Çağın Gerçeklerine Gözünü Kapayan, Eski Dünyadan Gelen Bir Ses: HDP ve 6 Sosyalist Parti'nin Ukrayna Açıklaması

Selma Özkan

HDP ve 6 Sosyalist Parti Ukrayna Üzerine Açıklama Yayınladı: AKP'yi Uyarıyoruz, Türkiye Çatışmanın Taraf Olmamalı

HDP ile birlikte ortak bir bildiriye imza atan sosyalist partiler, Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), "Savaşa Karşı Barış, Hemen Şimdi ve Her Yerde" başlıklı ortak bir açıklama yayınladı. Açıklama Türkiye'yi çatışmanın tarafı olmamaya çağırıyor, fakat Türkiye açıkça Batı kampında olduğunu ilan ediyor.

Türkiye'nin özellikle büyük medya organları açıkça Batı yanlısı tek yanlı propagandaya katılıyor, NATO ve Avrupa ülkelerinin daha da aktif bir şekilde Ukrayna'nın yanında olması gerektiğini savunuyor. Batının Ukrayna'yı ateşe attığını fakat yalnız bıraktığını haykırıyor. Hükümet ve muhalefet içinde bu krizi kendi politik çıkarları için fırsat olarak gören görüşler hakim konumda.

3. Dünya Savaşı İhtimali Var: Ne NATO Ne Rusya

Bildiride dikkat çeken görüşler şöyle: Türkiye, 3. Dünya savaşının ateşini fitilleme ihtimali olan bir kamplaşmanın ve çatışmanın tarafı olmamalıdır. Dış politikasında uzunca bir dönemdir küresel ve bölgesel güçlerle işbirliği halinde saldırgan ve komşu halklarla sürekli çatışma pozisyonunda olan AKP iktidarını uyarıyoruz. Türkiye ne NATO'nun ne de Rusya'nın savaş blokuna dahil edilemez. Barış isteyen halklar da buna geçit vermeyecektir.

Ne NATO ne Rusya, Tarafımız Barış

Rusya ve ABD öncülüğündeki NATO'nun halkların iradesini yok sayan yayılmacı politikalarının tarafı değiliz. Halklar, bu iki odaktan birine taraf olmak zorunda değildir. Haksız savaşları ve savaşa güç toplama çağrılarını reddediyoruz. Tarafımız barıştır, tarafımız bütün dünyada savaşa karşı ayağa kalkan halklarla aynıdır.

Bildiride Dikkat Çeken Popülist Bir Kavram: "Halkların Kendi Kaderini Tayin Hakkı" ve "Komşu Halklar"

Donetsk, Lugansk ve Ukrayna'da siviller hayatını kaybediyor, halklar yerinden yurdundan edilerek kitlesel göçe maruz kalıyor. Bütün savaş ve işgal güçleri bölgeden çekilmeli, halklara kendi kaderini tayin hakkı tanınmalıdır. Savaş, eşitlik ve insanca bir yaşam için mücadele eden emekçinin düşmanıdır. Savaşların en büyük kaybedeni emekçiler, yoksullar, kadınlar ve gençlerdir. Ülkemizin bütün halkları, işçi ve emekçileri savaşa, militarizme ve şovenizme karşı birleşmelidir. Savaş aynı zamanda demokrasinin düşmanıdır. Bildiride Türkiye hükümetine çağrı yapılırken, bildirinin diğer bölümlerinde ülke kavramının kullanılmasından kaçınıldığı dikkat çekti ve AKP'nin dış politikada komşu halklarla sürekli çatışma halinde olduğu değerlendirmesi yapıldı. Anladığımız kadarıyla, bildiri açıklama sahipleri Leninizm'e yeni bir ilave yapmak ve ezilen ulusların kendi kaderini tayin etme ilkesini aşmak istiyorlar.

Açıklama, bu iideolojik yapısıyla bugün dünya ülkelerinin ezici çoğunluğunun kucakladığı hegemonyacılığa karşı bağımsızlık ve egemenlik taleplerini görmezden geliyor.

Altı Sosyalist Partinin Açıklaması Dünya Sosyalist ve Komünist Partilerinin Konumlanmasına Yabancı

Günümüz dünyasında sosyalist ve komünist partilerin ezici bir çoğunluğu ABD önderliğindeki bazı Batılı ülkelerin özellikle 2015 yılından bu yana soğuk savaş dönemine özgü çatışmacı politikalara yöneldiğini görüyor. Japonya, Kanada ve Britanya ABD'nin bu yeni politikasında baş destekçisi büyük güçler olarak göze çarpıyor. Bu partiler NATO'yu soğuk savaş döneminin çatışma ve militarizmi temsil eden biricik siyasi ve askeri ittifak örgütü olarak değerlendiriyor, ve dünya barışının korunması için bu örgütün dağıtılmasını talep ediyorlar. ABD, Asya-Pasifik bölgesinde Japonya, Avustralya ve Hindistan'ın katıldığı NATO benzeri bir ittifak oluşturmaya çalışıyor. Bu dar ittifak oluşturmaya çalıştığı yeni cepheyi inşa etmek için çeşitli yollarla, kültür ve ideoloji silahlarına başvurarak başta Çin, Rusya, Küba, Venezüella, İran, Belorusya ve Kuzey Kore olmak üzere bu politikalara direnen ülkeleri düşmanlaştırmaya ve tecrit etmeye gerek duyuyor, bu ülkelerde rejim değişikliği için çalışıyor. Kendi ülkelerinde derinleşen demokrasi, insan haklar, ırkçılık, kültürel kutuplaşma ve sağ popülizm sorunlarını görmezden gelerek, dünyayı demokratikleştirme adına belirli ülkeleri otoriterizmle ve insan haklarını ayaklar altına almakla suçluyorlar. ABD'nin insan haklarını nasıl savunduğu Covit salgınında ortaya çıktı, ölü sayısının 1milyona yaklaştığı bu ülkede hayatını kaybedenlerin % 90'ı alt sınıflardan ve renkli ırklara mensup insanlar.   

Altı Sosyalist Partinin Açıklaması Çağın Gerisinde, Eski Dünyadan Gelen Bir Ses 

Amerika'daki son iki seçimin en fazla öne çıkan teması, Rusya ve Çin düşmanlığı üzerine oturdu. Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler Rusya, Çin ve düşmanlığında yarıştılar. ABD dünyada yeni bir siyasi trend olan sağ popülizmin merkezi haline geldi, ABD'ye yakın Doğu Avrupa ülkelerinde her türlü aşırı sağ ve sağ popülist akım dolu dizgin gelişti. (Ukrayna, Polonya, Macaristan, Çekya, Romanya ve diğerleri). Fransa ve Almanya dahi ABD ve İngiltere'nin bu yeni çatışmacı ve cepheleşmeyi kışkırtan dış politika çizgisinden rahatsız ve bocalıyorlar. Dünya işçi sınıfları ve ezilen halkların ileri bölmeleri dünya barışının korunması ve dünyadaki eski hegemonik düzenin değişmesini talep ediyorlar. Aynı zamanda, dünyanın ezici çoğunluğunu oluşturan küçük ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler, kalkınma ve ekolojik çevre sorunlarını çözmek için ABD önderliğindeki ittifak tarafından taraf seçmeye zorlanmalarına karşı çıkıyor, barışın korunmasını ve ülkeler arasında çatışma ve ittifak ilişkilerini değil, işbirliği ilişkilerinin ve çok-kutupluluk trendinin gelişmesini destekliyorlar. Kalkınmalarını teşvik etmek için tüm güçlü ülkelerle işbirliği yapmak ve taraf seçmeye zorlanmak istemiyorlar.

Bu ülkeler dünyada önemli bir barış gücü haline geldiler, ABD önderliğindeki küçük ittifak grubu bu ülkeleri çiğnemeden ve karşılarına almadan bırakınız yeni bir dünya savaşının yolunu döşemeyi, bugünkü çatışmacı çizgiyi dahi uzun bir süre sürdüremezler. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde Rusya'yı kınamak için ABD ve Arnavutluk'un getirdiği karar taslağına karşı çıkan ülkelere baktığımızda dünya sosyalist ve komünist partilerin görüşlerinin kanıtlandığını görüyoruz: karar taslağına Çin, Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri iki toplantıda da karşı çıktılar. Başta Brezilya, Arjantin, Nikaragua, Bolivya olmak üzere birçok Latin Amerika ülkesi tarafsız konum olmayı benimsediler ve tek tarafı bir biçimde Rusya'yı hedef almaya karşı çıktılar. Venezüella ve Nikaragua savaşın asıl sorumlusunun ABD ve NATO'nun Rusya'yı köşeye sıkıştırma politikası olduğunu açıkladılar.

Rusya, Tek Başına Dünya Hakimiyeti ve Hiçbir Bölgede Hakimiyet Peşinde Koşamaz

Bu Güney ülkelerinin büyük çoğunluğu sosyalizm yolundaki ülkeleri doğal işbirliği ortakları olarak görüyor, ve kurdukları örgütlere almaktan çekinmiyor. 1964 yılında kurulan 134 üyeli Bağlantısız ülkeler örgütü kendi adını G77+Çin olarak tescil etmiş durumda, Vietnam, Küba, Laos ve Kuzey Kore, İran ve Venezüella bu grubun önderliğini yapıyor. Bu ülkelerin ezici bir çoğunluğu Çin ve Rusya'nın ABD ve onu izleyen tescilli emperyalistlerin hegemonyacılığını sınırlayacak ve samimi olarak kendi taleplerini destekleyen büyük güçler olarak görüyorlar.

Bugün, Rusya'nın Avrupa'da, Ortadoğu'da veya dünyanın herhangi bir bölgesinde hakimiyet peşinde koştuğunu ileri sürmek, Çin'in bu tür bir hakimiyet peşinde koşan bir strateji izleyen Rusya ile ittifak kuracağını öngörmek hem dünyadaki gerçek olgulara gözünü kapamak hem de dünyadaki yeni trendleri güz ardı etmek anlamına geliyor. Rusya'nın toplam ulusal gücü, mali ve sanayi gücü ve sahip olduğu sınırlı dış ittifaklar ile bunu gerçekleştirmesi olanaksız. Rusya'nın ittifak ilişkisi içinde olduğu ülkelerin sayısı Suriye ve Belorusya dahil sadece birkaç zayıf ülkeden ibarettir. Rusya'nın barışı savunma ve hegemonyacılığa karşı çıkma dışında dünya ülkelerine sunacağı herhangi bir ideolojik-kültürel karizması ve yumuşak gücü bulunmuyor.

Ve birçoklarının gördükleri halde inkar ettiği gerçek, Rusya ile Çin arasında üçüncü ülkeleri hedef alan bir ittifak ilişkisi ve hiyerarşik bir ilişki yoktur. Şangay İşbirliği Örgütü ve BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika Cumhuriyeti) soğuk savaş döneminin cepheleşme politikalarını reddeden, ittifak ve işbirliği içinde hiyerarşik ilişkilere karşı çıkan karılıklı yararı öngören dayanışma ve ortaklaşma örgütleridir. Eski hegemonik dünya düzeninin değişmesi ve uluslararası demokrasi alanında büyük değişimlerin kaçınılmaz hale geldiği tarihsel koşullarda yaşıyoruz.

Yorum Bırakınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.