Büyük Marksizm Sözlüğü: Sınıf Mücadelesi

[Büyük Marksizm Sözlüğü, Marx'ın 200. Doğum Gününü anmak amacıyla Wuhan/Çin'de yayınlanmıştır. 5 Milyon sözcükten ve 4 Bölümden oluşmaktadır: Marxism, Leninizm, Mao Zedung Düşüncesi ve dördüncüsü Çine Özgü Sosyalizm İnşa Teorisi. Sözlük 2012'de başlayan Xi JinPing Dönemini de kapsıyor.]

Sınıf Mücadelesi

Ekonomik çıkarları temelde karşıt olan sınıflar arasındaki çatışma, karşı karşıya gelme ve mücadele, somut olarak sınıflı toplumda ezilen ve sömürülen sınıfların ezen ve sömüren sınıflara karşı mücadelesi, sınıf mücadelesi birbirine karşıt olan ezilen ve ezen, sömüren ve sömürülen sınıflar arasındaki çelişkileri çözmenin temel aracıdır. Eğer sınıflar varsa, sınıf mücadelesi de kaçınılmazdır. Engels, ilkel toplumun aşamaları hariç, şimdiye kadar var olan tüm toplumların tarihinin sınıf mücadeleleri tarihi olduğuna işaret etmiştir.

Mao Zedung da sınıf mücadelesinde bazı sınıfların zafere ulaştığına, bazılarının ise ortadan kalktığına işaret etmiştir. Tarih işte budur, binlerce yıllık uygarlık tarihi budur. Sınıf mücadelesi, sınıflı toplumun gelişmesinin doğrudan ve direkt itici gücüdür ve uzlaşmaz sınıf çıkarlarının tezahürüdür.

Sınıf mücadelesinin asıl kökeni ise maddi çıkarlar arasında temel bir antagonizm karşıtlığıdır. Toplum sömüren ve sömürülen sınıflar olarak bölündüğünde, çeşitli sömürücü sınıflar her zaman üretim araçlarına sahip olmalarını ve üretim sistemindeki hakim konumlarını sömürülen sınıfları ezmek ve yağmalamak için kullanırken, aynı zamanda siyasi ve ideolojik kontrolü de ellerinde bulundururlar. Ancak tahakküm altındaki sınıflar hayatta ayakta kalmak ve köleleştirilmiş durumlarından kurtulmak için direniş ve mücadele yürütmek zorundadır. Sınıf mücadelesi, sınıflı toplum içindeki temel toplumsal çelişkinin hareketinin somutlaşmış hali ve kaçınılmaz sonucudur. Uygarlık başladığı andan itibaren üretim, toplumsal rütbelerin, zümrelerin (politik sınıflar), toplumsal sınıfların ve nihayet birikmiş emek (sermaye) ile yaşayan emeğin antagonizması üzerine kurulmaya başlar. Antagonizma yoksa ilerleme de yoktur; uygarlığın günümüze kadar izlediği yasa budur. Dolayısıyla sınıflı toplumda sınıf mücadelesi gerekli ve kaçınılmazdır, insanın iradesinden bağımsız nesnel bir varoluşa sahiptir. Herhangi bir toplumun gelişmesi de veya yerini bir başkasına bırakması da, üretici güçler ile üretim ilişkileri arasındaki çelişkili hareketin ve bu çelişkili hareketin belirlediği ekonomik temel ile üstyapı arasındaki çelişkili hareketin sonucudur.

Sınıflı bir toplumda, üretici güçler ve üretim ilişkileri ile ekonomik temel ve üstyapı arasındaki çelişki belirli bir ölçüde geliştiğinde, kaçınılmaz olarak kendisini sınıf mücadelesi yoluyla kendini ifade edecektir. Bir toplumun ekonomik gelişimindeki tüm önemli tarihi olayların en derindeki nihai nedeni ve büyük hareket ettirici gücü, üretim biçimlerindeki ve mübadele biçimlerindeki değişikliklerdir, bunun sonucunda toplumun farklı sınıflara bölünmesi gerçekleşir ve bu sınıfların birbirlerine karşı mücadeleleri ortaya çıkar. Sınıf mücadelesi tüm sınıflı toplum boyunca devam eder ve sınıflı toplumun gelişimi için doğrudan dirrekt itici gücü oluşturur.

Engels, ilkel komünün çözülmesinden bu yana, toplumda oluşan tfarklı sınıflar arasındaki mücadelenin her zaman tarihsel ilerlemenin temel itici gücü olduğuna işaret etmiştir. Sınıf mücadelesinin dinamik rolü, toplumsal formasyonlarda bir toplumsal formasyondan diğerine niteliksel değişimi (kapitalizmden, komünizme) sürecinde olduğu kadar, aynı toplumsal formasyon içindeki içsel gelişimin niceliksel değişimi sürecinde de ortaya çıkar. Dahası, sınıf mücadelesi sınıfları ortadan kaldırmanın tek yoludur. Sınıflı toplumların tarihi, hiçbir gerici sınıfın kendiliğinden tarih sahnesinden çekilmeyeceğini ve sömürücü sınıfın ortadan kaldırılmasının ancak sınıf mücadelesi yoluyla sağlanabileceğini göstermektedir. Farklı tarihsel aşamalarda ve farklı çağlarda sınıf mücadelesi farklı özellikler gösterecektir ve sınıf mücadelesinin biçimleri çok çeşitlidir. İnsanlığın sınıf mücadelesi tarihinde, kölelerin köle sahiplerine, köylülerin toprak ağalarına ve proletaryanın burjuvaziye karşı özü ve biçimleri büyük farklılıklar gösteren mücadeleleri vardır. Ancak proletaryanın burjuvaziye karşı mücadelesi en büyük ve en kapsamlı sınıf mücadelesidir. Proletarya tüm sömürücü sınıfları yok edecek, proletarya diktatörlüğünü kuracak, halkın kendi devletinin efendisi olmasını gerçekleştirecek ve nihayet sınıfsız komünist topluma geçişe öncülük edecektir.

Marx şöyle yazmıştır: sınıfların varlığı yalnızca üretimin gelişimindeki belirli tarihsel aşamalara bağlıdır; sınıf mücadelesi zorunlu olarak proletarya diktatörlüğüne yol açar; bu diktatörlüğün kendisi yalnızca tüm sınıfların ortadan kaldırılmasına geçişi ve proleter bir topluma geçişi oluşturur. Bu, sınıf mücadelesinin gelişim yasası ve tarihsel trendidir. Kapitalist toplumda, proletaryanın burjuvaziye karşı mücadele biçimleri çok çeşitlidir ve başlıca üç temel biçimi içerir: ekonomik mücadele, siyasi mücadele ve ideolojik mücadele. Ekonomik mücadele, proletaryanın kendi ekonomik çıkarlarını korumak için kapitalistlere karşı yürüttüğü, yaşam ve çalışma koşullarını iyileştirmeyi amaçlayan mücadeledir.

Grevler, proleter mücadelenin birincil düzeydeki ya da temel düzey biçimi olan ekonomik mücadelenin başlıca yoludur. Siyasi mücadele, proletaryanın burjuvazinin siyasi egemenliğini yıkmak ve proletarya diktatörlüğünü kurmak gibi temel bir amaç için verdiği mücadeledir. Siyasi grevleri, siyasi gösterileri, parlamenter mücadeleleri, silahlı ayaklanmaları vb. içeren sınıf mücadelesinin tam teşekküllü biçimidir. Aynı zamanda siyasi iktidarı şiddete dayalı bir devrimle fethetmek siyasi mücadelenin en yüksek biçimidir.

İdeolojik mücadele, proletaryanın ideolojik alandaki mücadelesidir ve temel görevi çalışan halkı bilimsel sosyalizm düşünceleriyle donatmaktır ve aynı zamanda işçi sınıfı içindeki çeşitli burjuva fikirlerinin etkisine ve bu fikirlerin yarattığı düşünsel erozyonuna direnmeyi amaçlar. (Türkçeye Çevirenin Notu: Sağ ve sol oportünist sosyalist akımlar veya Post-Marx akımlar veya bilimsel sosyalizm dışındaki çeşitli sosyalist akımların olumsuz etkileri.)

Bu üç mücadele biçimi (ekonomik mücadele, siyasi mücadele ve ideolojik mücadele) birbiriyle ilişkili, eşgüdümlü, iç içe geçmiş ve ayrılmaz; bunlar arasında siyasi mücadele öncü bir rol oynar, öncü konumdadır ve başlıca mücadele biçimidir. Farklı türden sınıf mücadeleleri, siyasi iktidarı ele geçirmek ve iktidarı sağlamlaştırmak için siyasi mücadelelere dönüşmek zorundadır; ekonomik mücadeleler ve ideolojik mücadeleler, siyasi mücadelelere tabi olmalı ve ona hizmet edecek şekilde ele alınmalıdır.

Yeni Çin'de, yani proletarya önderliğindeki devrimden sonra üretim araçlarının özel mülkiyetinin sosyalist dönüşümünün en temel düzeyde tamamlanmasıyla birlikte (1956), hem toplumsal yapı hem de çeşitli sınıflar arasındaki ekonomik mücadelenin durumu temelden değişikliklere uğramıştır, temel değişiklik sömürücü sınıfın artık bir sınıf olarak var olmamasıdır, toplumda antagonistik sınıflar olmadığından, mevcut sınıflar arasındaki tam kapsamlı nitelikli mücadele biçimleri de ortadan kalkmıştır, sosyalist toplumda var olan çelişkilerin çoğu sınıf mücadelesi niteliğine sahip değildir ve sınıf mücadelesi artık toplumdaki temel çelişki değildir.

Bununla birlikte, çeşitli uluslararası ve ülke içi faktörlerin etkisi ve rolü nedeniyle, sosyalist bir toplumun ekonomik, siyasi, ideolojik ve kültürel ve sosyal yaşamının çeşitli alanlarında sınıf mücadelesi niteliğine sahip olan bazı toplumsal çelişkiler hala varlığını sürdürür. Bu nedenle, sosyalist toplumda sınıf mücadelesi toplumsal bir olgu olarak belirli bir ölçüde, belirli bir derecede uzun bir süre daha var olacaktır ve belirli özel koşullar altında yoğunlaşabilir ve şiddetli biçimler alabilir;  fakat sosyalist toplumda sınıf mücadelesinin gelişimindeki genel eğilim sınıf mücadelesinin giderek zayıflaması yönünde gelişir. Tarihsel materyalizme göre, insan toplumu gelişmeye ve ilerlemeye devam ettikçe, hem sınıfların hem de sınıf mücadelesinin ortadan kaldırılması tarihsel bir zorunluluk haline gelecektir.

Lenin şöyle yazmıştır: "Yalnızca sınıf mücadelesinin kabulünü proletarya diktatörlüğünün kabulüne kadar genişleten kişi Marksisttir. Marksist ile sıradan küçük (ve aynı zamanda büyük) burjuvazi arasındaki en derin ayrımı oluşturan şey budur. Marksizmin gerçek anlamda anlaşılması ve gerçek anlamda tanınmasının test edilmesi gereken mihenk taşı budur."

Bununla birlikte, tarihte Marksist sınıf mücadelesi teorisine karşı çıkan, sınıf mücadelesini toplumun "hastalıklı bir durumu" olarak gören, sınıf mücadelesinin ortaya çıkışının ve oluşumunun "istenmeyen unsurların kışkırtması" ve farklı sınıflar arasındaki "yanlış anlama" sonucu olduğunu savunan ve sözde "sınıf işbirliği", "sınıf uzlaşması" teorisini ve bakış açısını ve "eski devlet iktidar aygıtlarının parçalanmasına" karşı çıkan fikirleri öne süren burjuva düşünürler, teorisyenler ve oportünistler olmuştur. Bunun kökeni, kapitalist sistemin sömürücü doğasını ve proletarya ile burjuvazi arasında hiçbir şekilde uzlaştırılamayacak antagonistik çelişkiyi inkâr etmekte yatmaktadır. Bunun amacı ise, proletaryanın burjuvaziye karşı sınıf mücadelesini terk etmesini sağlamak ve proletaryanın sınıf mücadelesinin kapsamını sınırlamak yani kapitalizmin uzun süreli egemenliğini güvence altına alma hedefine ulaşmak ve kapitalist sistemin sürdürülmesini sağlama almaya çalışmaktır. Elbette, özellikle sosyalizm inşa sürecinde sınıf mücadelesinin kapsamının sürekli ve ölçüsüz bir biçimde genişletilmesi ve keskinleştirilmesi görüşü de hatalı bir düşüncedir.

Yorum Bırakınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.