Kriz Grubu'ndan Kürt Partisi'ne ve ABD'ye Tavsiyeler

Uluslararası Mali Oligarşi'nin Pratik Faaliyet İçinde Olan "kriz Çözüm" Örgütü

Ankara/Suriye Kamışlı/Brüksel, 4 Mayıs 2017

Rojat Kaya

PKK'nın Kuzey Suriye'deki Kritik Seçimi

PKK ve Suriye'deki bağlantılı gruplar kritik bir seçimle karşı karşıya: Ya Türkiye ile yürüttükleri mücadeleyi öncelik olarak tutmaya devam ederek Suriye'deki kazanımları riske atacaklar ya da Suriye'deki savaşın karmaşası içerisinde kontrol altına almayı başardıkları bölgelerde yerel özyönetim kurmayı tercih edecekler.

https://www.crisisgroup.org/tr/middle-east-north-africa/eastern-mediterranean/syria/176-pkk-s-fateful-choice-northern-syria

Suriye'de altı yıldır süren iç savaşta gelinen noktada Suriye'nin kuzeyinin siyasi haritası önemli ölçüde yeniden çizilmiş bulunuyor. Kürdistan İşçi Partisi'nin siyasi uzantısı ve Türkiye-Suriye sınırının büyük bir kısmını kontrol altında tutan Halkın Koruma Birlikleri (YPG) ve Demokratik Birlik Partisi (PYD) burada bir federal bölge ilan ederek yerel yönetim kurmuş bulunuyor.  YPG askeri başarısı sayesinde büyük jeopolitik ve demografik engelleri aşıyor, ancak bu durum PKK'yı kritik bir seçimle karşı karşıya bırakıyor: Ya Türkiye ile yürüttüğü mücadeleyi öncelik olarak tutmaya devam edecek ya da Suriye'de Kürtlerin daha fazla özyönetim elde etmelerine, yani Suriye projesine, öncelik verecek.

Son dönemde bölgede yaşanan kaymalarla bunlardan ikincisi, yani YPG-PYD'nin şu anda da öne sürdüğü gibi Abdullah Öcalan ile ideolojik bağları bulunan, ancak operasyonel anlamda PKK'dan bağımsız bir Suriye Kürt partisi haline gelmesi, daha iyi bir seçenek gibi görünüyor.

PKK'dan bağımsız bir Suriye Kürt Partisi Olmalı

Türkiye'nin 25 Nisan'da bazı kaynaklara göre PKK üyelerini de barındıran Kuzey Suriye'deki bir YPG üssüne ve Kuzey Irak'taki PKK üssüne gerçekleştirdiği operasyonlar çatışmada tehlikeli bir tırmanışa işaret ediyor. Bu olumsuz seyri önlemek için başta A.B.D. olmak üzere dış aktörler YPG-PYD'ye destek sağlarken yukarıda bahsi geçen ikinci seçeneği teşvik etmelidir.

A.B.D. ve diğer dış aktörlere tavsiyeler

PKK Temmuz 2012'de Suriye'de kadrolarını konuşlandırdıktan sonra IŞİD'e karşı yürütülen mücadelede Batı ile işbirliği yaparak Kuzeydoğu Suriye'de Kürtlerin çoğunlukta olduğu Cezire ve Kobani bölgelerinden Halep'in kuzeyinde yine Kürtlerin çoğunlukta olduğu Afrin bölgesine doğru ilerledi.

Bu kara köprüsünü kurmaya çalışan PKK ve onunla bağlantılı güçlerin iki amacı vardı: Türkiye-Suriye sınırında genişlemekte olan alanlarını kontrol altında tutmak ve demokratik özyönetim adını verdikleri, Kürt ve Kürt olmayan topluluklardan oluşan bir yönetim kurmak. YPG Suriye Demokratik Güçleri (SDG) şemsiyesi altında Ağustos 2016'da halkın çoğunluğunun Arap olduğu Menbiç'i ele geçirdiğinde bu stratejik hedeflerine yaklaşmış görünüyordu.

Ne var ki, bugün bölgede değişen ortam YPG-PYD'nin hedeflerinin önüne ket vuruyor ve PKK'nın ikili amacını birbiriyle bağdaşmaz hale getiriyor. Türkiye ile PKK arasındaki ateşkesin sona erdiği 2015'in ortalarından bu yana Ankara, YPG-PYD yönetimindeki bölgenin genişlemesini engellemeye çalışıyor.

Moskova ile Ankara arasındaki yakınlaşma

Moskova ile Ankara arasındaki yakınlaşma, Ağustos 2016'da Türk askeri birliklerinin Rusya'nın ya da rejimin hava saldırılarından endişelenmeden Suriye'ye müdahalesini mümkün kıldı (Fırat Kalkanı operasyonu).

Suriye'deki muhalif müttefiklerle birlikte savaşan Türkiye'nin amacı IŞİD'i yenilgiye uğratmak ve bu arada özellikle YPG'nin Fırat'ın batısına doğru yayılmasını durdurmaktı.

Şubat 2017'de bu amacında başarılı olan Türkiye YPG'yi adeta kuşattı ve Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgeler arasında hareket edebilmek için Şam'a bağımlı hale getirdi. Kürtleri Suriye'ye bağımlı hale getirdi.

Bu arada PKK Kuzey Suriye'yi yeni savaşçı bulabileceği ve potansiyel olarak Türkiye'ye karşı saldırılarını başlatabileceği bir alan olarak gördüğü, ayrıca bölgedeki yerel yönetime fazla yatırım yapmaya değmeyeceğini düşündüğü için, YPG-PYD içerisinde Suriye'de bir çözümden yana olan kesim, Suriye yerelinde kök salmayı başaramadı ve geniş çapta meşruiyete sahip idari kurumsallaşmada yetersiz kaldı.

YPG'nin özyönetim projesinin ayakta kalabilmesi, üzerindeki ambargonun kalkmasını sağlaması ve Suriye rejimine bağımlılığını sonlandırması için daha güçlü dış aktörlerin desteğine ihtiyacı olacaktır.

En güçlü Hami Adayları Rusya ve A.B.D.

Ne var ki YPG için güvenilir bir hami bulmak da kolay olmayacak. En güçlü adaylar Rusya ve A.B.D. dir.

YPG her ikisiyle de ilişki kurmuş durumda, ama bu ülkelerin YPG'ye desteği uzun vadeli olmayabilir. Moskova'nın önceliği hala Esad rejiminin ayakta kalması ve Esad rejiminin Suriye'de egemenliği yeniden elde etmesini sağlamak. Ayrıca Rusya'nın Türkiye ile yakınlaşmaya önem verdiği de anlaşılıyor. Böyle giderse YPG-PYD pek yakında Rusya'nın fikir değiştirmesiyle mağdur duruma düşebilir.

Bu durumda tek seçenek olarak A.B.D. kalıyor

Mesele YPG-PYD ve PKK liderlerinin yeterince hızlı davranıp siyasi rotalarını düzelterek Suriye'deki özyönetim projelerinin ayakta kalmasını sağlayabilmeleri.

YPG-PYD, A.B.D.'den uzun süreli güvence almanın peşinde ve bölgede dizginlerin Türkiye ve Suriye rejimi veya da her ikisine bırakılmasını istemiyor.

Ancak, PKK'nın bu amacına ulaşması için mevcut konumunu gözden geçirmesi gerekecek.

Çünkü Washington, Türkiye ile ilişkilerini tehlikeye düşürmeyi göze almak istemeyecektir. Bunu yapmanın en etkili yolu Türkiye ile PKK arasında ateşkesin ve barış görüşmelerinin yeniden başlaması olacaktır.

Türkiye ile PKK barış görüşmelerine Yeniden Başlamalı

Ancak bu yakın vadede gerçekçi görünmemektedir. Bu sebeple, A.B.D. IŞİD'le mücadelede hala YPG'nin desteğine ihtiyaç duyarken PKK Kuzey Suriye ve Kuzey Irak'taki Kürt rakipleriyle bir uzlaşmaya varabilmek için Washington'dan arabuluculuk yapmasını istemelidir. Varılacak anlaşmanın içinde şu unsurlar yer almalıdır:

 PKK Suriye ve Kuzey Irak'taki Kürt Örgütlerle Şu Koşullarda Anlaşmalı

  • PKK ve onunla bağlantılı örgütler sınırın ötesinde Irak'ta bulunan Sincar'dan çekilmeyi kabul etmeli. Bunun karşılığında Irak'taki Kürt makamları Suriye-Irak sınırını ticarete açmalı. Sincar Kuzey Suriye'deki gelişmelerle doğrudan ilgili olmasa da A.B.D. yakın ilişkide olduğu iki grup arasında, yani YPG ve Mesut Barzani'nin Kürdistan Demokrasi Partisi (KDP) arasındaki yerel anlaşmazlığın yatıştırılmasına yardımcı olabilir. Bu, Kuzey Suriye'deki gerilimin düşürülmesi için yeterli olmasa da başarılması nispeten daha mümkün olan önemli bir ilk adımı teşkil edebilir;
     
  • Kuzey Suriye'de PKK, Kürtlerin çoğunlukta olduğu doğudaki iki bölge ile Afrin arasında bağlantı kurma hedefinden vazgeçmeli ve YPG-PYD'nin Suriyeli Kürtler için Suriye'ye özgü bir çözüm arayışına girmesine izin vermelidir. Bunun için siyasi hakimiyetini gevşeterek yerel yönetimde diğer Kürt ve Kürt olmayan partilere özellikle bütçe yönetiminde ve üst düzey pozisyonlara atanmaları konularında kalıcı yetkiler vermesi, YPG'yi de yönetim görevinden uzaklaştırması gerekecektir. Bu da tek partili YPG-PYD "demokratik özyönetimini" daha demokratik kılacaktır.
     
  • YPG silah tedariki veya personel ve taktik beceriler alanlarında Türkiye'de PKK çatışma eylemlerini aktif olarak desteklemekten vazgeçmelidir. Ayrıca hem YPG hem de YPG dışı "komutanların" A.B.D. ile etkileşime girebileceği bir SDG askeri operasyon odası kurmalıdır.

 A.B.D'ye Tavsiyeler

  • YPG'nin kuracağı SDG operasyon odasıyla koordinasyonu kurmalı ve bu birim aracılığıyla askeri yardım ve danışmanlık sağlamalı; sadece SDG üzerinden yerel savaşçı alınması ve eğitilmesini desteklemelidir; yukarıda belirtildiği gibi PYD yönetiminin çoğulcu olması koşuluyla Cezire ve Kobani'deki yerel yönetimlere stabilizasyon desteği ve yeniden yapılanma fonları vermelidir; PYD'nin diğer Suriye Kürt partileri ile birlikte Cenevre'deki müzakerelere dahil edilme talebini desteklemeli.
     
  • ABD Fırat'ın doğusundaki YPG-PYD özyönetim bölgesine Türkiye'nin saldırı düzenlemesini engellemek için Ankara üzerindeki nüfuzunu kullanmayı taahhüt etmelidir. Bunun için Ankara'ya yukarıda anlatıldığı gibi Suriye'de YPG-PYD hakimiyetinin zayıfladığı yönünde teminat verilmesi gerekecektir.

Bu çabalar bir araya geldiğinde YPG-PYD, işleyebilir ve uygulanabilir bir yönetim yapısı kurabilir ve Şam'a bağımlı olmayan alternatif ticaret rotaları oluşturabilir; YPG-PYD ayrıca askeri rolünü PKK'nın Türkiye karşıtı gündemine hizmet etmek yerine merkezi devlet kontrolünden yoksun bir ortamda Kuzey Suriye halkını korumak için meşru bir çabaya dönüştürebilir; dışarıdan bir ölçüde destek kazanabilir; ve potansiyel olarak PYD'ye Suriye barış görüşmelerinde ve yeni bir anayasa hazırlığında bir rol verilmesinin önünü açabilir.

A.B.D.'nin bunu uygulamakta önemli bir çıkarı vardır: mevcut konjonktür daha da kötüleşirse Rakka'da IŞİD'i yenilgiye uğratma çabaları tehlikeye girebilir; Türkiye-PKK çatışması yeni alanlara taşınabilir, bu da bölgesel istikrar açısından daha fazla tehlike ortaya çıkarabilir; ayrıca A.B.D.-Türkiye ortaklığı da zarar görebilir.

PKK, kendisi ile bağlantılı unsurların Türkiye'deki çatışmaya öncelik vermelerini istediği sürece YPG Kuzey Suriye'deki pek çok kazanımını, hatta bütün kazanımlarını, kaybedebilir. Eğer PKK Suriye'deki uzantılarının orada yaşayan halk açısından kabul edilebilir ve anlamlı bir şekilde kök salmasına izin verirse az da olsa yeni bir sayfa açma umudu ortaya çıkacaktır.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir