Kore Sosyalizminin Siyasi Liderleri Ve Düşünceleri

Kim İl Sungizm veya Juche Düşüncesi  Nasıl ve Neden Ortaya Çıktı?

Derleyen Ferdi Bekir

Kim Jong Un ve Babası Kim Jong İl

Oldukça kapalı bir siyasi sisteme sahip sosyalist bir ülke olarak Kuzey Kore'nin ideolojik sisteminin gelişimi her zaman çok dikkat çekmiştir. Geçen Yıl İzmir'deki Dünya Komünist ve İşçi Partileri Konferansına katılan Kore Partisi temsilcisi şu ifadeleri kullanmıştı: Tarih, sosyalist ve komünist ideolojinin emekçi halkın bağımsızlık idealini gerçekleştirmede tek ve en doğru ideoloji olduğunu doğrulamıştır. Tarih, halk kitlelerinin yüzyıllardır süregelen arzusunu somutlaştıran sosyalist ideolojinin geçerliliğini ve canlılığını teyit etmiştir. Sosyalist ideolojinin 20. yüzyılda olduğu gibi 21. yüzyılda da daha canlı bir şekilde ortaya çıkacağına inanıyoruz".  Bkz https://sosyalistbirlik.com/sosyalizm-yolunda-ilerleyen-kore-isci-partisi-izmirdeki-uluslararasi-kongrede-neler-soyledi/

Fakat, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Marksizmi ve Leninizmi farklı yorumlayan bir sosyalizm düşüncesine ve uygulamasına sahiptir ve bu Juche Düşüncesi olarak bilinmektedir.

Kore, Goryeo Hanedanlığı'ndan ve ardından Japon sömürge yönetimine ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ne kadar birçok hanedanlık dönemi geçirmiş ve ideolojik kavramlarında değişiklik ve güncellemeler yapmaya aralıksız devam etmiştir. "Juche" düşüncesi Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti  toplumunun ve kültürünün temel anlayışı haline gelmiş, Kore halkının yaşamını ve ülkenin genel gelişim yönünü belirlemiştir.

Kim Jong-un'un çocukluk yılları ve ailesi

Kim Jong-un henüz on iki yaşındayken babası Kim Jong-il tarafından eğitim için İsviçre'ye gönderildi. Söz konusu yıl 1996 Kuzey Kore'de kıtlığının üçüncü yılıydı. Kim Jong-un'un annesinin adı Ko Ying-hui'dir, ancak Ko Ying-hui Kim Jong-Il'in asıl eşi değildir. 

Kim Jong-il'in Kuzey Kore tarafından resmi olarak kabul edilen evliliği 1974 yılında Kim Eun-sook adlı bir kadınla olmuştur. Öte yandan Ko Ying-hui, Kim Jong-il'in metreslerinden biri ve en sevdiği kadın arkadaşıydı.

Başkan Kim Jong-un'un annesi Ko Young-hee'nin mükemmel müzik ve dans yeteneklerine sahip çok yetenekli ve alımlı bir kadın olduğu ve aynı zamanda birden fazla dil bildiği söyleniyor. Ancak baba Kim Jong Il ve anne Ko Ying Hui arasındaki ilişki Kuzey Kore tarafından resmi olarak tanınmamaktadır çünkü Kuzey Kore toplumunda evlilik aile ve sosyal statünün bir sembolü olarak kabul edilmektedir.

Bu nedenle baba Kim Jong-il, Ko Ying-hui'yi kamuoyu önünde karısı olarak resmen tanımamıştı. Kim Jong-il ve Ko Ying-hui arasındaki ilişki tartışmalı olsa da, Kim Jong-il'in en sevdiği kadın Ko Ying-hui'dir ve resmi eşi Kim Eun-sook'un varlığının pratikte bir anlamı yoktur.

Kim Jong Il ve sevdiği kadın Ko Ying Hui'nin Kim Jong Chol (erkek), Kim Jong Un ve Kim Yo Jong (kız) adlarında üç çocuğu dünyaya gelmiştir. Bunlardan biri Kim Jong Un daha sonra ülkenin lideri oldu. Annelerinin babalarının gözündeki yeri sayesinde Kim Jong-un ve kardeşleri nispeten huzurlu bir hayat sürdüler.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti  medyasına göre Kim Jong-un çocukluğundan beri üstün zeka ve liderlik özellikleri göstermiş ve "Sevgili General" olarak tanınmıştır.

