Mihri Belli: Ulusalcı Demokrat Dünya Görüşünden Komünist Dünya Görüşüne Geçiş

Biz 1950’deki iktidar değişikliğini ‘karşı devrimci’ bir gidiş olarak nitelendirdik. Adım adım tezgahlanan bir karşı devrimdi bu...

Biz 1950'deki iktidar değişikliğini 'karşı devrimci' bir gidiş olarak nitelendirdik. Adım adım tezgahlanan bir karşı devrimdi bu…

"… Bir dağa tırmanıyoruz, dağın doruğuna vardığımızda, insanın insan tarafından sömürülmesi olanağı ortadan kalkacak ve sosyalist düzen içinde Türkiye emekçisi gerçek mutluluğu tadacaktır. Tırmanıyoruz 1919'dan beri bu dağa. İlk tırmanış döneminde aşılması zor, büyük engeller var önümüzde. O engelleri aşıyoruz. Bağımsızlık Savaşı'nı kazanıyoruz, siyasi bakımdan bağımsız bir ülke kuruyoruz. Sonra duraklamalar zikzaklar oluyor; gene de genel doğrultumuz doruk yönündedir. Bir noktaya varıyoruz, ayağımız kayıyor ve 1919'da bulunduğumuz noktaya yakın bir yere düşüyoruz. Bu düşüşü yükseliş sanmayalım…

… Atatürk'ün en büyük çabası, genç kuşaklara Türk milli gururunu telkin etmek olmuştur. Milli gurur iyi şeydir. Milli gurur insanı sosyalizme götürür. En sağlam sosyalistler o yoldan gelmişlerdir sosyalizme.

Bir adamda gerçek milli gurur varsa korkma! Er geç temel ilkelerde birleşirsin onunla. Er geç bu dünyada Türk olarak başı dik yaşamanın, kapitalizmin son aşaması olan emperyalizmin dünya düzeninden silinmesiyle mümkün olabileceğini anlayacaktır. 

Bunu ben kendimden bilirim. Bizim delikanlılığımızda biz, 'Bir Türk dünyaya bedel', 'Ne mutlu Türküm diyene' sloganlarını ciddiye alan bir kuşaktık. Atatürk Türkiyesi'nde, Uşak zihniyeti, komprador zihniyeti, 'Amerikasız yaşayamayız', 'ya Amerikan uydusu, ya da Rus uydusu olmamız mukadderdir' zihniyeti ezilmişti.

Ve işte Atatürkçü olarak, en derin bir milli gurur içindesin ve o havanla Batı'ya okumaya gidiyorsun. Batı'da Amerikan dünya hakimiyetiyle karşılaşıyorsun. İngiltere'nin imparatorluğu, dünyanın dörtte birini kapsıyor. Amerika kapitalist dünyanın en zengin ülkesidir. Bir Anglosakson dünya hakimiyeti var. Ve sen seziyorsun ki, bu dünyada, yeteneğin ne olursa olsun, Türk olarak senin kaderin, ikinci sınıf dünya vatandaşı olmaktır. Ve Anglosakson'un ve öteki emperyalist Batılı ülkeler vatandaşının kaderinde (sömüren metropolün insanı olduğu için), daha doğduğu günden başlayarak birinci sınıf dünya vatandaşı olmak yazılıdır. Sen milli gururla bunu kabul edecek misin, etmeyecek misin? Etmeyeceksin! Etmediğin anda da Anglosakson hakimiyetini yıkman gerek! Emperyalistlerin dünya hakimiyetinin, nasıl yıkılabileceğini düşüneceksin, düşünüyorsun. Ve sen, ezilen sömürülen bir Doğu ülkesinin evladı olarak sen, anlıyorsun ki, yalnız senin çabanla başarılamaz bu iş. Çok güçlüdür düşman. Müttefik arıyorsun. Kapitalist ülkelerdeki işçi hareketiyle ilgileniyorsun. Ve ancak dünya işçi hareketiyle senin milli bağımsızlık hareketin birleştiği anda, emperyalizmin üstesinden gelinebileceğini anlıyorsun; ve bu seni sosyalizme yöneltiyor. Dünya işçi hareketinin büyük ustalarının okumaya, öğrenmeye başlıyorsun. Ve sonunda kavrıyorsun ki, milli gururunu zedelememenin tek yolu, sömürüyü yalnız ulusal anlamda değil, sınıfsal anlamda da kaldırmaktır. Hayır, Kemalist ile sosyalist arasında aşılmaz bir duvar yoktur! Ben bunu kendimden bilirim."

Mihri Belli: Ulusalcı Demokrat Dünya Görüşünden Komünist Dünya Görüşüne Geçiş

Yorum Bırakınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.