Kültür Devriminin İki Toplumsal-Tarihsel Nedeni

Madde 24-Yukarda belirtilen yoldaş Mao Zedung'un önderlik hatalarına bağlanan olgulara ilaveten   "kültür devrimine" yol açan ve on yıl süren "kültür devrimi" olayının ardında karmaşık sosyal ve tarihsel nedenler bulunmaktadır. Bunlar arasında temel sebepler şöyledir:

Birinci etken: Sosyalist akımın tarihi çok uzun değildir. Sosyalist ülkelerin ise daha da kısadır. Sosyalist toplumun gelişmesini yöneten yasaların bazıları nispeten daha nettir. Fakat bir çoğu henüz keşfedilmeyi beklemektedir. Partimiz uzun bir dönem boyunca savaşlar ve şiddetli sınıf mücadeleleri içinde var olmuştur. Aynı zamanda hem ideolojik olarak hem bilimsel inceleme bakımından hemen gelen  yeni doğmuş sosyalist toplum hakkında ve ülkenin bütünlüğünü kapsayan sosyalist inşa meselelerinde tamamen hazırlıklı bulunmuyordu. Marx, Engels, Lenin ve Stalin'in bilimsel eserleri bizim eylemimize kılavuzluk etmekle birlikte sosyalist davamızı sürdürürken karşılaştığımız problemlere hiç bir şekilde hazır çözümler sunamazdı. Sosyalist dönüşümü temel düzeyde tamamladıktan sonra dahi sahip olduğumuz yukarıdaki ideolojik şekillenme partimizin içinde geliştiği tarihsel koşullara bağlı olarak yeni dönemde sosyalist toplumun gelişme sürecinde politik-ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda ortaya çıkan yeni çelişmeleri ve problemleri incelerken ve ele alırken sınıf mücadelesiyle bağlantısı olmayan meseleleri dahi, sınıf mücadelesinin görevleri olarak değerlendirmeye devam ettik. Ve gerçekten de yeni koşullar altında gerçek bir sınıf mücadelesi sorunuyla karşı karşıya kaldığımızda oluşan düşünce alışkanlıklarımıza  bağlı olarak geçmişin aşina olduğumuz geniş çaplı ve sarsıntılı kitle mücadelesi şeklindeki yöntemlerimize ve deneylerimize geri döndük. Oysa artık mekanik bir şekilde  bunu izlememeliydik. Sonuçta esas olarak sınıf mücadelesinin kapsamını gereğinden fazla genişlettik. Daha da ötesi bu öznelci düşünüş tarzı ve gerçekten kopuk pratik bizlere Marx, Engels, Lenin ve Stalin'in Eserlerinde "teorik bir temel" buluyor gibi görünüyordu. Çünkü bu eserlerde ileri sürülen düşünce ve tezler yanlış anlaşılıyor veya dogmatik olarak yorumlanıyordu.

Örneğin tüketim araçlarının bölüşümünde ortaya çıkan eşit hak meselesi -eşit hak eşit miktarda iş gücünün karşılıklı değişimini içerir- veya Marx tarafından ortaya atılan "burjuva hakkı" meselesi bize kısıtlanması ve eleştirilmesi gereken bir şey olarak görünüyordu. Dolayısıyla "emek katkısına göre bölüşüm" ilkesi de eleştirilmesi ve kısıtlanması gereken bir politika gibi görünüyor ve insanların maddi çıkarlar talep etmesinin de sınırlandırılması ve eleştirilmesi gerektiği sonucuna varılıyordu.

Örneğin, sosyalist dönüşümün temel düzeyde tamamlanmasından sonra dahi küçük üretimin her gün her saat büyük çapta kapitalizme ve burjuvaziye dönüşeceği şeklinde vardığımız sonuç kentsel ve kırsal alanlarda ekonomik politikalarımızda ve diğer politikalarımızda bir dizi "sol" çizgiler formüle etmemize yol açmıştı. Ve parti içindeki bütün ideolojik farklılıkların toplumdaki sınıf mücadelesinin yansıması olduğu düşüncesine dayanılarak sık sık ve keskin parti içi mücadelelere baş vuruldu. Bütün bunlar Marksizmin saflığını koruma kaygısıyla bizi sınıf mücadelesinin kapsamını daha genişletmek gerektiği düşünce ve tutumlarına götürdü. Daha da ötesi Sovyet liderleri Çin ve Sovyetler Birliği arasında bir polemik başlattılar. Ve iki parti arasındaki ilkelere dayalı tartışmayı iki parti arasında ulusal bir çelişmeye dönüştürdüler. Sovyet liderleri Çin üzerinde muazzam bir politik ekonomik ve askeri baskı başlattılar yarattılar ve bunun sonucunda bizler Sovyetler Birliği'nin büyük ulus şovenizmine karşı haklı bir mücadele yürütmek zorunda kaldık. Bu koşullar altında ülke içinde revizyonizmi önlemek ve onunla mücadele etmek yönünde bir kampanya başlatıldı. Bu kampanya Çin'deki sınıf mücadelesini kapsamını genişletme hatasının daha da yayılmasına yol açtı. Parti içindeki yoldaşlar arasındaki normal düşünce farklılıkları revizyonist çizginin görünümleri veya iki çizgi arasındaki mücadeleler şeklinde değerlendirildi. Bunun sonucunda Parti içi ilişkilerde artan bir gerilim ortaya çıktı. Böylece partinin Mao Zedung yoldaş ve diğerleri tarafından öne sürülen belirli "sol" bakışlara direnmesi güçleşti. Ve bu "sol" bakış açılarının gelişmesi uzun süren "kültür devrimi"nin ortaya çıkmasına ve sürmesine götürdü.

İkinci etken: Parti çalışmasını sosyalist inşa şeklindeki yeni görevimize kaydırmak noktasına geldiğinde- ki bu görevin yerine getirlmesi büyük bir dikkat ve ihtiyatlılığı gerektiriyordu— Yoldaş Mao Zedung'un prestiji bu tarihi dönüm noktasında zirveye ulaşmıştı ve Yoldaş Mao Zedung kibirli bir pozisyona kaymaya başladı. Adım adım kendisini pratikten ve kitlelerden kopardı ve giderek daha fazla keyfi ve subjektif davranışlar içine girmeye başladı ve artan ölçüde kendisini Parti Merkez Komitesi'nin  üzerinde gördü.

Bunun sonucunda partinin ve ülkenin politik yaşamında kolektif önderlik ilkesi ve demokratik-merkeziyetçilik ilkesi zayıflamaya hatta ortadan kalkmaya başladı. Olayların bu yönde gelişmesi adım adım yavaşça gerçekleşti ve kısmen bunda Parti Merkez Komitesi sorumludur. Marksist bakış açısından bu karmaşık olgular belirli tarihsel koşulların ürünüydü. Bunun suçunu sadece bir kişiye veya yalnızca bir avuç insana bağlamak partinin bütünü için derin bir ders sağlamayacaktır veya Partinin durumu değiştirebilmesi için pratik yollar bulmasına yardımcı olmayacaktır. Komünist akım içinde önderler oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Bu olgu tarihi süreçte çok kez karşımıza çıkmakta ve tereddüde yer bırakmamaktadır. Şöyle ki; uluslararası komünist akımın tarihinde parti ve onun lideri arasındaki ilişkinin doğru ele alınmamasının sonucu olarak belirli çok sayıda olumsuz sapmalar ortaya çıkmıştır, benzer bir olumsuzluk  partimizde de yaşanmıştır.  Çin'de feodalizmin çok uzun bir tarihi olmuştur. Partimiz buna karşı en kesin ve kapsamlı biçimde mücadele etmiş ve özellikle feodal toprak mülkiyeti sistemine, toprak ağalarına ve yerel zorbalara karşı mücadele yürütmüş, anti-feodal mücadele içinde güzel bir demokrasi geleneği geliştirmiştir. Fakat asırlar süren feodal otokrasinin kötü ideolojik ve politik etkisini tasfiye etmek zor olmaktadır. Ve çeşitli tarihi nedenlerden ötürü parti içi demokrasiyi ve ülkenin politik ve sosyal yaşamında demokrasiyi yasal bir baza oturtmak ve kurumlaştırmada başarısız kaldık. Geçerli olacağını düşündüğümüz kanunları hazırladık. Fakat bu yasalar gerek duyulan otoriteye sahip olamadılar. Bunun anlamı parti gücünün bireyler lehine aşırı bir yoğunlaşmasının koşullarının var olduğudur ve partide keyfiliğe dayalı bireysel yönetim tarzının kişiyi yüceltme kültünün var olmasıdır. Böylece parti ve devlet için "kültür devriminin" başlatılmasını engellemek veya onun gelişmesini kontrol etmek zor olmuştur.

Belgenin Kaynağı:  

"ÇİN HALK CUMHURİYETİNİN KURULUŞUNDAN BU YANA PARTIMIZIN TARİHİNDEKİ BELİRLİ SORUNLAR ÜZERİNE" BAŞLIKLI MERKEZ KOMİTESİ KARARI.

Bu belge  ÇKP nin  11. Merkez Komitesi'sinin Altıncı  tam katılımlı genel toplantısında  27 Haz. 1981 de Karar altına alınmıştır.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir