Mao ve Kruşçev

ÇKP – SBKP Çatışması ve Büyük Bölünme ile İlgili Notlar: 1972'de Mao ve Nixon Neler Görüştü

Mao Amerika'nın Sovyetler Birliği'ne Karşı Çin Kozunu Kullanmasını Nasıl Engelledi

Mao Amerika'nın Sovyetler Birliği'ne Karşı Çin Kozunu Kullanmasını Nasıl Engelledi

Tartışmadaki tarafların temsilcilerinin bizzat kendilerini sol ideolojiyi benimsemiş olmaları uluslararası komünist hareket içindeki hatalı "sol" görüşleri zayıflatmada başarısız oldu. Aksine tartışmalar birçok alanda "sol" görüşlerin gelişimini hızlandırdı. SBKP'nin, önderliğini, önceliğini ve doğruluğunu devam ettirmek için her yolu denemesi Kruşçev'in maceracı çizgisini ve İtalyan Berlinguer'in görüşlerinin kemikleşmesini doğrudan etkiledi. Çin'de Mao Zedong "revizyonizme karşı mücadele ve revizyonizmin önüne kesme" hedefiyle Kültür Devrimini başlattı. Çin Komünist Partisi aynı dönemde Kruşçev'in Rusya için önerdiği bazı ekonomik tedbirlerini ve reform çabalarını revizyonizm, emperyalizm veya kapitalizme dönüş olarak değerlendiriyor ve bunları dogmatik bir biçimde reddediyordu. Çin birçok alanda akıntıya karşı kürek çekme yolunu seçmiş ve sonucunda çok zarar görmüştü.

Büyük anlaşmazlık ve çatışma uluslararası siyasi tablodaki değişimleri de etkiledi. Anlaşmazlık, Çin'in "bir tarafa yaslanma" (Sovyetler Birliği ve sosyalist kampa yaslanma) dış politikasını sonlandırdı.

Çin hükümeti 1960'larda bir yandan emperyalizme karşı mücadeleyi sürdürürken diğer yandan da modern revizyonizm olarak tanımladığı akıma karşı mücadele verdi. SBKP ve ÇKP arasında bozulan ilişkiler ekonomik ve siyasi çatışmalara neden olmuş ve en sonunda 1969 sınır anlaşmazlığa ve 1970'ler boyunca askeri restleşmeler patlak vermişti. Sovyetler Birliği milyonlarca askerini Çin-Sovyet ve Çin-Moğolistan sınır bölgelerine yığmış ve bu bölgelerdeki askeri tesis ve olanaklarını güçlendirmiş, bu gelişme Çin açısından ciddi bir güvenlik tehditlinin oluşması anlamına gelmişti. Bu gelişme Çin-ABD ve Çin-Japon ilişkilerindeki yumuşamanın temel nedenlerinden birisi olmuştu. Ardından, ilerdeki dönemde Çin, ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki karmaşık ve çetrefilli karşılıklı ilişkiler şekillenmeye ve üçgen bir uluslararası ilişki oluşmaya başladı. Çin bu dönemde ABD'nin Sovyetler ile hegemonya rekabetinde Sovyetlere karşı Çin Kartını kullanmasına karşı çıkarak bağımsız kalmak için büyük çabalar sarf etti.

28 Şubat 1972 tarihinde Şangay'da Nixon, Çu Enlay ve Kissinger veda görüşmesinde, Nixon şu ifadeleri kullanmıştı: "Başbakan Çu Enlay ile karşılıklı güven ve samimiyet içinde konuştuk, iki ülkemizin Sovyetler Birliği, Hindistan ve Japonya ile ilişkilerimizi tartıştık. Bu konuşmaları kimseye açıklamayacağımıza ve hiçbir şekilde siz Çinlilerin çıkarlarının zarar görmenize yol açmayacağımızdan emin olun. Çin ve Amerika geliştirmeye çalıştıkları ilişkileri üçüncü tarafların aleyhine kullanmamak konusunda tamamen mutabıktır. Çin'in Vietnam ve Afrika konularında tartıştık, Çin'in bu konudaki farklı politik ilkelerini kabul ediyoruz.

İki ülkemizin farklı sosyal sistemleri var, bu nedenle tamamen ortak bir zemin olması olanaksız. Bu görüşme ilerideki ilişkilerde oluşabilecek bir yumuşama için belirli bir asgari ortak zemin olabilir.

Aramızdaki bu görüşmenin olmasından dolayı, Sovyetler'den Çin'e karşı bir ağız dalaşı yapılması için Amerikan tarafı olarak davranışlarımızla bir zemin veya gerekçe vermemeye özen göstereceğiz. Ben de Çu en Lay'ın bu konudaki uyarılarını çok dikkatle not aldım. Yine de Sovyetler'den Çin-ABD yakınlaşma çabamız konusunda biraz sözlü hücum gelebilir. Biz ABD olarak buna tepki vermeyeceğiz ve onların sözlü hücumun düzeyini arttırmalarına yarayacak bir açıklama da yapmayacağız."

Çu Enlay da Nixon'a şu yanıtı vermişti: "Bu konuda size teşekkür ediyoruz. Gizli bir diplomasi yürütüyoruz, ama üçüncü ülkelere karşı tavır alan bir plan ve komplo peşinde değiliz. Vurgularım ki, Çin açısından böyle bir şey yapılamaz, bunu konuşmayı dahi kabul etmeyiz, çünkü Amerika ve Çin kendileri açısından daha iyi imkanlar arayışı içine girdi, iki taraf da en kötü durumlardan kaçınmalı… Biz size bu konudaki tutumumuzu açıkladık, Sovyetler Birliği'ne bizim tutumumuzu aktarabilirsiniz. Onlarla bizden daha çok ve sık görüşüyorsunuz.

Vietnam ve diğer iki ülkedeki kurtuluş savaşları durmaz ise, biz bu halkların haklı mücadelelerine yardım etmeye zorlanmış olacağız. Bizim onlara sempati duymak ve desteklemek yükümlülüğümüz var. Onlara müdahale etmeye hakkımız yok veya olumsuz bir tutum açıklamaya hakkımız yok. Onlar adına müzakere etmeye de hakkımız yok. Bunu size defalarca söyledim. Bu bizim çok önem verdiğimiz bir tutum. Gelecekte Amerika olarak bu bölgedeki soruna daha uzun vadeli bir vizyonla bakmanız iyi olabilir. Bu bölgeye gerçekten barış gelirse, bu bölge bağlantısız bir bölge olacaktır. Bu hem uzak doğu hem dünya için iyi olur. Yalnız bu yolla Amerika gelecekte bu bölge ülkeleri ile bizimle olduğu gibi bazı ortak noktalar bulabilir… Bizim Tayvan sorunu biraz daha beklesin. Bize göre, Vietnam savaşının ve Hindi Çin savaşlarının bitmesi şu anda daha önemli, bu daha acil bir mesele. Tayvan meselesini şu dönemde fazla bastırmak ve acilen çözmek istemiyoruz.

Vietnam ve Hindi Çin'de 26 yıldır savaş sürüyor. Halk çok kan kaybetti. Onlara karşı çok çok hassasiyetimiz var. Onların kaderi bize benziyor. Bizim bu konuda duygularımızı lütfen anlayın. Çin, Vietnam ve Kore emperyalistlere karşı savaştıklarında, birbirlerine destek oldular. Eski feodal Çin onlara karşı saldırgan davrandı.

Bu ülkelere karşı Çin'in yardımı koşulsuz. Fakat bir şeyde çok kararlıyız, onların egemenliğine ve bağımsızlığına saygı duyacağız. Barış içinde bir arada yaşamanın 5 ilkesini uygulayacağız. Onlara karşı atalarımızdan gelen bir borç duyuyoruz."  

Böylece bu yeni gelişmeler Çin-Amerikan yumuşaması tüm dünya çapındaki siyasi durumu etkilemiş, Çin'in genel uluslararası stratejik yöneliminin değişmesine yol açmıştı. Çin'in daha önce izlediği dış politikadaki "bir tarafa yaslanma" stratejisi, bir ara geçiş döneminden sonra Japonya, ABD ve Avrupa, Pakistan, İran ve Türkiye ile bir anti-Sovyet ittifakı kurmayı amaçlayan "tek bir savaş hattı" stratejisine dönüştürüldü. "Bir tarafa yaslanma" politikası Sovyetler'e yaslanma stratejisi belirli iç ve uluslararası koşullar çerçevesinde ortam nedeniyle 1961 yılına kadar Çin liderliği tarafından tek seçenek olarak kabul edilmişti.

Mao, 1949 yılında yazdığı ünlü makalesinde "bir tarafa yaslanma" stratejisini şöyle açıklamıştı: "Sun Yat-sen'in kırk yıllık pratiği ve Komünist Partisi'nin yirmi sekiz yıllık deneyimi bize bir tarafa dayanmamız gerektiğini öğretti ve biz zaferi kazanmak ve kazandıklarımızı pekiştirmek için, bir tarafa dayanmamız gerektiği konusunda ikna olmuş durumdayız. Bu kırk yıl ve bu yirmi sekiz yıl süresinde biriken deneyimlerin ışığında, istisnasız tüm Çinliler ya emperyalizme ya da sosyalizme dayanmalıdırlar.

Ortada olmak veya tarafsız kalmak mümkün değildir ve üçüncü bir yol da yoktur. Biz emperyalizme yaslanan Çan Kay-şek gericilerine karşı çıkıyoruz ve aynı zamanda üçüncü bir yola ilişkin yanılsamalara da karşıyız."

Çin, 1961'de ÇKP içinde "sol" hataların giderek güçlenmesi ile birlikte Amerikan emperyalizmi ve Sovyet revizyonizmine karşı mücadele ve iki süper devlete karşı bir uluslararası birleşik cephe ya da dünya devrimi cephesi olarak bilinen, bir stratejiyi benimsemişti. Mao tarafından 1961'de ilan edilen "iki cephede birden iki yumrukla dövüşme" stratejisi dünyadaki yeni oluşan güç dengeleri karşısında alınan pasif bir tavırdı. 1969'dan sonra Çin yönetimi Çin'in karşısındaki en önemli tehdidin kuzeyden geldiğini düşünmeye başladı. 

Çin'in varlığı tehdit altındaydı ve bu stratejik olarak dezavantajlı durumundan kurtulmak için iki cephede iki yumrukla dövüşme stratejisinin değiştirilmesi gerekiyordu. Mao Zedong 17 Şubat 1973'de "tek bir savaş hattı" stratejisini açıkladı. Şöyle demişti: "Yurtdışından bir yabancı bir arkadaşımızla konuştum ve ona ABD, Japonya, Çin, Pakistan, İran, Türkiye ve Avrupa'yı birleştiren bir sınır çizmek istediğimi söyledim." Bu stratejinin özü Sovyetler Birliği karşısında ABD de dahil olmak üzere birleştirilebilecek bütün kuvvetleri birleştirmekti. Mao Zedong ve Çu Enlay'ın 1976'daki ölümlerine rağmen bu strateji 1982 yılına dek devam etti  

Yorum Bırakınız