Çin, Hükümet Destekli Kooperatiflerle Gıda Güvenliğini Nasıl Güçlendirdi?  Yoksullukla Savaş Nasıl Başarılı Oldu?

Çeviren M. Yüce- S. Şarin

Joe Scholten, ABD,  St. Louis, Missouri'den bir yazar ve eylemci

Mart 2022

Çin'de Aile Başına Düşen Arazi Ortalama 2 Dönüm

Covid-19 salgını, ardından gelen tedarik zinciri krizleri ve dünya çapındaki yüksek enflasyon oranları, gıda fiyatlarının yükselmesine ve kıtlık endişelerine yol açmış durumda.  Bu birbirini izleyen ve iç içe geçmiş sorunlar, tüm hükümetleri ekonomik alanda öz-yeterliliğe ve gıda güvenliğine öncelik vermeye yöneltmektedir.

Çin bu mücadelede başı çekiyor. Pekin, devlet tarafından finanse edilen tarım kooperatiflerini, bozulmaz temel gıda maddelerinin stoklanmasını, gıda israfına karşı sıkı önlemleri ve yeni teknolojilere yapılan hükümet yatırımlarını birleştiren çok yönlü bir yaklaşım benimsedi. Böylece gıda güvenliğini nasıl güçlendirileceğini ve aynı zamanda yoksullukla nasıl mücadele edileceğini dünyaya gösterdi. Birleşmiş Milletler ülkeleri "küresel gıda kıtlığı tehlikesi" konusunda uyarırken, Çin hükümeti dünya ülkelerine halkın ihtiyaçlarını karşılamaları için alternatif bir model sağlamaktadır.

Çin, COVID-19 karantinaları sırasında halkını başarıyla besledi

COVID-19 pandemisinin başlangıcında, 24 Şubat 2020'de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, gıda güvenliği konusunda bir konuşma yaparak, büyük bir şehir olan Wuhan için istikrarlı bir gıda arzı sağlayacak bir dizi kısa ve uzun vadeli adım önerdi.  

O günlerde, Wuhan sıkı bir karantina altındaydı. Gıda güvenliği çok önemliydi. Hükümetin planları sonuçta başarılı oldu. Her bir evin kapısına kadar götürülen gıda teslimatlarında bazı sorunlar çıkmasına rağmen, bu sert karantina sırasında hiç kimse açlıkla karşılaşmadı. Hükümet on milyonlarca insanı doyurmayı başardı.

Wuhan'da kullanılan strateji daha sonra tüm pandemi sürecinde tekrarlandı. Xian veya Şanghay gibi şehirler karantinayla karşı karşıya kaldığında, yerel yetkililer on milyonlarca şehir sakininin istikrarlı gıda kaynaklarına ulaşmasını sağlamak için benzer destek ağları oluşturdu, çok sayıda gönüllü bu sürece katkıda bulundu. Sadece bir ülkede, Amerika Birleşik Devletleri'nde virüsten 1 milyondan fazla insan ölürken, Pekin sıfır Covid politikası sayesinde sayısız hayat kurtardı. Aynı zamanda dünyanın küresel bir gıda krizinin eşiğinde olduğu bir dönemde Çin'in gıda egemenliğini güçlendirmesine de katkıda bulundu.  

Batının ağır yaptırımları ve Ukrayna savaşı küresel gıda krizini körüklüyor

Ukrayna'daki vekalet savaşı ve Rusya'ya uygulanan yıkıcı Batı yaptırımları, küresel gıda arzı konusunda endişelere yol açtı. 2021 sonu itibariyle Rusya ve Ukrayna, dünya buğday ihracatının yaklaşık %30'unu gerçekleştiriyordu.

Rus işletmelerine döviz cinsinden ödeme yapmaya çalışan Batılı firmalar hedef alınmaktan ve yaptırımlardan korktuğu tarımsal ticaret önemli ölçüde geriledi. Ayrıca, askeri çatışmalar Ukrayna'da birçok ihracat limanının kapanmasına neden oldu. Bu durum, Birleşmiş Milletlerden ve diğer uluslararası kurumlardan, 2022'nin sonlarında ve 2023'ün başlarında, dünyanın en fakir ülkeleri arasında gıda sıkıntısı ve hatta kıtlık yaşanabileceğine, daha zengin ülkelerde ise gıda fiyatlarının hızla artarak, giderek karşılanamaz fiyatların ortaya çıkacağına dair uyarılar gelmesine yol açtı.

Büyüyen bu kriz, Çin'in gıda egemenliği politikasını incelemeyi daha da anlamlı hale getirdi.

Çin'in gıda güvenliği başarıları

Çin, tarihinin büyük bölümünde gıda güvenliğini temel bir hedef olarak görmüştü. BM Gıda ve Tarım Örgütü, Çin'in dünyadaki ekilebilir arazinin yalnızca yüzde 10'una sahip olduğunu, ancak dünya tahılının yaklaşık yüzde 25'ini üreterek dünya nüfusunun kabaca beşte birini oluşturan nüfusunu besleyebildiğini belirtiyor. Çin'de kişi başına düşen tarım arazisi dünyadaki en düşük konumdadır. Su kaynakları da çok kıttır.

Teorik olarak, gıda üretiminde böylesine göz korkutucu bir küresel kriz, Çin için varoluşsal bir tehdit olabilir. Kıt ekilebilir araziye ama muazzam bir nüfusa sahip ve bir virüsün tarımda çalışan işçilerin çalışma kapasitesine zarar verme olasılığıyla karşı karşıyayken, yurtdışındaki bir gıda krizi Çin'in dışardan ithalatını engelleyebilir. Ancak bu kısıtlara rağmen, Çin'in bir gıda kriziyle karşı karşıya kalma olasılığı nispeten düşük. Bu riski nasıl azalttılar?

Salgın başlamadan çok önce, Xi Jinping bir açıklama yapmıştı:

"Çinliler esas olarak kendi ürettikleri pirinç kaselerini ellerinde sıkıca tutmalıdır. Tedbirli olmalıyız"

Bu gıdada kendi kendine yeterlilik için açık bir çağrıydı. Çin ABD'nin hâkim olduğu Dünya Bankası'nın Küresel Güney ülkelerinin çoğunda titizlikle kısıtlamaya çalıştığı türden bir politikayı öne çıkardı.

Çin'e özgü sosyalizm modeline dayanan Pekin, Dünya Bankası gibi neoliberal finans kurumlarının hoşnutsuzluğuna rağmen, gıda güvenliğinde gerçekçi adımlar atan bir kalkınma yolu izledi. 2003'ten 2013'e kadar Çin'in tahıl üretimi, yılda 400 milyon tondan 600 milyon tona çıkarak kabaca yüzde 50 arttı.

Çin hükümeti, çiftçilere gezegendeki en büyük tarım desteklerini veren ülke olduğu için gıda güvenliğinde bu muazzam adımları attı. Bu durum, Pekin'in tarımsal destek politikasına karşı çıkan neoliberal Dünya Ticaret Örgütü ve ABD'nin hücumlarına yol açtı.

Çin'in tarımsal üretimdeki dikkate değer başarıları bazılarına şaşırtıcı gelebilir. Tarım destekleri sadece Çin'de değil, kapitalist ülkelerde uygulanıyor.  Buna karşın Çin'in tarımda nasıl böylesine büyük bir fark yaratmasını sağlayan önemli niteliksel farklar var.

Çin'in devlet destekli tarımsal kooperatif uygulaması

Çin'in tarımı hala önemli ölçüde kooperatif tarım temelinde örgütlenmiştir. Çiftliklerin yaklaşık yarısı, 2,2 milyondan fazla yasal olarak kayıtlı olan tarım kooperatifleridir. Başkan Xi 2012'te iktidara geldiğinde, tarımsal üretimi artırarak kırsal alanlarda yoksullukla mücadeleye yardımcı olmak için Mao Zedong dönemindeki devlet destekli kooperatifleri sistemini geri getirdi. Üretim görülmedik ölçüde arttı. South China Morning Post gazetesinin bildirildiğine göre 2013'ten 2019'a kadar Çin hükümeti 10.000'den fazla en basit düzeydeki tedarik ve pazarlama kooperatifini yeniden inşa etti.

2019 yılı itibariyle Çin genelinde, ülkenin kasabalarının yüzde 95'inde yaklaşık 32.000 tedarik ve pazarlama kooperatifi vardı- 2013'te sadece kasabaların yüzde 50'sinde bu tür kooperatifler vardı.  Bu şaşırtıcı bir artış.

South China Morning Post Gazetesi şöyle yazıyor:

"Bu kooperatif ağını genişletmek, Xi'nin Çin Komünist Partisi'nin güçlü köklerinin bulunduğu kırsal bölgeyi canlandırma, milyonlarca insanı yoksulluktan kurtarma ve kır ve kentsel sakinler arasındaki gelir farkını azaltma planının çok önemli bir gereğidir." Bu gelişmenin sonuçları şaşırtıcı oldu. Devlet destekli kooperatif tarım üretimi, köylülerin inisiyatifini harekete geçirdi. Bu tarım programı, Çin'in 800 milyondan fazla insanı aşırı yoksulluktan nasıl kurtardığının önemli bir sırrıdır. Çin hükümeti ayrıca kentsel ve kırsal alanlar arasındaki eşitsizliği azaltmaya dönük politikaları da güçlendirdi."

İki Teminat ve Üç Güvence Politikası

Çin'in sosyalist inşasının iki temel unsuru olmadan bu gıda güvenliği başarısını sağlamak zor olurdu: toprak üzerinde köylülerin kolektif mülkiyeti ve beş yıllık ekonomik kalkınma planları.

Ek olarak, sosyalist hükümetin "köylülere yeterli yiyecek ve giyecek güvencesi ve yoksul köylüler için zorunlu eğitime, temel tıbbi hizmetlere; sağlıklı ve güvenli konutlara erişim garantisi" olarak tanımladığı "İki Teminat ve Üç Güvence" politikası vurgulandı. Gerçekten de "gıda ve enerji güvenliği", Pekin'in 14. beş yıllık planındaki beş ana politikadan biriydi. Sonuç olarak Pekin, halkın tam da dünyanın karşılaştığı gıda krizine hazırlıklı olmak için somut önlemler almıştı.

Çin hükümeti uzun bir süredir bir kriz karşısında yeterli tarımsal rezervlere sahip olmayı planlamıştır. Raporlar, Pekin'in büyük bir kriz durumunda tüm ülkeyi en az 18 ay ayakta tutabilecek kadar pirinç ve buğday stokladığını gösteriyor.

Çin'de virüsün önlendiği Covid-19 pandemisinin ilk yılı olan 2020'nin ikinci yarısında, Komünist Partisi, yereller düzeyindeki hükümet organların yeterli temel gıda ve yemeklik yağ rezervine sahip olmasını gerektiren yasalar çıkardı. Bu yasalar, afetler, önemli fiyat oynamaları veya diğer en kötü acil durumlarda tahıl ve yağ stoklarının halkın emrine sunulmasını öngörüyor.

Gıda israfına sıkı kontrol ve teknolojiye devlet yatırımı

Aynı zamanda Çin hükümeti, gıdada israfın azaltılmasını, gıda üretim teknolojilerinde yenilik yapma çabalarının desteklenmesini ve gıda dağıtım sürecinde kritik görevleri olan işçilerin korunmasını sağlamak için önlemler aldı. Pekin, savurgan davranışlarda bulunan restoranlara ve gıda üretim işletmelerine çeşitli cezalar getiren gıda israfını önleme yasalarını onayladı.

Çin ayrıca sistematik olarak bitki DNA'larını koruyup iyileştiren yeni tarım teknolojilerine yatırım yaptı. Pekin, yükselen deniz seviyelerinin tarımdaki verimi etkilememesi için, tuzlu suya dayanıklı pirinç türleri yetiştirmenin yollarını bile bularak, yeni teknolojiyi kendi ülke koşullarına uyarladı.

Bunların hepsi, gıda güvenliğinin sürdürülebilmesini sağlamak için hükümet önderliğinde geliştirilen bir sürecin parçalarıdır. Bloomberg gibi ABD'nin büyük medya kuruluşları bile Çin'in biyoteknolojide hızla küresel bir lider haline geldiğini gönülsüzce kabul ediyor.

COVID-19, Açlık ve Yoksulluğa Karşı Halk Savaşı

Çin Halk Cumhuriyeti, gıda sektöründe çalışan işçilerin daha yüksek ücretlere ve daha iyi koşullara sahip olması ve gıda dağıtımının iyi ücret alan, güvenilir işçiler yoluyla yapılması için bu alanda sendikalaşmayı teşvik etti. Didi ve Meituan gibi popüler APP'ler yoluyla yemek ve sebze teslimatı yapan şirketleri bu yönde teşvik etti. Tüm bunlar, işçi sendikalarının, sivil toplum kuruluşlarının ve hükümet organlarının virüse karşı savaşmak için birlikte çalıştığı ve Pekin'in "Covid-19'a Karşı Halk Savaşı" olarak adlandırdığı politikanın bir parçasıydı.  Çin, bugün dünyada ortaya çıkan açlık ve gıda kıtlığı riskine karşı bir halk savaşı yürütmek için de benzer bir yol izlemeyi planlıyor.

Çin sosyalist sistemi sonuç alma odaklı çalışıyor. Halkı örgütlemek için hükümetin gücünü kullanıyor, halkın uzun vadeli ihtiyaçlarını belirleyerek bunları karşılayacak gerçekçi planlar yapıyor. Kapitalist ülkelerin başarısız olduğu bu hedeflere ulaşmayı başarıyor.

ABD'nin gıda krizi felaketine hazırlığı

ABD sistemiyle Çin'in farkı bundan daha keskin olamazdı. Washington, yoksul ülkelerin buğday ve gübre satın almasını zorlaştıracak acımasız yaptırımlar devreye sokarak gıda krizini körükleyen bir adım attı.

ABD'de gıda fiyatları, genel enflasyon artışı ve büyük şirketlerin fiyat oyunlarının birleşik etkisi nedeniyle, büyük artış gösterdi.  ABD tarımsal üretim hedeflerinde beş yıllık ortalamasının gerisinde kaldı, 2022'de tahıl ürünleri yetiştirme döngüleri de kötü bir başlangıç yaptı.  

Yorucu ve kötü çalışma koşulları kamyon şoförlerinin sayısında önemli azalmalara yol açtığından ve dolayısıyla birçok mal sevkiyatında için gecikmeler daha yaygın hale geldiğinden perakende satış fiyatları daha da yükseldi. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki çiftçiler, gıda güvenliğinde ciddi sorunların ortaya çıkma olasılığı konusunda muhalefet bayrağını yükseltiyor ve hükümeti uyarıyorlar.

Kongre ve ABD siyasi liderleri, yerel gıda güvenliği ihtiyaçlarını yönetmek için uzun vadeli bir strateji oluşturmada başarısız oldular. Bunun yerine, gelişigüzel bir gıda yardım planı önerdiler. Uzmanlar bu plan için yeterli miktarda para ayrılmadığını söylüyor. Mart ayında NATO karargahında yaptığı bir açıklamada ABD Başkanı Joe Biden, şunları kabul etti: "Gıda kıtlığına gelince, evet, bu gıda kıtlığı gerçek olacak. Getirdiğimiz bu yaptırımların bedeli sadece Rusya'ya değil, Avrupa ülkeleri ve ülkemiz de dahil olmak üzere birçok ülkeye yansıyor."

Tüm işaretler bir gıda krizinin kapıya geldiğini gösteriyor. Ve kapitalist ülkelerdeki liderlerin aksine, Çin Komünist Partisi önderliği, zamanında sağlıklı öngörü, uzun vadeli planlama ve sosyalist inşa yöntemlerini kullanıyor. Çin Halk Cumhuriyeti Covid-19'u başarıyla yönettiği gibi, yaklaşan bu krizi de atlatmak için bir yandan kendini hazırlarken, yurtdışında da birçok zor durumdaki ülke ile uluslararası dayanışma gösteriyor. Gıda krizi derinleşirken, Çin'deki sosyalist önderliğin kendini halkını korumaktan sorumlu gördüğünü, halkının güvenliğini sağlamak için somut adımlar attığını, öte yanda kapitalist ülkelerin önderliklerinin ise insanlarını ölüme terk ettiğini unutmayalım.

Yorum Bırakınız