Lenin'in Türkiye elçisi Aralov'un Milli Kurtuluş Devrimi Lideri Mustafa Kemal Değerlendirmesi

Yeni Türkiye'nin Önderi Mustafa Kemal Paşa'nın Güçlü ve Zayıf yanları

Derleyen Eşref Şahan Kartal

İş Bankası Yayınları'ndan Aralov'un Anıları Kitabından Alınmıştır- Yazıdaki Görüşlerin Sitemizle Bir İlgisi Bulunmamaktadır

Gazi Mustafa Kemal Paşa ve onun arkadaşlarının büyük bir hizmeti emperyalist İtilaf devletlerine ve dinci-monarşist rejime karşı kurtuluş mücadelesine önderlik etmeyi başarmalarıydı. Milli burjuvazi, Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki ulusal kurtuluş mücadelesini destekleyen sınıftı. Burjuvazi Anadolu köylülüğü ve küçük burjuva katmanlarının yönetimini eline aldı. Anadolu'da işçi sınıfı az sayıdaydı, ancak emperyalizme karşı mücadeleyi destekliyordu. Mustafa Kemal eski padişah ordusu kalıntılarından ve çoğunluğu kendiliğinden ortaya çıkmış olan çetelerden güçlü, yeni bir kurtuluş ordusu örgütledi.

Geniş emekçi kitlelerinin -köylüler, zanaatkarlar- Mustafa Kemal'den büyük umutları vardı. Onun toprak dağıtmasını, emekçilerin yaşamını kolaylaştırmasını bekliyorlardı. Ama bu umutlar yerine gelmedi. Milli devrimden ve kurtuluş ordusunun askeri zaferlerinden kazanan sadece burjuvazi oldu.

Köylülükle sıkı bir bağ, toprak meselesinin zamanında çözümü, işçilerin durumunda iyileşme, Mustafa Kemal Paşa'ya bütün kurtuluş mücadelesi boyunca komplolar, isyanlar hazırlayan, emperyalistlerin yeni Türkiye Cumhuriyeti'ni boğma planlarına yardım eden feodal-dinci gericiliğin işini radikal bir biçimde bitirme olanağı verirdi.

Feodallerle mücadelede tutarlı değildi

Ancak Mustafa Kemal, doğu vilayetlerinde, Kürdistan'da, İstanbul'da kökleri olan ve bütün ülkeyi ajan ağlarıyla örmüş olan feodallerle mücadelede tutarlı değildi. Kemal onları esirgedi, itibar verdi, onları güçlü bir darbeyle kırmaya karar veremedi. Feodal gericilik önemli bir dayanağını İslam dininde buluyordu. Mollaların, hocaların dini ajitasyonu, yabancı sermayeye bağlı zengin tacirlerin yeni düzene direnişi, eski devlet ricalinin ve memurlarının sabotajı, İttihatçıların entrikaları -Mustafa Kemal'in eski rejim güçlerine karşı mücadelesi zaman zaman keskinleşse de bütün bunlar sona ermedi. Gericiler Mustafa Kemal'in partisinin orta ve yoksul köylülük arasında sistematik çalışmasının olmayışından yararlandılar ve köydeki etkilerini büyük toprak ağaları, derebeyler ve hocalar aracılığıyla uyguladılar.

Mustafa Kemal'de ikili bir yan vardı

Mustafa Kemal'de ikili bir yan vardı: Emperyalizmle, saltanatla, hilafetle kararlı bir biçimde mücadele etti, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını enerjik bir biçimde savundu ve aynı zamanda köylülüğün tümüyle haklardan yoksun bırakılması ve fakirliği ile, toprak ağalarının ve kült hizmetçilerinin köy üzerindeki pratikteki iktidarı ile uzlaştı. Örneğin ortaçağdan kalma ortakçılık gibi feodal ayak bağları orta ve yoksul köylülükte var olmaya devam ediyordu. Tefeci ve ağa, köyde ekonomik olarak önderlik etmeye devam ediyordu.

Mustafa Kemal ve TBMM'nin birçok kez vaat etmesine rağmen 1923 ortalarına kadar köylülük üzerindeki en ağır vergi olan aşar henüz lağvedilmemişti. Şubat 1923'teki İktisat Kongresi'nde Mustafa Kemal bir kez daha aşarın önemli ölçüde hafifletileceğini vaat etti. Ama ancak 1925'te, ne zaman ki köylülerin hoşnutsuzluğundan yararlanan gerici güçler Kürdistan'da Batı vilayetlerine de bulaşma tehdidi içeren bir isyan çıkardılar, o zaman aşar aceleyle kaldırıldı.

Mustafa Kemal kadınların çarşaftan kurtuluşunu hayata geçirdi, çokeşliliği, ortaçağdan kalma adetleri yasakladı ve bununla birlikte burjuvazinin işçi sınıfını zalimce sömürmesine sabretti, işçi örgütlerinin yasaklanmasını destekledi. Mustafa Kemal milliyetlerin eşit haklarını savundu ama Kürtlere, Ermenilere ve öteki ulusal azınlıklara özerklik vermedi.

Mustafa Kemal'in daha başka birçok bariz çelişkisi vardı. Ülkenin milli ekonomisini kalkındırmaya ve geliştirmeye çalıştı, ancak yırtıcı yabancı sermayenin nüfuzuna karşı mücadelede kararlılık göstermedi, planlı bir imtiyaz politikasıyla bu elde edilebilirdi. Kemal Paşa'nın Sovyet Rusya'ya karşı tavrında da bazen aynı ikilik hissediliyordu. Son günlerine dek Sovyet ülkesiyle dostluktan ve işbirliğinden yana oldu fakat aynı zamanda ona Bolşevizm korkusu, "komünist tehdit" korkusu aşılamak isteyen gericilerin fısıldamalarının etkisi altında kaldı.

Bir Sovyet diplomatının anıları 1922-1923, Semyon İvanoviç Aralov, s. 227-229

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir