Kapitalizme, Emperyalizme, Totalitarizme, İklim değişikliğine ve doğanın tahribatına Karşı 5. Enternasyonal 

Dimitris Konstantakopoulos

Çeviren Ferdi Bekir

31 Mart 2024

Bu yazı Samir Amin'in son iki savaşı başlığıyla Defend Democracy Press web sitesinde yayınlanmıştır. Yazar Yunanistan Başbakanı Sosyal Demokrat lider Andreas Papandreou'nun eski danışmanı ve daha sonra kurulan sosyalist SYRIZA Partisi'nin Merkez Komitesi eski Sekreterya Üyesi. Ara başlıklar bize aittir.

Samir Amin, ölümünden kısa bir süre önce (ÇN. 2017/2018) yazdığı bir dizi yazıda, kendisini esas olarak kaygılandıran iki konuyu ortaya koymuştu. Birincisi Çin'in finansal küreselleşmeye, yani küresel mali sermayenin totaliter iktidarına boyun eğmeyi reddetmesi; ikincisi ise bir 'Beşinci Enternasyonal' inşa etme ihtiyacıydı.

Çin'e birlikte gitmiştik ve onun bu iki konudaki büyük endişesini hatırlıyorum. Bir gün beni uyandırdı ve acilen odasına gitmemi istedi, odasında Çin televizyonuna bir röportaj yapıyordu. Benden röportaja katılmamı ve konuşmamı istedi: Moskova'da yaşadıklarımı, Sovyet rejiminin çöküşünü ve Rusya'da kapitalist üretim ve bölüşüm ilişkilerinin restorasyonunu bir gazeteci olarak izlediklerimi Çin kamuoyuna anlatmamı istemişti.

Çin'in kendine özgü gelişim evriminin bir dönemecinde kapitalizme doğru kesin bir dönüş yapabileceğinden korkuyor ve Çinlileri bir şekilde önceden 'uyarmak' istiyordu. 

Samir, Çin rejiminin sosyalist bir rejim olduğuna inanmıyordu. Pekin'deki prestijli bir üniversitede yaptığı konuşmada, "Çin'in sosyalist olduğunu söylemeyeceğim, Çin'in kapitalist olduğunu da söylemeyeceğim," demişti. Bazen, devlet kapitalizminden devlet sosyalizmine ve ardından nihayetinde sosyalizme giden bir yol olabileceğini düşünüyor ve umut ediyordu.

Dimitris Konstantakopoulos'un Görüşleri ve Türkiye

Eğer Çin finansal küreselleşmeyi ve onun hiyerarşik yapısını tamamen benimseyecek olursa, bizzat Çin'in kendisi çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalacaktır, fakat aynı zamanda, hızla oluşmakta olan Hiper-emperyalist sistemi de kararlı bir şekilde güçlendirecektir.  Şu anda hepimiz bu Hiper-emperyalist sistemin hareket çerçevesini Ukrayna'daki savaşta tanık olmaktayız.

Bugün, kolektif Batı'ya dahil olan tüm devletler, belki Türkiye hariç ve çok sınırlı bir biçimde Macaristan hariç, açıkça kendilerinin en temel ulusal çıkarlarına aykırı hareket ediyor.

Türkiye bir istisnadır. Türkiye'nin Yarısı Batı'ya, yarısı da gezegenin çevre periferi bölgesine aittir. Elbette Türkiye hiçbir şekilde anti-emperyalist bir güç değildir, yine de bu ülke önemli ölçüde bağımsızlığa sahiptir ve bu bağımsızlığı Batı emperyalizminin safları içinde, kendisini Batının tüm politikalarıyla özdeşleşmeden kendisi için Batı içinde ayrıcalıklı bir statü elde etmek için kullanmaktadır.

Hiper-emperyalizmin yükselişi

Hiper-emperyalizmin yükselişi, büyük uluslararası mali sermayenin tüm demokratik kurumlar üzerinde kontrol sahibi olmasına ve bu demokratik kurumları ulusal ve demokratik özlerinden sıyırmasına ve Batılı ulus-devletleri sadece birer piyona indirgenmesine yol açıyor. Başlıca kapitalist ülkelerde hâlâ burjuva demokrasisi türüne ait bir kalıntı var ama giderek içi boşalıyor.

Sosyalizmin Önü Nasıl Açılır

Sosyalizmin yirminci yüzyılda yaşadığı çarpıklıklar ve yenilgilerinden sonra sosyalizme giden yolun nasıl yeniden açılabileceği kesinlikle çözülmemiş bir sorudur. Sosyalizme giden yolun önünün açılabilmesi için, hızla gelişen totaliter Batı kapitalizminin daha da güçlenmesinin engellenmesi ve Batı kapitalizminin çağdaş teknolojik güçlerin işbirliği olanakları sayesinde güçlenmesinin önünün kesilmesi… bu ikisi hayati bir önem taşımaktadır. 

Hiper emperyalizm teorisi için bakınız   https://sosyalistbirlik.com/gunumuzun-hiper-emperyalizm-caginin-analizi/

Batı kapitalizminin önü kesiliyor: Çin, Rusya ve tüm dünyada toplumsal direniş

Bu da bugün Yugoslavya ve Ortadoğu halklarının direnişi sayesinde, Avrupa ve Latin Amerika'daki toplumsal mücadeleler sayesinde, Rusya'nın dünya siyasetine geri dönüşü sayesinde, Çin'in muhteşem ekonomik yükselişi sayesinde mümkün hale gelmiştir.

Bu nedenle tüm devrimci Marksistler, nerede yaşıyor olursa olsunlar, kıtamızın güneyinden, doğusundan ya da batısından, Batılı emperyalist müdahalelere kararlılıkla karşı çıkmalı ve Batı emperyalizminin bu müdahalelerde kullandığı insani ve 'demokratik' bahanelere aldanmamalıdır.

Bu batılı Müdahalelerinin hiçbiri demokrasi getirmemiş, hepsi de müdahale edilen ülkelerde toplumsal ve ulusal felaketlere yol açmıştır. Bugün solun her bilinçli militanının ilk görevi emperyalist savaşlara ve yaptırımlara karşı çıkmaktır.

KOŞULSUZ DESTEK VEREMEYİZ

Bu kesinlikle Sırbistan ya da Afganistan, Irak ya da İran, Rusya ya da Çin gibi emperyalizm tarafından her seferinde saldırıya uğrayan rejimlere koşulsuz destek vermek anlamına gelmemektedir.

Aksine bu, Batı'nın gezegen üzerindeki tam hakimiyetinin insan uygarlığı için ve insan türünün hayatta kalması için ne anlama geldiğinin anlaşılması anlamına gelmektedir.

YENİ VE DEMOKRATİK BİR DÜNYA OLUŞUYOR

Bugün BRICS'in ortaya çıkışı, çok kutuplu bir dünyaya doğru atılan adımlar, doların rolünün zayıflaması yeni ve demokratik bir dünya düzeninin önünü açıyor. Bunlar büyük, tarihi adımlardır.

Fakat bunlar yeni bir dünya düzeni için yeterli koşullar değil, sadece gerekli koşullardır.

Geliştirdiğimiz üretici güçler ve teknolojiler bugün insanlık için büyük tehdit

Sorunumuz Batı dünyasını alt ederek yerine yenisini koymak değil, tüm insanlığı, geliştirdiğimiz üretici güçler ve teknolojiler nedeniyle insanlık tarihinde ilk kez ortaya çıkan ve kontrol altına alınmadığı takdirde çok yakında insanlığın hayatta ayakta kalmasını tehlikeye atacak olan muazzam tehditlerle yüzleşebilecek yeni bir uygarlığa doğru taşımak olmalıdır.

Batı, insanlığın yükselen çoğunluğunu alt edecek araçlara sahip değildir. (Ç.N Yazar burada Küresel Güney'de yaşayan halklar ve ülkeleri kastediyor)

BATIDAN GELEN SAVAŞ TEHDİDİ  

Fakat Batılı güçler küresel hakimiyetini kaybetmemek için, Rusya ve Çin'e karşı izledikleri maceracı politikalarının doğasında var olan bir tehlike olan kitle imha araçlarıyla insanlığı havaya uçurabilecek politikalar izleyebilirler.

İKLİM KRİZİ KESİN BİR TEHDİT

Bu savaş senaryosu gerçekleşmese bile, iklim krizi hızla gelişiyor ve ne Batı ne de yeni yükselen küresel güçler (Ç.N  Çin, Hindistan Brezilya ve diğerlerini kastediyor) , nükleer çatışma tehlikesini bile daha geride bırakan, varoluş tarihimiz boyunca insanlığa yönelik en ciddi tehdidi— iklim krizini–ele almak için harekete geçmiyor. Çünkü nükleer savaş olabilir de olmayabilir de. Fakat İklim Değişikliği tehdidi bir olasılık değil, kesin olarak geliyor ve insanların bu tehdidin gerçekleşmesi sonucunda ayakta kalamayacak. İnsanlar durdurmak zorundalar ama bunu durdurmak için başka bir toplumsal sisteme ve başka bir uygarlığa ihtiyaç var.

Kuzey ile Güney, Doğu ile Batı Arasındaki Çatışmalar Büyük Tehdit

Yani, bir Dünya Savaşı felaketinden kaçınabilsek bile, Kuzey ile Güney, Doğu ile Batı arasında uzun süren pat durumu ve çatışmalar nedeniyle kendimizi bir yıkım ortamında bulma riskiyle karşı karşıyayız.

Ya sosyalizm ya insanlığın yok oluşu!

Rosa Luxemburg bir asır önce 'Ya sosyalizm ya barbarlık' arasında bir seçim yapmamız gerektiğini söylemişti, bugünkü ikilem ise şudur: "sosyalizm ya da yok oluş." İklim değişikliğine karşı mücadelemizle aslında sosyalizm için savaşıyoruz. Ve sosyalizm mücadelemizle gezegeni kurtarmak için savaşıyoruz.

Yeni bir Enternasyonal ve Yeni bir Enternasyonalizm

İnsanlığın karşı karşıya olduğu büyük sorunların hiçbiri şu anda ulusal veya bölgesel düzeyde ele alınamaz. Yeni bir Enternasyonal'e şiddetle ihtiyaç duymamızın nedenlerinden biri de budur.

Kapitalizmin doğasında Emperyalizm Vardır

Yukarıda bahsettiğim büyük sorunlar ve benzeri diğer meseleler yalnızca hakim konumda olan Batılı güçlere karşı olan devletlerin eylemleriyle çözülemez, bu arada bu devletler çoğunlukla muhafazakârdır ve tek amaçları Batı'nın kendilerini rahat bırakması ve kendi işlerine karışmamasıdır, fakat bu imkânsız çünkü Emperyalizm Kapitalizmin doğasıdır. (Ç.N,  "Kapitalizmin doğasında Emperyalizm" Vardır,  bu görüş Samir Amin ve arkadaşlarının en özgün görüşlerinden biridir)  

Batı Karşıtı ülkeler Muhafazakar ve Bencil

Her halükarda, insanlığın karşı karşıya olduğu büyük zorlukların üstesinden gelmek için sadece devletlere güvenmek yeterli değildir, gezegenin hem kuzeyinde hem de güneyinde yaşayan geniş halk kitlelerinin bilinçli seferberliğine ihtiyacımız var.  Ayrıca Batılı halk sınıfları ile Güney'in ezilen ülkeleri arasında bir ittifaka ve tüm dünyada halkların seferberliğine ihtiyacımız var.

Böyle bir ittifak, ulusal, bölgesel ve küresel olarak planlanmış bir ekonomi ve demokratik olarak kontrol edilen ve yönetilen bir ekonomi doğrultusunda ilerlemek ve sosyo-ekonomik, jeopolitik ve ekolojik sorunların üçünün eş zamanlı olarak ele alınması anlamına gelmektedir. Stratejik hedefimiz bu olmalıdır.

Sosyo-ekonomik, jeopolitik ve ekolojik sorunlar birlikte ele alınmalı

 Günümüzde ekolojik sorunlarla ilgilenip toplumsal sorunlarla ilgilenmemek, toplumsal sorunlarla ilgilenip jeopolitik sorunlarla ilgilenmemek, jeopolitik sorunlarla ilgilenip toplumsal sorunlarla ilgilenmemek mümkün değildir.

5. Enternasyonal Programı

Çeşitli nedenlerle, dünyanın tüm bölgelerini yeni bir sosyalist proje temelinde birleştirmek için 5. Enternasyonale ihtiyacımız var. (ÇN. Bu görüşü ilk kez Venezuellalı sosyalist lider Chavez ortaya atmıştı ve Amerika kıtasında büyük destek gördü).  Böyle bir birlik olmadan dünya savaşı kaçınılmaz hale gelecektir.

Ayrıca kapitalizme, emperyalizme, totalitarizme, iklim değişikliğine ve doğanın tahribatına karşı mücadeleleri birleştirmemiz ve bu mücadeleleri koordine etmemiz gerekiyor. Örneğin, farklı ülkelerin farklı konumlarını dikkate almadan fosil yakıtların kullanımını azaltmayı başaramayız.. Vesaire, vesaire. Bugün ilerleme ve planlama eşanlamlı hale gelmiştir.

Üretici güçlerin mülkiyet biçimleri çeşitlendirilmeli

Yirminci yüzyıl deneyimlerinin ışığında bakarsak, kendimizi üretici güçlerin devlet mülkiyetinde olması yoluyla sınırlayamayız; üretici güçleri toplumsal mülkiyet ve toplumsal kontrol altına alma yolunu aramalı ve bu amaçla özyönetim yöntemlerini yaygın olarak kullanma arayışına girmeliyiz.

Beşinci Enternasyonal'in geçiş programı

Sosyalizm devlet mülkiyeti anlamına gelmez, sosyalizm iktidarın halk tarafından her düzeyde kullanılması anlamına gelir. Bu aynı zamanda üretici güçlerin sürekli olarak geliştirilmesi arayışını da yeniden düşünmemiz gerektiği anlamına gelmektedir.

İnşa etmemiz gereken Beşinci Enternasyonal'in alternatif geçiş programının ne olması gerektiğine dair bazı fikirlerimi okumanız için, sizi bazı ilk soruları soran yazıma yönlendiriyorum.  Bu yazının linki şöyle:  https://www.defenddemocracy.press/geopolitics-war-climate-and-economy-the-need-for-a-global-alternative-economic-and-social-paradigm/

(*) Bu metin 22 Eylül 2023 tarihinde Brezilya'da Rio de Janeiro Federal Üniversitesi'nde düzenlenen Dünya Sistemi konulu bir sempozyumda sunulmuştur.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir