Haber Sol Yazarı: 28 Şubatçılık Dincilere Müdahaleyi Yarım Bıraktı

28 Şubat'ın Hedefleri Nelerdi?

Kemal Okur

Türkiye'de (1964- 1980 arasında) emperyalizme ve işbirlikçi tekelci burjuvaziye ve devlet iktidarındaki en güçlü aktör olan askeri-bürokratik zümreye karşı politik özgürlük (demokrasi) talebi görece en kapsamlı bir biçimde politik diktatörlük altında kısıtlı olanaklara sahip olan sosyalistler ve komünistler ve Kürt ulusal demokratları tarafından gündeme getirildi ve halk kitlelerine yayıldı. Türkiye'de siyasal rejime ve parlamentoya karşı müdahaleler en öncelikle emperyalizmin ve Batının kültürel boyunduruğu da dahil olmak üzere çok boyutlu emperyalist boyunduruktan ve bu boyunduruğun ülke içindeki toplumsal dayanağı olan işbirlikçi gerici sınıfların boyunduruğundan ayrı ele alınamaz. Türkiye'de siyasal rejime ve parlamentoya karşı müdahaleler askeri-bürokrat zümre ve burjuva yönelimli çeşitli zümrelerin tek doğru yol olarak gördüğü emperyalizm dostu, Batıcı ve güdümlü modernleşme dediğimiz yoldan ayrı ele alınamaz. Türkiye'nin politik modernleşmesi de aynı çerçeve içinde görülmelidir.

12 Eylül müdahalesi ile 28 Şubat 1997 müdahalesinin koşulları ve hedefleri farklıdır. Fakat, her ikisinde ortak olan yan Batılı emperyalist güçlerin onayına ve desteğine başvurulmuş olmasıdır.  Her ikisinde de baş aktör ayrıcalıklı konumdaki Batıcı askeri-bürokrat zümre ve ikincil aktör olarak onu tüm gücüyle destekleyen TÜSİAD'DA temsil edilen Batıcı liberal seküler işbirlikçi tekelci özel sektör burjuvazisi olmuştur. ABD güdümlü FETÖ örgütü de bunlara dahil…

Haber sol yazarı, neden ve sonuç ilişkisini baş aşağı çevirerek neredeyse 28 Şubat 1997 müdahalesinin "gerici dinciliği toplumsallaştırma becerisi gösterecek olan ılımlı İslam partisi AKP'nin önünü açma hedefiyle yapıldığını iddia ediyor. Haber sol yazarı, şöyle yanıtlıyor soruyu: 28 Şubat'la AKP'nin yükselişi arasında doğrudan bir bağ var mı?

DİNCİLERE MÜDAHALE

Yanıt: Toplumun yönünü mühendislik işlemleri belirlemez ama mühendislik yapılmadığını söyleyemeyiz. Yıllar boyu Türkiye'deki şeriatçı hareketin gelişimini izleyeceksin, hiçbir şey yapmayacaksın, tam tersine besleyeceksin. 1995 itibarıyla dinci hareket Türkiye'nin bir numaralı siyasi akımı haline gelecek.  Dinci, şeriatçı hareketi normalleştirme kampanyasını AKP'den çok önce başlatacaksın. Dinci, şeriatçı hareketin Merkezi işgal etmelerine yardımcı olacaksın sonra birdenbire aklın başına gelecek ve 'bunun önünü kesmek lazım' diyeceksin.  Bu bir öznenin davranışı açısından inandırıcı değil. ……… Bu mekanizmanın sonucunu görünce 28 Şubatçılığın yarım bıraktığı dincilere müdahale, dincilerin toplumsal enerji kazanmasına neden oldu diye okuyorum.  https://haber.sol.org.tr/haber/cumhuriyetin-krizinden-2028e-28-subati-nereye-koymali-391130

28 Şubat'ın Hedefleri 

Yazar Türkiye'deki islami milliyetçi Milli Görüş akımının 1995'te birinci parti olmasını devlette ve toplumsal mühendislikte arıyor, bu akımın yükselişini dünyadaki ve ülkedeki toplumsal gelişmelerden, ekonomik ve tarihsel süreçlerden bağımsız bir biçimde ele almaya çalışıyor.. 

28 Şubat müdahalesi başta ABD olmak üzere Batılı güçlerin ve onların içerdeki işbirlikçilerinin siyasal alanı kendi uluslararası çıkarları ve Türkiye'nın dış politikasını istedikleri yönde şekillendirmek için tasarladıkları ve adım adım zeminini hazırladıkları bir müdahale idi… Müdahale sonrası gelen Ecevit hükümeti ABD ve NATO çıkarlarına hizmet eden F35 anlaşmasını onayladı…

Müdahalenin arkasındaki güçler genel burjuvaziyi arkasına alma potansiyeli gösteren ve aynı zamanda Batı ile uluslararası ilişkilerde sorun çıkarma potansiyeli gösteren İslamcı-milliyetçi akımın önünü kesmek istediler.  Askeri bürokratik zümrenin devlet iktidarı içindeki ağırlığını bir süre daha devam ettirmek istediler. Aynı zamanda yorgun ve zayıf düşen merkez sağ ve merkez sol partilerin yeniden canlanmasını planladılar..

Fakat işler planladıkları gibi gelişmedi…  İslamcı-milliyetçi akım içinden revizyonist bir akım çıktı ve hesapları boşa çıkardı…  AKP'nin güç kazanması ile birlikte TÜSİAD ve ABD+Batı  AKP ile uzlaşarak onu kendi çıkarları yönünde etkilemeye çalıştılar. Bu uzlaşma bir dönem devam etti…

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir