Çin Değerleri ve Liberalizm: Uluslararası Kurallar Düzenini Kim Şekillendirecek?

Yazar: Prof. Yan Xuetong, Çin'in en önemli dış politika danışmanlarından biri1

Makale Özeti: Amerikan liberalizminin hegemonyası zayıflıyor ve Çin'dekiler de dahil olmak üzere diğer ideolojilerin artan meydan okumaları ile karşı karşıya. Amerika'da anti-düzenci akım (Trump vb.), Avrupa'da popülism, Çin'de Geleneksel Değerler, Orta Doğu'da islami Köktencilik, ve tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde gördüğümüz ekonomik milliyetçilik.

Sorun, gelecekteki uluslararası normatif düzeni şekillendirmede Çin'in politikalarına Çin'in hangi siyasi değerlerinin rehberlik edeceğidir. Çin'de birbiriyle rekabet eden üç siyasi değer vardır: Marksizm, ekonomik pragmatizm ve Çin geleneksel değerleri. Çin hükümeti, bugün Marksizmi Çin geleneksel değerleriyle birleştirmeye çalışıyor. Ancak bu tür bir çaba, belirlenen hedeflere ulaşmakta zorluk çekebilir. 2017'de 19. Kongre sırasında Çin'in en üst 7 liderinden biri olan Wang Qishan, "Marksizmin Temel Akidelerini Geleneksel Çin Değerlerinin İç Dönüşümüne Kaynaştırmak" görüşünü ileri sürdü. Fakat bu zor işi yapmak kolay değil.  

Sınıf mücadelesi Marksizmin özü olduğundan, barışçıl gelişme ile uyumlu olması mümkün değildir. Dış politikada sınıf mücadelesine dönüş, tam tersine, Çin'e çok daha saldırgan bir uluslararası görünüm kazandıracaktır. 2004 yılında Parti Sekreteri olarak Hu Jintao ile birlikte uygulanmaya başlayan barışçıl kalkınma ilkesi, o zamandan beri Çin'in dış politikasına yön veren ortodoks ilke haline geldi ve bu artık değişmez hale geldi.

Geçmiş tarihte liberal akım çeşitli akımlarla rekabet yaşamıştı: muhafazakarlık, laiklik, anayasacılık, milliyetçilik, faşizm, komünizm, İslami köktencilik. Bugün hakim konumda olan ABD liberalizmi etkisini kaybetmekle birlikte, hala en etkili küresel ideolojidir ve ABD bunu bir gecede terk edemez. Çin, kendi bazı geleneksel Çin değerlerini (iyilikseverlik, doğruluktan yana olma ve töreler) belirli önemli liberal değerlerle birleştirerek uluslararası düzeni şekillendirmenin mümkün olduğunu görebilir (eşitlik, demokrasi ve özgürlük).  Bu tür bir birleştirme; hakkaniyet, adalet ve uygarca nezaket gibi bir dizi çağdaş insani otorite değeri üretebilir. Bu yeni değerlerin rehberliği altında oluşan yeni normlar (kurallar), evrensel olmaları nedeniyle çoğu ülke tarafından kabul edilebilir. Böylece bugün sahip olduğumuzdan daha barışçıl bir uluslararası düzen gelecektir. Hegemonyacılık politika ve ilkeleri yerini İnsani Otorite politika ve ilkelerine bırakabilir.

  1. Yazarın bu makaledeki görüşleri Sosyalist Birlik ile uyumlu olması gerekmiyor []

Yorum Bırakınız