Demokrasi ve İnsan Hakları Süs Değildir – Xi Jinping

İnsan hakları, bazı grupların veya birkaç kişinin yararlandığı ayrıcalıkları değil, geniş halk kitlelerinin istifade ettiği evrensel koşulları ve maddi olanakları ifade eder. Çin, modern sosyalist bir toplum inşası hedefinin kalbine insan merkezli kalkınmayı yerleştirmiştir. İnsan haklarının herkes için ve bütün yönleriyle sağlanması yolunda yeni bir yolculuğa başlamıştır.

Xi Jinping bu konuşmayı 13 Ekim 2021 tarihinde Merkezi Halk Kongresi Çalışma Konferansı'nda yaptı.

– Bloomberg News haberindeki bir anket firması Dalia Research'ün verilerine göre, Çinlilerin %84'ü "Demokrasinin önemli olduğuna" inanıyor ve %73'ü "Benim ülkem demokratiktir" ifadesine katılıyor. Karşılaştırma için, işte diğer bazı ülkeler ve eşdeğer puanları: Brezilya (83/51), Japonya (60/46), ABD (73/49), Almanya (85/67).

– Harvard Üniversitesi'nin 2003-2016 yılları arasında 32.000 kişi arasında yaptığı geniş çaplı araştırmaya göre, araştırmanın sonuçlandığı tarihte "katılımcıların yüzde 95,5'i Çin'in demokrasisinden ya 'nispeten memnun' ya da 'oldukça memnun' idi.

Çin'de seçim mekanizmalarının çok yaygın kullanıldığı ve Küba ile birlikte dünyada en sık seçim yapılan 2 ülkeden biri olduğu biliniyor. Çünkü Çin'deki 4 siyasal sistemden biri doğrudan demokrasidir veya taban demokrasisidir.

Xi Jinping: Demokratik değerleri ve demokratik idealleri sağlam ve etkili kurumlara ve somut ve gerçek demokratik uygulamalara dönüştürmek için çalışırken, a) tarih ve gerçekliğin, b) teori ve pratiğin ve c) biçim ve özün entegrasyonuna dayanan doğru sistemleri, mekanizmaları ve yaklaşımları bulmamız gerekir.

Söylediğim gibi, bir ülkenin siyasi sisteminin hakikaten demokratik ve etkili olup olmadığını değerlendirmenin en iyi yolu, politik liderlerin değişiminin düzenli ve hukuka dayalı olup olmadığına, halkın devlet ve toplum işlerini, ekonomik ve kültürel girişimleri hukuka uygun olarak yönetip yönetemediğine, halkın bizzat kendi talep ve ihtiyaçlarını açık kanallar aracılığıyla ifade edip edemediğini, toplumun tüm kesimlerinin ülkenin siyasi işlerine etkin bir şekilde katılıp katılamadığına bakmaktır. Ülkede karar alma sürecinin rasyonel ve demokratik bir şekilde yürütülüp yürütülemediği, her alandan ve her kesimden gelen insanların adil bir rekabet yoluyla devlet liderliğine ve idari sistemlere katılıp katılamadığı, iktidar partisinin devlet işlerini Anayasa ve yasalara uygun olarak yürütüp yürütemediği ve iktidarın etkin bir denetim ve gözetime tabi olup olmadığı gerçek demokrasinin ölçütüdür.

Demokrasi sergilenecek bir süs değil, halkı yakından ilgilendiren meselelerin ele alınmasını sağlayan bir araçtır. Bir ülkenin demokratik olup olmadığı, halkının gerçekten ülkenin/devletin efendisi olup olmadığına bağlıdır. Halkın oy kullanma hakkına ve daha da önemlisi seçime katılma hakkına sahip olup olmadığına; seçimler sırasında kendilerine hangi vaatlerin verildiğine ve daha da önemlisi seçimlerden sonra bu vaatlerin ne kadarının yerine getirildiğine; devlet sistemleri ve yasalar aracılığıyla ne tür siyasi usul ve kuralların belirlendiğine ve daha da önemlisi bu sistem ve yasaların gerçekten uygulanıp uygulanmadığına; iktidarın kullanılmasına ilişkin kural ve usullerin demokratik olup olmadığına ve daha da önemlisi iktidarın kullanılmasının gerçekten kamunun ve kamuoyunun gözetimi ve denetimine tabi olup olmadığına bağlıdır. Eğer halkla sadece oy istemek için ilişki kuruluyor ve sonra da halk karanlıkta bırakılıyorsa, halk görkemli seçim sloganlarını dinlemek zorunda kalıyor ama seçimler bittiğinde hiçbir söz hakkı yoksa ya da sadece seçimler sırasında adaylar tarafından iyi muamele görüyor ve sonrasında görmezden geliniyorsa, bu gerçek demokrasi değildir.

Kısacası, demokrasi tüm ülkelerin halklarının hakkıdır, birkaç ulusun ayrıcalığı değildir. Bir ülkenin demokratik olup olmadığı bir avuç "meraklı" yabancı tarafından değil, o ülkenin halkı tarafından değerlendirilmelidir. Uluslararası toplumda, bir ülkenin demokratik olup olmadığı, kendi kendini bu göreve atayan birkaç "yargıç" tarafından değil, toplumsal mutabakatla değerlendirilmelidir. Tek tip ya da tek bir demokrasi modeli yoktur; demokrasinin pek çok şekli vardır. Dünyanın sayısız siyasi sistemini tek bir kıstasa göre değerlendirmek ve farklı siyasi ilerleme yollarını tek renkli bir gözlükle olarak incelemek, doğası gereği demokratik değildir.

Deng Xiaoping bir keresinde şöyle demişti: "Kapitalist toplumlardaki demokrasi burjuva demokrasisidir – aslında tekelci kapitalistlerin demokrasisidir.  Bu demokrasi çok partili seçimler, yargı, yürütme ve yasama güçlerinin ayrılması ve iki meclisli bir yasama sisteminden başka bir şey değildir. Bizimki Komünist Partisi önderliğinde halk kongreleri ve halk demokrasisi sistemidir; Batı'nın uygulamalarını benimseyemeyiz. Sosyalist sistemin en büyük avantajı, merkezi liderlik bir karar aldığında, bu kararın başka herhangi bir çevreden gelen müdahale olmaksızın derhal uygulanmasıdır (demokrasi ile merkeziyetçiliğin birleşimi)".

Bizim Çin'de benimsediğimiz, bütünsel süreçleri kapsayan halk demokrasisi, a) süreç odaklı demokrasi ile sonuç odaklı demokrasiyi, b) prosedürel demokrasi ile öz nitelik itibariyle demokrasiyi, c) doğrudan taban demokrasisi ile dolaylı yani temsili demokrasiyi ve d) halk demokrasisi ile devletin iradesini bütünleştirmektedir. Bu sistem, Demokratik sürecin tüm yönlerini ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir demokrasidir. En geniş kapsamda, en gerçek nitelikte ve mümkün olan en büyük etkiye sahip sosyalist bir demokrasidir. Halkın ülkenin efendisi olduğu fikrinin somut ve elle tutulur bir şekilde Partimizin yönetim politikalarına yansıması için, halk demokrasisinin Parti ve devlet kurumlarının çalışmalarının tüm yönlerine ve düzeylerine ve halkın daha iyi bir yaşam özlemlerini gerçekleştirme çabalarımıza yansıdığını görmek için tüm süreçlerde halk demokrasisini geliştirmeye devam etmeliyiz.

İnsan yaşamını, değerini ve onurunu korumak ve herkes için insan haklarını gerçekleştirmek, insan toplumunun ortak arayışıdır. Çin kültürü her zaman insana saygı ve özeni vurgulamıştır. Konfüçyüs'ün "Hükmetmenin gereği, insanları sevmektir." sözü, Mensiyüs'ün "İyi ahlak, insanları harekete geçirir." sözü, Xunzi'nin insanın dünyadaki en değerli varlık olmasına dair sözleri buna işaret eder. Eski atalarımız de şöyle demiştir: "Her şey içinde en değerlisi insandır." "Büyük işler başarmak için insan odaklı düşünmek gerekir." Büyük Britanya, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve diğer ülkelerde burjuva devrimlerinin ortaya koyduğu gibi bütün insanlar eşit yaratılmıştır ve devredilemez. bölünemez haklara sahiptir.

Marx ve Engels, burjuva insan hakları teorisinin tarihsel ve ilerici rolünü teslim ettiler. Ama aynı zamanda burjuva devrimlerinin insan haklarını inkâr eden toplumsal, tarihsel ve sınıfsal doğasını baştan sona eleştirdiler. Marx'a göre, "insan sosyal bir varlıktır." ve "Bir toplumdaki Haklar asla toplumun ekonomik yapısının ve bu ekonomik yapının belirlediği kültürel gelişimin ötesine geçemez" demiştir. Marx ve Engels, kapitalist toplumda "insanın artık insanın kölesi değil, şeylerin kölesi hâline geldiğini" vurguladılar. Ancak "sınıflar ve sınıf karşıtlıklarıyla birlikte eski burjuva toplumu gidecek bunun yerine mutlaka, her bir insanın özgür gelişiminin toplumdaki herkesin özgür gelişiminin ön koşulu olduğu toplumunun kurulacağını" söylediler. (Komünist Manifesto)

İnsan haklarına saygı duymak ve sahip çıkmak, Çinli komünistlerin kesintisiz arayışıdır. Partimiz, kuruluşundan bu yana "demokrasi ve insan hakları mücadelesi" bayrağını hep yüksekte tutmuş, ülkeyi ve halkı özgürleştirmenin yanı sıra insan hakları için mücadele etme anlayışını da açıkça ilan etmiştir. Çin

Komünist Partisi'nin yüz yıllık mücadele tarihi; insanları, insan haklarını koruma ve geliştirme mücadelesine kazanmak için kesintisiz çabaların tarihidir. Yeni Demokratik Devrim, sosyalist devrim ve sosyalist inşa dönemi, daha sonraki reform ve dışa açılma ile sosyalist modernleşme dönemi boyunca Partimiz, Çin halkının mutluluğu ve Çin ulusunun ayağa kalkıp yenilenmesi için başlangıçta belirlediği kuruluş amacını sıkı sıkıya takip etmiştir. Çin milleti ve halkını devrime ulaştırmıştır. Sosyalist İnşa ve reformun büyük zaferi ile Çin halkı, ülkenin, toplumun ve kendi kaderinin efendisi hâline gelmiş ve Çin halkının geçim, kalkınma ve diğer temel haklarının korunmasında ilerleme devam etmiştir.

Demokrasi ve İnsan Hakları Süs Değildir: Batının Kibri

Demokrasi ve insan hakları bir süs olmadığı gibi dekorasyon için kullanılacak bir şey de değildir. Son yıllarda, bazı Batılı ülkeler, şiddetli siyasi parti kavgaları, hükûmet sahtekârlıkları, sosyal düzensizlikler ve denetimlerinden çıkan Covid ve diğer salgınların açmazına düştüler. Siyasi kutuplaşma, zengin ve fakir arasındaki uçurumun artması ve etnik düşmanlıklar yoğunlaştı. Irkçılık, popülizm ve yabancı düşmanlığı üstün geldi ve insan hakları sorunları giderek daha fazla öne çıktı.

Bununla birlikte, sözde "evrensel insan hakları" ve "insan hakları egemenlikten üstündür" pankartları altında, dünyaya Batı'nın demokratik insan hakları kavramlarını ve sistemlerini zorla dayatmaya kalkıyorlar. Ayrıca, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmek, uzun vadeli toplumsal huzursuzluklar çıkarmak ve insanları yurtlarından etmek için insan hakları meselelerini amaçlarına alet ediyorlar.

Çin'in 10 Yıllık İnsan Haklarını Geliştirme Pratiği

Çin Komünist Partisi'nin 2012 yılındaki 18. Ulusal Kongresi'nden bu yana, ülke yönetiminde önemli bir görev olarak insan haklarına saygı gösterilmesi ve korunmasında ısrar ettik ve ülkemizde insan haklarının tarihî başarısını sürdürdük. Her yönüyle orta hâlli bir refah toplumu inşa etmek için koyduğumuz 2021 hedeflerine zamanından önce ulaştık; mutlak yoksulluk sorununu tarihsel bir çözüme kavuşturduk ve ülkemizin insan hakları davasının gelişimi için daha sağlam bir maddi temel oluşturduk. Bütün bu süreç boyunca halk demokrasisini geliştirmeye, insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün korunmasını desteklemeye devam ettik. İnsanların daha geniş, daha eksiksiz ve daha kapsamlı demokratik haklardan yararlanabilmeleri için sosyal adalet ve hakkaniyeti kararlılıkla korumayı sürdürüyoruz. Daha yeterli ve daha kaliteli istihdamın gerçekleştirilmesini destekledik; dünyanın en büyük eğitim sistemini, sosyal güvenlik sistemini, tıp ve sağlık sistemini inşa ettik ve insanların yaşam ortamlarının kalitesini güçlü bir şekilde iyileştirdik. İnsanlara ve insan hayatına öncelik verme ilkesine bağlıyız. İnsanların hayatlarını ve sağlığını mümkün olan en büyük ölçüde koruyarak COVID-19 salgınına güçlü bir yanıt verdik. Partimizin etnik ve dinî politikalarını eksiksiz uyguluyor, tüm etnik grupların eşitliğinde ısrar ediyor, kitlelerin dinî inançlarına saygı gösteriyor ve tüm etnik gruplardan insanların meşru hak ve çıkarlarını koruyoruz.

Yargı sisteminin reformunu derinleştirdik, güvenli ve hukukun üstün olduğu bir Çin'in inşasını güçlendirdik, siyaset ve hukuk kadrolarının kapsamlı eğitimini gerçekleştirdik, çeşitli yasa dışı ve suç teşkil eden faaliyetlerle amansız bir şekilde mücadele ettik, uzun vadeli sosyal istikrarı sağladık ve insanların yaşamlarını ve mülkiyet haklarını etkin bir şekilde koruduk. Ülkemiz, dört aşamalı ulusal insan hakları eylem planını sürekli olarak güncellemiş ve uygulamış olan dünyadaki tek büyük ülkedir. Küresel insan hakları yönetişimine aktif olarak katılıyoruz ve dünya insan hakları davasının gelişimine Çin'in katkılarını ve çözümlerini sunuyoruz.

Ülkemizin insan hakları davasının gelişimini daha yüksek seviyelere taşıma pratiğinde, Marksist insan hakları kavramını Çin'in somut gerçekliği ve ülkemizin parlak geleneksel kültürü ile birleştirmiş, partimizin insanları, insanlara saygı ve insan haklarını korumaya yönlendirmedeki başarılı deneyimini süzmüş, diğer tüm uygarlıkların başarılarından dersler çıkarmış, çağın gereklerine ve ülkenin ulusal koşullarına uygun bir insan hakları gelişim yoluna girmiş bulunuyoruz. Bu yol, aşağıdaki ana özellikleri taşımaktadır.

HALKA GÖNÜLDEN HİZMET ETMEK

Birincisi, demokrasi ve insan haklarının inşasında Çin Komünist Partisi'nin önderliğine bağlılık esastır. Halka gönülden hizmet etmek partimizin temel amacıdır. Çin Komünist Partisinin önderliği ve ülkemizin sosyalist sistemi, Çin'deki insan hakları davasının sosyalist doğasını belirledi; insanların ülkenin ve devletin efendisi olmasını sağlayabileceğimizi, insan haklarının eşit paylaşımına bağlı kalacağımızı, insan hakları inşasının planlanmasını sistematik bir düşünceyle yapmakta ve insan haklarının çok yönlü gelişiminin desteklenmesinde ısrar edeceğimizi ortaya koyduk. Halkın büyük çoğunluğunun temel çıkarlarını gerçekleştirmeye, korumaya ve geliştirmeye devam edeceğiz.

İkincisi, halkın ülkenin efendisi olması ilkesine saygıyı sürdürmektir. Halkın toplumdaki ve devletteki statüsü, Çin'in insan hakları gelişim yolunun en belirgin özelliğidir. İnsan hakları, bazı grupların veya birkaç kişinin yararlandığı ayrıcalıklar değil, geniş halk kitlelerinin yararlandığı evrensel haklardır. Halkın demokratik haklarını koruyor; coşkusunu, inisiyatifini ve yaratıcılığını tam olarak teşvik ediyor; insanları insan haklarının gelişiminin özneleri ve katılımcıları yaparken insan haklarının gelişiminden yararlandıklarından emin oluyoruz. İnsanların çok yönlü gelişimini ve ortak refahı etkin bir şekilde ilerletme yolunda büyük bir aşama kaydetmiş bulunuyoruz.

Üçüncüsü, ülkemizin gerçeğine bağlı kalmaktır. Her ülkenin insan haklarını geliştirme yolu, kendi ulusal koşullarına ve kendi halkının isteklerine göre belirlenmelidir. İnsan haklarının evrenselliği ilkesini Çin'in fiilî koşullarıyla birleştiriyor, insan hakları davasının ülkemizin ulusal koşullarına ve halkın gereksinimlerine dayalı olarak gelişmesini teşvik ediyor, insanların yasalarla uyum içinde kapsamlı, tam, gerçek, özgün ve etkin bir şekilde insan haklarından yararlanmalarını güvence altına alıyoruz.

Dördüncüsü, insanların geçinme ve çok yönlü gelişme hakkına öncelik vermektir. Hayatta ayakta kalmak, tüm insan haklarından yararlanmanın temelidir ve insanlar için mutlu bir yaşam en büyük insan hakkıdır. Yeni kalkınma çerçevesini tam, doğru ve kapsamlı bir şekilde uyguluyoruz. İnsan merkezli kalkınma felsefesine bağlılığımızı sürdürüyoruz. Kalkınmanın insanlar için olmasında, insanlara bağlı ve sonuçlarının da insanlar tarafından paylaşılıyor olmasında ısrar ediyoruz. İnsanların en doğrudan ve pratik çıkarlarıyla ilgili meseleleri çözmek için mücadele ediyoruz. Dengesiz ve yetersiz kalkınmayı aşmak, daha kaliteli, daha verimli, daha adil, daha sürdürülebilir ve daha güvenli bir ortamda kalkınmayı sağlamak ve bir kalkınma sürecinde insanların kazanç, mutluluk ve güvenlik duygularını daha tatmin edici ve istikrarlı kılmak için çaba gösteriyoruz.

Beşincisi, yasalara ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalmaktır. Hukukun üstünlüğü, insan haklarının en etkili güvencesidir. Herkesin kanun önünde eşit olması konusunda ısrar ediyoruz. Yasama, kolluk kuvvetleri, yargı ve yasal uygulamaların her alanında insan haklarına saygı gösterip bu hakları koruyoruz. Hakların, fırsatların ve kuralların adil bir şekilde temin edilmesini sağlayan, vatandaşların kişilik haklarını, mülkiyet haklarını, özlük haklarını, bizzat kendilerini koruyan bir hukuk sisteminin gelişimini hızlandırıyoruz. Demokratik seçimlere, demokratik istişarelere, demokratik karar alma, yönetim ve denetim ile diğer temel siyasi haklara katılımı temin ederken vatandaşların ekonomik, kültürel, sosyal, çevresel ve diğer alanlarda haklarını koruyor ve insan haklarının yasal koruma düzeyini sürekli iyileştiriyoruz.

Altıncısı, Çin'in küresel insan hakları yönetişimine etkin katılımda ısrar etmektir. İnsan haklarının gelişmesi tüm insanlığın ortak amacıdır. İnsan haklarının korunması yapabileceğimizin en iyisi değil, görece iyi olandır. Tüm ülkeler, insan haklarını geliştirme yolunu bağımsız olarak seçme hakkına sahiptir. Farklı medeniyetler ve ülkeler birbirlerine saygı duymalı, birbirlerine hoşgörü göstermeli, birbirleriyle iletişim kurmalı ve birbirlerinden öğrenmelidir. Tüm insanlığın ortak değerlerini ileriye taşıyor, hakiki çok taraflılığı uyguluyor, insan hakları da dâhil olmak üzere küresel yönetişim sisteminin reformuna ve inşasına etkin olarak katılıyor ve insanlık için ortak geleceğe sahip bir toplum inşasını teşvik ediyoruz.

Bu altı nokta, yalnızca Çin'in insan hakları gelişiminin ana özellikleri değil, aynı zamanda ülkemizin insan hakları davasını ilerletme pratiğinde kazandığımız kıymetli deneyimin özetidir.

ÖNÜMÜZDEKİ GÖREVLER

Bugün ülkemiz çok yönlü bir modern sosyalist ülke inşa etmek için yeni bir yolculuğa başlamıştır. Çin, ikinci 100. yıl yani 2049 hedefine doğru ilerliyor. Hem ülke içi hem de uluslararası koşulları eşgüdüm içinde yönetmeli, insan hakları çalışmalarının önemini ve aciliyetini derinlemesine kavramalı, insan haklarına saygı duymaya ve korumaya daha fazla dikkat etmeli ve Çin'in insan hakları davasının sağlıklı gelişimi için çalışmalıyız. Bu doğrultuda meselenin aşağıdaki yönlerine odaklanmamız gerekiyor.

Birincisi, insan haklarının çok yönlü gelişimini teşvik etmektir. Daha önce "Çin ulusunun büyük yenilenme hedefine ilişkin süreç, esasen sosyal eşitlik ile adaleti sağlama ve insan hakları gelişimini sürekli olarak ilerletme sürecidir." demiştim. Çin'e özgü demokrasi ve insan haklarının gelişim yoluna bağlı kalmamız, insanların kaliteli ve güzel bir yaşam beklentilerine yanıt vermemiz, insanların artan hak taleplerini sürekli olarak karşılamamız gerekiyor. Ayrıca ekonomik kalkınma, demokrasi ve hukukun üstünlüğü, ideoloji ve kültür, adalet, sosyal yönetim ve doğa dostu siyasetleri eş güdüm içinde takip etmeli ve ilerletmeliyiz. İstihdam, gelir dağılımı, eğitim, sosyal güvenlik, tıbbi bakım, barınma, yaşlılık bakımı ve nafaka alanlarında çalışmalara ve maddi uygarlık, siyasi uygarlık, manevi uygarlık ile sosyal ve ekolojik alanlarda uygarlaşmanın eş güdüm içinde gelişimine ve tüm insan haklarını kapsamlı bir şekilde geliştirmeye odaklanmalıyız.

İkincisi, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü daha güçlü korumaktır. Hâlihazırda, ülkemizde insan haklarının yasal olarak korunması konusunda hâlâ birçok eksiklik var. Hukuk devleti reformunun derinleştirilmesi, insan haklarına yönelik yasal koruma mekanizmalarının iyileştirilmesi, insan haklarına saygı gösterilmesinin ve korunmasının zincirin tüm halkalarında gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Halkın hukuk sisteminin her koluna dâhil olabilmesi, hakkaniyet ve adaletin her yargı davasında hissedilmesi için mevzuat, kanun uygulama, adalet ve kanuna uyma süreçlerinin ve kapsamının derinleştirilmesi şarttır. Halkın güçlü bir şekilde yansıttığı, hukukun üstünlüğüne ilişkin sorunların sistemli olarak incelenmesi, planlanması ve çözülmesi gerekmektedir. Halkın taleplerini hukuka uygun olarak adil bir şekilde ele almak ve yargı adaletsizliği nedeniyle halkın duygularını inciten ve halkın hak ve menfaatlerini zedeleyen olayların meydana gelmesini kararlılıkla önlemek gerekmektedir. Kitlelerin meşru haklarını ihlal eden tüm eylemler ve bu hak ihlallerine karşı kayıtsızlık, ciddi bir şekilde soruşturulmalı, hukuka göre cezalandırılmalı ve kararlılıkla takip edilmelidir.

Üçüncüsü, insan haklarına dair doğru kavrayışı ileriye taşımaktır. Çeşitli biçimler, kanallar ve vesilelerle insan hakları tanıtımının ve bilgisinin etkili şekilde yayılması ve tüm toplumda insan haklarına saygı gösterilmesi ve korunması için uygun bir iklim yaratmamız gerekiyor. Başta gençler olmak üzere tüm halk arasında insan hakları eğitimi verilmesi ve Marksist insan hakları kavramının ve çağdaş Çin insan hakları eğitiminin ulusal eğitim sistemine dâhil edilmesi gerekiyor. Başta halkla iç içe olan kamu görevlileri olmak üzere tüm kamu görevlilerine verilen kamu güvenliği, mahkemeler, savcılıklar, vatandaşlık hizmetleri, sosyal güvenlik, sağlık hizmetleri, vergilendirme, piyasa denetimi ve diğer alanlara dair insan hakları eğitimlerinin güçlendirilmesi gerekiyor.  Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi belirli kesimlerin hak ve çıkarlarının korunmasını teşvik etmek adına bu kesimlere tanınan avantajları tam anlamıyla uygulamak gereklidir. Ülkemizin insan hakları davası gelişimindeki güçlü tecrübesine dayanarak, kendimize özgü olan kavramları berraklaştırmalı, insan hakları disiplin sistemimizi, akademik sistemimizi ve söylem sistemimizi geliştirmeliyiz. İnsan hakları düşünce kuruluşlarının ve insan hakları araştırma üslerinin inşasını güçlendirmeliyiz. Sağlam kuramsal kabiliyetleri, üst düzey akademik becerileri, uluslararası kurallara aşinalığı olan ve Çin'de insan haklarının gelişim öyküsünü anlatmaya yetenekli bir grup üst düzey insan hakları uzmanı yetiştirmeye odaklanmamız gerekiyor.

Dördüncüsü, Çin küresel insan hakları yönetişimini etkin olarak desteklemelidir: "Erdem neredeyse, dünya o yönde döner", "Doğruluk neredeyse, dünya oraya gider." Tüm insanlığın ortak değerlerini ileriye taşımalı, eşitlik ve karşılıklı güven, kapsayıcılık ve karşılıklı öğrenme, kazan-kazan işbirliği ve ortaklaşa kalkınma kavramlarına bağlı kalmalıyız. Küresel insan hakları yönetişiminin daha adil, hakkaniyetli, makul ve kapsayıcı bir yönde gelişmesini teşvik etmeliyiz. Birleşmiş Milletler'in insan hakları çalışmalarına etkin olarak katılması, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere diğer ülkelerle kapsamlı işbirliği yürütmesi ve yapıcı bir rol oynaması gereklidir. Çin İnsan Hakları Araştırmaları Derneği, Çin İnsan Hakları Geliştirme Vakfı vb. kurumların rollerini tam anlamıyla kavramamız ve Birleşmiş Milletler gibi çok taraf lı insan hakları kurumları üzerindeki etkisini artırmamız gerekiyor.

Beşincisi, etkin bir uluslararası insan hakları mücadelesi yürütmektir: İnsan hakları tarihseldir, somuttur ve gerçeklik temeline dayanır. Farklı ülkelerin toplumsal ve siyasi koşulları, tarihî ve kültürel gelenekleri hesaba katılmadan insan haklarından söz edilemez. Bir ülkenin insan haklarına sahip olup olmadığı değerlendirilirken, çifte standartlar uygulanamaz veya insan hakları, başka ülkelerin içişlerine müdahale etmek için siyasi bir araç olarak kullanılamaz. Ayrıca böyle bir değerlendirme yaparken başka ülkelerin standartları da bir ölçü olarak kullanılamaz. Çin'deki insan hakları çabalarımızın başarılı hikâyesini insanlara anlatmaya odaklanmalı ve Çin'in çağdaş insan hakları görüşlerinin cazibesini ve etkisini artırmak için görsel ve somut anlatım biçimleri kullanmalıyız. İnsan hakları konusundaki uluslararası uzlaşıyı en geniş ölçüde pekiştirmemiz ve insan haklarının ahlaki açıdan en yüksek mevkilerine hâkim olmamız gerekiyor. Denizaşırı Çinli işletmelere insan hakları konusunda farkındalıklarını ve özgüvenlerini artırmaları ve onlara karşı bazı Batılı ülkeler tarafından ileri sürülen insan hakları ihlali suçlamaları ile etkin bir şekilde başa çıkabilmeleri için rehberlik etmemiz gerekiyor. Her düzeydeki parti komiteleri, ülkemizin insan hakları davasının gelişmesini teşvik etme, örgütsel önderliği güçlendirme, eyleme geçmek için inisiyatif sahibi olma ve ulusal insan hakları eylem planını ciddiyetle uygulama konularında tarihsel sorumluluklarını üstlenmelidir. Her düzeydeki kadrolar, özellikle de lider kadrolar, Çin'de benimsenen Marksist ve çağdaş insan hakları kavramlarını bilinçli bir şekilde incelemeli, farkındalıklarını ve özgüvenlerini artırmalı, ayrıca insan haklarına saygı gösterme ve insan haklarını koruma konusunda inisiyatif sahibi olmalıdır. Tüm bölgeler, bakanlıklar ve sanayi kolları, insan haklarına saygı duyma ve koruma bilincini artırmalı, ülkemizin insan hakları davasının gelişimini desteklemek için güçlerini birleştirmelidir.

Yorum Bırakınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.