Ancak bu iyi günler uzun sürmedi.  1994 yılında Kore Demokratik Halk Cumhuriyetin'de büyük bir kıtlık patlak verdi. Bunun ardından Kuzey Kore'de " On Yıllık Gıda Krizi" olarak da bilinen "Zorluk ve Sıkıntı On Yılı" başladı.

Bu dönemde Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti  ekonomisi ciddi zorluklar ve durgunlukla karşılaştı, bu da insanların yaşam standartlarında ve açlık, hastalık ve ölüm oranlarında ciddi bir düşüşe neden oldu.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti  hükümeti bu krize yanıt verememiş, gıda kıtlığı ve malzeme sıkıntısı yaşanmış ve halkın yaşam koşulları çok zorlaşmıştır. Ertesi yıl, 1995'te Kim Jong-un'un eğitim için İsviçre'ye gitmesi ayarlandı.

Bundan sonra Kim Jong-un gençlik yıllarının çoğunu İsviçre'deki Bern Uluslararası Okulu'nda geçirdi. Bu süre zarfında Kim Jong-un takma bir isim kullandı ve sınıf arkadaşları ve öğretmenleri onun Kuzey Kore'den gelen bir öğrenci olması dışında gerçek kimliğini bilmiyordu.

Orada Almanca ve İngilizce öğrendi, çeşitli ülkelerden gelen öğrencilerle iletişim kurdu ve değişik kültürler arasındaki farklılıkları kavradı.

Üvey Kardeş Kim Jong-nam Reform ve Dışa Açılmayı Savundu

2000 yılında Kim Jong-un ve üç kardeşi babaları tarafından aniden Kore'nin geleneksel eğitimini almak üzere Kore'ye dönmeleri konusunda yönlendirildi.

Kim Jong-un'un üvey kardeşi Kim Jong-nam'ın Reform ve Dışa Açılmayı Savunan siyasi tutumu baba Kim Jong-il'i kızdırmıştı. Fakat, Kim Jong-nam tüm yıl boyunca eğitim için Çin'de bulunmuş ve Çin'in reform ve dışa açılma sürecinden bu yana kaydettiği büyük başarılara kendi gözleriyle şahit olmuştu.

Kore'ye döndükten sonra babasına Çin gibi dışa açılmasını ve reform yapmasını ve uluslararası toplumla temaslar ve işbirliğini desteklemesini önerdi ayrıca bazı reform ve modernleşme önerilerinde bulundu.

Ayrıca Kim Jong-nam yurtdışına seyahat etti ve yabancı hükümet yetkilileriyle bir araya geldi, Kuzey Kore siyasetinde nispeten alışılmadık olan bu hareketler Baba Kim'i iyice kızdırmıştı. 

Kim Jong Il, Kim Jong Nam'ın yabancı ülkelerden etkilendiği için siyasi tutumunun değiştiği konusunda ısrar etti. Kim Jong Il, diğer çocuklarının da büyük çocuğu gibi etkilenmesini önlemek amacıyla üçünün de yabancı ülkelerdeki eğitimini durdurdu.

Kim Jong-un 2002 yılında Kim Il-sung Üniversitesi'ne girdi ve Marksizm-Leninizm, felsefe ve politik ekonomi alanlarında uzmanlaştı. Üniversitede ayrıca bilgisayar bilimi ve İngilizce, Almanca ve Fransızca dahil olmak üzere yabancı diller üzerine eğitim aldı. Okulda iyi bir performans sergilediği, mükemmel notlar aldığı ve seçkin bir öğrenci olarak değerlendirildiği biliniyor. Kim Jong-un 2007 yılında Kim Il-sung Askeri Üniversitesi'nden piyade komutanı olarak mezun oldu ve ayrıca iki yıllık bir topçu kursu aldı. Kim Jong-un burada askeri strateji, taktikler, askeri beceriler ve askeri liderlik hakkında bilgi edindi. Bu bilgiler onun gelecekte Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti 'nin en üst düzey lideri ve askeri komutanı olarak üstleneceği rolde önemli olmuştur.

Kim Jong-un iktidara geliyor

Ağustos 2008 sonunda Kim Jong Il bir kalp krizi geçirdi. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti  o dönemde resmi bir açıklama yaparak Kim Jong Il'in aşırı yorgunluk ve zihinsel stresin yol açtığı bir hastalıktan rahatsız olduğunu ve vücudunun sol tarafının felç olduğunu söyledi.

Kim Jong Il'in zamanı tükenirken, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti  bir siyasi halef belirlemeye koyuldu. Daha önce reform ve açılım konusunda ısrar eden Kim Jong Nam, "uluslararası etkiler altında olduğu için" Kim Jong Il'i kızdırmış ve bu nedenle aday listesinden çıkarılmıştı.

Bugünkü başkanın öz erkek kardeşi Kim Jong-chol, müzik tutukunu idi.  İngiltere'de eğitim gördü ve diğer müzisyenlerle birlikte sahne aldı. Müzik tarzı Kuzey Kore'nin geleneksel kültüründen farklıydı, bu da onun "bir siyasi aday gibi görünmediği" anlamına geliyordu.  Bugünkü başkanın öz kız kardeşi Kim Yo-jong, sert ve kararlı bir karaktere sahip ve üst düzey bir yetkili olarak işleri idare etme becerisinin de mükemmel olduğu düşünülmektedir. Ancak Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti geleneksel bir siyasi sisteme sahip olduğu için, kadın olduğundan dolayı birinci aday olamazdı. Sonunda siyasi liderlik henüz 24 yaşında olan Kim Jong-un'a miras kaldı.

Her ne kadar Kim Jong-nam, Kim Jong-il'e Çin'in reform ve dışa açılmasının sonuçlarını detaylı bir şekilde anlatmış olsa da. Baba Kim Jong Il her zaman özgün Kore sosyalizmi kavramına inanmış ve bu sosyal sistemin Kuzey Kore'nin refahı ve kalkınması için tek yol olduğuna inanmıştı. Baba Kim Jong Il her zaman Batı kapitalizminin ve demokratik sistemlerin Kore'nin düşmanı olduğuna ve bunlarla mücadele edilmesi gerektiğine inanıyordu. Buna ek olarakKore Demokratik Halk Cumhuriyeti  uzun süredir uluslararası yaptırımlar ve ablukalarla karşı karşıyaydı, bu da Kim Jong-il'in reform ve açılımın uygulanmasının Kore'yi daha tehlikeli bir duruma sokacağını hissetmesine neden oldu, bu yüzden en sonunda Kim Jong-un'a "kapalı" bir Kore devretti.

Bugün Kim Jong Il dönemine kıyasla Kim Jong-un'a Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti 'nin siyasi ve ekonomik ortamı biraz daha gevşemiş durumda. 

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti  hükümeti, son 10 yıl içinde bireysel aile tipi özel ekonomi üzerindeki kontrolünü kademeli olarak gevşetmiş, insanları iş kurmaya ve kendi kendilerine yetebilmeye teşvik etmiştir. Hükümet, insanların belirli alanlarda özel ticari faaliyetlerde bulunmasına izin vermektedir.

Ancak Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti , siyasi gücün oldukça merkeziyetçi bir biçimde Kore İşçi Partisi ve Kim ailesinin elinde toplandığı son derece kapalı bir ülke olmaya devam etmektedir. Yerel medya kapsamlı bir kontrole tabidir, halkın ifade özgürlüğü kısıtlıdır ve siyasi muhalifler ciddi baskı ve takibatla karşı karşıyadır.

Buna ek olarak, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti  ekonomisinin genel gelişme ve modernleşme seviyesi hala nispeten düşüktür ve halkın yaşam standartları genel olarak ağırdır, dolayısıyla halkın geneli temel yaşam refahından ve sosyal güvenlikten yoksundur. 

Kuzey Kore'nin Juche ideolojisinin varlığı nedeniyle, Kuzey Kore'nin temel çizgisinin değiştirilmesi zordur.

Kore'de ABD Saldırganlığına Direnme Savaşı sırasında ABD, Kuzey Kore'yi nükleer bomba kullanmakla tehdit etti ve bu durum Kuzey Kore'yi gerçekten korkuttu. Bu nedenle Kuzey Kore kendi nükleer silahlarını geliştirmeye karar verdi.

Kuzey Kore bir keresinde Sovyetler Birliği'nden yardım istedi, ancak Sovyetler Birliği bunu reddetti. Sovyetler Birliği'nin Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ne nükleer teknoloji sağlamayı reddetmesi, Kore'nin Juche düşüncesini devreye sokmasının önemli bir nedeniydi.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti  hükümeti uzun zamandan bu yana "Dört Doktrin İlkesine" bağlı kalmıştır. Bu Dört Doktrin İlkesi: Juche Düşüncesi, Kendine Güven, Askeri Açıdan Güçlenmeye Öncelik ve Devrimci Geleneğe Bağlılık ifade etmektedir.

Bunlar içinde Juche düşüncesi, Kore'nin ana ideolojisidir. Bu düşünce bağımsızlığı, ulusal onuru, kendine güveni ve yabancı saldırganlığına karşı çıkmayı vurgular.

İnsan toplumunun gelişiminde Kore ulusunun büyük katkılarına vurgu yapar.

Kuzey Kore 1955 yılında Juche ideolojisini benimsedi

Juche fikri, Kore Yarımadası'nın yabancı saldırganlığı ve sömürgeci kontrole ilişkin uzun süreli geçmiş tarihten kaynaklanmaktadır. Kore halkını ulusal özsaygı ve kendine güveni korumaya, kendi yollarında kararlılıkla ilerlemeye, dış baskılardan etkilenmemeye ve egemenlik ve onurlarını korumaya teşvik eder.

1955 yılında Kore İşçi Partisi'nin bir çalışma toplantısında Kuzey Kore ilk kez "juche" kavramını ortaya atarak bu fikrin Kore'nin siyasi kuramına resmi olarak girmesinin başlangıcını oluşturmuştur.

Bu toplantıda Kore lideri, Kim İl Sung Kore'nin " kendi öznelliğine bağlı kalması, bağımlı konumundan kurtulması, halkın haklarını koruması ve kendi kaderini kendisinin çizmesi" gerektiğini vurgulamış ve "Juche" Düşüncesini Kuzey Kore devrimi ve inşası için yol gösterici fikirlerden biri olarak belirlemiştir. O zamandan beri "Juche" Düşüncesi Kore'nin siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarında giderek önemli bir fikir ve bir değersel kavram haline geldi. 1972 yılında Kore anayasasını revize etmiş ve "Juche" Düşüncesini anayasaya resmen yazarak "Juche" Düşüncesinin Kore'deki tüm faaliyetlerin özü olduğunu" belirtmiştir.

1992 yılında Kore, anayasasında yeni bir değişiklik yaparak "Marksizm-Leninizm partinin ve hükümetin yol gösterici ideolojisidir" ifadesini silmiş ve "Juche" Düşüncesini Kore'nin tek yol gösterici ideolojisi olarak anayasaya yazmıştır. Bu adım "Juche" Düşüncesinin statüsünü ve rolünü daha da güçlendirdi.

Bugünkü başkan Kim Jong-un siyasi liderlerin Juche Düşüncesinde çok önemli bir yeri olduğunu ve siyasi liderlerin kilit figürler olduğunu ve ayrıca siyasi liderlerin Juche Düşüncesinin halka kavratılmasında ve uygulanmasında önemli bir rol oynadığını vurgulamaktadır.

Bugünkü başkan Kim Jong-un, siyasi liderin halkın sevgi dolu babası ve halkın koruyucusu olduğunu ileri sürmüştür, ayrıca "Juche düşüncesinde ısrar etmede, halk açısından pasif ve tabi konumdan kurtulmada, halkın haklarının korunmasında ve halkın kendi geleceğini kendi ellerine almasında" en güçlü manevi temelin kendi adında somutlaşan siyasi liderlik olduğunu vurgulamaktadır.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir