Çin Görüşü: İran-İsrail Çatışması ve Orta Doğu'da Barış

Uzlaşma Eğilimi ve Orta Doğu Ülkelerinin Barış Özlemi

Çeviren Ferdi Bekir

2024-04-24

Yazar Fan Hongda, Şanghay Uluslararası Araştırmalar Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nde profesör olarak görev yapmaktadır

Uzlaşma Eğilimi ve Orta Doğu Ülkelerinin Barış Özlemi

Çin ve yüzlerce ülke Filistin'in BM'ye tam üyelik talebinin 18 Nisan'da BM Güvenlik Konseyi'nde ABD tarafından veto edilmesinin ardından derin bir hayal kırıklığı yaşadığını ifade ettiler. Karar 12 lehte oy alırken, İngiltere ve İsviçre çekimser, ABD ise aleyhte oy kullandı.

Mart 2023'te Suudi Arabistan ve İran, Çin'in arabuluculuğuyla uzlaşma sağlamıştı.

Bunu Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile on yıldır süren gerginliği azaltması izledi. Savaş öncesi dönemde İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin de normalleşmesi bekleniyordu. Ancak 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e saldırması ve İsrail-Filistin çatışmasının patlak vermesi Ortadoğu'daki uzlaşma eğilimini "durdurdu". Suudi Arabistan, İsrail ile ilişkileri normalleştirmek için yapılacak görüşmeleri ertelerken, Arap ülkeleri, Gazze'de çoğunluğu kadın ve çocuk yaklaşık 34.000 kişinin öldürüldüğü amansız saldırılar nedeniyle İsrail'in cezalandırılıp cezalandırılmayacağı ve nasıl cezalandırılacağı konusunda aralarında bölünmüş durumda.

Bugün İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkiler de normal değil. Daha da kötüsü, İsrail 1 Nisan'da Suriye'deki İran Konsolosluğunu bombalayarak Orta Doğu'da gerilimi yeni bir boyuta taşıdı. İran'ın 14 Nisan'da İsrail'e kontrollü ve ölçülü bir saldırı düzenleyerek misilleme yapmasının ardından İsrail'in vereceği yanıt yakından izleniyor.

Orta Doğu'da Ülkeler Arası Uzlaşma Eğilimi

Gazze krizinden önce süren uzlaşma eğilimi Orta Doğu ülkelerinin barış arzusunu yansıtıyordu. İsrail'in Gazze'ye yönelik devam eden saldırıları ve İran-İsrail çatışması, uzun vadeli ve kalıcı bir barışın Orta Doğu için bir hayal olmaya devam ettiğini gösteriyor. Bölgedeki çatışma ve anlaşmazlıkların temelinde Filistin meselesi ve İran ile İsrail arasındaki karşılıklı hoşnutsuzluğun yattığını tespit etmek zor değil.

İsrail, 7 Ekim'deki Hamas saldırılarının hemen ardından İran'ı bu saldırıların arkasında olmakla suçladı. İsrail'in İran'ın Suriye'deki konsolosluğunu bombalamasının ardından İran, bu saldırının İsrail'in uluslararası dikkati Gazze'deki krizden başka yöne çekme girişimi olduğunu söyledi.

Devam etmekte olan İsrail-Filistin çatışması ve İsrail-İran çatışması, bölgede uzun vadeli barışın tesis edilmesini ve ekonomik-toplumsal kalkınmanın teşvik edilmesini daha da zorlaştırmıştır. 25 Mart 2024 tarihinde, İsrail-Filistin çatışmasının başlamasından bu yana 170 günden fazla bir süre geçtikten sonra, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nihayet Gazze'de derhal ateşkes yapılması ve tüm rehinelerin koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrısında bulunan ilk kararı kabul edebildi.

Ancak İsrail ile Hamas arasında ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması konusunda yürütülen müzakereler şu ana kadar başarılı olamadı. Bir yanda İsrail Savunma Bakanı, rehineler Gazze'de tutulmaya devam ettiği sürece İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını durdurmayacağını söylüyor. Diğer yanda Hamas, rehinelerin serbest bırakılmasının ön koşulunun kalıcı bir ateşkes ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesi olduğunu vurguluyor.

Şu anda en büyük endişe İsrail'in Gazze'nin orta ve kuzey kesimlerindeki İsrail saldırılarından kaçan yüz binlerce Gazzelinin yaşadığı güneydeki Refah kentine saldırıp saldırmayacağı. Haberlere göre şu anda Gazze'de yaklaşık 1,4 milyon Filistinli bulunuyor. Dolayısıyla İsrail'in Refah'a yönelik herhangi bir saldırısı Gazze'de daha büyük bir insani krize yol açacaktır. Raporlar İsrail'in Refah'a saldırmayı planladığını ancak ne zaman saldıracağının henüz bilinmediğini gösteriyor. Ancak İsrail-İran çatışması nedeniyle Gazze'ye olan küresel odaklanma biraz azaldı. İsrail'in 1 Nisan'da Suriye'deki İran konsolosluğuna düzenlediği saldırı ve İran'ın misilleme saldırısının ardından dünya İsrail'in bir sonraki hamlesini yakından izliyor.

Bir İran-İsrail çatışmasının Orta Doğu ve dünya için çok daha zararlı olacağı açık.

Hem Filistin meselesi hem de İsrail-İran çatışması açıkça çok taraflı uluslararası özelliklere sahiptir. Bu nedenle, tek bir ülkenin bakış açısına dayalı olarak çözüm bulmak zor. Birleşmiş Milletler kararlarına dayanan iki devletli çözüm Filistin meselesini çözmenin en iyi yolu olduğundan, uluslararası toplum hem İsrail'i hem de Filistin'i iki devletli çözümü uygulamaya teşvik etmelidir. Daha da önemlisi, bölge dışı veya bölge güçleri Filistin ya da İsrail'i körü körüne desteklemeyi bırakmalı, örneğin çatışmaları daha da körükleyebilecek silah ve mühimmat vermemeli. İsrail-İran çatışmasına gelince, iki ülke öncelikle birbirlerinin var olma hakkını kabul etmelidir. En az bunun kadar önemli bir husus da artık bundan böyle bazı ülkelerin İran ve İsrail arasında bir tarafın diğerine saldırması için ciddi bir şekilde desteklemeye devam etmemesidir. Bu durum İsrail-İran çatışmasını hafifletmek yerine daha da şiddetlendirebilir.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir