HAMAS bu Eylemle İsrail'in Aşırı Sağcı Hükümetine Altın Bir Fırsat Verdi

Yine De Şu Anda Hamas'a Yüklenmeyi Hatalı Görüyoruz

Hamas İle Bir Uzlaşma Sağlamaya Çalışıyoruz

Dilek Hazan'ın özel röportajı…

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Filistin Hükümeti üst düzey yetkilisi İsrail'in Gazze'ye saldırısını ve savaş sürecini Yarınlar Web gazetesine değerlendirdi.

Soru : 7 Ekim'deki olaylarla başlayan ve İsrail'in acımasız saldırısıyla devam eden bu savaşı nasıl görmek gerekiyor?

Neden Gazze? Önce oradan başlayalım. Gerçekçi olmak istiyorsak bu savaşı başlatan HAMAS. Zamanlamayı kim seçti, HAMAS mı seçti, başka bir ülke mi seçti? bunu HAMAS önderliğine sormak gerekir. Fakat ne yazık ki tek diyebileceğim şey acı da olsa söylemek zorundayım; HAMAS yaptığı bu eylemle İsrail'in aşırı sağcı hükümetine altın bir fırsat verdi. Çünkü bu eylem ve yapılanlar, tüm dünyanın tasvip etmediği icraatlardı. Böylece İsrail uluslararası camiada, daha doğrusu Batı dünyasında yapacağı şu anki savaş için onay almış oldu. O da neden?

Çünkü 7 Ekim'de HAMAS'ın yaptığı eylem, hem DAEŞ'in, IŞID'ın eylemlerine hem de 11 Eylül'de Amerika'daki El Kaide eylemine benzetildi.  Üçüncüsü Hitler'in Yahudilere karşı yaptığı holokosta benzetildi. Yani bunu düşünürsek Almanya'nın holokostan dolayı halen yaptırımlara maruz kaldığını düşünürsek demek ki Filistin halkının ne kadar yıl ve ne tür yaptırımlara maruz kalacağını anlamak zor değil. Bu yüzden İsrail bu fırsatı yakalamışken, Netanyahu iktidara geldiği günden 7 Ekim'e kadar uyguladığı politikayı değiştirme fırsatını buldu.

Bilindiği gibi Netenyahu, hem HAMAS'ın Gazze'de darbe yapmasını kolaylaştırdı hem de Filistin birliğinin sağlanmaması için elinden geleni yaptı hem de bu bölünmüşlüğü besledi. Katar'la yaptığı anlaşma dolayısıyla her ay 30 milyon dolar İsrail eliyle HAMAS'a iletiliyordu. Yani bir yerde onun savunduğu politika şu anlama geliyordu; güvenliği parayla satın alıyordu. HAMAS'ın da işine geliyordu. Çünkü bir taraftan parayla besleniyordu bir taraftan Mısır'dan ithal edilen maddeler gümrüğe tabii tutulmuyordu Mısır tarafından. Oysa HAMAS gümrük parası alıyordu, petrol Mısır'da olan fiyattan giriyordu, Gazze'de kat kat fiyatla satılıyordu. Bunların hepsi HAMAS'ın cebine giriyordu. HAMAS Gazze'deki ihtiyaçlar için bir kuruş para ödemiyordu.  2007 yılından bu yana 17 yıldan söz ediyoruz. Filistin yönetimi Gazze'nin elektriğini, suyunu, sağlık ihtiyaçlarını vb. karşılıyordu, Gazze'deki Filistin yönetimi memurlarının maaşlarını ödüyordu. Bunları hep Filistin yönetimi karşılıyordu. HAMAS bunlardan muaftı. 

ŞU ANDA HAMAS'A YÜKLENMEK HATADIR

Neden HAMAS bu işe kalkıştı gerçekten bilmiyoruz. Tek bildiğimiz şey, bu eylem için en az 1,5-2 yıl hazırlık yapıldığıdır. Bu hazırlıkların hepsi Gazze'de olmuş olamaz onu da biliyoruz. En azından uçakların eğitimi Gazze'de yapılmış olamaz çünkü Gazze hava sahası biliniyor, İsrail'in kontrolü altında. Bir dış ülkede ya da daha fazla ülkede yapılmış olabilir bizim bazı bilgilerimiz var ama isim vermek istemiyorum, sırası değil. HAMAS'a da yüklenmek istemiyorum bu hatadır şu an. İsrail'in bu acımasız savaşta yaptığı katliamları hepiniz izliyorsunuz. Şehit ve yaralı sayısının 100.000'i aştığını biliyoruz, Gazze gibi 2.4 milyon nüfusu olan bir yerden söz ediyoruz. Şu anda çok kesin bir şekilde söyleyebilirim, Gazze şeridindeki binaların yüzde 80'i kullanılamaz hale geldi. Hiçbir hastanenin hizmet vermediği, hiçbir okulun sağlam kalmadığını söyleyebilirim. Bu da Gazze'nin ne hale geldiğini ve bu savaşın nasıl bir savaş olduğunu gösteriyor.

Soru: Bu savaş HAMAS ile İsrail'in karşılıklı güç gösterisinin ötesinde bir savaş. Büyük bir katliam var. Bunu nasıl açıklayabilirsiniz?

Neden savaş bu kadar felaketli sonuçlar getirdi? Niye bu savaş bu kadar şiddetle devam ediyor? Bunun bir sürü nedeni var. İşin aslına döneceksek asıl kavga ABD ile Çin arasındadır. Çin'in inşa ettiği İpek Yolunu biliyorsunuz.

Buna karşı ABD, Hindistan'dan başlayan Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, İsrail'den geçip Avrupa'ya ulaşan yeşil geçidi inşa etmeye çalışıyor. Bu yeşil geçit, Gazze'nin kuzeyinin hemen kenarından geçiyor. Plana göre ve İsrail'i ilgilendiren kısmından söz ediyorum; Kızıldeniz ile Akdeniz arasında bir kanal açılacak, Süveyş kanalına paralel, bu kanal Gazze'nin kuzeyinden geçecek.

Birinci amaç, bu kanalı ya da geçidi güvenlikte tutmak. Dolayısıyla bu kanalın etrafında hiçbir karşı gücün olmaması gerekiyor ABD ve İsrail'e göre.

İkinci neden, Gazze'nin doğalgazı. Keşfedilen doğalgazda İsrail'in gözü vardır. Gazze'nin güvenliği İsrail'in elinde olmazsa bu doğalgazdan yararlanma fırsatı olmaz İsrail'in. Bu doğalgazdan Filistinlilerin yararlanmasına izin vermemektir. Çünkü Filistin'in bu gazdan yararlanması milyarlarca dolardan yararlanması, bu da iyi ekonomi şartları demek,  iyi kalkınma demek, halkın daha dik ve sağlam bir şekilde mücadele etmesi demektir. Bu nedenle İsrail asla izin vermeyi düşünmez.

2030'A KADAR 1 MİLYON DAHA YERLEŞİMCİ HEDEFLENİYOR

Üçüncü nedense, bir tek İsrail'i bağlar. Şu anda var olan aşırı sağcı hükümetin rüyasında büyük İsrail devletini inşa etmek var, yani yayılmacı politika izliyor. Bu yayılmacılık iki tür şekil alıyor.

Bir tanesi Filistin'in içinde yerleşim birimleri artırarak oluyor, bu hükümet döneminde bu yerleşim birimleri hız aldı ve kat kat arttı. Yerleşimcilerin sayısı da katlanıyor.  Onların amacı, 2030 yılına kadar Batı Şeria'ya 1 milyon daha yerleşimci yerleştirmek. Bunu yerleştirebilmek için yeni topraklara el koymak gerekir. Bu yüzden değişik kararlar çıkarttılar. En önemlisi Oslo Anlaşmasına göre A, B ve C bölgelerine ayrıldı Filistin. C bölgesi Batı Şeria'nın yüzde 61'ini oluşturur. C bölgesi ne demek? Güvenlik ve idari sorumluluk İsrail'e aittir. B bölgesi ise idari sorumluluk Filistin'e ait, güvenlik İsrail'e ait. A bölgesi ise iki sorumluluk da Filistin'e ait. A bölgesi Batı Şeria'nın yüzde 11'ini oluşturur, B bölgesi yüzde 28'ini, C bölgesi yüzde 61'ini oluşturur. Alınan en önemli karar C bölgesinde Filistinlilerin yatırım yapmaları yasaklandı. Bu hükümet iktidara geldiğinde. Bu kararı asıl alan kim? Smotrich. Smotrich kim? Dini Siyonizm partisinin başkanıdır. Aşırı faşist, aşırı sağcı, Tevrat'a dayanarak siyonizmi Tevrat'a uyarlayan bir politikacı ya da sorumlu. Bu hükümet kurulduğu zaman koalisyon olarak Smotrich'e ne görevler verildi? Hem maliye bakanı, hem de Batı Şeria'nın sorunlarından sorumlu bakan. Bu demek ki İsrail'in kurduğu sivil idare bu dama bağlıdır. Yani Smotrich Filistin yönetimini tanımıyor, İsrail'in getirdiği sivil idare ile Batı Şeria'nın yönetilmesinden yana. Buna da dikkat edelim, İsrail'in asıl hedefi Batı Şeria'dır. Özellikle sağcı ve dinciler için çok kutsal sayılır. Bu savaşın İsrail için asıl amacı, ileriki günlerde görülecek, bir tanesi yayılmacılık, Gazze'yi mi alır daha sonra güney Lübnan'ı mı alır, daha sonra Sina çölünden bölümler mi alır bilinmez ama Nil'e kadar İsrail'in kutsal toprakları olduğuna inanıyorlar.

İkincisi başka bir neden olarak Netanyahu'yu ilgilendirir. Netanyahu bir sürü yolsuzluk olaylarından dolayı yargılanıyor. Mahkemeden kurtulmak için savaşı sürdürmek istiyor. Kendini büyük kurtarıcı ve büyük İsrail devleti için ilk adımı atan biri olarak, Filistin devletinin kurulmasını engelleyen bir kahraman olarak kendini sunmaya çalışıyor. Zannediyor ki bunu başarırsa mahkemeye karşı İsrail toplumu tarafından bir dokunulmazlık kazanacağını düşünüyor. Tabii bu politika Amerika'nın istediği politika ile uyuşmuyor.

İSRAİL SAVAŞI UZATMAK İSTİYOR

ABD ile İsrail amaçlarda birleşiyorlar,  bir tanesi HAMAS'ın askeri gücünü yok etmek, ikincisi rehineleri kurtarmak. Bu iki amaçta Amerika ve İsrail anlaşıyor, Avrupa ülkeleri de onay veriyor. Bu yüzden de İsrail'e askeri ve lojistik destek sağlanıyor. Ama Amerika'nın inancı şekline bakmaksızın bir Filistin devletinin kurulması yönündedir. Tam bir devlet mi elbette ki değil. Belki Trump'ın sunduğu planın biraz fazlası. Hiçbir zaman tam bir egemenliğe sahip bir devlet düşünülmüyor tabii ki. Bu İsrail'in bu hükümetinin işine gelmiyor. Amerika bir taraftan İsrail'e desteğini sürdürüyor, sürdürecek hiç kimse düşünmesin bu destek bir gün durur çünkü İsrail Biden'in dediği gibi kurulmamış olsaydı şimdi kurardı ve İsrail Amerika'nın en önemli yatırımı olarak değerlendiriliyor.  Yalnız politik olarak bir anlaşmazlık var. Bizce ABD, Filistin'de Netanyahu hükümetiyle ya da başka bir koalisyonla bir anlaşma yapılabileceğini düşünüyor. İsrail hükümeti ise tam tersi, bu savaşı mümkün olduğu kadar uzatmak, hazır HAMAS'a karşı hak verildiği bir ortamı değerlendirmek istiyor.

Tüm fraksiyonlar HAMAS da dahil FKÖ çatısı içerisinde yer almalı. Barış ve savaş kararı devlet kararıdır herhangi bir örgüt tek başına alamaz, HAMAS'ın yaptığı gibi olmaz. Ona da izin verilmemeli. Şu anda görüşmeler var dilerim yakın zamanda olumlu sonuç verir. FKÖ'nün çatısı altında herkes toplanır. Moskova'da yapılan tüm Filistinli grupların katıldığı görüşmelerde bu çabanın bir parçasıdır. Bu uzlaşma Süreci devam edecek.

Soru: Savaş bu şiddette nereye kadar devam edebilir? Süreci nasıl görüyorsunuz?

Bu savaşın şiddeti Amerika, Avrupa, Araplar, Müslüman ülkelerin baskılarıyla biraz azalmış görünüyor. Yani savaşın ilk günlerinde ya da Gazze'nin kuzeyinde savaşırken günde ortalama 400-500 Filistinli hayatını kaybediyordu. Şu anda bu rakam günde 100'e düştü, azalmış görünüyor!

Ama bana sorarsanız İsrail'in Refah'a girmesi ve kara harekâtına başlamasıyla bu sayı daha da artacak. Çünkü 1.5 milyona yakın insan bulunuyor o küçücük şehirde. Onları nereye gönderecekler? İsrail, Gazze şeridinin güney batısında bir yer ayırmışlar, Filistinlileri oraya transfer edeceklerini düşünüyorlar. Ondan sonra kara harekâtına başlayacak. Bu olur mu olmaz mı? Biz kuzeyde gördük, tüm Filistinlileri Kuzey'den transfer etmeye çalıştılar ama hâlâ Gazze şeridinin Kuzeyinde 400.000'e yakın Filistinli var. Mısır'a transfer etmeyi düşündüler, olmadı. Mısır'ın bugüne kadar olan tutumu transfere karşıdır sanırım hep karşı olacak. Çünkü Mısır'ın çıkarlarına karşı bir gelişme olur.

Bir de Kuzey cephesi var, Lübnan'la olan.  İsrail, Litani nehrinin güneyinde hiçbir Hizbullah militanının bulunmamasını istiyor. 2006'da yapılan bir anlaşma vardı, Hizbullah militanlarının o sınıra çekilecekleri yönünde. İsrail bunu gerekçe gösteriyor, Hizbullahı nehrin kuzeyine kaydırmak istiyor, Hizbullah reddediyor bunu. İsrail kararlı görünüyor, ciddi bir bahane gösteriyor dünyaya. Bahanesi ne?

Hizbullahın füze fırlatması vb. Daha da önemlisi basına yansıyan Hizbullah'ın Gazze'dekinden daha geniş bir tünel şebekesinin olduğunu iddia ediyor. Bu tüneller İsrail'in kuzeyine sızmak için, yani İsraili son 7 Ekimde olan eylemin daha büyüğüne maruz bırakır diye düşünüyor ve bunu gerekçe olarak sunuyor. Nereye kadar gider bilemiyorum ama emin olduğum şey, İsrail'in bu savaşı istediğidir. Özellikle Netanyahu hükümeti savaşı sürdürmeye çalışıyor.

GAZZE FİLİSTİN TOPRAKLARININ PARÇASIDIR

Soru: Savaşın Bölgeye sıçrama olasılığı var mı?

Bölgede bulunan ülkelerin durumuna göre değişir. Bazı HAMAS önderlerinin masa altı konuşmalarından çıkardığımız, 7 Ekimde bu hareket başlar başlamaz Hizbullah devreye girecek, İran ve tüm İran'a bağlı örgütler savaşa katılacak ve büyük savaş olacak beklentisiydi. Hiç biri olmadı. İsrail Lübnan'a girerse, bugün mesela Bekaa vadisini bombaladılar, bunlar İsrail sınırından 100 km uzaklıkta yani savaş gittikçe derinleşiyor, büyüyor. Beyrut'a ulaşma korkusu bile var. Bu olursa özellikle İran'ın tutumu ne olur? Onu İran'a sormak lazım, Suriye ne yapar? Rusya sessiz mi kalır? Filistin'in durumu ne olur?

İsrail ve İsrail yanlılarının önceki planı, bu bölünmenin sonuna kadar gitmesi, bir gün Filistinlilere bir devlet verilirse Gazze'de verilmesi şeklindeydi. Şimdi durum değişti. İsrail Gazze'de kalmak istiyor yani güvenliği elinde tutmak istiyor. O da şu şekilde: İsrail'in istediği Gazze, etrafını çevreleyen 1 kilometre derinliğinde bir şeridi tampon bölge ilan etmek ve elinde tutmak istiyor.

Ayrıca Gazze şeridini yarıya bölen bir yol açıldı. Bu yol inşa edildi şimdi çakıl falan da döküldü o yola. O da Gazze şeridini Doğu'dan Batıya denize kadar bölüyor. Gazze'yi ikiye bölecek hem bu yolu hem de tampon bölgeyi kullanarak Gazze'deki güvenliği sağlamaya çalışacak ve Filistinlilere idari bir yönetim vermekten yana. O da Gazze'deki aşiretlerden, ailelerden isimlerden oluşan bir heyet düşünülüyor. Yapabilir mi? Bu hem dünyaya hem bize bağlı aslında.

Biz bu plana tamamen karşıyız. Gazze'nin Filistin topraklarının bir parçası olduğunu savunuyoruz ve bunda kararlıyız. Hatta İsrail'le herhangi bir barış anlaşması imzalanacaksa bu hem Doğu Kudüs hem Batı Şeria hem de Gazze'yi kapsayacak bir anlaşma olacak.

İŞGAL OLDUĞU MÜDDETÇE DİRENİŞ OLACAK

Karşılaştığımız sorunlar çok. Şunu vurgulamam gerekiyor, bize göre yani Filistin yönetimi olarak, HAMAS'ı Filistin halkının bir parçası olarak görüyoruz, asla onu terör örgütü olarak değerlendirmiyoruz.

Filistin'de olan tüm savaşların asıl nedeninin İsraillilerin askeri ve güvenlik icraatı olduğunu düşünüyoruz. Hakikaten hem Batı Şeria'yı hem Gazze'yi yaşamayacak hale getiriyor İsrail. Bilinçli ve planlı bir şekilde. Elbette işgal olduğu müddetçe direniş olacak. Bu felsefeyi kimse bozamaz. Ve bu gerçeğin üzerinden kimse atlayamaz. Bu mücadelenin içine bu grup mu sızdı o grup mu sızdı, o solcu bu sağcı diye bakmıyoruz, bakamayız. Bu demek değildir 7 Ekim'de yapılanı tasvip ediyoruz. Ama buna tutunup da sanki İsrail tamamen suçsuz gibi de davranılamaz.

FİLİSTİN HALKI FEDA EDİLECEK BİR HALK DEĞİLDİR!  YETER!

Soru: Türkiye'de özellikle solda en büyük kafa karışıklığı HAMAS'la ilgili yaşanıyor.

Sol gruplar HAMAS'ı dinci bir grup olarak değerlendirebilir bu doğaldır. Bazı icraatlarının insanlığa karşı olduğu değerlendirilebilir. Ama karşı tarafta 1967 senesinden beri süren bir katliam var. Ve bir tek bu sağcı hükümet değil. İsrail'in tüm hükümetleri bir şekilde katliamları uygulamıştır. Filistinlilere karşı yaptırımlar uygulamışlardır. Mesela Filistin yönetimi memurlarına maaş ödeyemiyor neden? Çünkü Filistin'in gümrük paralarına bile el koydu İsrail. Resmen soygunculuk, hırsızlık. Bu tüm dünyanın gözü önünde oluyor. Kimse baskı yapamadı, ikna edemedi İsrail'i. Onun için ister Amerika'nın ister Avrupa'nın ister tüm dünyanın bu iki devlet vaadine güvenmemiz zor oluyor. Paramızı İsrail'den kurtaramayan devletler ya da ABD bize devlet mi verecek? Asıl görev bize düşüyor. Ama bu mücadeleyi ergenlerin yönetiminde bırakmamak lazım. Mücadele edeceksen halkın için mücadele edersin.

TÜRKİYE DE SOSYALİSTLER ARASINDA KAFA KARIŞIKLIĞI

Halkını ateşe atıp bir duvarın ya da siperin arkasında gizlenemezsin. Mücadele bu değildir. Filistin halkına mücadelenin ne olduğunu kimse öğretmeye kalkışmasın. Çünkü mücadeleyle yoğrulmuş bir halk, televizyona çıkan çocukları dinle anlarsın. Mücadele bu halkın vicdanına yerleşmiş. Mücadele, halk adına adım atacağın için bu adımın yararlarını ve zararlarını hesap etmek zorundasın. Karşı tepkiyi hesap etmek zorundasın. Bunu hesap etmeden dediğim gibi ergen bir kararla yapamazsın. Ya da bir dış ülkenin ajandasını uygulamak için de yapamazsın. Filistin halkı şu ülke ya da bu ülke için, lider için feda edilecek bir halk değildir. Yeter. Onca yılın mücadelesinde verilen kayıplarımızı çok iyi biliyoruz. Vatan için mücadele ediyoruz. İnsanlık için değer diyoruz. Ama insanlık için de insanları ölüme atmamalıyız.

OSLO ANLAŞMASINDAN GERİ ADIM ATMAYIZ

Soru: Gelinen noktada ne bekliyorsunuz?

Olay bize bakar. Filistin halkının, FKÖ'nün nasıl tutum sergileyeceği önemli. Bize göre bu bölgeye barış getirilecekse ki biz istiyoruz, tutumumuz belli. Ama barış kiminle yapılacak? İki akıllı taraf iki cesur taraf arasında yapılır. Biz İsrail'in şu anda barışa yanaşacağına inanmıyoruz. Ona rağmen bize düşeni yapıyoruz.

  1. Adım Filistin'in birliğinin sağlanması şarttır. Tüm fraksiyonlar HAMAS da dahil FKÖ içerisinde yer almalı. Barış ve savaş kararı devlet kararıdır herhangi bir örgüt tek başına alamaz, HAMAS'ın yaptığı gibi. Ona da izin verilmemeli. Şu anda görüşmeler var dilerim yakın zamanda olumlu sonuç verir. FKÖ'nün çatısı altında herkes toplanır. Moskova'da yapılan tüm Filistinli grupların katıldığı görüşmelerde bu çabanın bir parçasıdır. Süreç devam edecek.
  2. adım biz çok ciddi bir reform başlattık buna devam edeceğiz. Hatta bugün(26 Şubat) başbakan hükümetin istifasını sundu Sayın Mahmut Abbas'a. Bu demek değildir ki hükümet bugün gidiyor. Çünkü buna karşı şart koşmuştuk. Savaş durduktan sonra yeni hükümet oluşturulur. Savaş ve katliamlar sürdüğü müddetçe hükümet ne yapacak? Gazze'yi mi mimar edecek? Yeni hükümetin baş görevi Gazze'yi imar etmektir. Nasıl başlayacağız bu göreve eğer savaş durmazsa? Savaş dursun yarın hükümeti oluştururuz.
  3. Oslo'da kabul ettiğimiz şartların altında asla bir şey kabul etmeyiz. Yani tam egemen ve bağımsız Filistin devleti 1967 sınırlarında kurulacak. Bu da demektir ki Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze şeridi bu devletin sınırları içinde olacak. Sınırlar bizim olacak. Yer altı kaynakları bizim olacak. Yani egemenlik neyi gerektiriyorsa. Dünya buna yanaşacak mı, İsrail bunu kabul edecek mi bunu zaman gösterecek. Ama biz bu şartlardan vazgeçmiyoruz. Ve Filistin halkına  gelecek herhangi bir yönetim bunun altında bir şeye asla yanaşmaz. Çünkü gerçek bir çözüm olmayacak. Yanında sağlam ve egemen bir Filistin devleti olmadıktan sonra İsrail asla güvenlik içinde yaşamayacak.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir