Neoliberal Kapitalizmin Saray Soytarısı: Zizek

Yazan: Gabriel Rockhill

2 Ocak 2023

Çeviri: S. Erdem Türközü ve Serap Güneş

Gabriel Rockhill, Critical Theory Workshop/Atelier de Théorie Critique'in yönetici müdürü ve ABD Pennsylvania'daki Villanova Üniversitesi felsefe bölümünde öğretim üyesidir. Yakında Monthly Review Press'ten çıkacak The Intellectual World War: Marxism versus the Imperial Theory Industry [Entelektüel Dünya Savaşı: Marxizme Karşı Emperyal Kuram Sanayii] başlıklı kitabı üzerinde çalışmaktadır. Kitap yazarın beşinci tek yazarlı kitabı olacaktır. Söyleşiyi gerçekleştiren Zhao Dingqi, Çin Sosyal Bilimler Akademisi Marksizm Enstitüsü'nde yardımcı araştırmacı ve Dünya Sosyalizmi Araştırmaları dergisinin editörüdür.

Gabriel Rockhill, Critical Theory Workshop/Atelier de Théorie Critique'in yönetici müdürü ve ABD Pennsylvania'daki Villanova Üniversitesi felsefe bölümünde öğretim üyesidir. Yakında Monthly Review Press'ten çıkacak The Intellectual World WarMarxism versus the Imperial Theory Industry [Entelektüel Dünya Savaşı: Marxizme Karşı Emperyal Kuram Sanayii] başlıklı kitabı üzerinde çalışmaktadır. Kitap yazarın beşinci tek yazarlı kitabı olacaktır. Söyleşiyi gerçekleştiren Zhao Dingqi, Çin Sosyal Bilimler Akademisi Marksizm Enstitüsü'nde yardımcı araştırmacı ve Dünya Sosyalizmi Araştırmaları dergisinin editörüdür.

Zizek, Çağdaş dünyanın en önde gelen entelektüellerinden biri, 2012 yılında Foreign Policy Dergisi'nin "En İyi 100 Küresel Düşünür" listesine seçildi.[1] Aynı ayrıcalıklı ödülü; Dick Cheney, Recep Tayyip Erdoğan, Benjamin Netanyahu ve eski Mossad direktörü Meir Dagan gibi isimlerle paylaşıyor.  ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bir kolu olan bu tanınmış dergiye göre, Zizek'in iyi fikri, "solun beklediği büyük devrimin asla gelmeyeceği."[2]

Diğer fikirleri de kesinlikle güçlü rakipler olurdu ve listeye kendisinin daha yakın tarihli konumlanışlarını da ekleyebiliriz. Birkaç örnek vermek gerekirse, bu üst düzey küresel düşünür, yirminci yüzyıl komünizmini ve daha özgül bir biçimde Stalinizmi "belki de insanlık tarihinin en kötü ideolojik, siyasi, etik, sosyal (ve benzeri) felaketi" olarak tanımlamıştır.[3] Aslına bakılırsa, Stalin yönetimindeki Kızıl Ordu'nun Nazi savaş makinesini mağlup etmesinden üzüntü duyan yazar, "soyut bir acı düzeyini ölçerseniz, Stalinizm Nazizmden daha kötüydü" diye ekler.[4] Üçüncü Reich'ın şiddeti komünizm kadar "radikal" değildi ve "Hitler'in sorunu yeterince şiddet uygulamamasıydı," diye ısrar eder.[5] Belki de bu kuramsal büyük adama göre Hitler, "on milyonları açlıktan öldürmeye acımasızca karar veren" Mao Zedong'dan bazı ipuçları alabilirdi.[6] Bu desteksiz iddia, yazarını, Mao'nun yurttaşlarını öldürme niyetinde olmadığını kabul eden anti-komünist Black Book of Communism'in (Komünizmin Kara Kitabı) bile sağına yerleştirmektedir.[7] Ancak bu kuramcı için bu tür bilgilerin hiçbir önemi yoktur zira kendisi modern dünyadaki en kötü "insanlık suçu"nun Nazizm ya da faşizm değil, komünizm olduğu varsayımıyla hareket etmektedir.

İçi Boş İnsan: Devrimin İmkansızlığı

Söz konusu düşünür aynı zamanda Avrupa'nın Dünya gezegeninin diğer tüm bölgelerinden siyasi, ahlaki ve entelektüel olarak üstün olduğunu ima eden, kendini Avrupa merkezci olarak tanımlayan bir kişidir.[8] Avrupa'daki mülteci krizi Batı'nın geniş Akdeniz bölgesindeki acımasız askeri müdahaleleri nedeniyle yoğunlaştığında, Samuel Huntington'ın "uygarlıklar çatışması" inancını papağan gibi tekrarlayarak "mültecilerin çoğunun Batı Avrupa'nın insan hakları kavramlarıyla bağdaşmayan bir kültürden geldiği basit bir gerçektir," der.[9] Bu üst düzey uzman aynı zamanda 2016 seçimlerinde Donald Trump'ı başkan adayı olarak desteklemiştir.[10] Daha yakın bir zamanda, kendisini açıkça kötü şöhretli savaş kışkırtıcısı Henry Kissinger'ın sağında konumlandırmış, Kissinger'ı "pasifizm"le suçlamış ve "Avrupa'nın birliğini" savunmak için "daha güçlü bir NATO'ya ihtiyacımız olduğunu" iddia ederek ABD'nin Ukrayna'daki vekalet savaşına "tam desteğini" ifade etmiştir.

Baş muhafazakâr ulusal güvenlik devleti ajanı Huntington'ın kurucuları arasında yer aldığı önde gelen bir dergi tarafından şereflendirilmek, profesyonel entelektüellere nadiren tanınan bir uluslararası şöhret seviyesine ulaşan bu küresel süperstar için buzdağının sadece görünen kısmıdır.[12] Kapitalist dünyanın önde gelen kurumlarında itibarlı görevlere sahip ve sayısız uluslararası etkinlikte arzı endam etmiş akademik bir şöhret olmanın yanı sıra, kendisi, elinin altında muazzam bir medya platformunu da pekiştirmiştir. En önde gelen yayın organları için baş döndürücü bir hızla kitaplar ve makaleler yayınlamakta, birçok filme konu olmakta ve düzenli olarak televizyonda ve büyük medya şovlarında yer almaktadır.

Bu siyasi konumlanışların niteliği ve burjuva kültür aygıtı tarafından nasıl sahiplenildikleri göz önüne alındığında, söz konusu düşünürün emperyalist düşünce kuruluşları ve ABD ulusal güvenlik devleti tarafından desteklenen sağcı bir ideolog olduğu varsayılabilir. Bununla beraber durum hiç de öyle değildir; internette radikal kuram ve hatta Marksizm üzerine araştırma yapan herkesin hemen karşılaşabileceği bir yorumcudur kendisi, çünkü solu temsil ettiği düşünülen en görünür entelektüellerden biridir: Slavoj Žižek.

Trump, tek bir seçmen bile kaybetmeden "Beşinci Cadde'nin ortasında durup birini vurabileceğini" iddia ederek ABD propaganda makinesinin gücüne olan inancını dile getirmiştir.[13] Emperyalist merkezdeki sapkın ve çökmüş gösteri toplumumuzda, küresel kuram endüstrisinin poster çocuğu için de aynı şey geçerlidir. Žižek hayal edilebilecek en gerici siyasi konumlanışları alabilir, kapitalist kültür aygıtı tarafından dünya çapında yayınlanmasını sağlayabilir ve yine de Sol'un yükselen bir entelektüeli olarak sunulabilir. Nitekim kendisi tam olarak bunu yapmıştır.

Eğitimsizler için Söylemsel Sosis

1990'ların başında Amerika Birleşik Devletleri'nde genç bir felsefe öğrencisi olarak, bu madrabaz ve onu teşvik eden sistem tarafından kandırıldığımı itiraf etmeliyim. Ben lisans öğrencisiyken kuram endüstrisinin Evel Knievel'i gibi sahnedeki yerini almıştı. Hakkında hiçbir şey bilmediğim bir Avrupa felsefe tarihi üzerine sonu gelmeyen incelemeler yerine, 19 yaşında eğitimsiz bir entelektüel özentisine her şeyden bahsedebilen biri vardı: Hollywood filmleri, bilim kurgu öyküleri, tüketim toplumu, çevrimiçi kültür, Avrupa'dan havalı kuramlar, pornografi, seks ve daha çok seks. Okuması sarhoş ediciydi, özellikle de kapitalist ideolojik aygıt tarafından yanlış eğitilmiş ve -farklı olarak- pazarlanan bir şeye aç biri için.

1990'larda ve 21. yüzyılın başlarında çıkan her kitabını yutarcasına okudum. Ayrıca onun Paris'teki entelektüel baba figürünün (Alain Badiou) yönetiminde doktora yaparak kendisinin izinden gittim. Ancak kendimi eğitmeye devam ettikçe onun tekrarlarından, kuramsal yüzeyselliğinden ve ezberci retorik hamlelerinden sıkılmaya başladım. Giderek onun kışkırtıcı maskaralıklarını tarihsel ve materyalist analiz için zayıf bir taklit olarak görmeye başladım. Bu durum 2001 yılında 11 Eylül olaylarını Matrix'in arsız Lacancı bir yorumuyla açıklamaya çalıştığında doruğa ulaştı. Onun ateşli yorumları peynir ekmek gibi satsa da, ABD emperyalizminin tarihi ve ulusal güvenlik devletinin entrikalarına ilişkin titiz materyalist analizlerin yanında (örneğin Noam Chomsky'nin ya da daha iyisi Michael Parenti'nin çalışmaları) sönük kalıyordu.[14]

Daha sonra yüksek lisans öğrencisiyken Jacques Rancière'in bir kitabını çevirdiğimde Žižek'in söylemsel sosisinin nasıl yapıldığını görmek için eşsiz bir fırsatım oldu. Rancière o zamanlar İngilizce konuşan dünyada pek tanınmadığı için her bir yayıncı projeyi geri çevirdi. Aceleci bir ilk reddin ardından nihayet bir yayınevini projeyi değerlendirmeye ikna edebildiğimde, yayınevinin satın alma editörü -şu anda vefat etmiş durumda- bir şart koştu: Kârlı satışları garanti altına almak için Žižek gibi radikal kuramda önemli bir pazarlama gücünün önsözü yazmasını sağlamalıydım. Žižek kabul etti ve daha sonra bana The Ticklish Subject (Gıdıklanan Özne) kitabındaki Rancière bölümüne çarpıcı bir benzerlikten fazlasını taşıyan karmakarışık bir metin gönderdi.[15] Buna, Rancière'in sinema üzerine kitaplarından biri için bazı serbest çağrışımlı gevezelikler ve önsöz yorumları eklemişti, ki bu da Rancière'in estetik üzerine çalışmaları ya da söz konusu kitap (Le Partage du sensible: Esthétique et politique'i çevirmiştim) hakkında çok az bilgi sahibi olduğunu ya da hiç bilgi sahibi olmadığını gösteriyordu. Bilimsel titizliğin böylesine utanmazca hiçe sayılması karşısında tiksinti duydum ama o sırada herhangi bir kurumsal güçten ya da daha derin bir siyasi analizden yoksun olduğum için elimin kolumun bağlı olduğunu hissettim çünkü çevirimin gün ışığını görmesini istiyorsam kuram endüstrisinin metalarını tanıtmak için bu şarlatanı kullanmasını kabul etmem gerekiyordu. Önsözü bir sonsöze dönüştürerek ve Rancière'in çalışmalarının akademik açıklamalarıyla çevreleyerek gömmek istedim. Ancak geriye dönüp baktığımda, projeyi durdurmam gerektiğini görüyorum.

Kültürel kuramın Elvis'i olarak adlandırılan bu kişiyle yaşadıklarıma dönüp baktığımda, emperyalist merkezdeki nüfuzlu ve yanlış eğitimli profesyonel yönetici sınıf tabakasının bir parçası olarak, onun maskaralıklarının hedef kitlesi olduğumu görüyorum. 1989'da Berlin Duvarı yıkıldı ve Žižek'in ilk büyük kitabı Verso'dan İngilizce olarak çıktı: The Sublime Object of Ideology [İdeolojinin Yüce Nesnesi]. Önsözünü post-Marksist, yani Marksizm karşıtı radikal demokrat Ernesto Laclau'nun yazdığı bu kitap, Žižek'in Chantal Mouffe ile birlikte hazırladığı yeni serinin öncü yayını olarak sunuldu. Bu seri, sosyalizme destek sağlamak yerine "radikal ve çoğulcu bir demokrasi olarak tasavvur edilen yeni bir Sol vizyon" sunmak için, Fransa'da Martin Heidegger'den esinlenenler gibi "özcülük karşıtı" kuramsal eğilimlerden yararlanmayı amaçlıyordu.[16] Bu iki radikal demokrat—ki siyasi yönelimleri, "demokrasi yanlısı" olarak sunulan ve sosyalist ülkeleri parçalamak için kullanılan anti-komünist hareketlerle örtüşüyordu—Žižek'in reklamını yapmada merkezi bir rol oynadı. Çalışmalarını İngilizce konuşulan dünyada sunması için onu davet ettiler ve itibarlı yayın platformlarını ona açtılar. Žižek de bunu karşılıksız bırakmadı ve onların post-Marksist pronunciamento'su [beyanname] olan Hegemony and Socialist Strategy'yi (1985, Hegemonya ve Sosyalist Strateji), "geleneksel Marksizm"in "küresel çözüm-devrim"ine karşı ortak muhalefetlerine dayanan ilk kitabının çerçevesi olarak açık bir şekilde kullandı. 1991'de SSCB dağıldı ve Batı'ya hitap eden hevesli post-Marksist kuramcı iki kitap daha yayınladı: Laclau ve Mouffe'un serisinde bir başka kitap ve bir October kitabı.[18] Böylece, emperyalist devletler ve istihbarat servisleri tarafından desteklenen muhalif "demokrasi yanlısı" hareketler, zenginliği yukarı doğru yeniden dağıtmak için işçi sınıfının kazanımlarını agresif bir şekilde geri alırken, radikal demokrasinin yükselen kuramsal dalgasını kesin bir şekilde yakalamış oldu.

Sovyet tarzı sosyalizm yıkılırken, bu Doğu Avrupa kökenli muhbir, kendi post-Marksizmini Marksizmin en radikal biçimi olarak sunmaya kadar vardırdı işi. Siyah toplulukların genellikle gerçek mücadelelere dayanan müziklerini kendine mal ederek, evcilleştirerek ve anaakımlaştırarak müzik endüstrisinde ün kazanan Elvis'ten farklı olarak Žižek, Marksist gelenekten en önemli içgörülerini ödünç alıp bunları özlerini ezmek için eğlenceli bir postmodern kültürel karışıma tabi tutarak ve böylece neoliberal anti-komünist intikamcılık çağında kitlesel tüketim için metalaştırarak küresel kuram endüstrisinde bir paravan adam haline geldi. Bu bağlamda, kapitalist düzenin, 1990'larda bir yandan sözüm ona "tarihin sonunu" kutlarken, diğer yandan da, oldukça niş bir radlib entel toplumsal tabaka için, (kapitalizmin üflediği) rüzgar nereden eserse o yöne fıydıran kırmızı bir balon gibi özünden azat olmuş bir Marksizm sembolünün reklamını yaptığını not etmek önemlidir. Bu balon Žižek'ti: hızlandırılmış anti-komünizmin neoliberal çağında en tanınmış "Marksist" olacaktı. "Çılgın Marksist"in gerçek bir karikatürü olan ve "felsefenin Borat'ı" mükemmel lakabıyla anılan Doğulu gizemli adam, Sovyet tarzı sosyalizmi yok eden alevlerin üzerinde alenen mastürbasyon yapan sapkın bir Anka kuşu gibi yükseldi.

Diyalektik Safsata

Yılan balığı gibi kaygan olduğu için bu kadar çok satan, kendine radikal diyen diğer birçok düşünür gibi Žižek de anlaşılması zor yazım tarzı ve dengesiz davranışlarıyla gurur duyuyor. Onu okurken, her sayfayı çevirdiğimizde, aslında (bir önceki sayfada bizi inandırdığı şeyin) tam tersi olduğunu öğrendiğimiz başka bir "olayı kaptım!" anını beklemeye başlarız! Gerçekte saklanamamasına rağmen saklambaç oynamaktan asla bıkmayan bir çocuk gibi, Sloven harika çocuk, izini kaybettirebilme ve ele avuca sığmaz kalabilme umuduyla, hem her şeyi hem de tam tersini söylemek için sürekli feyk atar ve söylemsel denetimin pençesinden kurtulur. Kendisi gibi entelektüellerin bukalemun karakterinde iş başında olan bariz ve tutarlı bir ideoloji olduğu gerçeğinden habersiz görünmektedir. Bu ideolojiye oportünizm denir.

Žižek, Abercrombie and Fitch kataloğu için röportaj verirken, röportajı yapan kişi metni yayınlamadan önce kendisiyle paylaşacağını söylemiş. O da karşılık vermiş: "Buna gerek yok. Ne söylersem söyleyeyim, bana zıddını söyletebilirsiniz!"[19] Asıl amacı adının ışıklar içinde kalması olan bir oportünist için bir şeyi söylemek, onun zıddını söylemek kadar iyidir. Aslında, (arsız bir kendi reklamını yapma hilesinden başka bir şey olmayan bir çabaya psödo-entelektüel bir bahane sağlamak için bu yorucu söylemsel hamleyi samimiyetsizce 'diyalektiğe' bağlayarak) zaman içinde her ikisini de söylerseniz, gerçekten söyleyecek bir şeyleri olabileceklerinkinden çalarak, daha fazla yer işgal etmiş ve daha fazla zaman söz almış olursunuz. Burjuva kültür aygıtının ona böylesine muazzam bir platform sağlaması, gerçekten radikal analiz biçimlerine karşı bu tür maskaralıkları teşvik etme eğilimini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, onun dada diyalektiğinin çok kesin sınırları olduğunu hatırlamakta fayda var. Bildiğim kadarıyla onun şöyle bir şey söylediğini hiç duymadık: "Egemen ideoloji sürekli olarak gerçekte var olan sosyalizmin son derece korkunç olduğunu söyler… ama durum bunun tam tersidir!" Kerameti kendinden menkul bir Marksistin, 2010 yılı Uluslararası İşçi Hakları Forumu tarafından "Sweatshop Hall of Shame" [Terhane Utanç Geçidi] listesine alınmış olan dev bir giyim markasına gönüllü fahişelik yaparak, kendisinin reklamını yapan kültür endüstrisinin en kaba unsurlarını neden eleştirmeden kucakladığını merak ediyor olabiliriz. Ancak bu, küresel kuram endüstrisi ile genel tüketici kapitalizmi endüstrisi arasındaki yakın ilişkinin pek çok başka örneğinden sadece biri. Žižek sadece kitap satmıyor; aynı zamanda film, sanat, edebiyat, dergi, gazete, kamu gösterileri ve A&F'in CEO'sunun seçkin sözleriyle "havalı, yakışıklı insanlar" için Amerikan tarzı giysiler de satıyor.[20]

Batı Yanlısı, Anti-Komünist Muhalif

Bu dolandırıcı hemen hemen her şeyi ve zıddını söylediği ve yeniden söylediği için, gerçekte ne yaptığına ve kuramsal pratiğinin doğasına odaklanmak faydalı olacaktır. İkincisini tam olarak anlamak için, onu ve özel kurnazlıklarını entelektüel üretimin toplumsal ilişkileri içine yerleştirmek gerekir. Başka bir deyişle, kuramsal pratik derken yalnızca bir entelektüel olarak öznel faaliyetlerini değil, aynı zamanda içinde faaliyet gösterdiği ve onu uluslararası bir süperstar haline getiren nesnel toplumsal bütünlüğü de kastediyorum. İddiamın bir kısmı, Žižek'in sui generis [nevi şahsına münhasır] bir özne olarak fetişleştirilmesinden ziyade küresel kuram endüstrisinin kültürel bir ürünü olarak anlaşılması gerektiğidir.

In Defense of Lost Causes (Kaybedilmiş Davaların Savunusu Adına) kitabının yazarı 1949 yılında doğdu ve Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nde (YSFC) büyüdü. Daha sonra, iddiasını destekleyecek anekdotlardan başka bir kanıt olmaksızın, "Komünist bir devletteki yaşamın çoğunlukla birçok kapitalist devletteki yaşamdan daha kötü olduğunu" iddia edecekti.[21] Ancak memleketi, kitleler için kısaca hatırlamaya değer bir yaşam kalitesi sağlamıştı:

1960 ve 1980 yılları arasında [Yugoslavya], ücretsiz tıbbi bakım ve eğitim, garantili gelir hakkı, ücretli bir aylık tatil, yüzde 90'ın üzerinde okuryazarlık oranı ve yetmiş iki yıllık ortalama yaşam süresinin yanı sıra en yüksek büyüme oranlarından birine sahipti. Yugoslavya ayrıca çok etnikli yurttaşlarına, çoğunlukla kamuya ait, piyasa-sosyalizmine dayanan bir ekonomide uygun fiyatlı toplu taşıma, barınma ve kamu hizmetleri sundu.[22]

Biyografi yazarı Tony Myers'a göre Žižek memleketinin komünist kültüründen hoşlanmıyordu. Daha büyük kapitalist dünyada kişisel toplumsal-iktisadî ilerleme için potansiyel fırsatların ipuçlarını yakalayan bu satılık genç entelektüel, kendini Batı pop kültürünü özümsemeye adamıştı. "Öğrenciyken," diye yazıyor Myers, "resmi komünist düşünce paradigmalarından ziyade Fransız felsefesine ilgi duydu ve bu konuda yazdı."[23] Fransız kuramı üzerine yazdığı yüksek lisans tezi "siyasi açıdan şüpheli bulundu" çünkü yine bir Sloven olan filozof arkadaşı Mladen Dolar'ın sözleriyle, "yetkililer Žižek'in karizmatik öğretisinin öğrencileri muhalif düşüncesiyle uygunsuz bir şekilde etkileyebileceğinden endişe ediyordu."[24]

Žižek, ilk kitabını, Sloven anti-komünist muhalefetin referans aldığı temel olduğunu bizzat kendi söylediği Nazi Martin Heidegger üzerine yazdı. Ayrıca, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Heidegger'in itibarının iade edilmesine büyük katkı sağlayan Fransız filozof Jacques Derrida'nın ilk Slovence çevirisini de yayınladı.[25] Yapısökümün Fransız büyücüsü, Çekoslovakya'da hükümete karşı muhalif anti-komünist siyasi aktivizmde doğrudan yer almıştır. [26] Derrida ayrıca, Margaret Thatcher Vakfı, Açık Toplum Fonu (Soros), Ford Vakfı, Birleşik Devletler Enformasyon Bürosu ve bir CIA paravanı olan National Endowment for Democracy (NED) dahil olmak üzere anti-komünist yıkıcılığı destekleme siciline sahip etkileyici bir dizi kurumsal ve Batılı hükümet kaynağı tarafından finanse edilen Jan Hus Eğitim Vakfı'nın Fransa şubesinin kurucularından biri olmuştur.

Žižek, ikinci doktorasını tamamlamak için Paris'te bir süre kaldıktan sonra 1985'te YSFC'ye döndü ve ilk olarak Fransız kuramından etkilenen, Batı yönelimli "muhalefet"in bir parçası olan anti-komünist bir muhalif olarak kamuoyunun dikkatini çekti.[28] "1980'lerin sonlarında" diye yazacaktı, "Yugoslav Sosyalist düzeninin altını oymakla bizzat uğraşıyordum."[29] Komünist hükümete karşı muhalif hareketin bir parçası olan önemli bir haftalık yayın olan Mladina'nın "ana siyasi köşe yazarıydı."[30] Haftalık köşe yazdığı dergi, Yugoslav Komünist Partisi tarafından hazırlanan ve sosyalist Yugoslavya'nın  varlığını tehdit eden karşı devrimcilerin çoğaldığını da vurgulayan uzun ve ayrıntılı bir raporda CIA tarafından desteklenmekle suçlandı.[31] Žižek daha sonra birçok kez, komünizmin çöküşüne katkıda bulunan bir muhalif olarak yöneliminin tam da bu olduğunu iddia etmiştir.[32] Diğer şeylerin yanı sıra, 1988'de kendi ifadesiyle "mevcut sosyalist sistemin ortadan kaldırılmasını" ve "sosyalist rejimin küresel olarak devrilmesini" talep eden Dört Sanığın İnsan Haklarını Koruma Komitesi'nde yer almıştır.[33] Bu, Başkan Ronald Reagan'ın 1984 yılında Yugoslavya ve diğer Doğu Avrupa ülkelerinde "Komünist hükümetleri ve partileri devirmek için 'sessiz devrimi' teşvik etme çabalarının genişletilmesini" savunan 133 sayılı Ulusal Güvenlik Kararı Direktifi (NSDD) ile mükemmel bir uyum içindeydi.

Žižek Liberal Demokrat Parti'nin (LDS) kurucuları arasında yer aldı ve partinin önde gelen sözcülerinden biri olarak görev yaptı.[35] LDS, "çoğulculuğu" teşvik eden liberal geleneğe dayanıyordu ve sosyalizmin sona ermesinden sonraki ilk on yıl boyunca Slovenya'ya hakim olacaktı.[36] Žižek, YSFC'nin parçalanması için bir kama görevi gören ilk ayrılıkçı cumhuriyetin dört kişilik cumhurbaşkanlığı için partinin adayıydı. Televizyonda yayınlanan 1990 tarihli bir tartışmada şu kampanya vaadinde bulundu: "Başkanlığın bir üyesi olarak, devletin ideolojik reel-sosyalist aygıtının parçalanmasına önemli ölçüde yardımcı olabilirim."[37] İşçiler için zaten yıkıcı sonuçları olan liberal ekonomik yeniden yapılanma siyasalarını uygulamaya istekli olduğunu ifade etti ve bu alanda bir "pragmatist" olduğunu ileri sürdü: "İşe yarıyorsa, neden bir doz denemeyelim?"[38] Gerçekten de, açıkça "planlı özelleştirmeleri" savundu ve iyi bir kapitalist ideolog gibi açıkça şunu iddia etti: "Bizim durumumuzda daha fazla kapitalizm daha fazla sosyal güvenlik anlamına gelecektir."[39] Bu, bir kez daha, Reagan'ın açıkça "Yugoslavya'nın uzun vadeli iç liberalleşmesi" ve "piyasa odaklı bir Yugoslav iktisadî yapısının"[40] teşvik edilmesi çağrısında bulunan NSDD 133 ile mükemmel bir uyum içindeydi.

Doğulu liberal ayrıca, en azından sosyalist yıkımın devam ettiği kısa dönem boyunca, anti-komünist filozof Karl Popper'in "açık toplum" olarak adlandırdığı şeyi desteklediğini de teyit etmişti. Zizek, Açık Toplum Vakfının anti-komünist kurucusu (ve Popper'in eski öğrencisi) George Soros'un "eğitim, mülteciler ve kuramsal ve sosyal bilimler ruhunu canlı tutma alanında iyi işler yaptığını" iddia etti."[41] Popper, NATO'nun YSFC'ye müdahalesini desteklemiş ve çalışmaları, kötü şöhretli CIA paravan örgütü Kültürel Özgürlük Kongresi tarafından teşvik edilmişti. Soros, Doğu Avrupa'daki anti-sosyalist rejim değişikliği operasyonlarına derin yatırımlar yapmıştı. Yugoslavya'da "Açık Toplum Enstitüsü, siyasi partilere, yayınevlerine ve 'bağımsız' medyaya fon sağlayarak Miloseviç karşıtı muhalefetin kasasına 100 milyon dolardan fazla para aktardı."[42] Dahası Soros vakfının anti-komünist örgütlere ve faaliyetlere sağladığı cömert fonlar aracılığıyla "Sovyet sisteminin dağılışında ciddi pay sahibi olduğunu" açıkça itiraf etmişti.[43]

Žižek başkanlık yarışında kıl payı yenilmiş olsa da, sosyalizm sonrası yeni kurulan cumhuriyette Bilim Büyükelçisi olarak görev yaptı ve görünüşe göre hükümete gayrı resmi tavsiyelerde bulunmaya devam ediyor. [Gerçekten de, "1990'larda kapitalizmin restorasyonundan sonra Sloven devletine açık desteğini" ifade etti ve anti-komünist liberalizmine sadık kaldı: "Neredeyse tüm arkadaşlarımı kaybettiğim bir şey yaptım, hiçbir iyi solcunun yapmadığı bir şey: Slovenya'daki iktidar partisini tamamen destekledim."[45] LDS, bir sermaye partisi olarak kamusal teşebbüsleri özelleştirme peşinde koştu. Bu, IMF ve Dünya Bankası'nın sanayi sektörünü yok eden, refah devletini parçalayan, reel ücretlerin çöküşünü teşvik eden ve işçileri korkunç bir hızla işten çıkaran acımasız iktisadî karşı-reformları uygulamaya koyduğu bir bağlamda gerçekleşti (1989'da yaklaşık 2,7 milyonluk toplam sanayi işgücünden 614.000'i işten çıkarılmıştı. Žižek'in açıkça desteklediği özelleştirme yanlısı parti, "dünya nüfusunun geniş kesimleri için yaşam standartlarında büyük düşüşlerin yaşandığı" bir dönemde, emperyalist kampın küçük ortağı olmaya da hevesliydi. "Avrupa Birliği (AB) ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne (NATO) katılımın önde gelen savunucusuydu."[47] Bu süreç 1990'larda başladı ve Slovenya resmi olarak 2003 yılında AB'ye, ertesi yıl da NATO'ya katıldı.

O halde, bu girişimci entelektüelin sosyalist olduğu dönemde Batı yanlısı sivil toplumdan yana ve devlete karşı olduğunu ama kapitalist olduğunda (ve kapitalist ve emperyalist ulusaşırı örgütlere üye olmaya çalıştığında) gururla sivil topluma karşı ve devletten yana olduğunu gözden kaçırmamalıyız.[49] Gerçek şu ki, başkanlık kampanyasında, devlet aygıtında anti-sosyalist bir tasfiyeyi savunmuş ve "İçişleri Bakanlığı, siyasi polis vb." konusunda çok katı olacağını ve "sıfırdan başlayacağını" eklemiştir.[50] Tüm sosyalist unsurların tamamen tasfiye edileceği bir istihbarat servisinin geliştirilmesini açıkça savunarak, CIA'in ilk ayrılıkçı cumhuriyetteki ıslak rüyası olarak yorumlanabilecek şeyi duyurdu (bu da, genellikle yerel anti-sosyalist siyasi partiler, istihbarat teşkilatları, yayın organları ve entelektüellerle el ele çalışarak, dünyanın dört bir yanındaki sosyalist hükümetlerin devrilmesinde bu kadar merkezi bir rol oynayan teşkilatla olan kesin ilişkisi hakkında ciddi sorular doğuruyor): "Orada [içişleri bakanlığı ve siyasi polisle ilgili olarak] bir kesinti yapacağım. Şimdi günahkârca bir şey söyleyeceğim. Bence bu çalkantılı zamanlarda Slovenya'nın bir istihbarat servisine ihtiyacı olacak çünkü bu egemenlik savaşı sırasında istikrarı bozmaya yönelik eylemler olacak. Ama bu servisin mevcut içişleri yönetimiyle [yani sosyalist yönetimle] herhangi bir sürekliliği paylaşmaması özellikle önemli. Burada bir kesintiyi savunuyorum."[51] Batı'nın bu dalkavuğuna göre komünistler kendisinden nefret etmektedir. Kuşkusuz onun, işçi kitleleri pahasına kariyerini -ve acımasız özelleştirme planlarını ve emperyalist yayılmayı- ilerletmek için çok tehlikeli bir oyun oynayan bir oportünist olduğunun farkındalar. Lacancı şakacı Slovenya'da nasıl görüldüğü hakkında "Ben daha ziyade karanlık, uğursuz, entrikacı bir siyasi manipülatör olarak algılanıyorum," diye yazıyor, "bu rol benim çok hoşuma gidiyor ve çok seviyorum."[52]

YSFC'nin dağılmasının başlıca nedeninin etnik nefret olduğu yönündeki Batı propagandası söylemine karşı hafif bir geri adım atmış olsa da, bu duruşunun gerekçesi, diğer siyasi pozisyonlarının çoğunda olduğu gibi, Ruder & Finn gibi kapitalizm yanlısı halkla ilişkiler firmaları ve CIA'nın medya uzantıları tarafından desteklenen propagandayla mükemmel bir şekilde örtüşmektedir. "NATO, Tanrı'nın Sol Eli" başlıklı bir metinde açıkça şunu iddia etmiştir: "Savaşı başlatan etnik çatışma değil, yalnızca Sırp saldırganlığıydı."[53] Hatırlatmakta fayda var, Sırplar "diğer uluslardan oransal olarak daha yüksek oranda komünist parti üyeliğine sahipti."[54] Žižek böylece, basın danışmanlarının YSFC için "iyi adamlar ve kötü adamlardan oluşan basit bir öykü" inşa edebilmesiyle övünen Ruder & Finn'in direktörü James Harff tarafından ortaya konan pozisyonu papağan gibi tekrarlıyordu.[55] Doğulu liberal, onlarca yıldır işleyen çok etnikli bir devleti yöneten komünistleri, milliyetçiliği ve "ulusal davaya zorunlu bağlılığı" üretmekle suçlamaya bile kalkıştı.[56] Ayrıca Batı'nın sosyalist Devlet Başkanı Slobodan Milošević'i şeytanlaştırmasını liberal at nalı kuramına sığınarak benimsedi ve Milošević'in "faşizm ve Stalinizmin akıl almaz bir bileşimini sentezlemeyi başardığını" iddia etti.[57] Ancak, sosyalistler tarafından yapılan hatalar ya da yanlışlar ne olursa olsun, Michael Parenti'nin konuyla ilgili gerçeklere dayalı bir kitapta açıkladığı gibi, işin gerçeği şudur: "Batılı güçler Yugoslavya'nın içişlerine karışmaya, ayrılıkçı örgütleri finanse etmeye ve siyasi çekişmeyi ateşleyen siyasi-iktisadî krizi yaratmaya başlayana kadar iç savaş, yaygın cinayetler ve etnik temizlik yoktu."[58]

NATO'nun savunmasız sivil nüfusa ve sosyalist altyapıya yönelik, gerçek hedefi "Üçüncü Dünyalılaştırma" ve bölgede sosyalizmden geriye kalanları da terk etmeyi reddeden tek ülkeyi etkin bir şekilde sömürgeleştirmek olan, kendinden menkul insani bombardımanları konusunda kapitalizm yanlısı tutum neredeydi peki? Kendine özgü çocukça provokasyon iştahıyla şu küstahça iddialarda bulunacaktı: "Yani, tam olarak bir Solcu olarak, 'Bombalamak mı, bombalamamak mı' ikilemine cevabım şudur: YETERİNCE bomba atılmadı ve GEÇ kalındı."[59] Sivillerin yasadışı kitlesel katliamının daha da yoğunlaşmasına yönelik bu arsız onayı internette dolaşan bir taslakta yapmış ve yayınlanan son versiyonda bu özel ifadeyi metinden çıkarmış olsa da, diğer röportajlarında bu konuda çok net olduğunu not etmeliyiz: Örneğin bir tanesinde "Ben her zaman Batı'nın askeri müdahalesinden yana oldum," demiştir.[60]

Daha sonraki kariyerinde dünyanın en görünür kamusal entelektüellerinden biri olarak, defalarca fiilen var olan sosyalizme karşı güçlü pozisyonlar almıştır. Ona göre Küba, gelecek için hiçbir umut vermeyen ve ihtiyatlı bir desteği bile hak etmeyen "geçmişin nostaljik atıl bir kalıntısı"ndan başka bir şey değildir.[61] Kapitalist propagandayla mükemmel bir uyum içinde, Çin'i varoluşsal bir tehdit olarak göstermekte ve Çin'in komünist lideri Şi Cinping'i Trump, Putin, Modi ve Erdoğan'la aynı yozlaşmış çetede yer alan otoriter bir kapitalist olarak tanımlamaktan çekinmemektedir.[62] Onu okurken, radikal mırıldanmalarına rağmen, Margaret Thatcher'ın meşhur neoliberal mantrasına bağlı kaldığı oldukça açıktır: TINA-[There Is No Alternative] Alternatif Yok. Aslında kendisi de düzenli olarak bunu söylüyor: "İkna edici herhangi bir radikal sol alternatif varsa da ben görmüş değilim" ve "sosyalist bir devrime ya da her neyse ona dair umudum yok."[63] Yukarıda bahsedilen 1990 başkanlık tartışmasında, kapitalizmin "tüm sistemlerin en kötüsü" olduğunu ama "daha iyi olacak başka bir sistemimiz olmadığını"[64] iddia ederek Winston Churchill'in -sömürgeci kasaplığın inatçı savunuculuğunu yaparak onu "Britanya emperyalist yelpazesinin en acımasız ve vahşi ucuna" yerleştiren- görüşlerini açıkça benimsemiştir.

Aynı zamanda, Avrupa Birliği'ne (ABD ulusal güvenlik devleti tarafından komünizme karşı bir siper olarak desteklenen uzun süredir devam eden kapitalist bir proje) ve NATO'nun bazı acımasız askeri müdahaleleri de dahil olmak üzere Batı emperyalizminin belirli eylemlerine (özellikle de Avrupa'da ya da yakınlarındakilere) desteğini ifade etmek için kamusal tartışmalara düzenli olarak müdahale etti.[65] Ona göre insanlığın geleceğine dair büyük fikri, emperyalizme karşı başarılı sömürgecilik karşıtı mücadeleler yürüten Küresel Güney'deki sosyalist devletlerde bulamayız. Bunun yerine sömürgeciliğin ve emperyalizmin tarihi merkez üssüne bakmamız gerekir. "Bugünün küresel kapitalist dünyasında," diye yazar, "bu [Avrupa fikri], ulusal egemenliği sınırlama yetkisine ve ekolojik ve toplumsal refah için asgari normları garanti etme görevine sahip ulusaşırı bir örgütün tek modelini sunuyor. Bu fikirde doğrudan Avrupa aydınlanmasının en iyi geleneklerinden gelen bir şey var."[66] Nitekim onun Avrupa yayılmacılığına dayalı [Euro-diffusionist] tarih anlatısına göre, Üçüncü Dünya'daki sömürge karşıtı mücadelelerin bizzat kendisi, Žižek'in Batı'nın Üçüncü Dünya'ya uyguladığı "şiddet ve sömürüyü özeleştiriye tabi tutması" olarak tanımladığı şey de dahil olmak üzere, sözüm ona Batı'dan ithal kavramlara dayanmaktadır.[67] Avrupa'nın dünya gelişiminin doğal lideri olduğuna derinden inanan bir sosyal şovenist olarak, Bruno Latour'un "bizi sadece Avrupa kurtarabilir" şeklindeki gerici iddiasına bile katılmaktadır.[68]

Komünist Cosplay

Ç.N Cosplay kişilerin sevdikleri animasyon, manga, çizgi film, bilgisayar oyunu gibi kurgusal karakterlerin kostümlerini giyerek, söz konusu karakterin rolüne bürünmüş halde eğlenmeleridir.

Žižek'in sosyalizmin kapitalizm lehine yıkılmasını saldırgan bir şekilde destekleyen Batı yanlısı bir anti-komünist olarak pratikteki açık siyasi yönelimine rağmen, bu kendine özgü eksantrik, kendisinin bir komünist olduğunu iddia etmekten asla yorulmaz. Hatta kendisini Doğu'dan gelen "kirli komünist" olarak sunarak tabiri caizse rolünün hakkını vermeye çalışır. Zorunlu sakal ve dağınık görünümüne ek olarak, muhataplarına karşı kavgacı bir şekilde konuşur, sanki sözümona-entelektüel çenesi düşüklüğün modası geçiyormuş gibi, sonsuz pislik sol provokasyon kusar. Burjuvaları etkilemek için gerçek bir performans göstermeye çalışır.

Žižek neoliberal kapitalizmin saray soytarısıdır. Marksist-sıfatında-antisosyal-fanatik figürünü taklit ederek, gerçek dünyadaki sosyalizm projesini küçümsemeyi teşvik ederken, pop kültür potpurisi aracılığıyla Batı tüketim toplumunun mallarını pazarlar. Bu küstah korkunç çocuk tarafından sergilenen histerik gösteri -asla unutmamalıyız ki- kapitalist sahnede sergilenmektedir. Düzenbaz sadece bir tetikçidir ve neoliberalizmin kültürel aygıtının manidar bir semptomudur. Şakacıyı bir süperstar haline getiren kapitalist saraydır çünkü rolünü çok iyi oynamıştır. Tüm iyi soytarılar gibi, saray adabının sınırlarını zorlar ve histerik bir eleştiri gösterisinde en çirkin şeyleri söylerken, nihayetinde kuklacı efendisine (kral sermaye) sadakatini göstererek en önemli çizgiyi takip eder.

Bu palyaço, provokatif rolünü inandırıcı bir şekilde oynamak için sadece Marksist olduğunu söylemekle kalmaz, aynı zamanda bir Leninist olduğunda da ısrar eder. Rutininin bir parçası olan ve bu nedenle çok sayıda metinde tekrarlanan saçma sapan atıp tutmalarından birine kulak verelim: "Ben bir Leninistim. Lenin ellerini kirletmekten korkmazdı. […] Gücü ele geçirdiğinizde (başarabilirseniz), ona sarılın. Mümkün olan her şeyi yapın."[69]

Bu komünist cosplay tasviri, Leninizmin tamamen kirli oynamak ve acımasızca iktidar peşinde koşmakla ilgili olduğunu söylemek anlamına gelir. Lenin'in ve daha genel olarak Marksizm-Leninizmin böylesine samimiyetsiz bir temsili, uzun bir ideolojik tarihle mükemmel bir uyum içindedir. İtalyan liberal ve faşist sempatizanı Benedetto Croce de Marx için aynı şeyi söylemişti: Marx proletaryanın Machiavelli'siydi çünkü iktidarı ilk sıraya koyuyor ve iktidarı acımasızca ele geçirmeye çalışıyordu.[70] Leninizmin kaba iktidar siyasetiyle benzer bir şekilde birleştirilmesine dayanan Steve Bannon da Žižek'e benzer şekilde kendini "Leninist" ilan etmiştir.[71] Neo-Nazi lider Richard Spencer'ın şu cümleyi kurmasının birçok nedeninden biri de muhtemelen budur: "Slavoj Žižek benim en sevdiğim solcudur. Alternatif Sağ'a bir milyon ABD'li muhafazakâr ahmaktan daha fazla öğretecek şeyi var."[72]

Soytarının her zaman her konuda söyleyecek daha çok şeyi olduğu için, yukarıda alıntılanan iddiayı ortaya attığı 2009 yılında Leninist olmanın ne anlama geldiğini bir de ondan dinleyelim: "Ben bir Leninistim. […] Obama'yı bu yüzden destekledim."[73] Bu onun tüm zamanlardaki en iyi esprilerinden biridir. Duygularından arındırılmış konuşması öldürücüdür çünkü gerçekten bunu kastetmektedir. Leninizmi, ABD emperyal makinesinin dünyanın dört bir yanında vites arttırmasını (ki Obama'nın kendi döneminde hayata geçirilen suikast programına dair "adam öldürme konusunda hakikaten çok iyi" şeklindeki menfur beyanatına neden olmuştur) ten rengi ile gizleyen, ABD'nin Sınırdışı-Etme-Şampiyonu neoliberal başkanını desteklemekle resmen eşit görmektedir. [74] Gerçi Žižek, eski Başkan'ın sağlık hizmetlerine yönelik sözüm ona devrimci yaklaşımını (yani Cumhuriyetçi Mitt Romney'nin planını model alan zorunlu özel sigorta) özellikle öne çıkarmaktadır: "Bence şu anda sağlık hizmetleri konusunda verdiği savaş son derece önemli çünkü iktidar ideolojisinin özünü ilgilendiriyor."[75] Hatırlanacağı üzere Obama, sosyalist kökleri olan evrensel bir kapsama sistemi olan tek katmanlı sağlık hizmetlerine ilişkin her türlü tartışmayı reddetmişti.

Žižek gibi idealist bir serseri olduğunuzda, Leninizm sadece bir sözcük, üzerinde oynayabileceğiniz, onu sadece bir dekor ya da hile olarak kullanabileceğiniz yüzergezer bir göstergedir. Bu, Repeating Lenin (Lenin 2017 Hatırlamak, Tekrarlamak ve Kafa Yormak) adlı kitabında acı verici bir şekilde aşikârdır. Kitabın başlığının naif ve deneyimsiz kişilere düşündürebileceği şeyin aksine, şöyle diyor: "Lenin'i tekrar etmemekten bahsederken lafıma dikkat ediyorum. Aptal değilim. Bugün Leninist işçi sınıfı partisine dönmek hiçbir şey ifade etmez."[76] Lenin'de sevdiği şey, "tam da insanları onun hakkında korkutan şeydir -tüm önyargıları bir kenara bırakma konusundaki acımasız irade. Niye şiddete hayır? Kulağa korkunç gelse de, bence tüm o aseptik, sinir bozucu, siyaseten doğrucu pasifizme karşı faydalı bir panzehir."[77] Sloven Lacancı'nın tekrarlamak zorunda hissettiği şey bu dizginlenemez ölüm dürtüsüdür. "Lenin'i TEKRARLAMAK" diye yazıyor soytarı tipografisiyle, "Lenin'e DÖNÜŞ anlamına GELMEZ -Lenin'i tekrarlamak 'Lenin'in öldüğünü', onun özel çözümünün başarısız olduğunu, hatta korkunç bir şekilde başarısız olduğunu ama içinde kurtarılmaya değer ütopik bir kıvılcım olduğunu kabul etmektir. […] Lenin'i tekrarlamak, Lenin'in YAPTIKLARINI değil, YAPAMADIKLARINI, KAÇIRDIĞI fırsatları tekrarlamaktır."[78] En görünür "Leninist"in tekrarlamaktan asla bıkmadığı gibi, komünizm dehşet verici bir başarısızlık olmuştur ve hala öyledir. Dolayısıyla bunu tekrarlama zorunluluğu, en iyi, bu gibi bağlamlarda düzenli olarak alıntıladığı bir Beckett dizesiyle anlaşılabilir: "Tekrar dene. Tekrar başarısız ol. Daha iyi başarısız ol." Kaybedilmiş bir davası olan bu isyancıya göre geleceğin sakladığı şey, bu nedenle daha fazla başarısızlıktan başka bir şey değildir: "Komünizmin kazanmasının olanaksız olduğu […], yani bu anlamda Komünizmin kaybedilmiş bir dava olduğu gerçeğini kabul etmek zorundayız."[79]

Soytarının komünist cosplay'inin son getirisi, elde martini içki kıkırdayan süper zenginlerin onu reklamlarına metin yazmaya davet etmesidir. Bu arada, bazı öğrenciler ve profesyonel yönetici sınıf tabakası üyeleri, belki Marksizm hakkında bir şeyler öğreneceklerini düşünerek onun pop felsefesini kapış kapış satın almaktadır. Ama bunun yerine, Hollywood'un gişe rekorları kıran filmlerinin, TV şovlarının, bilim kurgu romanlarının ve küresel kuram endüstrisinin çeşitli tüketici ürünlerinin reklamını yaparken Marksizmin ne kadar saçma olduğunu gösteren kuramsal bir sihirli halı yolculuğuna çıkarılırlar.

Küçük Burjuvazinin Gizli Cazibesi

Badiou gibi Žižek de tarihsel materyalist değildir.[80] Bu filozofların hiçbiri kapitalizmin ve dünya sosyalist hareketinin somut, maddi tarihinin titiz bir analizine girişmez ve burjuva kültürel aygıtının üstyapısal unsurlarını ve ürünlerini tartışmak uğruna ciddi ekonomi politikten kaçınırlar. Her ikisi de fikirlere ve söylemlere ayrıcalık tanıyan idealist bir felsefi yaklaşıma açıkça düşkündür ve batıl inançlara karşı anti-bilimsel bir inancı savunan metafizikçilerdir.

Kendilerine özgü sözcük dağarcıklarını bir kenara bırakır ve teorik pratiklerini kültürel meta fetişizminin ideolojik sınırları dışında incelersek, kendilerine özgü idealizm versiyonları en iyi 'aşkın idealizm' olarak tanımlanabilir. (Büyük ölçüde Jacques Lacan ve G.W.F. Hegel'inki gibi Marksist olmayan söylemlerin kişisel yorumlarına dayanan) markalaşmış kavramsal çerçevelerini gerçekliğin aşkın yapısı olarak sunarlar. Ardından, önceden oluşturulmuş bu teorik modeli doğruladığını iddia ettikleri belirli ampirik unsurları (güncel bir olay, bir metin, bir Hollywood filmi, bir şeker ambalajı, bir mısır gevreği kutusunun arkası, bir Starbucks bardağı, bir porno sitesi veya özellikle Žižek söz konusu olduğunda kelimenin tam anlamıyla başka herhangi bir şey) seçerler ve böylece bunun doğruluğunun kanıtlandığı yanılsamasını yaratırlar. Bununla birlikte, böyle bir iddia hiçbir zaman titiz bir şekilde toplu olarak test edilemez, çünkü hangi ampirik verilerin teorik varsayımlarını desteklediğine (ve dolayısıyla hangi bilgilerin göz ardı edilebileceğine) karar vermek bu iki laf cambazının kaprislerine bağlıdır.

Bu, komünizme yaklaşımlarında açıkça görülebilir. "Komünizmin şeylerin mevcut durumunu ortadan kaldıran [aufhebt] gerçek hareket" olduğunu savunan Marx ve Engels'in aksine, komünizmin bir "İdea" ve bir "arzu" nesnesi olduğunu ileri sürmektedirler.[81] Aynı zamanda, gerçek komünizm hareketini sözde kana susamış terörizm, şiddet yanlısı diktatörlük ve soykırımla suçlayarak (bu tür iddialar için belge sunma ihtiyacını umursamadan ya da sadece gerici anti-komünistlerin veya ABD Dışişleri Bakanlığı ve Açık Toplum tarafından finanse edilen kaynakların çalışmalarını 'kanıt' olarak öne sürerek), kapitalist propaganda çizgisiyle düzenli olarak hizaya girerler. Bazen işaret ettikleri olası istisnalar, en azından onların yorumladığı şekliyle, genellikle anarşist olarak tanımlansa daha iyi olur, çünkü sosyalist ülkelere karşı olanlar da dahil olmak üzere (A. Badiou'nun Anti-devlet Çin Kültür Devrimi yorumunda olduğu gibi) devlet ve parti karşıtı isyan anlarını kutlama eğilimindedirler.[83] Bu arada da, fiilen var olan sosyalizmi destekleyenler, kapitalist ideolojiye kapılanlardan farklı olmayan hayali bir dünyaya hapsolmuş ideolojik ikiyüzlüler veya geçmiş bir dönemin kalıntıları olarak sunulur. Çok beğenilen The Idea of Communism (Komünizm İdeası) kitabının girişinde, bize şöyle söylüyorlar: "'Fiilen var olan sosyalizm' ile hizalanan sol ortadan kayboldu ya da tarihsel bir meraka dönüştü" 84]

Bu kitap Verso tarafından 2010 yılında yayınlandığında Çin Komünist Partisi'nin üye sayısı 80 milyon civarındaydı ve bu sayı Fransa ve Slovenya'nın toplam nüfusunu yaklaşık 16 milyon kişi aşıyordu. O halde, bu sosyal şovenistler dünyanın mevcut durumu hakkındaki bilgilerini nereden alıyorlar diye merak ediyor olabiliriz. Bu idealist filozoflar için cevap utanç verici derecede basittir: Jacques Lacan'dan ve Louis Althusser'in çalışmalarındaki Lacancı unsurlardan. Althusser, ünlü interpellation sahnesinde ideolojinin yanıltıcı bir tasvirini yaratmak için Lacan'ın ayna evresinden ve 'imgesel' kavramsallaştırmasından yararlanmıştır.[85] Althusser'in daha önceki kendi analiziyle çelişen bir pasajda iddia ettiği gibi, bir birey, kendisini sokakta bir polis memuru tarafından seslenilen (interpellé) kişi olarak kabul ettiğinde, ideolojik bir özne haline gelir, yani birey, öteki tarafından ortaya konan imgeyle özdeşleşerek mevcut sembolik düzendeki yerini alır.

Bununla birlikte, Lacan'ın yedinci seminerinde kişinin arzusundan ödün vermeme zorunluluğunun (ne pas céder sur son désir) peşinden gitmesi olarak bahsettiği ve Žižek'in 'etik eylem' olarak teorize ettiği başka bir olasılık daha vardır. Badiou'ya göre, sembolik düzen içindeki toplumsal üretim ilişkileriyle hayali bir ilişkiye hapsolmuş ideolojik bir özne olarak kalmaktansa, (aynı zamanda Gerçek "Sembolik olanın eksik Nedeni" olduğu ölçüde "sembolik formun ta kendisinde içerilirken") sembolik düzene direnen je ne sais quoi olan Gerçek'in peşinden korkusuzca giderek bir Özne olunabilir.[86] Lacan'ın objet petit a dediği arzunun nesne-neden'i, Žižek'in deyişiyle "yaratıcı sembolik kurgu tarafından doldurulan [Gerçek'in] boşluğudur."[87] Tam da imkânsızlığı nedeniyle onu arzulamamız anlamında jouissance'ımızı yönlendirir: Gerçek asla sembolik düzene sorunsuzca entegre edilemez ya da Lacan'ın 'gerçeklik' dediği şeye basitçe tercüme edilemez. [88]

Badiou dağınık Žižek'ten daha sistematik ve titiz olduğundan ve Žižek yaşayan bir Platon olarak bahsettiği idealistten bolca ödünç aldığından, Badiou'nun " Komünizm İdeası" Broşürünün temel Lacancı niteliğini hatırlamakta fayda var: "Komünist İdea, bireysel özneleşmenin politik gerçeğin bir parçasını Tarihin sembolik anlatımına yansıttığı hayali bir operasyondur."[89] Biraz daha açık bir dille ifade edecek olursak, bu şu anlama gelir: Komünizm İdeası, bir bireyin ideolojik olarak (hayali olan) kendini, verili bir tarihsel durum (sembolik olan) içinde sonuçlarını izlemeye çalıştığı açıklanamaz bir politik olaya (Gerçek olan) -Badiou için Mayıs 1968 gibi- adadığı bir operasyondur. Fransız metafizikçiye göre bu gerçekte (réellement) yapılamaz, çünkü Event qua Real (gerçek olan olay), 'Tarih' ve 'Devlet'in sembolik alanına karşı inatçıdır; bu sadece bireysel Özne tarafından hayali olarak (imaginairement) yapılabilir.[90] Alain Badiou'nun "komünist" kelimesinin gerçek bir parti veya devleti tanımlamak için bir sıfat olarak kullanılamayacağını kesin bir şekilde ilan etmesinin nedenlerinden biri budur.[91] Alain Badiou'ya göre, kolektif özlemler ve dehşetlerle dolu 20. yüzyıl, "sosyalist-Devlet biçimi gibi Parti- biçiminin de artık bundan böyle Komünist İdea'ya gerçek destek vermede yetersiz olduğunu göstermiştir." (92) Nitekim bu "komünist İdea" sahipleri ancak "komünist olduklarının saçmalığını kanıtlayacak politikaları savunuyorlar. "[93] " politikaları sürdürebilmektedir. Bunlara genel olarak anarşist denilebilir, daha özel olarak da isyancı anarşizmin, sağlıksız dozda metafizik ve ütopik sosyalizmle harmanlanmış hali diyebilirim. Sonuçta bunların savunduğu, bireyin tarihi kesintiye uğratan açıklanamaz bir Olaya sadık kalarak ve İsa'nın takipçileri gibi onun sonuçlarına göre hareket ederek bir Özne haline geldiği bir siyaset türüdür.

"Gerçek komünizm" bu nedenle Lacancı Gerçek'in metafizik komünizmidir. Buna göre, dünyayı maddi olarak dönüştürmeye yönelik kolektif proje, partiler ya da devletler biçimini alırsa aslında başarısız olmaya mahkumdur, çünkü bunlar öteki dünyevi Gerçek'e somut bir biçim ya da 'simgeleştirme' verecektir. Böylece komünizm, emperyalizmin zincirlerini kırmak için ilk ama gerekli bir adım olarak sosyalist devlet kurma projelerini hedefleyen kolektif eylem alanından, bireysel bilinç ve Nietzsche'nin 'özgür ruhlar' olarak adlandırdığı ayrıcalıklı azınlığın öznel deneyimi alanına kaydırılır. Žižek, dünyanın büyük düşünür ve sanatçılarından oluşan bu küçük gruba karşıt olarak, işçi sınıfına yönelik kendine özgü küçümsemesiyle, "somut insanların" %99'unun "sıkıcı aptallar" olduğunu açıklar.[94] Bu bahtsız emekçi ve köylüler Paris'te küresel teori endüstrisinin küçük burjuva aydınlarıyla birlikte eğitim görmemiş, bu yüzden en önemli şeyi anlamamışlardır: komünizm, mevcut toplumların sembolik düzenine direnen ve imkansızı arzulayan, hatta bireysel olarak bu arzuyu 'eyleyen' öznel bir süreçtir.[95]

İdealistlerin materyalistleri bir şekilde kaba indirgemeciler ve 'felsefi olmayanlar' olarak küçümsemeyi sevmelerinin nedenlerinden biri, tam da, materyalistlerin, onların oynadığı kavramsal oyunların altında yatan ve onları belirleyen maddi yapıları ortaya çıkarma yeteneğine sahip olmasıdır. Gerçek'in idealist komünizmini sınıfsal bir analize tabi tutarsak, 'fiilen var olan sosyalizm' başlığı altında, arzularının Gerçek'ini tarihsel bir gerçekliğe dönüştürebileceklerini hayal eden kitlelerin, küresel Untermenschen'in (alt-insanlar) projesini reddettiği kolayca anlaşılır. İşte tam da burada bu radikal aristokratların Nietzscheci yönelimleri açıkça ortaya çıkmaktadır çünkü onlar halk tabakasının sözde cehaletiyle alay etmektedirler. Onların kaba materyalizmlerinin ötesinde ve karşısında, Gerçek komünistler, somut anti-emperyalist devlet inşası projeleri aracılığıyla içme suyuna, yiyeceğe, barınağa, sağlık hizmetlerine ve benzerlerine kolektif erişimin alçakgönüllü arayışından çok daha fazlasını arzularlar (tüm bunlar Lacan'ın 'arzu' yerine 'ihtiyaç' dediği şeyin alanına girer). Lacancı anlamda gerçek komünistler, – küresel kitlelerin yaşamlarını burada ve şimdi maddi olarak iyileştirmeye yardımcı olabilecek bir şeyi değil – bireysel olarak imkânsızı talep etme gibi yüce bir öznel haysiyete sahiptirler.

Böyle bir duruş, kelimenin tam anlamıyla, bu kerameti kendinden menkul radikal düşünürlerin yapılamayacak bir şeyi talep ettikleri anlamına gelir ki bu da küçük-burjuva radikalizminin özüdür. Sözde entelektüel narsisistik kendini beğenmişliklerini materyalist terimlere çevirirsek, gerçekte arzuladıkları şey, hayal edilebilecek en radikal taleplerde bulunuyormuş gibi görünürken, aynı zamanda kendilerini emperyalist merkezin önde gelen entelektüelleri olarak yükselten maddi toplumsal hiyerarşiler sistemine yönelik herhangi bir tehditten kaçınmaktır. İmkânsızı arzuluyorlar ve hatta tam da hiçbir şeyin büyük ölçüde değişmesini istemedikleri için bu arzuyla 'eyliyorlar'. O halde komünizm hakkındaki büyük fikirleri, onun imkansız olduğudur.[97]

"Lacancı-Althusserci liberal eğilimleri önceden haber veren bir pasajda V.I. Lenin, "Marksistlerin işi her zaman 'zordur', ama onları liberallerden farklı kılan şey, zor olanı imkânsız ilan etmemeleridir," diye yazmıştır. Liberal, vazgeçtiğini gizlemek için zor işi imkânsız olarak adlandırır.[98] Marx, liberal ideolojiyle temel noktalarda birleşen anarşizme yönelik eleştirisinde küçük burjuva safsatasının özünü teşhis ettiğinde, bu kapitalist uzlaşmacıları da önceden tanımlamıştı. Anarşizmin maddi köklerini kapitalist çekirdek içindeki oportünist kariyerizme kadar geri götürdü. Burada Proudhon hakkında söyledikleri, Badiou'nun idealist safsatalarını ve Žižek'in gösterişli çelişkilerini dikkate değer bir isabetle tanımlıyor:

Proudhon'un diyalektiğe doğal bir eğilimi vardı. Ancak hiçbir zaman gerçekten bilimsel diyalektiği kavrayamadığı için safsatadan öteye gidemedi. Bu aslında onun küçük burjuva bakış açısıyla bağlantılıdır. Tarihçi Raumer gibi, küçük burjuva da "bir yandan şu, öte yandan bu"dan oluşur. Bu, ekonomik çıkarlarında ve dolayısıyla politik, dini, bilimsel ve sanatsal görüşlerinde böyledir. Ve aynı şekilde ahlakında da, HER ŞEYİNDE. O yaşayan bir çelişkidir. Eğer Proudhon gibi o da zeki bir adamsa, çok geçmeden kendi çelişkileriyle oynamayı ve bunları koşullara göre çarpıcı, gösterişli ve şimdi de skandal ve parlak paradokslara dönüştürmeyi öğrenecektir. Bilimde şarlatanlık ve siyasette uzlaşma böyle bir bakış açısından ayrılamaz. Geriye tek bir yönetici güdü, öznenin kibri kalır ve tüm kibirli insanlar için olduğu gibi onun için de tek mesele o anın başarısı, günün şatafatıdır. Böylece, örneğin bir Rousseau'yu iktidarlarla uzlaşmanın görüntüsünden bile daima uzak tutmuş olan basit ahlaki duygunun yok olması kaçınılmazdır. [99]

Radikal Şifacı

Çökmekte olan biyosfer, faşizmin yükselişi ve 'yeni' Soğuk Savaş'ın Üçüncü Dünya Savaşı'na dönüşme tehdidi, çağdaş sınıf mücadelesinin risklerinin olduğundan daha yüksek olamayacağı bir anda olduğumuz anlamına geliyor. Kapitalizmin saray soytarısı, kendi türündeki diğer entelektüeller gibi, egemen sınıfın seçkin yöneticileri tarafından alkışlanmakta ve kışkırtıcı ateşli yorumlarını yalayıp yutarken ve teşvik ettiği gişe rekorları kıran filmleri ve TV şovlarını izlerken bizi 'Gerçek'in kıyametine korkusuzca at sürmeye teşvik ettiği için uluslararası alanda tanıtılmaktadır.

Bu neoliberal şakacı, bu nedenle radikal bir şifacı timsalidir. Toplumdaki potansiyel radikal unsurları, özellikle de gençleri ve öğrencileri emperyalizm yanlısı anti-komünist saflarda yeniden toparlayacak bir radikallik görüntüsü geliştirip pazarlamaktadır. Tam da bu nedenle kapitalist dünyanın en ünlü 'Marksisti' olarak ABD emperyalizminin motoruna bağlı bir dergi tarafından göklere çıkarılıyor. Onun mantrası, Komünist Manifesto'nun kapanış satırlarının oportünist bir saptırmasından başka bir şey değildir: "Batı yanlısı dünyanın kültürel tüketicileri birleşin ve bir sonraki kitabımı, filmimi ya da crossover ürünümü ya da her neyse onu satın alın ve bu böyle devam etsin!"

Notlar:

[1] Beni bu makaleyi yazmaya teşvik eden ve geri bildirimde bulunan Jennifer Ponce de León, Eduardo Rodríguez ve Marcela Romero Rivera ile Helmut-Harry Loewen ve Julian Sempill'e şükranlarımı sunarım. Bununla birlikte, herhangi bir hata veya eksiklik için tüm sorumluluk bana aittir.

[2] Bkz: Foreign Policy (Aralık 2012): <https://web.archive.org/web/20121201034713/http://www.foreignpolicy.com/articles/2012/11/26/the_fp_100_global_thinkers?page=0,55#thinker92&gt; (erişim tarihi: 22 Kasım 2022).

[3] İngiliz BBC'de yayınlanan "HARDtalk" programında 4 Kasım 2009 tarihinde verdiği röportaja bakınız: <https://www.youtube.com/watch?v=ThTJBKYPiNo&t=153s&gt; (erişim tarihi 22 Kasım 2022).

[4] Age. Ayrıca bkz: Slavoj Žižek. Did Somebody Say Totalitarianism? Five Interventions in the (Mis)use of a Notion (Londra: Verso, 2001), 127-129.

[5] Slavoj Žižek, In Defense of Lost Causes (Londra: Verso, 2009), 151 (Žižek'in vurgusu).

[6] Age. 169.

[7] Domenico Losurdo'nun Western Marxism'deki Žižek eleştirisine bakınız. Çev. Steven Colatrella (New York: 1804 Books, yakında çıkacak).

[8] Bkz. örneğin, Slavoj Žižek. "A Leftist Plea for 'Eurocentrism'." Critical Inquiry 24:4 (Yaz 1998): 998-1009; Slavoj Žižek. "Nous pouvons encore être fiers de l'Europe!" Le Figaro (31 Ekim 2022); ve Avrupa'nın geleceğine ilişkin sözlü yorumlarına buradan ulaşabilirsiniz: <https://www.youtube.com/watch?v=8pA35HuhEYY&gt; (erişim tarihi: 22 Kasım 2022).

[9] Thomas Moller-Nielsen'den alıntılanmıştır. "What Is Žižek For?" Current Affairs (Eylül/Ekim 2019): <https://www.currentaffairs.org/2019/10/what-is-zizek-for&gt; (erişim tarihi: 22 Kasım 2022).

[10] Örneğin, 2016 yılında Channel 4'e verdiği ve burada arşivlenen röportajdaki ifadelerine bakınız: <https://www.facebook.com/watch/?v=10154211377601939&gt; (erişim tarihi: 22 Kasım 2022).

[11] Bkz: Slavoj Žižek. "Pacifism Is the Wrong Response to the War in Ukraine." The Guardian (21 Haziran 2022): <https://www.theguardian.com/commentisfree/2022/jun/21/pacificsm-is-the-wrong-response-to-the-war-in-ukraine&gt; (22 Kasım 2022 tarihinde erişilmiştir).

[12] Huntington, Ulusal Güvenlik Konseyi için Beyaz Saray Güvenlik Planlama Koordinatörü olarak görev yaptı. Ayrıca Apartheid Güney Afrika'sında P.W. Botha'nın Güvenlik Servisi'nde danışman olarak çalıştı (Botha, Siyahların siyasi gücünün ve uluslararası komünizmin açık sözlü bir muhalifi ve Apartheid'ın pişmanlık duymayan bir savunucusuydu).

[13] Reena Flores"Donald Trump: I could 'shoot somebody and I wouldn't lose any voters.'" CBS News (23 Ocak 2016): <https://www.cbsnews.com/news/donald-trump-i-could-shoot-somebody-and-i-wouldnt-lose-any-voters/&gt; (22 Kasım 2022 tarihinde erişilmiştir).

[14] Bkz. örneğin, Noam Chomsky. 9/11: Was There an Alternative? (New York: Seven Stories Press, 2001) ve Michael Parenti. The Terrorism Trap: September 11 and Beyond (San Francisco: City Lights Books, 2002).

[15] Žižek'in çalışmalarıyla ilgili intihal ve kendinden intihal meseleleri o kadar sık ortaya çıkmıştır ki, Wikipedia sayfasında konuyla ilgili çok sayıda makaleye bağlantılar içeren bir bölüm bile vardır. Özellikle bakınız, Jay Pinho. "A Year of Writing Dangerously: Žižek's Serial Self-Plagiarism." The First Casualty (22 Eylül 2012): <http://archives.jaypinho.com/2012/09/22/the-year-of-writing-dangerously-slavoj-zizeks-serial-self-plagiarism/&gt; (erişim tarihi: 22 Kasım 2022).

[16] Slavoj Žižek'in "Phronesis" adlı kitap dizisine ilişkin açıklamalarına bakınız. The Sublime Object of Ideology (Londra: Verso, 1989). Radikal demokrasinin içgörülü bir eleştirisi için bakınız Larry Alan Busk Democracy in Spite of the Demos: From Arendt to the Frankfurt School (Londra: Rowman & Littlefield International, 2020).

[17] Žižek, The Sublime Object of Ideology, 6 (Žižek'in onların teorik matrisini benimsemesi hakkında bkz. sayfa xvi'deki teşekkür yazısı). Ayrıca okuyucuyu Žižek ve Laclau'nun "Phronesis" serisi için "anti-totaliter" radikal demokrat Judith Butler ile birlikte yazdıkları kitaba yönlendiriyorum. Birlikte yazdıkları giriş yazısında, kitabın Hegemonya ve Sosyalist Strateji üzerine kurulduğunu, zira "Marksizm içinde postyapısalcı teoriye bir dönüşü temsil ettiğini, dil sorununu anti-totaliter, radikal demokratik bir projenin formülasyonu için elzem kabul ettiğini" belirtiyorlar (Contingency, Hegemony, Universality: Contemporary Dialogues on the Left. Londra: Verso, 2000, 1, benim vurgum).

[18] Žižek, "Phronesis" serisi için yazdığı ikinci kitabını, Slovenya'da "demokrasi için harekete geçen entelektüellerin 'hayırseverce tarafsız' halkına yönelik" bir dizi konferansa dayandığını belirtmiştir (For They Know Not What They Do: Enjoyment as a Political Factor. Londra: Verso, 1991, 3). Laclau ve Mouffe'a ek olarak, Lacancı Joan Copjec, Žižek'in çalışmalarını Fransız teorisi odaklı New York sanat dergisi October'ın çevrelerinde tanıtarak Žižek'in Anglofon dünyada yükselişini kolaylaştırmaya yardımcı oldu. MIT Press ile bir October kitabı olarak yayınlanan 1991 tarihli Looking Awry kitabının teşekkür bölümünde belirttiği gibi, Copjec projenin "başlangıcından itibaren oradaydı", onu yazmaya teşvik etti ve taslak konusunda ona yardımcı olmak için zaman harcadı (Looking Awry: An Introduction to Jacques Lacan through Popular Culture. Cambridge, Massachusetts: The MIT Press, 1991, xi).

[19] Jodi Dean. Žižek's Politics (New York: Routledge, 2006), xi.

[20] Benoit Denezit-Lewis. "The Man Behind Abercrombie and Fitch." Salon (24 Ocak 2006): <https://www.salon.com/2006/01/24/jeffries/&gt; (22 Kasım 2022 tarihinde erişilmiştir).

[21] Slavoj Žižek. "The Communist Desire." Los Angeles Review of Books. "The Philosophical Salon" (25 Temmuz 2022): <https://thephilosophicalsalon.com/the-communist-desire/#_ednref1&gt; (22 Kasım 2022 tarihinde erişilmiştir).

[22] Michael Parenti. To Kill a Nation: The Attack on Yugoslavia (Londra: Verso, 2000), 17. Michel Chossudovsky, The Globalization of Poverty and the New World Order (Pincourt, Canada: Global Research, 2003), 259'da sosyalizm yanlısı olduğundan şüphelenilemeyecek Dünya Bankası verilerine dayanarak 1980 öncesi Yugoslavya'nın benzer bir portresini çizmektedir.

[23] Tony Myers. Slavoj Žižek (New York: Routledge, 2003), 10.

[24] Age. 7.

[25] Heideggerci 'karşıtlık' ve Žižek'in ilk kitabı hakkında bkz. Christopher Hanlon ve Slavoj Žižek. "Psychoanalysis and the Post-Political: An Interview with Slavoj Žižek." New Literary History 32:1 (Kış, 2001): 1-21.

[26] Bkz. örneğin, Barbara Day. The Velvet Philosophers (Londra: The Claridge Press, 1999).

[27] NED hakkında bkz: William Blum. Rogue State: A Guide to the World's Only Superpower (Londra: Zed Books, 2014), 238-243. NED'i kuran yasanın hazırlanmasına yardımcı olan Allen Weinstein, "bugün yaptıklarımızın çoğunun 25 yıl önce CIA tarafından gizlice yapıldığını" açıkça kabul etmiştir (a.g.e. 239).

[28] Bkz. örneğin, Ian Parker. Slavoj Žižek: A Critical Introduction (Londra: Pluto Press, 2004). CIA'in Fransız teorisine ve daha genel olarak entelektüel anti-komünizme verdiği destek hakkında bkz. "The CIA Reads French Theory: On the Intellectual Labor of Dismantling the Cultural Left." Los Angeles Review of Books. "The Philosophical Salon" (28 Şubat 2017): <https://thephilosophicalsalon.com/the-cia-reads-french-theory-on-the-intellectual-labor-of-dismantling-the-cultural-left/&gt; (erişim tarihi: 22 Kasım 2022).

[29] Thomas Moller Nielsen. "Unrepentant Charlatanism (with a Response by Slavoj Žižek)." Los Angeles Review of Books. "The Philosophical Salon" (25 Kasım 2019): <https://thephilosophicalsalon.com/unrepentant-charlatanism-with-a-response-by-slavoj-zizek/&gt; (22 Kasım 2022 tarihinde erişilmiştir).

[30] Ernesto Laclau. "Preface." Žižek, The Sublime Object of Ideology, xi.

[31] BBC'nin " The Death of Yugoslavia " (Yugoslavya'nın Ölümü) belgeseline bakınız: <https://www.youtube.com/watch?v=H3VyGPu6PKc&gt; (erişim tarihi 22 Kasım 2022). Žižek'in haftalık köşe yazısı için Britannica Ansiklopedisi'nin kendisi hakkındaki girişine bakınız: <https://www.britannica.com/biography/Slavoj-Zizek&gt; (22 Kasım 2022 tarihinde erişilmiştir).

[32] Diğer kaynaklar arasında, 4 Kasım 2009 tarihinde İngiliz BBC'de yayınlanan "HARDtalk" programına verdiği röportaja bakınız: <https://www.youtube.com/watch?v=ThTJBKYPiNo&t=153s&gt; (erişim tarihi: 22 Kasım 2022).

[33] Žižek, "A Leftist Plea for 'Eurocentrism,'" 990.

[34] Aktaran F. William Engdahl. Manifest Destiny: Democracy as Cognitive Dissonance (Wiesbaden: mine.Books, 2018), 101.

[35] Matthew Sharpe, Sloven filozof hakkında Internet Encyclopedia of Philosophy'de yazdığı makalede Žižek'in LDS'nin kurucularından biri olduğunu iddia etmektedir: <https://iep.utm.edu/zizek/&gt; (erişim tarihi 22 Kasım 2022). Bu bilginin başka kaynaklar tarafından doğrulandığını görmemiş olsam da, Žižek'in en azından LDS için kamuoyu önünde önemli bir sözcü olduğu çok açıktır.

[36] Bkz. örneğin, "Lacan in Slovenia: An Interview with Slavoj Žižek and Renata Salecl." Radical Philosophy 58 (Yaz 1991). Büyük Michael Parenti'nin Yugoslavya'nın parçalanmasına ilişkin analizinin izinden giderek bu partinin finansman tarihini araştırmak ilginç olacaktır: "ABD liderleri – National Endowment for Democracy'yi, çeşitli CIA paravanlarını ve diğer kurumları kullanarak – ABD medyasında 'Batı yanlısı' ve 'demokratik muhalefet' olarak tanımlanan muhafazakar ayrılıkçı siyasi gruplara kampanya parası ve tavsiye akıttılar" (To Kill a Nation, 26).

[37] Televizyonda yayınlanan 1990 seçim tartışmasının arşivine buradan ulaşabilirsiniz: <https://www.youtube.com/watch?v=942h8enHCZs&gt; (erişim tarihi: 22 Kasım 2022).

[38] "Lacan in Slovenia," 30.

[39] 1990 yılında televizyonda yayınlanan aynı seçim tartışmasının başka bir bölümüne bakınız, burada arşivlenmiştir: <https://www.youtube.com/watch?v=rGfNeIRQ350&gt; (erişim tarihi: 22 Kasım 2022).

[40] NSDD-133'ün dijital arşivine buradan ulaşabilirsiniz: <https://irp.fas.org/offdocs/nsdd/nsdd-133.htm&gt; (erişim tarihi 22 Kasım 2022).

[41] Geert Lovink. "Civil Society, Fanaticism, and Digital Reality: A Conversation with Slavoj Žižek." Ctheory (21 Şubat 1996): <https://journals.uvic.ca/index.php/ctheory/article/view/14649/5529&gt; (erişim tarihi: 22 Kasım 2022).

[42] Neil Clark. "NS Profili-George Soros." New Statesman (2 Haziran 2003): <http://www.slobodan-milosevic.org/news/ns062203.htm&gt; (erişim tarihi 22 Kasım 2022). Clark bu makalesinde şöyle anlatır: "1979'dan itibaren [Soros] Polonya'daki Dayanışma hareketi, Çekoslovakya'daki Charter 77 ve Sovyetler Birliği'ndeki Andrei Sakharov gibi muhaliflere yılda 3 milyon dolar dağıttı. 1984 yılında Macaristan'da ilk Açık Toplum Enstitüsü'nü kurdu ve muhalif hareketlere ve bağımsız medyaya milyonlarca dolar pompaladı. Görünüşte bir 'sivil toplum' inşa etmeyi amaçlayan bu girişimler, mevcut siyasi yapıları zayıflatmak ve Doğu Avrupa'nın küresel sermaye tarafından nihai olarak sömürgeleştirilmesinin önünü açmak için tasarlanmıştı."

[43] Aktaran Néstor Kohan. Hegemonía y cultura en tiempos de contrainsurgencia "soft" (Ocean Sur, 2021), 63.

[44] Myers, Slavoj Žižek, 9. Bkz.

[45] Lovink, "Civil Society, Fanaticism, and Digital Reality".

[46] Bkz. örneğin, Chossudovsky, The Globalization of Poverty, 267: "Hırvatistan, Slovenya ve Makedonya, Yugoslav borcundaki paylarını ödemek için kredi paketlerini kabul etmişlerdi […]. Fabrikaların kapanması, bankaların iflas etmesi ve yoksullaĢma gibi çok tanıdık örnekler 1996'dan beri [yani Kasım 1995 Dayton AnlaĢmalarının ardından] hız kesmeden devam etti. Peki IMF diktalarını kim uygulayacaktı? Yeni egemen devletlerin liderleri kreditörlerle tam bir işbirliği içinde oldular."

[47] Minqi Li, "Berlin Duvarı'nın yıkılışını, dünya nüfusunun geniş kesimleri için yaşam standartlarında büyük düşüşler izledi" diye yazıyor. "Sosyalist ekonomilerin parçalanması küresel işçi sınıflarının zayıflamasına katkıda bulundu. Dünyanın hemen her yerinde milli gelir emekten sermayeye doğru yeniden dağıtıldı" " ("The 21st Century: Is There an Alternative (to Socialism)?" Science & Society 77:1 (Ocak 2013): 11). Ayrıca bkz Božo Repe. " Slovenia", Günther Heydemann ve Karel Vodicka. From Eastern Bloc to European Union: Comparative Processes of Transformation since 1990 (New York: Berhahn Books, 2017) ve Leopoldina Plut-Pregelj ve Carole Rogel. The A to Z of Slovenia (Lanham, Maryland: Scarecrow Press. 2010), 241. Yugoslavya'nın emperyalistlerce parçalanması ve bunun yerel nüfusun çoğunluğu için yarattığı korkunç sonuçların kapitalist egemen sınıf için artan kârlarla ters orantılı olması konusunda Boris Malagurski'nin The Weight of Chains (2010) adlı belgesel filmine ve Michael Parenti'nin 1999 tarihli "The U.S. War on Yugoslavia" başlıklı konferansına bakınız: <https://www.youtube.com/watch?v=waEYQ46gH08&gt; ve <https://www.youtube.com/watch?v=GEzOgpMWnVs&gt; (erişim tarihi 22 Kasım 2022).

[48] Bkz: Matjaž Klemenčič ve Mitja Žagar. The Former Yugoslavia's Diverse Peoples (Santa Barbara, California: ABC-CLIO, Inc., 2004), 300-301.

[49] Bkz. örneğin, Lovink, "Civil Society, Fanaticism, and Digital Reality".

[50] Yukarıda bahsedilen 1990 başkanlık tartışmasının ikinci bölümüne bakınız: <https://www.youtube.com/watch?v=rGfNeIRQ350&gt; (erişim tarihi 22 Kasım 2022).

[51] Age.

[52] Lovink, Civil Society, Fanaticism, and Digital Reality."

[53] Slavoj Žižek. "NATO, the Left Hand of God." Nettime (29 Haziran 1999): <https://www.lacan.com/zizek-nato.htm&gt; (erişim tarihi: 22 Kasım 2022).

[54] Parenti, To Kill a Nation, 81.

[55] A.g.e. 92'de alıntılanmıştır.

[56] Slavoj Žižek. "Eastern Europe's Republics of Gilead." New Left Review I/183 (Eylül/Ekim 1990): 58.

[57] Žižek, "Lacan in Slovenia," 29. Milošević'in Kosova'ya yönelik 'etnik temizlik' kampanyasını 1989'da yaptığı bir konuşmada başlattığı bildirilmektedir. Žižek'in sıcak yaklaşımlarıyla birçok noktada çelişen önemli bir bağlam sağlayan Michael Parenti tarafından bildirildiği üzere, Milošević'in söylediklerinin bir kısmı şöyledir: "Farklı milletlerden, dinlerden ve ırklardan vatandaşlar giderek daha sık ve daha başarılı bir şekilde bir arada yaşamaktadır. Özellikle ilerici ve adil bir demokratik toplum olan sosyalizm, insanların ulusal ve dini açıdan bölünmesine izin vermemelidir" (To Kill a Nation, 188).

[58] Žižek, "NATO, the Left Hand of God."

[59] Aktaran Parker, Slavoj Žižek, 35.

[60] Lovink, "Civil Society, Fanaticism, and Digital Reality."

[61] "Slavoj Žižek on Cuba and Yugoslavia" (1 Aralık 2016): <https://zizek.uk/slavoj-zizek-on-cuba-and-yugoslavia/&gt; (erişim tarihi 22 Kasım 2022). Ayrıca bkz. Žižek, "The Communist Desire."

[62] Žižek, "Nous pouvons encore être fiers de l'Europe!"

[63] Bkz. yukarıda alıntılanan İngiliz BBC programı "HARDtalk "a verdiği röportaj ve Lovink, "Civil Society, Fanaticism, and Digital Reality".

[64] Televizyonda yayınlanan tartışmanın bu bölümü burada arşivlenmiştir: <https://www.youtube.com/watch?v=rGfNeIRQ350&gt; (erişim tarihi 22 Kasım 2022). Churchill'in üç milyon insanın hayatına mal olan 1943 Bengal kıtlığı da dahil olmak üzere emperyal zulümlere yaptığı katkıların kısa bir özeti için bkz. "Not His Finest Hour: The Dark Side of Winston Churchill." Independent (28 Ekim 2010).

[65] Avrupa konusunda bkz. örneğin Steve Weissman, Phil Kelly ve Mark Hosenball. "The CIA Backs the Common Market." Dirty Work: The CIA in Western Europe. Ed. Philip Agee ve Louis Wolf (New York: Dorset Press, 1978). Avrupa Birliği'nin önemli bir anti-komünist güç olduğunu da belirtmek gerekir. Avrupa Parlamentosu 2019'da komünizmi büyük ölçüde faşizmle eşitleyen ve "Nazizm veya komünizm gibi totaliter ideolojilerin tüm tezahürlerini ve yayılmasını" kınayan bir kararı kabul etmiştir <https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/TA-9-2019-0021_EN.html&gt; (erişim tarihi 22 Kasım 2022).

[66] Žižek, "Nous pouvons encore être fiers de l'Europe!"

[67] Slavoj Žižek. First as Tragedy, then as Farce (Londra: Verso, 2009), 115.

[68] Žižek, "Nous pouvons encore être fiers de l'Europe!"

[69] Slavoj Žižek New Statesman Interview, with Jonathan Derbyshire." New Statesman (29 Ekim 2009): <https://zizek.uk/new-statesman-interview-with-jonathan-derbyshire/&gt; (22 Kasım 2022 tarihinde erişilmiştir).

[70] Örneğin, Domenico Losurdo'nun Antonio Gramsci'de Croce'ye yönelik anlayışlı eleştirilerine bakınız: Del liberalismo al comunismo crítico (Madrid: disenso, 1997).

[71] Ronald Radosh Steve Bannon, Trump's Top Guy, told Me He Was 'a Leninist.'" Daily Beast (13 Nisan 2017): <https://www.thedailybeast.com/steve-bannon-trumps-top-guy-told-me-he-was-a-leninist&gt; (22 Kasım 2022 tarihinde erişilmiştir).

[72] Spencer'ın tweet'i burada arşivlenmiştir: <https://archive.ph/qT5Xu&gt; (erişim tarihi: 22 Kasım 2022).

[73] Slavoj Žižek. "New Statesman Interview."

[74] Michael B Kelley. "Last Year President Obama Reportedly Told His Aides that He's 'Really Good at Killing People.'" Business Insider (2 Kasım 2013): <https://www.businessinsider.com/obama-said-hes-really-good-at-killing-people-2013-11?op=1&gt; (22 Kasım 2022 tarihinde erişilmiştir).

[75] Žižek, "New Statesman Interview."

[76] "Doug Henwood Interviews Slavoj Žižek." No Subject – Encyclopedia of Psychoanalysis (27 Şubat 2002): <https://nosubject.com/I_am_a_fighting_atheist&gt; (22 Kasım 2022 tarihinde erişilmiştir).

[78] Slavoj Žižek. Repeating Lenin (Zagreb: Bastard Books, 2001), 137.

[79] Žižek, "The Communist Desire".

[80] Diğerleri arasından sadece bir örnek vermek gerekirse, Žižek sınıf mücadelesinin "nesnel toplumsal gerçekliğin" bir parçası olmadığını, bunun yerine "tam Lacancı anlamda" Gerçek olduğunu, yani sınıf mücadelesinin "toplumsal bütünlük içinde yer alan, nesnelleştirilemeyen sınırın adından başka bir şey olmadığını" iddia etme cüretine sahiptir (Slavoj Žižek, Ed. Mapping Ideology. Londra: Verso, 2000, 25, 22).

[81] Karl Marx ve Friedrich Engels. Collected Works. Cilt 5 (Moskova: Progress Publishers, 1976), 49.

[82] [82] Alain Badiou özellikle Hienrich Böll (1917-85) tarafından ve Almanya'da dahil olduğu CIA ağları tarafından kollarını açarak karşılanan sağcı muhalif Aleksandr Soljenitsin'in kitaplarına dikkat çekmektedir (bkz. Hans-Rüdiger Minow'un ARTE için hazırladığı 2006 tarihli belgesel, Quand la CIA infiltrait la culture: <https://www.youtube.com/watch?v=58QTcf_mFag&gt;, erişim tarihi 22 Kasım 2022). Metafizikçi ayrıca Stalinist Terör üzerine "olağanüstü, tartışılmaz netlikte bir" araştırmaya atıfta bulunmakta ve J. Arch Getty'nin "harika "Teröre Giden Yol" adlı kitabını ilk sıraya" yerleştirmektedir: Stalin ve Bolşeviklerin Bizzat Kendi Kendilerini Tahrip Etmeleri– 1932-1939 (Slavoj Žižek, Komünizm İdeası. Cilt 2. Londra: Verso, 2013, 6). Alain Badiou bu çalışmanın ABD Dışişleri Bakanlığı, National Endowment for the Humanities ve Açık Toplum Fonu tarafından finanse edildiğini gizlemektedir.  Ayrıca kitabın, danışma kurulunda ABD Dışişleri Bakanlığı çalışanı Strobe Talbott ve anti-komünist Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski gibi ABD emperyal elitinin güçlü üyelerinin yer aldığı bir seride yayınlandığı gerçeğini de gizliyor. Brzezinski, başka şeylerin yanı sıra, Afganistan'da Sovyetler Birliği'ne karşı savaşmak üzere Usame bin Ladin de dahil olmak üzere mücahitleri finanse eden ve destekleyen gizli CIA operasyonlarında yer almıştır (bkz. Chomsky, 9/11, 82).

[83] Alain Badiou'nun bu doğrultudaki mükemmel bir eleştirisi için bakınız Losurdo, Western Marxism.

[84] Costas Douzinas ve Slavoj Žižek, Ed. The Idea of Communism (Londra: Verso Books, 2010), viii.

[85] Bkz: Gabriel Rockhill ve Jennifer Ponce de León. "Toward a Compositional Model of Ideology: Materialism, Aesthetics and Social Imaginaries." Philosophy Today 64:1 (kış 2020).

[86] Žižek, Looking Awry, 39; Slavoj Žižek. Metastases of Enjoyment: Six Essays on Woman and Causality (Londra: Verso, 1994), 30. "Gerçek," diye yazar Žižek, "tam da Simgesel'in kavrayışına direnen ve ondan kaçan şeydir ve sonuç olarak, Simgesel'in içinde ancak onun rahatsızlıkları kisvesi altında tespit edilebilen şeydir" (Metastases of Enjoyment, 30).

[87] Age. 76.

[88] Žižek, Looking Awry, 12. Žižek'in siyasi pozisyonlarının istikrarı ya da Lacan veya diğer konulardaki yorumları konusunda hiçbir yanılsama içinde değilim. Bir oportünist olarak, elbette, bazıları açık bir şekilde kendi içinde çelişki gösteren çok sayıda farklı pozisyon almıştır. O halde burada işaret ettiğim şey, Badiou'nun özne teorisiyle birleştiği şekliyle, çalışmalarındaki en tutarlı hatlardan biri olan etik eylem temasıdır.

[89] Alain Badiou. Komünist Hipotez kitabı (Paris: Nouvelles Éditions Lignes, 2009), 189. Žižek, Badiou'nun etik eylem üzerine kapsamlı yazılarıyla örtüşen komünizm ideasını birçok kez açıkça benimser. İşte bir örnek: "Komünist İdea böylece varlığını sürdürür: Beckett'in daha önce alıntılanan sözleriyle Komünist İdea en iyi şekilde özetlenen sonsuz bir ısrarla, tekrar tekrar geri dönen bir hayalet olarak gerçekleşmesinin başarısızlıklarından kurtulur: 'Tekrar dene. Tekrar başarısız ol. Daha iyi başarısız ol'" demektedir (Douzinas ve Žižek, Komunism İdeası Kitabı, 217).

[90] Alain Badiou, Komünist Hipotez kitabı, 188.

[91] Age. 189.

[92] Age. 202. Abartı yapma alanında asla geride kalmayan Žižek, Alain Badiou'nun pozisyonunu ikiye katlar ve daha da ileri götürür, ve şöyle yazar: "Eğer radikal sol hayatta kalmak istiyorsa, faaliyetinin temel öncüllerini yeniden gözden geçirmelidir. Sadece yirminci yüzyıl devlet(çi) sosyalizminin iki ana biçimi olan sosyal-demokrat refah devleti ve Stalinist parti diktatörlüğünü değil, aynı zamanda radikal solun genellikle bu ikisinin başarısızlığını ölçtüğü aşağıdaki görüşleri de reddetmeliyiz: liberter komünizmin topluluk vizyonu, çokluk, konseyler, meclisler, temsili demokrasi karşıtı olan ve yurttaşların sürekli katılımına dayalı doğrudan demokrasi görüşü, bunlar da reddedilmeli" (Taek-Gwang Lee ve Slavoj Žižek. Komünizm İdeası Cilt 3. The Seoul Conference. Londra: Verso, 2016).

[93] Alain Badiou, Komünist Hipotez kitabı, 190. Badiou bu komünizm anlayışı ile uyumlu bir şekilde aşağıdaki örneklere atıfta bulunur: "1980-81 yıllarında Polonya'daki Dayanışma Sendikası hareketi, İran Devrimi'nin ilk sekansı, Fransa'daki Siyasi Örgüt [Badiou'nun siyasi grubu], Meksika'daki Zapatista hareketi, Nepal'deki Maoistler" (a.g.e. 203). The Idea of Communism'in üçüncü cildinde, kapitalist bir devlet ve fiilen ordu tarafından işgal edilmiş bir ABD sömürgesi olan Güney Kore'deki bir konferansa dayanan açılış yorumlarında Badiou, konferansa katılanların "Kuzey Kore'nin milliyetçi ve militarist devletiyle hiçbir ilgisi olmadığı" konusunda yemin ediyor ve ilave ediyor: "Daha genel olarak, burada ve orada geçen yüzyılın eski modasını yani fiilen var olan sosyalizmi sürdüren komünist partilerle hiçbir ilgimiz yok."

[94] "Slavoj Žižek: 'Insanlık TAMAM, fakat, halkın 99% u Sıkıcı Aptallardan Oluşuyor." Guardian Gazetesi (10 Haziran 2012): <https://www.theguardian.com/culture/2012/jun/10/slavoj-zizek-humanity-ok-people-boring&gt; (22 Kasım 2022 tarihinde erişilmiştir).

[95] Žižek, Antigone üzerine, devlete karşı isyan ederek ve arzusuna (kardeşini gömmek ve böylece tanrıların yüksek yasasını onurlandırmak) tavizsiz bir adanmışlık lehine 'gerçeklik ilkesinin' hükümdarlığını reddederek tam da böyle bir eylemi gerçekleştiren biri olarak kapsamlı bir şekilde yazmıştır. "Bir eylem yalnızca 'imkansızı gerçekleştiren' bir jest değildir," der Antigone'ye özgü bireysel arzuyu yüceltirken, "toplumsal gerçekliğe yapılan ve 'mümkün' olarak algılanan şeyin koordinatlarını değiştiren bir müdahaledir" (Did Somebody Say Totalitarianism?, 167).

[96] Badiou ve Žižek zaman zaman işçi sınıfını destekleyen siyasi pozisyonlar almışlardır ve benim eleştirimin konusu bu değildir. Bunun yerine, 1917'den günümüze, SSCB'den Vietnam'a, Çin'e, Küba'ya ve ötesine kadar anti-emperyalist devlet kurma projeleri biçimini alan uluslararası sosyalist harekete -çok küçük ve açıklanabilir istisnalar dışında- kararlı bir şekilde karşı çıkmalarıdır.

[97] Bkz: Radhika Desai. "The New Communists of the Commons: Twenty-First-Century Proudhonists." International Critical Thought 1:2 (1 Ağustos 2011): 204-223.

[98] V.I. Lenin. Collected Works. Cilt 19 (Moskova: Progress Publishers, 1977), 396.

[99] Karl Marx ve Friedrich Engels. Collected Works. Cilt 20 (Moskova: Progress Publishers, 1976), 33.

Kaynak metin: https://www.counterpunch.org/2023/01/02/capitalisms-court-jester-slavoj-zizek/

Dünyadan Çevirihttps://dunyadanceviri.wordpress.com/2023/01/21/gabriel-rockhill-kapitalizmin-saray-soytarisi-slavoj-zizek/

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir