Prof. Yeonmi Park, Pyongyang Kim İl Sung Üniversitesi, İnsan Bilimleri Fakültesi Demokratik Kore

Marx İrade sorununu Nasıl Ele Aldı

İnsan Yaşamında İradenin Rolü ve Önemi  

Mantık, Duygu ve İrade Başarmak İsteyen İnsana Nasıl Yol Gösterir?

29 Ocak 2024

İnsan "manevi-entelektüel yaşama sahip olan" bir hayvan olarak aynı zamanda irade sahibi bir hayvandır ve irade de insana özgü psikolojik bir olgudur. İrade denilen şey, insanların belirli hedefler ve idealler peşinde koşarken sergiledikleri kendine hakim olma, azim, direnç, cesaret ve kararlılığı ifade eder.

Bir kişinin eğitimi, işi veya hayatı ne olursa olsun, tüm bunlar sorunsuz bir şekilde ilerlemez. İnsan hedefine doğru ilerlerken birçok türden zorluk, sıkıntı, risk ve tehlikeyle karşı karşıya gelir ki, bu da insanın eylemlerinin kendi iradesi tarafından kontrol edilmesini ve düzenlenmesini gerektirir.

İnsanın eylemlerini kontrol edecek ve düzenleyecek iradesi olmaksızın; kendisine zorlukların üstesinden gelme, engelleri aşma ve kararlı bir biçimde ilerleme cesareti ve azmi verecek iradesi olmaksızın, hedeflerine ve ideallerine ulaşmaları çok zor olacaktır. İradenin insan eylemini kontrol etmesi ve düzenlemesi iki biçimde kendisini gösterir: bir yola, bir işe girişmeye karar verme, ikincisi kendini sınırlama ve kısıtlama. 

Bir yola, bir işe girişmeye karar verme insanın amaçladığı hedefe ulaşmak için gereken eylemleri gerçekleştirmeye doğru motive etme ve kendisini teşvik etmesi olarak açıklayabiliriz. Kendini sınırlama ve kısıtlamayı ise insanın amaçladığı hedefle uyuşmayan zaaflarını, arzularını ve eylemlerini engellemesi ve kısıtlaması olarak açıklayabiliriz.

İradenin insanlar için etkisi ve önemi temel olarak aşağıdaki 3 başlığı içerir:

Birincisi, iradenin insanın bilişsel faaliyetleri üzerinde düzenleyici bir etkisi vardır. İrade ilk öncelikle bilgi temelinde harekete geçer, yani bilgi iradeye yol gösterir. Fakat öte yandan irade de insanın biliş çabasını da kamçılayabilir ve düzenleyebilir. İnsanın biliş ve öğrenme faaliyeti, oldukça zorlu ve karmaşık bir zihinsel faaliyettir. İnsanlar bilişsel faaliyetleri sürecinde kaçınılmaz olarak fiziki, psikoloji, bilgi peşinde koşma, yetenek ve nesnel çevre ve koşullar olarak birçok zorluk ve engelle karşılaşırlar.

Sadece güçlü bir iradeye sahip olan insanlar bu zorlukların ve engellerin üstesinden gelebilir ve bilişsel faaliyetlerini derinlemesine, sürekli ve kararlı bir şekilde sürdürebilir; ve böylece sonunda başarının mutluluğunu ve sevincini tadabilirler. Marx, kapitalist toplumun ekonomik anatomisini analiz sürecinde, şöyle yazmıştı: "Bilimsel araştırmanın giriş kapısında, tıpkı cehennemin kapısının girişinde olduğu gibi, şu kurallar yerine getirilmelidir: Bu noktada tüm güvensizlik geride bırakılmalıdır; burada her türlü korkaklık ölüme terk edilemelidir." (Dante'nin İlahi Komedya Şiiri…. )

Daha sonra Marx, "Kapital'in Fransızca Baskısına yazdığı Önsözde şu bilgece sözü yazdı: "Bilimde başarıya giden düz bir yol yoktur, ancak sıkı çalışabilenler, bilimin dik patikalarında yorucu tırmanmaları göze alanlar, bilimin parlak ışıklı doruklarına ulaşma şansına erişebilirler." Bu yazılardan, iradenin bilişsel faaliyetlerdeki önemli rolünü ve önemini görebiliriz. 

İkincisi, iradenin insanın pratik faaliyetleri üzerindeki düzenleyici etkisi…. İnsanın pratiği amaçlı, hedefli bir faaliyettir. Marx'a göre pratik amaçların gerçekleştirilmesi irade gerektirir: "İşçi çalışma sürecinde kendi bedensel organlarının gücünü kullanır, fakat bunun yanı sıra işçinin iradesi  bu çalışma sürecinin tümü boyunca işçinin iradesi sürekli olarak (işçinin) amacına uygun olmak durumundadır". Eğer kişi güçlü bir iradeye sahip değilse, faaliyetleri çeşitli engel ve risklere karşı koyacak güçten yoksun olacaktır. Ufak bir aksilikle karşılaştığında, cesareti kırılacak ve kendini yeniden toparlama gücünü bulamayacaktır. Tam aksine, kişi "amaca yönelik güçlü bir iradeye" sahipse, şaşmaz bir kararlılık ve azimle hedefine doğru ilerleyebilir ve hedefe ulaşana kadar bu tutumunu sürdürür.

Lenin, işçi sınıfının büyük tarihsel görevleri çözmesine yardımcı olan çeşitli etkenler arasında iradenin önemine vurgu yapmıştı: "işçi sınıfının kararlılığı, işçi sınıfının "teslim olmaktansa ölmek daha iyidir!" parolasına sarsılmaz bağlılığı sadece tarihsel bir faktör değil, aynı zamanda belirleyici ve ona zafer kazandıran etkendir".

Demokratik Kore'nin kurucu lideri Kim İl Sung, "birçok durumda daha olumlu koşulların ve ileriye dönük proaktif olumlu fırsatların "daha uzun bir çaba ve kararlı ısrar" sonucunda ortaya çıktığını belirtmiştir.

Üçüncüsü, iradenin insanın duygusal yaşamı üzerinde düzenleyici bir etkisi vardır. İnsanın duygusal yaşamı hem bilginin rehberliğini hem de iradenin düzenleyici etkisini gerektirir. Hem yaşam deneyimleri hem de bilimsel deneyler, zayıf bir iradeye sahip olan insanların genellikle kolayca olumsuz duygulara kapıldığını ve eylemlerini yarı yolda bırakmalarına neden olduğunu göstermektedir. Güçlü bir iradeye sahip olan insanlar ise olumsuz duyguları kontrol edebilir, engellerin üstesinden gelebilir ve başarı kazandıklarında kibir tutumdan kaçınabilir, aynı zamanda başarısız olsalar bile azimle hedefe giden yolda ilerleme isteği gösterirler. Duyguların irade tarafından düzenlenmesi ve kontrolü bilişe dayanır ve bilişin rehberliğinde gerçekleştirilir.

İnsanların genellikle "mantık ve duygu arasındaki çatışma" yaşamak olarak adlandırdıkları şey aslında irade ve duygu arasındaki çatışmadır. "Duyguların akıl ve mantık tarafından kontrolü" denilen şey de aslında iradenin gücünü göstermesi ve kontrolüdür, yani burada irade insana mantığın yönlendirdiği şeyi yaptırmaya çalışmaktadır.

Akıl ve mantık kendi başına duyguları kontrol etme işlevine sahip değildir; bu kontrol ve yönlendirme irade tarafından gerçekleştirilir.

"Aklın duyguyu yenmesi", insanın irade gücünün aklın ve mantığın gereksinimlerine yol alması ve mantıkla çelişen duygularının üstesinden gelmesidir.

"Duygunun mantığı yenmesi" ise insanın irade gücünün duygusal dürtülerini bastırmaya yetmemesi ve insanın duygularının tutsağı olması anlamına gelir. Bu da insanın aklın gösterdiği yönden ve mantığın gereklerinden sapmak anlamına gelir. Bu nedenle iradenin duyguyu düzenlemesi biliş faaliyeti ile birleştirilmeli ve iradenin duyguyu düzenlemesi de biliş tarafından yönlendirilmelidir. Ancak ve ancak bu şekilde hem duygulara esir olmanın önüne ve hem de kör ve boş irade tutumunun önüne geçebiliriz; ve iradenin düzenleyici rolünü sağlıklı ve doğru bir doğrultuda gerçekleştirebiliriz.

 Mantık, Duygu ve İrade Üçlüsü

Kısacası, mantık, duygu ve irade, insan bilincinin ve insanın manevi-entelektüel dünyasının üç farklı bileşen parçası ve yönü olup, bu üçünün her biri farklı içeriklere ve biçimlere sahiptir, her biri farklı misyonlar ve sorumluluklar üstlenirler ve insanın hayatta ayakta kalması ve insanın gelişmesinde farklı roller oynarlar.

Bunlar arasında Mantık, insan faaliyetleri için hedefleri ve hareket yönünü belirler ve insanın önceden belirlemiş olduğu hedeflere başarıyla ulaşması için gereken özgün, spesifik adımları ve hangi yol ve yöntemle bu hedeflere ulaşabileceğini ortaya koyar.

Duygular, insan faaliyetlerinde itici güç sağlarlar; insan ile nesne arasındaki farklı değer ilişkilerine (olumlu veya olumsuz) göre özneyi (insanı) farklı ruh halleriyle—motive edici veya engelleyici ruh halleri ile harekete geçirirler.

İrade ise insana faaliyetlerinde zorlukları ve engelleri  aşma işlevini üstlenir. İnsan öznenin bizzat kendisinden gelen fiziki, fizyolojik ve psikolojik engelleri aşmasına ve dış nesnel ortamdan gelen zorlukları ve engelleri aşmasına katkıda bulunur.  

Mantık, duygular ve irade aralarında sadece iş bölümü yapmazlar ve sadece basitçe sorumlulukları paylaşmakla kalmazlar, aynı zamanda ortaklaşa bir biçimde insanın hayatta ayakta kalmasını ve gelişimini sürdürmesi için birbirleriyle işbirliği yaparlar.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir