Gerçek "ittifak" işçilerin birliğidir! 

Kızıl Bayrak Gazetesinden Alınmıştır.

Türkiye işçi sınıfı 2022'yi eylem ve direnişlerle karşıladı. Ülkenin dört bir yanında işçiler sefalet ücretlerine, kölece çalışmaya ve sendika düşmanlığına karşı eylem, direniş ve işgallerle tepkilerini ortaya koyuyorlar.

Çimsataş, Farplas, Tendyol, Yemek Sepeti, Divriği Maden, Çorap işçileri, Migros Depo ve daha onlarca yerde patlak veren, birbirini tetikleyerek ilerleyen ve gittikçe yaygınlaşan bu eylemler, önümüzdeki gün ve aylarda daha da çoğalma potansiyeli taşıyor. Bu haliyle tarihte "89 Bahar Eylemleri" olarak bilinen yaygın eylem dalgasını andırıyor. Eğer bu süreç dışarıdan müdahalelerle de güçlendirilirse 2022 baharının bir işçi baharına dönüşmesi hiç de uzak bir ihtimal değildir.

Gündemdeki eylem, direniş ve işgaller ezilenler cephesine umut, sermaye cephesine korku salmakla kalmıyor; işçilerin birliği, örgütlenmesi ve sınıf bilinci kazanması açısından da tam bir okul işlevi görüyor. Yer yer saldırıları püskürterek, kazanımla sonuçlanıyor. Ancak bu güncel sonuçlardan daha da önemli olan, gelişen sınıf hareketinin Türkiye'nin her türden ekonomik, sosyal ve siyasal sorunları konusunda yarattığı etki ve sağladığı açıklıktır.

Seçimler yaklaştıkça, mafyalaşmış, çeteleşmiş ve çürümüş saray iktidarından kurtulma yolları ve sonrası daha sık tartışılmaya başlandı. Bunun için düzen muhalefetinin yanı sıra, her renkten sol parti, örgüt ve çevreler de çeşitli ittifaklar kurmaya çalışıyorlar. Düzen muhalefetine diyecek bir şey yok, onların kulvarı seçimler ve düzen parlamentosuyla sınırlıdır.

Ancak hala her vesileyle işçi sınıfı ve emekçilerin kurtuluşu için mücadele ettiklerini söyleyen, hatta bununla da kalmayıp, devrim ve sosyalizm kavgası verdiklerini söyleyen çeşitli sol parti ve örgütler için durum farklıdır. Gelişen işçi eylemleri onlara ciddi sorumluluklar yüklüyor. Eğer bahsedilen bu güçler, söylediklerinde samimilerse ve kurma çabası içerisinde oldukları "ittifakların" sırf seçimlere ve parlamentoya endeksli olmadığını iddia ediyorsa, gelişen işçi eylem ve direnişlerine kayıtsız kalmamalıdırlar. Gelişen işçi hareketinin kalıcı kazanımlar ve örgütlenmelerle sonuçlanması için ve sınıfın siyasallaştırılması çabasına omuz vermelidirler. Direnişlerin, sermayenin ve sendika bürokrasisinin kuşatması ve kolluk kuvvetlerinin zorbalığı gibi karşı devrimci hamlelerle ezilmesine seyirci kalmamalıdırlar.

Zira toplumun en devrimci sınıfı olarak işçi sınıfının müdahil olmadığı, dahası öncülük etmediği hiçbir toplumsal hareketin veya gelecek projesinin ezilenler lehine sonuçlanma şansı yoktur.

O yüzden de en gerçek "ittifak" işçi sınıfının mücadelesi ve birliğine hizmet eden, onun fiili, meşru ve militan mücadelesini ileriye taşıyan ittifaktır.

Üzerinde asıl birleşilmesi gereken zemin budur. Bu açıdan, işçi sınıfı bir kez daha izlenmesi gereken yolu gösteriyor. Sınıf devrimcilerinin "birleşme veya eylem birliği"inden asıl anladığı da sermayenin karşısına devrimci-siyasal bir sınıf hareketiyle çıkmak için birlikte ortaya konulacak çabadan başka bir şey değildir.

Eyleme geçen işçilerin, "İşçiler burada, patron nerede?" diye attıkları sloganı, bizler kendi cephemizden, "İşçiler burada, sosyalistler nerede" çağrısı olarak anlamalı ve ona göre davranmalıyız.

Bu duygu ve düşüncelerle, gelişen işçi eylem, direniş ve işgallerini selamlıyor, işçilerle her koşulda dayanışma içerisinde olduğumuzu belirtmek istiyoruz.

İşçilerin birliği, sermayeyi yenecek!

BİR-KAR İşçi Komisyonu

Yorum Bırakınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.