Küba liderinin son konuşması: 'İhracatın artırılması', 'Kamu dışı sektörün geliştirilmesi' Önemli

Erkin Öncan, Temmuz 2020

Küba, dünyadaki sosyalist ülkeler arasında kuşkusuz en gözde olanı. Ülkenin devrim tarihi ve Fidel Kastro, Che Guevara gibi devrim önderleri düşünüldüğünde doğal sayılabilecek bu tanınırlık, aynı anda bu ada ülkesiyle ilgili bildiklerimizin sınırlanmasına da yol açıyor. Bunlardan en önemlisi ise ülkenin ekonomi politikaları.

Özellikle son 10 yıllık süreçte Küba'nın ekonomi alanında önemli reform kararları aldığını görüyoruz. Bir ekonomist veya siyaset bilimci olmamakla birlikte, kişisel olarak yakından takip etmeye çalıştığım bu adımlar Küba'nın ekonomi alanında 'Çin modeline' benzeyen bir yönelim içerisinde bulunduğunu gösteriyor.[i]1

Küba lideri Miguel Díaz-Canel'in son açıklaması da benzer bir yere işaret ediyor. Küba televizyon programı Mesa Redonda'da yayınlanan Bakanlar Kurulu toplantısında konuşan Díaz-Canel'in "Küba'ya yine saldırgan emperyalist politikalarla meydan okunuyor. İstediğimiz şey bu değil, ama bundan korkmuyoruz. Savaşa girmek konusunda ilham verici bir geçmişimiz var" ifadeleriyle gösterdiği politik duruşla birlikte, ekonomik alanda yaptığı açıklamalar da oldukça dikkat çekici.[ii]2

'Sağlık sistemi çökmedi'

Küba lideri, ülkesinin son zamanlarda gıda ve hammadde kıtlığı ile ülkenin döviz geliri kazanmasını azaltan yaptırımlarla karşılaştığı halde, temel yatırım projeleri üzerinde çalışmaların devam ettiği ve halkı pandemiden korumak için gerekli önlemlerin alındığını vurguladı:

"Sağlık sistemi çökmedi ve diğer ülkelere yardım ettik."

Díaz-Canel konuşmasında:  "Şu anda tarım, gıda üretimi, teşvikler, kredi, pazarlama mekanizmalarındaki değişiklikler gibi önemli dönüşümler içeren adımlarla gıda alanında bağımsızlığı güçlendirmeye odaklanacağız"…..  "bu odaklanma 'devlet işletmeleri ve kamu dışı diğer işletmeleri kapsayacak…"  .

Öte yandan, Küba lideri tarafından ülkenin önüne koyulan temel ekonomik görevlerin en dikkat çekici olanları ise şu şekilde:

– İç ticaretin yeniden düzenlenmesi

– Sosyalist kamu girişimlerinin güçlendirilmesi

– Yabancı yatırım ortamının iyileştirilmesi

– Kurumlara ve özel kişilere yapılan Döviz tahsis sisteminde reform

– Mal ve hizmet taleplerinin ana tedarikçisi olarak yerli sanayinin katılımını artırmak

– İhracatın arttırılması ve çeşitlendirilmesi

– Kamu dışı sektörü genişletmek ve geliştirmek

– ABD doları üzerindeki devlet vergisinin kaldırılması

Yabancı yatırım, iç pazarda döviz dolaşımı, ihracatın artırılması, devlet dışı sektör, ABD doları üzerindeki verginin kaldırılması… Bütün bunlar, ilk bakışta, başta ülkemizdeki bazı sosyalist yorumcular tarafından beğenilmeyecek, hatta 'sosyalizm dışı' görülecek adımlar gibi dursa da, Küba için oldukça önemli bir dönüm noktasının devamını işaret ediyor. Bunlar yurtdışında Küba'nın karizmasını bir ölçüde çizebilir, fakat bu önlemler Küba'nın pratikte karşılaştığı zorunluluklarına işaret ediyor.

Peki nedir bu reformlar? Nasıl işliyor, neye göre karar veriliyor?

Küba, 2011 yılından bu yana devlete ait şirketlerin işleyişlerine ilişkin doğrudan Küba Komünist Partisi'nin Kongrelerinde düzenlenen reform planlamaları yapıyor. Temel motivasyon ise dikey karar verme mekanizmalarının ortadan kaldırılması ve daha fazla özerklik.

Küba Komünist Partisi, Nisan 2016'da düzenlenen 7. Parti Kongresi'nde "Devlet girişimleri sistemi daha verimli, iyi örgütlenmiş ve etkili kurumlardan oluşmalıdır; devlet/hükümetin işlevleri ile işletmelerin işlevleri ayrılmalı ve Kurumsal İyileştirme süreçleri karar altına aldığımız Ekonomik Model belgesindeki politikalara entegre edilmelidir" kararını almıştı.

'Daha özerk ve rekabetçi kuruluşlar'

Bunun yanında, yine 7. Kongre '2016–2021 dönemi için Parti ve Devrimin Ekonomik ve Sosyal Politika Yönergeleri' adlı belgeyi onaylandı ve kabul edilen belgede şu ifadeler de yer aldı:

"Titizlikle tasarlanmış ve uygulanan bir iç muhasebe sistemi temelinde, daha özerk, etkili ve rekabetçi kuruluşlar yaratmak için; iyi örgütlenmiş, disiplinli ve titiz bir idari yönetimle kurumların yeni ve açıkça tanımlanmış yetkileri yavaş yavaş ödüllendirilerek devlet işletme sistemi mükemmelleştirmeye devam edilecek."

Kübalıların yaklaşık yüzde 70'ini istihdam eden devlete ait bu şirketler, Küba ekonomik reformlarından önce, doğrudan ilgili bakanlıkların doğrudan idari müdahalesi ile yönlendiriliyor ve karar mekanizması yüksek düzeyde merkezi bir şekilde 'yukarıdan aşağı' doğru işler nitelikteydi. Reform öncesinde şirket yönetiicileri, herhangi bir işlem için bağlı oldukları bakanlığa başvurmak zorundaydı.

'Hükümetin işlevleri ile kamu şirketlerinin işlevlerini birbirinden ayırmak'

Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi, 1979 ve 1988 yıllarına dayanan bu uygulamaları değiştirerek 'devletin ve kamu şirketlerin işlevlerini birbirinden ayırmak' amacıyla bu şirketlerin yönetimlerine kendi başlarına karar alma hakkı tanıyor.

Onaylanan ve Küba'da resmi gazetede de yayımlanan reform adımlarına göre bundan böyle Küba'daki şirketler eskiden olduğu gibi bakanlıklara danışmaksızın yatırım kararı alabilecekler ve kendilerine ait kârın yarısını ellerinde tutabilecekler.

Devletin ve kamu şirketlerinin işlevlerini birbirinden ayırmak, aynı zamanda devlet yönetiminin işlerini kolaylaştıran, yükü azaltan bir çözüm olarak değerlendiriliyor.

Alınan yeni kararlar elbette ki şirketlere sınırsız bir inisiyatif alanı tanımıyor.

Yeni sistemi hayata geçirmek için, her bir sanayi dalında, ilk geçiş adımını düzenleyecek bir gözetim organı olan OSDE — Organizaciones superiores de dirección empresarial (Yüksek işletme yönetimi organizasyonları) isimli bir yapı kurulmuştu. Bu organ, stratejik kalkınma planlarını onaylamak, ekonomik gündemlerinin uygunluğunu değerlendirmek, yönetsel direktiflere uymalarını sağlamak için üçer aylık kontroller yapmak ve kazanç dağılımını yönetmekten sorumlu olacak.[iii]3

Bu organ, daha önce şirketlerin bağlı olduğu Bakanlıklar yerine, şirketlerin çalışmalarını koordine edecek ve onların şirket düzeyinde karar verme yetkilerini güçlendirmelerine yardımcı olacak. Devlet mülkiyetindeki bütün işletmeleri kapsayacak olan bu reform hamlesi, "sosyalist devlet girişimlerinin organizasyonunu, verimliliğini ve etkinliğini güçlendirmek üzere" tasarlanıyor.

Küba ve hala ayakta duran diğer sosyalist yönelimli ülkelerin ekonomik sistemlerinde yaptıkları yeni reform hamleleri ve bunların birbirleri arasındaki benzerliği, sosyalist inşa kavramında önümüze yeni tartışma başlıkları getirecek. Tamamen yeni ve koordineli bir inşa süreci mi, yoksa çöküş öncesi son çırpınış hamleleri mi?

Ben kişisel olarak bu gelişmelere iyimser yaklaşma taraftarıyım.

Çünkü Küba başta olmak üzere kalan sosyalist ülkelerin karşı karşıya oldukları meydan okumalar, kitaplarda aradığımız 'ideal sistemlere' hiçbir zaman yüzde yüz uymayacaklar, en azından bizim yaşadığımız çağda.

  1. Bu konuyla ilgili Çinli ve Kübalı yetkililerin açıklamalarını başka bir yazıda derlemeyi düşünüyorum. ↩︎
  2. http://en.granma.cu/cuba/2020-07-17/we-have-an-inspiring-history-to-take-into-the-fight ↩︎
  3. https://www.minag.gob.cu/node/6#:~:text=La%20organización%20superior%20de%20dirección,procesos%20de%20dirección%2C%20lograr%20la ↩︎

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir