Şangay İşbirliği Örgütü: Dünya Barışını Savunan Yeni Tipte Örnek Bir İşbirliği Örgütü

Oluşmakta Olan Yeni Dünyanın Örnek Bir İşbirliği Tarzı

Kemal Okur 

Şangay İşbirliği Örgütü

NATO'dan her bakımdan tamamen farklı olan Şangay İşbirliği Örgütü kurulmakta olan yeni, demokratik uluslararası düzenin inşacısı olan bir uluslararası işbirliği örgütüdür. Kuruluş felsefesi ve mücadele hattı NATO'dan tamamen farklıdır. Başlangıçtaki kuruluş amacı Sovyetler Birliği'nin dağıldığı koşullarda yeni bağımsızlığını kazanan çeşitli Asya ülkelerinde ortaya çıkan terörizm, aşırı akımlar vb. istikrarsızlık unsurlarını kontrol altına tutmak, ABD ve müttefiklerinin bu sorunlardan yararlanarak Asya'ya yerleşmesinin önünü kesmekti. Şangay İşbirliği Örgütü, Çin ve Rusya'nın fakat özellikle de Batının stratejisi konusunda daha net bir vizyona sahip olan Çin'in önderliğinde kurulmuştur. Nitekim hala bugün dahi gelişmekte olan bir ülke olan aynı zamanda 1955 yılında oluşan Bağlantısızlar Hareketinin kurucusu olan Çin'in dış politika kültürü, bu örgütün kuruluş manifestosuna önemli ölçüde yansımıştır.

Bu doğrultuda, Çin Anayasası'nın giriş bölümü şu kesin ifadeleri içermektedir: Çin kararlı ve tutarlı bir biçimde emperyalizme, hegemonyacılığa ve sömürgeciliğe karşı çıkar. Tüm diğer ülkelerin halkları ile dayanışmasını güçlendirmeye çalışır, ezilen halkların ve diğer gelişmekte olan ülkelerin bağımsızlıklarını kazanma ve bağımsızlıklarını koruma ve ekonomilerini geliştirme amaçlı haklı mücadelelerini destekler ve aynı zamanda dünya barışını korumak ve insanlığın ilerleme davasını teşvik etmek için çaba içinde olur.

Şangay İşbirliği Örgütünün Kuruluş Manifestosu ve Barış Mücadelesi

Bilindiği gibi Şangay İşbirliği Örgütü kurulduğu günden bu yana hiç savaş operasyonuna katılmamıştır. Yukarıdaki görüşleri dünya nüfusunun yarısını içine alan Şangay İşbirliği Örgütü'nün 2002 yılındaki kuruluş manifestosundan en önemli maddeleri vererek derinleştirelim: Hedefler ve Görevlerimiz: dünyada yeni, demokratik, adil, rasyonel bir ekonomik ve politik düzenin inşasını teşvik etmek. Uluslararası anlaşmazlık ve çatışmaların barışçı yollarla çözümü için işbirliği yapmak.

Şangay İşbirliği Örgütü dünyadaki her hangi bir devlete karşı ve uluslararası örgüte karşı mücadele hedefini gütmez…. Şangay İşbirliği Örgütü … uluslararası ilişkilerde saldırgan tutumlara, müdahaleci tutumlara, ülkelerin iç işlerine karşı müdahalelere, uluslararası ilişkilerde kuvvet kullanımına veya kuvvet kullanma tehdidi yoluna başvurulmasına, üye ülkelerin bitişik alanlarındaki diğer ülkelere karşı tek yanlı askeri üstünlük kurma politikalarına karşı çıkar.

Şangay İşbirliği Örgütü'nün 2017 Astana Bildirgesi de şu vurguları yapıyor: Uluslararası politik ortamda ve küresel ekonomide ortaya çıkan kapsamlı değişimleri dikkate alan örgütümüz, daha hakkaniyetli, eşitlikçi, dünyadaki eksiksiz tüm ülkelerin çıkarlarına yanıt verebilecek çok merkezli bir dünya düzenini inşa etmeyi savunur. Bu düzen uluslararası hukuka dayalı olmalı… Karşılıklı yarara dayalı işbirliği, çatışma ve cepheleşmeden arınmış, güvenlik sorunlarında eşitlikçi ve bölünmez güvenlik ilkesini merkeze alan bir düzen olmalı ve insanlığın ortak kader topluluğunun inşa çabasını ilerletmeye katkıda bulunmalıdır.

Şangay İşbirliği Örgütü'nün 2017 Astana Bildirgesinden bir parça daha aktaralım, böylece bugün dünyada barışı kimlerin savunduğunu net bir şekilde ortaya koyalım:

Üye devletler, Arap devletlerinin Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki krizleri ve çatışmaları birbirlerinin çıkarlarına karşılıklı saygı yoluyla, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı temelinde, dış müdahaleler olmaksızın kendi kaderlerini belirleme hakkı temelinde, uluslararası hukukun norm ve ilkeleri dahil olmak üzere hukukun üstünlüğü temelinde siyasi ve diplomatik çözüme ulaştırma arzusunu memnuniyetle karşılamaktadır. Şangay İşbirliği Örgütü'ne üye devletler, ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına dayanan, Suriyelilerin önderliğine geniş kapsamlı bir Suriye içi diyalog yoluyla Suriye Arap Cumhuriyeti'nde siyasi bir çözümü savunuyorlar.

Üye devletler, tüm etnik gruplardan halkların, dinlerin barış, güvenlik içinde, eşit hak ve fırsatlardan yararlanarak yaşadığı yeni, laik ve demokratik bir Suriye'nin inşasını destekler, böyle bir Suriye'nin geleceğini yalnızca Suriyeliler belirlemelidir.

Bugünkü Dünyanın Barış Mücadelesinin Merkezindeki Güçler Hangi Güçler: Sosyalizm Güçleri

Bugünkü dünyada barışın korunması, emperyalizmin ve eski hegemonyacı düzeninin tarihin çöplüğüne atılması için kararlı mücadele eden güçlerin merkezinde, dünyanın sınıf bilinçli işçilerini temsil eden çeşitli türden sosyalist ve komünist partiler ve sendikalar, sosyalizm yolunda ilerleyen 5 sosyalist ülke, dünyanın çeşitli bölgelerinde emperyalizme, hegemonyacılığa ve savaşa karşı direnen 7 ilerici sosyalist hükümet bulunuyor (Nepal'den, Nikaragua'ya…).

Bu merkezi güçler dünyada barışın korunması, emperyalizmin ve eski hegemonyacı düzeninin tarihin çöplüğüne atılması mücadelesinin önder güçleridir. Dün olduğu gibi bugün de dünyanın sosyalizm güçleri emperyalizme, hegemonyacılığa karşı ve dünyada barışın korunması mücadelesinin önderlik ediyor ve diğer tüm güçleri bu yönde teşvik ediyor ve onlara yol gösteriyor. Bu güçler tüm ülkelerin işçilerini ve ezilen halklarını emperyalizme, hegemonyacılığa ve savaşa karşı mücadeleye katmak için eğitiyorlar.

Barış Mücadelesinin İkinci Temel Gücü: Güney Ülkeleri, Gelişmekte Olan Ülkeler

10'u aşan bölgesel ve küresel ölçekli işbirliği ve dayanışma örgütünde örgütlü olan aralarında büyük çeşitlilik gösteren Güney ülkeleri ve bunların kurduğu ekonomik ve politik örgütler, Afrika Birliği, Asya Ekonomik Birliği, Latin Amerika Ülkeleri Birliği, 204 üyeli Bağlantısız Ülkeler Örgütü (G77), Şangay İşbirliği Örgütü, Arap Ülkeleri Birliği, İslam Ülkeleri İşbirliği Örgütü, emperyalizme, hegemonyacılığa ve savaşa karşı mücadelenin temel güçlerinden biri ve önemli bir itici gücüdür. 1960'lardan bu yana bu ülkeler dünya siyasetinin ve ekonomisinin önemli özneleri haline geldiler. Bu örgütlerin bir çoğu sosyalist ülkeleri kendi örgütlerine almakta ve önder kabul etmektedir, örneğin 204 üyeli Bağlantısız Ülkeler Örgütü (G77) bunların biridir. Çin-Afrika İşbirliği Forumu örgütü 20.yılını doldurmuştur. Bu ülkelerin büyük bir çoğunluğu sosyalist ülkelerin çok yönlü desteği ile emperyalist-sömürgecilik sistemini (eski emperyalizmi) alt etmişler ve sosyalizme karşı sıcak duygular beslemektedirler. Bu ülkelerin mücadele gücü ve potansiyeli her geçen daha fazla artmaktadır.

Rusya'nın Özel ve Dikkat Çeken Tutumu

Rusya'nın özel ve dikkat çeken bugünkü tutumu, 1917 Sosyalist Ekim Devrimi'nden bu yana görülmedik, eşi benzeri olmayan bir olgudur. 100 yıllık dünya tarihi sürecinde Rusya çapında bir güçlü kapitalist devletin dünya siyaset ve ekonomi sahnesinde istikrarlı bir şekilde uluslararası düzlemde sosyalizm yolundaki ülkelere ve sosyalist hükümetlere ve ilerici Güney ülkelerinin taleplerine destek vermesi görülmemiştir. Bu ülkeyi bu dış politikaya yönelten nesnel iç ve dış dünya koşulları kavranmadan Rusya'nın bu tercihi ve öznel konumu anlaşılamaz. Çin ve Rusya, Rusya-Vietnam, Rusya-Kuzey Kore, Rusya-Küba, Rusya-Venezuela, Rusya-Suriye arasındaki stratejik işbirliği ve ortaklık anlaşmalarının tarihleri, 20 ila 50 yıl arasında güçlü bir tarihi geçmişe sahiptir. Bugün, Amerika'yı çılgına çeviren etkenlerden biri de budur.

Dünyadaki ABD dışındaki 7 büyük kapitalist devlet arasında sadece Rusya kararlı bir biçimde savaş güçlerine karşı kararlı bir tutum almakta, ulusal güvenliğini, siyasal güvenliğini kendi bağımsızlığını korumak için geniş bir vizyonla hareket etmekte, bu çerçevede savaş ve hegemonyacılığın son bulduğu yeni bir uluslararası sistemi talep etmekte ve büyük dünya devletleri arasında yeni tipte ilişkileri– yani barış ve işbirliğine dayanan ve bir diğerinin kırmızı çizgilerine saygı gösteren– ilişkileri kararlı bir şekilde savunmaktadır. Daha çok yakında Rusya bu tutumunu Çin-Rusya ortak bildirgesinde dünyaya şöyle ilan etmiştir, aktaralım: "Rusya tarafı, Çin tarafınca insanlığın ortak sorunlarına ve zorluklarına yanıt vermek için uluslararası toplumun birliğini ve çabaların yoğunlaştırılmasını temin etmek için önerilen "insanlığın ortak kader toplumunu" inşa etme görüşünün önemini belirtir."

Bizler, Rusya ve Çin bugünkü uluslararası sistemin sorunlarının merkezinde barış, kalkınma ve işbirliğinin yattığına inanıyoruz. Kalkınma, ülkelerin refahını sağlamada önemli bir itici güçtür… Küresel kalkınma adına işbirliği ve ortaklık ilişkilerini geliştirmek ve küresel kalkınmanın yeni aşamasının denge, uyum ve kapsayıcılık ile tanımlanmasını sağlamak hayati önem taşımaktadır.

Çin ve Rusya, belirli Devletlerin, askeri ve siyasi ittifakların ve koalisyonların, haksız rekabet uygulamalarına başvurarak jeopolitik rekabeti keskinleştirmek, uzlaşmaz karşıtlıkları ve çatışmayı körüklemek ve uluslararası güvenlik düzenini bozmak ve küresel stratejik istikrarı ciddi şekilde baltalamak dahil olmak üzere, başkalarının güvenliğine zarar verecek şekilde, doğrudan veya dolaylı olarak tek taraflı askeri avantajlar elde etmeye çalıştıklarına inanmaktadır.

Çin ve Rusya, NATO'nun daha da genişlemesine karşı çıkıyor ve NATO Kuzey Atlantik İttifakını ideolojik soğuk savaş yaklaşımlarından vazgeçmeye, diğer ülkelerin egemenliğine, güvenliğine ve çıkarlarına, uygarlıklarının, kültürel ve tarihi geçmişlerinin çeşitliliğine saygı duymaya ve diğer ülkelerin barışçıl gelişimine yönelik objektif nesnel ve adil tutum almaya çağırıyor. Taraflar, Asya-Pasifik bölgesinde diğer ülkelere kapalı olan bloklaşma yapılarının ve karşıt kampların oluşmasına karşı çıkıyor ve ABD'nin Hint-Pasifik stratejisinin bölgedeki barış ve istikrar üzerindeki olumsuz etkisi konusunda son derece dikkatli duruyorlar. Rusya ve Çin, Asya-Pasifik Bölgesi'nde barışı, istikrarı ve refahı teşvik eden ve üçüncü ülkeleri hedef (ÇN. düşman) olarak göremeyen adil, açık ve kapsayıcı bir güvenlik sistemi inşa etmek için tutarlı çaba sarf ediyorlar…

Hiçbir devlet, diğer devletlerin güvenliği pahasına kendi güvenliğini sağlayamaz veya sağlamamalıdır. Uluslararası toplum, evrensel, kapsamlı, bölünmez ve kalıcı güvenliği sağlamak için küresel yönetişime aktif olarak dahil olmalıdır. Bizler, temel çıkarlarının korunması, devlet egemenliği ve toprak bütünlüğü için karşılıklı güçlü desteklerini yinelerler. Dış güçlerin iç işlerimize müdahalesine karşıyız. Devam ediyor…

Birleşmiş Milletler merkezli ve BM güdümlü uluslararası mimariyi ve uluslararası hukuka dayalı dünya düzenini birlikte korumalıyız, Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi'nin merkezi ve eşgüdüm sağlayan bir rol oynaması yoluyla gerçek bir çok kutupluluk arayışına girmeliyiz.

Rusya'nın bu açık tutumu onun sosyalizm yolundaki ülkeler ve sosyalist hükümetler ve Güney dünyasının ülkelerinin yanında bir tutumu benimsediğini açıkça ortaya koyuyor.

Yorum Bırakınız