini sağlayan motor olduğuna inanıyor, bu nedenle de yüzünü dünyanın ikinci en güçlü ekonomisi olan Çin'e çeviriyor" diyor.

Mısır Resmi sözcüsünün açıklamasına göre, Mursi 24 Eylül tarihinde sadece New York ile sınırlı olmak üzere Birleşmiş Milletleri ziyaret edecek. Mursi ardından güçlenen BRICS üyesi Brezilya'ya gidecek.

Mısırlı Uzman Sait Lawendry, "Mursi Washington'ın dışında bir başka "destek" arayışını açıkça dillendiriyor" …"Mursi çin sağlam dış ilişkilere sahip olmak istediği için ABD'den önce Çin'i ziyaret etti" sözlerini sarf ediyor.

Mursi'nin Birleşmiş Milletler ziyaretinin hemen ardından Brezilya'ya gitmeyi tercih etmesi, siyasi analist Ekrem Houssam'a göre ise, Mısır'ın yeni liderinin uluslararası alandaki değişimlerin fazlasıyla farkında olduğunun yanı sıra Mursi'nin kendisini Latin Amerika'yı uzun yıllardır neredeyse tamamen görmezden gelen eski Mısır yönetimlerinden çok farklı.

Houssam, "Mursi Brezilya'nın güçlü bir ekonomisi olduğunu ve Brezilya'nın Türkiye ile birlikte İran meselesinde önemli bir rol oynadığını biliyor. Yine Mursi, Brezilya'nın bölgesel ve uluslararası arenada öne çıkan bir varlığa sahip olma yolunda olduğunu da biliyor" sözlerini sarf ediyor.

Ağustos ayı sonunda, Mursi Tahran'daki Bağlantısızlar Hareketi zirvesine de katıldı. Mursi böylece 30 yıldır oldukça sıkıntılı seyreden Mısır-İran ilişkilerini yeniden geliştirme yönünde bir iyi niyet belirtisi de sergilemiş oldu.

Houssam'ın sözleriyle, "İran ve Mısır çeşitli uluslararası meselelerde farklı konumlar almaktaysa da, Mursi'nin ziyareti yine de İran ile ortak çıkarlar temelinde barışçıl ilişkiler kurmaya dönük bir çaba olarak görülmeli."

Fakat siyasi analist Ekrem Houssam aynı zamanda "İran'ın Körfez Arap ülkelerine dönük duruşu, özellikle de Mursi'nin birden fazla kez Körfez'in güvenliği Mısır güvenliğinin bir parçasıdır demesi düşünüldüğünde, İran ve Mısır arasında normal ilişkilerin kurulması açısından bir engel haline gelebilir" sözlerini sarf ediyor. Ekrem Houssam'a göre, İran'ın Mısır'da Şii mezhebi yayılmacılığı yönündeki çabaları da yine iki devlet arasında "kritik" bir konu olarak duruyor. Ekrem Houssam, Mursi'nin diplomaside "zorlu görevler" ile karşı karşıya olduğunu açıkça söylerken, Kahire Üniversitesi siyaset bilimi kürsüsü profesörü Fakir Tahtawi de Mursi'nin diplomatik girişimlerine yönelik aceleci değerlendirmelerin hatalı olacağı uyarısında bulunuyor.

Fakir Tahtawi, "Bugün, Mısır'da devlet kurumları henüz istikrar kazanmamışken ve Mısır'ın diplomasi ekibi Mursi Çin'de gitmeden sadece bir gün önce açıklanmışken, Mursi'nin dış politika stratejisini değerlendiremeyiz" sözlerini sarf ediyor.

Fakir Tahtawi, Mısır devlet kurumları ya da başkanın ekibi tarafından ortaya konan herhangi belirli bir plan olmaması ya da stratejinin olmaması nedeniyle Mısır devletinin dış stratejisinde herhangi bir değişim öngörmenin "anlamsız" olduğunu belirtiyor. Fakir Tahtawi'ye göre, Mursi'nin ziyaretleri bir stratejik plana dayanmaktan ziyade kişisel önsezilere ve girişimlere dayanıyor. Bununla ilgili olarak, Tahtawi, "Mısır'ın yeni dış Stratejisini değerlendirmek için Başkan Mursi'nin eylemlerinde ifadesini bulacak olan ekonomik, askeri ve diplomatik kurumlardan çıkacak yeni planları bekleyip görmek gerekiyor" diyor.

Yorum Bırakınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.