Kentin Yükselen Sınıf Profilleri: Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası

*Sendika Başkanı Eren Edebali'yle Söyleşi

Fikir Gazetesi'nden Alınmıştır

Öncelikle Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın İzmir şubesi hayırlı olsun. Biz, Fikir Gazetesi ekibi olarak uzun süredir zaten mücadelenizi takip ediyoruz. Fikri bir düzlemde sizin mücadelenizi eğitimin metalaşması ve eğitimde emek süreçlerindeki sorunlar bağlamında tartışmaya açmak istiyoruz.

Özelleştirme birçok alanda olduğu gibi eğitimde de bilinçli bir politika olarak yürütüldü. Tabii bu politikanın belli bazı sonuçları oluyor. Emek alanında çalışan kitlesi için bu sonuçların ana başlığı: güvencesizlik.  Ekonomik, sosyal özlük haklarından yoksun bir şekilde çalışma… İşte eğitim sendikası bu noktada bir çalışma hakkı olarak kuruldu. 

Bir dönüşüm yaşandı, öğretmen emeğini geriye doğru götüren bir dönüşüm… Yani özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin sayısı arttı ve aslında eskiden az sayıda öğretmen, daha uygun, daha nitelikli ve daha iyi ekonomik şartlara sahip bir şekilde çalışıyordu ama kamusal eğitim anlayışından uzaklaşma, kamusal eğitimin her yönüyle bir yük olarak görülmesi, öğretmen atama sayısının gittikçe azalması ve eğitim fakültelerinin çok sayıda mezun vermesi; nihayetinde mezun olduğu hâlde ataması yapılmamış, çalışmak mecburiyetinde kalan ciddi bir öğretmen kitlesini özel öğretim kurumlarına yönlendirdi. Yönlendirdiği yerde de bir sermaye birikimi gelişti tabii çünkü farklı mesleklerle uğraşan, farklı yerlerde yatırım yapan ya da asıl sermayesi başka alanlarda olan patronlar teşviklerle buraya yönlendirildi. Ve bu alana gelmelerini sağlayacak, uygun koşullar yaratıldı. Bu; iki yönlüydü: Birincisi, sadece ekonomik olarak üst gelire sahip olan aileler değil tırnak içinde orta sınıf diyebileceğimiz ya da kamusal eğitimde istediğini bulamayıp çocuğu özelde okusun isteyen veliler için teşvikler verildi. Bu teşvikler sayesinde toplumun geniş bir kesimi, çocuğunu özel öğretim kurumlarına yazdırdı. Bunlarla birlikte taban maaş hakkına ilişkin düzenleme yapıldı. 2014'e kadar kamudaki öğretmenle aynı ücreti alan ya da en az aynı ücreti alabilecek olan özel okul öğretmenlerinin bu hakkı ellerinden alındı ve asgari ücretli çalışmanın önü açılmış oldu. Bu da teşviklerle sektöre gelen patronlar için ucuz emek gücü demekti. Öğretmenlerse bir mecburiyet ve başarısızlık algısı üzerinden bu geri koşullara boyun eğdiler. Atanabilme umuduyla özel okullarda çalışmayı geçici iş gibi gördüler. Ancak umutları, 'Sen de sınavda başarılı olsaydın, atansaydın o koşullarda sen de çalışabilirdin' algısıyla, o emeğin karşısında olan sömürü politikaları ve düzenini  biraz daha meşru hâle getiren bir noktaya çekildi. Şimdi elbette eğitim alanında olsa dahi bir 'patron işleyişi' geldiğinde, patronlar kendi tarzlarını, karakterlerini buraya taşıyorlar. Kâr hırsı, çalışanla kurmak istediği ilişki, yaratmak istediği örgütsüzlük bu tarzın içinde yer alıyor.  Tüm bu sorunların yanında eğitim emekçisi, burada tanımsız, kimliksiz kalıyor. Yani öğretmen desen öğretmen değil, emekçisin desen 'ben emekçi, işçi değilim' diyecek bir karışıklık içerisinde çalışıyor ve bunu sağlayan da kanunlar. Bir ilginç durum da şu. Bu okullarda çalışan eğitim işçileri ve öğretmenler, üç kanuna birden bağlılar: Cezai yaptırımda Devlet Memurları Kanununa bağlı çalışıyorlar. Her biri Milli Eğitim Bakanlığının birer personeli ama aynı zamanda Özel Öğretim Kurumları kanununa tâbiler. Çalışma şartlarının ve güdük de olsa haklarının yazılı olduğu, hem kendisini hem işlerini bağlayan hakların bir kısmı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nda geçiyor. Haftalık ders saatinden eğitim ödeneğine kadar bazı konular bu kanunda netleşmiş durumda. Ama asıl güvencesizliği oluşturan şey, iş kanunu paslanması. İş kanunu paslanan öğretmen mesela burada süreli sözleşmeyle çalışıyor ve asgari ücret koşullarında çalışıyor. Bu üç kanuna bağlı çalışmanın getirdiği muğlaklıklar arasında patron keyfiyeti ve baskısıyla yaratılan ortamda, öğretmenler en az 12 aylık sözleşmeleri olmasına rağmen sözde 10 aylık sözleşmelerle, çekmece sözleşmelerle çalıştırılıyor. 

TAMAMINI OKUMAK İÇİN İNDİRİNİZ

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir