IŞID Terör Örgütü Neden ve Nasıl Ortaya Çıktı ?

ABD ve Batılı Güçlerin Rolü

IŞID Terör Örgütü Yeniden Toparlanmaya Çalışıyor

IŞID Terör Örgütü'nün Beş Özgün Niteliği

Elias Calligaris

AKEL-Emekçi Halkın İlerici Partisi –Kıbrıs

Eylül  2022

İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden "11 Eylül" olayının meydana gelmesine kadar, dünyadaki çatışmalar esas olarak başlıca büyük güçler ve iki kutuplu uluslararası kamplaşma biçiminde yoğunlaşmıştır.

"11 Eylül" olayından on yıl önce Soğuk Savaş sona ermişt, Sovyet bloğu dağıldı ve geçmiş yılların eski çekişmeleri ortadan kalkmıştı. Bu koşullarda Batılı güçler ve NATO, yeni güvenlik tehditleri tanımlamaya ve imal etmeye başladılar.

Bu dönemde dünya liberal teorisyenlerin tarif ettiği kadar güzel değildi. Dünya "tarihin sonu"nun gelişini ve uygarlıklar arası bütünleşme çağına girmedi. Bunun yerine, bir kaos ve yeniden şekillenme dönemine girmeye başladı.

 Egemen devletler arasındaki çatışmalardan soykırıma ve köktenciliğe kadar, bir zamanlar Soğuk Savaş tarafından bastırılmış olan çeşitli güçler su yüzüne çıkmıştı. Bu dönemde ABD hala Soğuk Savaş zihniyetine sahipti ve yeni düşmanlar bulma konusunda takıntılıydı. 1991'deki Irak Savaşı'ndan 1990'ların sonundaki Kosova Savaşı'na kadar ABD ve NATO parlak zaferler elde etti. Ancak 1990'ların başında ABD Somali'deki iç çatışmayı, Ruanda'daki soykırımı ve Balkanlar'daki etnik kan davasını eline yüzüne bulaştırdı.

Bu da ABD ve Batı'nın bu yeni döneme başarılı bir şekilde adapte olamadığını göstermektedir. Bu kaotik dönemde daha tehlikeli bir düşman gelişti: uluslararası terörizm.

Uluslararası terörizmin doğuşu

Soğuk Savaş'ın ataleti içinde kalan dünya, terörizmi çözmek için eline geçen fırsatı kaçırdı. 11 Eylül 2001'de Amerika Birleşik Devletleri, terörizm konusundaki kafa karışıklığı ve cehaletinin ortasında modern tarihin en trajik terör saldırısına maruz kaldı. Terörizm aniden Batı ve dünya için birincil güvenlik tehdidi haline geldi. Böylece dünya pasif bir şekilde terörizm ve terörizmle savaş arasında bir iç içe geçme ve mücadele dönemine girdi.

IŞID, "İslam Devleti" Beş Başlıca Özelliği ile Hızla Büyüdü

11 Eylül olayından iki ay sonra ABD, Afganistan'daki Taliban rejimini devirdi ve terörizmi tamamen ortadan kaldırmak için askeri araçlar kullanmaya karar verdi. Ancak daha sonra ortaya çıkan gerçekler, savaşın bir terör örgütünü ortadan kaldırabileceğini ve bazı terörist liderleri öldürebileceğini, ancak terörizmin temel nedenlerini ortadan kaldıramayacağını ve terörizm için yeni koşullar yaratabileceğini kanıtladı.

ABD, 11 Eylül olayının üzerinden iki yıl geçmeden Irak Savaşı'nı başlattı ve ardından Irak'ta şiddetli mezhep çatışmaları ve ciddi bir anarşi ortaya çıktı. Irak Kürtleri bu durumdan yararlanarak ABD ve Batılı güçlerle ittifak yoluyla ulusal bağımsızlık elde etme çabasına girdiler.

Bir zamanlar Saddam'ın demir yumruğu altında sakin ve sessiz durumda olan Irak, birdenbire kaynayan bir düdüklü tencereye dönüştü. Etnik-milli, mezhepsel ve toplumsal çatışmalar çok yönlü bir şekilde patlak verdi. Buna bir de jeopolitiğin ateşi eklenince ortaya tam anlamıyla bir terör kazanı çıktı.

"11 Eylül" olayının onuncu yıldönümünde, Suriye'de neredeyse tüm büyük ülkelerin müdahil olduğu daha karmaşık bir iç kavga patlak verdi.

Eğer Irak savaşı bir düdüklü tencereye benzetilirse, Suriye savaşı da Yüce Tanrı'nın simya fırınına benzetilebilir. Kaos ve endişe çağında, ortaya çıkan bir terör canavarı – aşırılık yanlısı IŞID "İslam Devleti" örgütü dünyayı kasıp kavurmaya ve şok etmeye başladı. .

"İslam Devleti" terörizminin temel özellikleri nelerdir? IŞID Nasıl yükselişe geçti?

"11 Eylül "den sonra ABD, "El Kaide" örgütünün lider kadrosunun %75'ini ortadan kaldırdı, ancak uluslararası durumun çalkantılı olması "El Kaide" örgütünün ayakta kalan bölümünün gelişmesi ve yayılması için gerekli koşulları da sağladı. "İslam Devleti "nin ilk başlangıcı, 2003 yılında ortaya çıkan "El Kaide "nin Irak'taki koludur. "İslam Devleti "nin asıl yükselişi Obama'nın Irak'tan askerlerini çektiği 2011 yılında başladı ve Irak'taki "İslam Devleti" artarak güçlendi. Aynı yıl Suriye iç savaşı patlak verdi ve ülke kaos ortamına girdi.

IŞID Kuzey Irak ve Suriye'deki birçok şehirleri ele geçirdi. Nisan 2013'te "Irak Şam İslam Devleti "nin kurulduğunu ve başkentinin Suriye'nin kuzeyindeki Rakka kenti olduğunu ilan etti. 2014 yılında örgütün gücü zirveye ulaştı.

Lider Bağdadi 28 Haziran'da kendisini halife ilan etti ve yönetiminin adını "İslam Devleti" olarak değiştirerek tüm İslam dünyası üzerinde yönetme hakkı iddia etti.

"İslam Devleti "nin özellikleri tek bir cümleyle özetlenebilir: acımasız, iyi savaşan, imge yaratmaya odaklanan, zengin maddi kaynaklara sahip olan ve "uluslararası" çalışmayı merkeze alan…..

Bu özellikler onu birçok terör örgütünden ayırmaktadır.

Acımasız araçlar kullanır: Hepimizin bildiği gibi, terör örgütleri eylemleri ile sansasyonel etkiler yaratma peşindedir.

Saldırırken silah kullanabilecekken bıçak kullanmazlar, bomba kullanabilecekken tüfek kullanmazlar. Ancak "İslam Devleti" daha da ileri gitti ve terör yöntemleri alışılmadık bir düzeye ulaştı. Özellikle kafa kesme, yakma, intihar saldırıları, toplu katliamlar, kısacası her şeyi dehşet yaratacak her şeyi yaptılar. Özellikle IŞID rehinelere vahşice davranıp öldürdü ve videoları tüm dünyaya yayınlandı.

 Fransa, İngiltere, Japonya, Mısır ve daha birçok ülkenin vatandaşları kafaları kesilerek öldürüldü. Çünkü "İslam Devleti "nin terör saldırıları hedef gözetmiyor, mezhep, hatta dost-düşman ayrımı yapmıyordu. El Kaide bile onu çok acımasız buluyor ve onunla arasına net bir çizgi çekmek istiyordu.

Güçlü savaş yeteneği: Genelde terör örgütleri altı ya da yedi kişiden ve üç ila beş silahtan oluşur, ancak "İslam Devleti" dünyanın her yerinden gelen üyeleriyle hızla büyük bir silahlı güce ulaşmıştır. Savaşçıları dünyanın dört bir yanındaki savaşlarda eğitilmişlerdir ve hem terörist saldırılar hem de gerilla savaşı yürütebilirler ve düzenli savaşlara katılabilirler. "İslam Devleti "nin savaştaki özgün sırrı intihar saldırılarıdır.

Önce kendi kendini imha eden zırhlı araçlar gönderip peş peşe intihar saldırıları düzenliyor ve ardından daha büyük askeri birlikler onları takip eder.

İmaj yapmaya dikkat eder: Genelde terör örgütleri propagandada donuk ve saldırgandır, fakat "İslam Devleti" imaj yaratmaya büyük önem vermekte, çeşitli insan unsurlarını terör konseptleriyle birleştirmekte, üniformalarını, bayraklarını ve sembollerini profesyonellere tasarlatmaktadır. Bu tutumları Nazi Almanya'sının gençleri cezbetmek için modayı ve havalılığı kullanmasına çok benzemektedir. Bilgi çağına uyum sağlamışlardır ve Facebook, Twitter ve YouTube gibi sosyal medyayı iyi kullanırlar. Müzik ve tanıtım videoları iyi üretilmiştir ve etkisi Hollywood gişe rekorları kıran filmlerle karşılaştırılabilecek ölçüde güçlüdür.

En zengin terör örgütü: genelde terör örgütleri birçok mali yaptırımlarla karşı karşıyadır ve yoksulluk içindedirler, ancak "İslam Devleti" istikrarlı mali kaynaklara sahiptir ve her yıl yasadışı işlemlerden milyarlarca dolar kazanmaktadır. IŞID diğer terör örgütleri arasında en zengini denilebilir.

"Uluslararasılaşma": "İslam Devleti" dünyanın dört bir yanındaki aşırılık yanlıları arasında yankı bulmakta başarılıdır. Çeşitli ülkelerdeki aşırılık yanlıları "İslam Devleti" adına bağlılıklarını ilan etmekte ve tek başına bile terör saldırıları düzenleyebilmektedir.Bu, birçok yabancı ülkede sıfır maliyetle terör saldırısı düzenlemek anlamına geliyor.

Son olarak, "İslam Devleti" olgusunun temel nedeni, İslam dünyasında onlarca yıldır süren savaşların neden olduğu genel açmaz ve endişedir. Irak'taki savaş ve iç bölünme ve kaos "İslam Devleti "nin ilk doğuşu için gerekli koşulları yaratırken, Suriye'deki savaş da "İslam Devleti "nin yükselişi için verimli bir zemin sağlamıştır. Afganistan toprakları IŞID'ın diğer bir hedefiydi.

Sonunda "İslam Devleti", Orta Doğu'da vahşi cinayetler işleyen ve dünya çapında korkunç terör saldırıları gerçekleştiren bir olgu haline geldi ve ünü El Kaide'yi aştı. Ne demişler, bir şeyi yok etmek için önce onu yoldan çıkarmak gerekir.

"İslam Devleti" durdurulamaz gibi görünüyor ama aslında şişirilmiş ve kırılgandır. İslam Devleti'nin en iddialı olduğu dönemde bile uzak görüşlü insanlar onun uzun ömürlü olamayacağını düşünmüşlerdir.

"El Kaide", aşırılıkçı fikirlerin ve terörizmin ihracına odaklanmıştı. Buna karşılık "İslam Devleti" daha çok toprak, nüfus ve para ve zenginlik gibi dünyevi çıkarlara değer veren amatör bir uluslararası terör örgütüne benzemektedir.

"İslam Devleti "nin ana enerjisi her zaman toprak için mücadeleye odaklanmıştır ve terörizm ihracı konusunda da gönülsüzdür. Saldırılarının hedeflerine bakılırsa, bunlar çoğunlukla IŞID'ın "devlet kurmasını" engelleyen ülkelerdir. Saldırı araçlarına bakılırsa, çoğunlukla çeşitli ülkelerdeki aşırılık yanlıları tarafından gerçekleştiriliyor. Örgütlenme biçimi açısından, gizli çalışan diğer terör örgütlerinin aksine, "İslam Devleti" açık çalışan bir örgütsel yapıya sahiptir.

Terörizmin ortadan kaldırılmasının kolay olmamasının başlıca nedeni küçük ölçekli, gizemli gizli bir hava yaratmaları, dağınık, hareketli olmaları ve dünyevi özlem ve çıkarları önemsiz görmeleridir.  Oysa "İslam Devleti" büyük, gürültülü, toplu ve dünyevi çıkarlar peşinde koşan bir örgüttür.  "İslam Devleti" daha çok bir derme çatma, bir terör örgütü olarak yeterince profesyonel değil ve askeri bir örgüt olarak yeterince güçlü değildir.

Yukarıdaki özellikler "İslam Devleti "nin aniden yükselip ardından yine aniden düşebileceğini belirlemektedir.

Suriye'deki savaş İslam Devleti'nin yükselişine ve çöküşüne nasıl yol açtı?

 "İslam Devleti" kutsal ülke propagandası ile Suriye'ye kafayı takmış durumdaydı. Suriye hem "İslam Devleti "nin yükseldiği hem de "İslam Devleti "nin gömüldüğü yerdir. Suriye'deki iç savaşın gelişim süreci "İslam Devleti "nin iniş ve çıkışlarını belirlemiştir.

2011'de patlak veren Suriye vekaletli iç savaş, günümüz uluslararası toplumu için en acı ders oldu.

 Çeşitli uluslararası güçler Suriye konusunda ciddi siyasi farklılıklara ve birbiriyle çatışan askeri eylemlere sahipti. Suriye'deki durum, düzinelerce gücün birbiriyle rekabet ettiği ve karmaşık siyasi çıkarların söz konusu olduğu bir çete savaşına benzetilebilir.

Uzun süredir devam eden Suriye sorununun temel nedeni budur. Suriye savaşının ilk altı yılında "renkli devrim", topyekûn iç savaşlar ve vekâlet savaşları sırayla yaşanmıştır. Tüm taraflar aralarında kavgalarıyla meşguldü ve terörizmle mücadele edecek zamanları yoktu. İşte, "İslam Devleti" yükselmek için bu fırsatı değerlendirdi. İç savaşın başında Avrupa ve ABD'nin öncelikli hedefi Suriye hükümetini devirmekti. Ancak "İslam Devleti "nin yükselişiyle birlikte terör saldırıları Avrupa'nın içlerine kadar nüfuz etmeye başladı ve Avrupa kıtasına bir mülteci dalgası aktı. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri Suriye politikalarını değiştirmeye başladılar ve öncelikli hedefleri "İslam Devleti "ni ortadan kaldırmak oldu.

IŞID'ın Büyük Saldırıları

20 Ocak 2022 Haseke, Suriye:  IŞİD, Ghuwaryan cezaevine saldırarak hapishane ve çevresindeki mahalleleri bir hafta boyunca kuşattı ve 100'den fazla gardiyan ile 400 IŞİD tutuklusunu öldürdü.

19 Temmuz 2021, Bağdat, Irak:  IŞİD Kurban Bayramı arifesinde kalabalık bir pazar yerinde gerçekleştirdiği intihar saldırısında en az 35 kişiyi öldürdü ve 60'tan fazla kişiyi yaraladı.

16 Ocak 2019 Menbiç, Suriye:  IŞİD bir restoranın önünde gerçekleştirdiği intihar saldırısında dördü Amerikalı olmak üzere 15 kişiyi öldürdü.

3 Temmuz 2016 Bağdat, Irak:  IŞİD 200'den fazla kişinin ölümüne yol açan bir bombalı intihar saldırısı gerçekleştirdi.

26 Haziran 2015 Kobane, Suriye: IŞİD militanları Kürtlerin yoğun yaşadığı Kobane ilçesine saldırarak ve kuşatarak en az 145 sivili öldürdü. Kürt direniş güçleri kahramanca direnerek kenti savundu ve IŞID'a önemli br darbe vurdular.

Mayıs 2015 Ramadi, Irak: IŞİD savaşçıları Irak'ın batısındaki en büyük kent olan Ramadi'nin kontrolünü ele geçirerek Aralık 2015'e kadar elinde tuttu.

 Yıllar süren tartışmaların ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nihayet Aralık 2015'te 2254 sayılı kararı kabul ederek Suriye meselesine siyasi bir çözüm bulunmasının temelini attı.

2016'dan bu yana ABD, Avrupa, Rusya, Türkiye ve diğer ilgili taraflar Suriye'ye ilişkin politikalarını birbiri ardına yeniden düzenlediler ve uluslararası bir terörle mücadele ittifakı oluşmaya başladı.

Terörizme karşı mücadele Öne Çıkıyor

31 Aralık 2016, 2254 sayılı kararda ateşkes öngörülmüştü. Bunun ardından ve Rusya'nın katkısıyla Suriye savaş alanında tüm tarafların toprak mücadelesi aniden durdu. Suriye savaşının ana konusu nihayet terörizme karşı mücadeleye kaymıştı.  Birkaç yıldır kibirli davranan ve kamuoyunun yoğun eleştirilerine hedef olan "İslam Devleti" kısa zamanda çöktü ve yok oldu. Şimdi tutuklu IŞID militanları ABD'nin Suriye'deki müttefiki Kürt askeri örgütünün kontrol ettiği hapishanede bulunuyor. ABD ise şimdi Suriye'deki varlığını IŞID tehdidi ile gerekçelendirmeye çalışıyor. Oysa bugünlerde IŞID faaliyetlerini Irak ve Afrika'ya kaydırmış bulunuyor.

IŞID faaliyetlerini Irak ve Afrika'ya kaydırdı

"İslam Devleti "nin iniş ve çıkışları, terörizmin genellikle derin toplumsal huzursuzluk ve uluslararası anlaşmazlıklar içinde yükseldiğini ve sonunda toplumsal uzlaşı ve uluslararası işbirliği karşısında öldüğünü tam olarak göstermektedir. 11 Eylül'den bu yana geçen yirmi yılda, insan toplumu ağır bedeller ödemiş ve uluslararası terörizmin hızı bir nebze olsun kesilmiştir.

Ancak terörizm hiçbir zaman ortadan kalkmamıştır. Sadece geçici olarak uykudadırlar, güç biriktirmekte ve harekete geçmek için fırsat kollamaktadırlar.

IŞID  Artıkları Yeniden Toparlanıyor mu ?

2020 yılında IŞID "İslam Devleti" tarafından gerçekleştirilen saldırıların sayısı 2019'a kıyasla önemli ölçüde arttı, yani belirgin toparlanma işaretleri var. Bunlar arasında Diyala, Kerkük, Anbar, Selahaddin ve diğer vilayetlerde olmak üzere Irak'ta 1.422 terör saldırısı; Deyrizor, Rakka, Haseke ve diğer vilayetlerde olmak üzere Suriye'de 593 terör saldırısı yer almaktadır.

2023'ün ilk çeyreğinde İslam Devleti tarafından gerçekleştirilen terör saldırılarının çoğu Suriye'nin Deyrizor ve Irak'ın Diyala vilayetlerinde yoğunlaşmıştır.

Birleşmiş Milletler raporu ayrıca geçtiğimiz yıl içerisinde IŞID "İslam Devleti "nin açıkça yeniden inşa edilmeye ve "yükselmeye" başladığını ve eylem kapasitesinin genişlediğini göstermektedir. Birleşmiş Milletler raporu şöyle diyor: İslam Devleti adlı aşırılıkçı örgütün üyelerinin yaklaşık üçte ikisi reşit değildir, küçük yaştakilerden oluşuyor. IŞID'in Suriye ve Irak'ta halen 5.000 ila 7.000 üyesi bulunmaktadır ve bunların 6.700'den fazlası 60'tan fazla farklı ülkeden gelen gençlerden oluşmaktadır.

IŞID "İslam Devleti" aynı zamanda Afganistan'ın ulusal güvenliği için de bir tehdit oluşturmaktadır. Örgüt şu anda sadece 100 milyon dolarlık bir terör fonunu kontrol etmekle kalmıyor, aynı zamanda Irak ve Suriye'de dağınık parçalara ayrılmış ve yeraltına çekilmiş 10.000'den fazla üyeye sahip.   Raporlara göre şu anda Afganistan'da tahminen 4.000 ila 6.000 "İslam Devleti" militanı ve bunların aileleri bulunmaktadır.

İran'ın güneydoğusunda, başkent Tahran'a 500 kilometre uzaklıktaki tarihi Kerman kentinde 3 Ocak 2024 günü iki patlama meydana geldi. Ardından 4 Ocak'ta IŞİD, İran'ın Kerman şehrinde Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin ABD güçleri tarafından öldürülmesinin yıldönümünde düzenlenen anma törenlerini hedef alan iki bombalamanın sorumluluğunu üstlendi.

Ayın 5'inde Kerman kentinde patlamanın kurbanları için toplu bir cenaze töreni düzenlendi. 6 Ocak itibariyle iki patlamada 92 kişi hayatını kaybetti ve çoğu halen hastanelerde tedavi gören 280'den fazla kişi yaralandı.

Kurbanlar arasında çok sayıda Afgan da vardı. IŞID "İslam Devleti" kendi Telegram kanalında patlamanın sorumluluğunu üstlendi. Aşırılıkçı grup saldırıyı "Çifte Şehitlik Operasyonu" olarak adlandırdı ve iki teröristin Süleymani'nin mezarındaki bir anma törenine nasıl yaklaştığını ve patlayıcı yeleklerini "ikiyüzlü liderin mezarının yakınında" nasıl ateşlediğini anlattı.

Saldırı Süleymani'yi hedef alıyordu çünkü o yıl Iran'lı general Süleymani liderliğindeki Kudüs Gücü Irak ve Suriye'de sık sık faaliyet gösteren "İslam Devleti "nin en güçlü ve en doğrudan düşmanlarından biriydi.

"Tabii ki İran'ın bunun gerçekten IŞID İslam Devleti tarafından yapıldığını teyit etmesi gerekiyor."  "İslam Devleti" saldırıyı gerçekleştiren kolunu açıklamamış olsa da analistler saldırının Afganistan'daki kolu olan "Horasan İslam Devleti" tarafından gerçekleştirildiğini düşünüyor.

Irak kaynakları, IŞİD'in Irak'ta yeniden canlandığı konusunda uyarıda bulunuyor

IŞID'ın canlanması İsrail'in Gazze'ye askeri saldırısının neden olduğu genişleyen bölgesel istikrarsızlıkla çok net bir şekilde örtüşüyor. istihbarat raporlarına göre IŞİD, en parlak döneminde Irak'ta 35.000'den fazla savaşçıdan oluşuyordu; bunların 25.000'i öldürüldü, 10.000'den fazlası ise basitçe "yer altına indi ve dağınık ademi-merkeziyetçi yapısını daha da güçlendirdi."

" 2019 yılında Halife Ebubekir El Bağdadi'nin ölümünün ardından Abdullah Kardaş'ın IŞİD'in lideri olarak atanmasının ardından yeni Halife, örgütü yeniden yapılandırmaya başladı ve yandaşlarına Irak'a dönme emri verdi.  Örgüt, Suriye ile olan uzun sınırdan, güvenlik karışıklıklarından ve sınırın her iki tarafındaki güç çeşitliliğinden yararlanarak yeniden Irak topraklarına sızmaya çalıştı". "Uluslararası toplumun Gazze ve Rusya-Ukrayna savaşlarıyla meşgul olması, IŞİD'e iç ve dış lojistik destek almaya devam ederken saflarını yeniden düzenleme fırsatı verdi". "Bundan önce, 5 Ekim 2023'te IŞİD, Suriye'nin Humus kentindeki Harp Okulu'nda düzenlenen subay mezuniyet törenine drone saldırısı düzenleyerek yaklaşık 100 kişiyi öldürmüştü. Bu saldırılar ve Irak, Suriye, İran, Pakistan, Afganistan ve Afrika'daki diğer saldırılar, IŞİD örgütünün yeniden toparlanmasının kanıtları….

Bazı uzmanlar ABD'nin IŞID'ın eylemlerinden yararlanmaya çalıştığını savunuyorlar. Bunlara göre  Amerikalılar ile dünyanın önde gelen bu terör örgütü arasındaki paralel çıkarlar artık göz ardı edilemez: Hedefleri tek ve aynı ve IŞİD, tam da Washington'un Batı Asya'daki hakimiyetini kaybetmeye başladığı şu anda yeniden mücadeleye giriyor.

Suriye'de Terör Eylemleri Devam Ediyor

Suriye hala kaos ve savaş halinde. Hükümet güçleri tüm ülkeye hakim değil.  Yerel ayrılıkçı savaş ağaları hala hükümet güçleriyle savaşıyor. Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye hala Suriye topraklarını işgal ediyor. İsrail de zaman zaman sınır ötesi saldırılar düzenliyor. Suriye toprakları birçok yerde kara mayınlarıyla dolu. Ancak hükümet güçleri tarafından kontrol edilen bölgelerde, hükümet karşıtı militan güçlerin sürpriz saldırıları olmadığı sürece güvenlik oldukça iyi. Buna karşın Suriye'de insanlar pazar, cami, okul gibi trafiğin yoğun olduğu yerlere gitmekten kaçınıyor.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir