Brejnev'in 1969'da Çin'e Geniş Ölçekli Nükleer Saldırı Planı ve Diğer Sosyalist Ülkeler Üzerinde Hegemonya Amacıyla Üretilen Brejnev Doktrini  

Çeviren Ferdi Bekir,   Kaynak: Çu Enlay Anıları

1969 yılında Sovyetler Birliği, Çin'e karşı Zenbao (Damansky) Adası savaşını kaybetmesi nedeniyle Çin'i "stratejik" bir nükleer saldırı ile tehdit etti. Brejnev aynı zamanda dönemin ABD Başkanı Nixon'ı bu nükleer saldırı kararından haberdar etti, ne var ki Brejnev yönetimi Nixon'un Çin'i önceden bilgilendirmesini beklemiyordu. Aksine Brejnev bu saldırının ABD tarafından olumlu karşılanacağını öngörmüştü.  Haberi öğrenen Başbakan Zhou Enlai telaş ve aceleyle Başkan Mao ile görüşmeye gitti. Başbakan Zhou Enlay'ın gergin ruh halinin tam aksine Mao sakin kaldı ve çalışma ofisinin yakınındaki havuzda sakince yüzüyordu. Daha sonra Başkan Mao endişeli olan Başbakan Zhou Enlai 'ya baktı ve gülümseyerek sordu: " Zhou Enlai, sen hiç bizim Ming Hanedanlığı Tarihini okudun mu?"

Çin-Sovyet ilişkilerinin hızla kötüleşmesi

Sovyetler Birliği, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonraki on yılı aşkın süre içinde, Çin Halk Cumhuriyeti'nin meşru diplomatik statüsünü tanıyan dünyadaki ilk ülke olmuş ve aynı zamanda Çin ile çok yakın ilişkiler sürdürmüştü. Ekonomik yardım ve ekonomik inşaya destek başta olmak üzere bu ilişkiler sürekli bir gelişme eğilimi göstermişti. "Büyük Birader" Sovyetler Birliği'nin uzun yıllar boyunca Çin'in ilk sanayi temellerini geliştirmesine yardımcı olduğu gerçektir.

Ancak "büyük biraderin" kendi bencil hesapları da vardı. Çin atom bombası yapmak için işbirliği ve yardım talep ettiğinde, Sovyetler Birliği sosyalist kamptan sadece bir ülkenin atom bombasına sahip olmasının yeterli olacağını belirtmişti. Aynı zamanda, o dönemde nükleer silah üretebilen çok fazla ülke olmadığı için, Stalin dönemindeki Sovyetler Birliği, Çin'in nükleer silah araştırmasına yardımcı olmak ve Çin'in uluslararası statüsünü kendisiyle aynı seviyeye yükseltmek istememişti. Nükleer teknoloji konusunda Çin'e karşı son derece cimri davranan Stalin'in ölümünden sonra Kruşçev, Çin'in desteğini kazanmak için Çin'e yaptığı ziyaret sırasında atom bombası konusunda Çin'e yardımcı olmaları için nükleer bilim araştırmacıları göndermeye istekli olduğunu ifade etti. Ancak Çin bazı dış politika zorluklarını çözdüğünde ve bağımsız bir dış politikayı etkin bir şekilde savunmaya başladığında, Kruşçev Çin'e karşı bir ikircikli psikoloji yaşadı.

Kruşçev'e göre Sovyetler Birliği'nden yardım alan Çin, dış politikada Sovyetler Birliği'nin isteklerine uygun davranmalıydı, ancak bu açıkça imkansızdı. Yavaş yavaş Çin ve Sovyetler Birliği arasında bazı konularda farklılıklar ortaya çıkmıştı. Çin ve Sovyetler Birliği arasında 1958 yazında meydana gelen "Sovyet talebi olan Çin'de Uzun Dalga Radyo Diğer Ülkeleri Dinleme İstasyonu kurulması" ve " Sovyet talebi olan Ortak Deniz Filosu kurma" olayları Çin-Sovyet ilişkilerinin kopmasının tetikleyicisi oldu.

Bu uzaklaşma ve giderek kopmanın nedeni, Sovyetler Birliği'nin o dönemdeki tutum ve eylemlerinin Çin'in egemenliğini ihlal etmiş olması ve Kruşçev'in Çin'i kontrol etme niyetini ortaya koymasıydı. Sovyetler Birliği, Çin'in gelişmesini sınırlandırmak için sağlamakta olduğu yardımı yavaş yavaş kesti. Çin'e gönderilen mühendisler ve uzmanlar 1960 yılının Ağustos ayında ani bir tutumla geri çekildi ve çeşitli temel malzemeler ve endüstriyel inşa planları ve hazırlanan proje belgeleri ya götürüldü ya da yakıldı.

Sovyet tarafı ayrıca Çin'in 20 yıl boyunca atom bombası yapmaması gerektiği yönünde baskı ve tehdidinde bulunmuştu. Ancak Sovyet şantajları Çin'i korkutmadı, aksine bu baskı Çin'in atom bombası geliştirme hevesini ve zorlukların üstesinden gelme kararlılığını arttırdı. Deng Jiaxian ve sayısız diğer araştırmacının ortak çabalarıyla Çin, atom bombası üzerinde bağımsız araştırmalar yaptı ve sadece 5 yıl içinde Lop Nur'da ilk atom bombasını başarıyla fırlattı. Ve sadece iki yıl içinde Çin hidrojen bombasını başarıyla ateşleyerek Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği'nin nükleer şantajını tamamen aştı.

Brejnev iktidara geldikten sonra ne oldu?

Fakat Çin nükleer teknoloji ile nükleer bomba yapmada yeni ustalaştığı için Çin'den gelen nükleer tehdit Sovyetler Birliği gibi ülkelerin gözünde pek de önemli değildi. Ancak Brejnev iktidara geldikten sonra etrafındaki tüm sosyalist ülkeleri bir kenara atmış ve gelişen Çin karşısında Çin'e nükleer bomba fırlatmak gibi çılgınca bir fikri birden fazla kez aklından geçirmişti.

Brejnev'in İktidar komplosu

1964 yılında Kruşçev iç baskılar nedeniyle resmen istifa etti ve görevinden ayrıldı ve yerine Brejnev geçti. Bu tarihte Brejnev resmen Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri ve aynı zamanda Sovyetler Birliği'nin en üst düzey lideri oldu. Göreve geldikten sonra Kruşçev'in de-Stalinizasyon politikasını sürdürmedi.  Bunun yerine, Kruşçev'in Stalin'e yönelik aşırı eleştiri ve hakaretleri düzeltti ve bu da Stalin'in olumlu imajını bir ölçüde düzeltti. Brejnev iktidara geldikten sonra nükleer silahların geliştirilmesine odaklandı ve onun liderliğinde Sovyetler Birliği nükleer silahlar açısından ilk kez ABD'yi geçerek dünyada en fazla nükleer başlıklı silaha sahip ülke haline geldi ve Sovyetler Birliği o dönemde dünyadaki en güçlü askeri güç oldu. Bu Brejnev'in az sayıdaki olumlu yönlerinden biriydi, ancak nükleer silahların sayısı arttıkça, başkalarını kontrol etme konusundaki hırsı da su yüzüne çıkmıştı. Brejnev Sosyalist ülkeler arasındaki ilişkiler konusunda Kruşçev'den daha kötü bir performans sergiledi.

Brejnev'in "sosyalist ülkelerin Sınırlı egemenliği teorisi", "sosyalist büyük aile teorisi" ve "uluslararası diktatörlük teorisi" fikirleri diğer sosyalist ülkelerin düşüncelerini ve politikalarını kontrol etmeyi amaçlıyordu. Brejnev, dünyayı yönetecek tek egemen güç olarak ABD'nin yerine Sovyetler Birliği'ni geçirmeyi amaçlıyordu.

Bu dış politika doktrininin desteğiyle Brejnev, 1968 yılında Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Kurulu'nda Brejnev ideolojisini dünyaya ilan etmek için "Uluslararası Durumdaki Acil Sorunlar ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin Dünya Komünist Hareketinin Birliği için Mücadelesi" konulu özel bir rapor sundu. Bununla birlikte, aynı yılın Ağustos ayında Bratislava'da Çekoslovakya ve Polonya gibi Doğu Avrupa ülkelerinin liderleriyle bir araya geldi ve bu liderlerden kabul görmemesine rağmen onlara tutumunu ifade etti. Buna rağmen Brejnev Sovyet hegemonyacılığını sürdürdü ve kısa süre sonra 1968 yılında Sovyet ordusunu Çekoslovak Cumhuriyeti'ne askeri müdahalede bulunmak üzere bu ülkeye gönderdi. Askeri müdahalesinin nedeni, o dönemde Çekoslovakya Komünist Partisi'nin birinci sekreteri olan Dubçek'in, katı siyasi sistemi değiştirmeyi ve Çekoslovakya'ya daha büyük kalkınma fırsatları getirmeyi umarak "Prag Baharı" olarak bilinen bir siyasi sistem reformu başlatmasıydı. Ancak Brejnev'e göre bu siyasi reform sosyalist kampın ortak çıkarlarını doğrudan tehdit ettiğinden, bu tehdidi ortadan kaldırmak için acilen asker gönderilmesi gerekiyordu.

Çin de Brejnev'in hedefi haline geldi

Çekoslovakya'nın askeri müdahalesinin hedefi haline gelmesinin ardından Çin de Brejnev'in hedefi haline geldi. 1969'da Brejnev açıkça Çin'in Zhenbao Adasının işgali emrini verdi. 1969 yılında Sovyetler Birliği, Damansky (Zhenbao) Adası savaşının kaybedilmesi nedeniyle Çin'i "stratejik" bir nükleer saldırı gerçekleştirmekle tehdit etti.

Başta Başkan Mao ve diğerleri önce bu saldırıya nasıl karşılık verilmesi gerektiği üzerine tereddüt yaşadılar. Ancak zorba Brejnev'in aşağılamaları sonucunda Çin karşı saldırıya geçmek zorunda kaldı ve Halk Kurtuluş Ordusu o günlerde Çin'i işgal eden tüm Sovyet birliklerini başarıyla püskürttü. Ama aynı zamanda Çin'in karşı saldırısı Brejnev'in utanç duymasına neden olmuştu, bu nedenle Brejnev özellikle Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Bürosu toplantısına kendisi başkanlık etti ve gelecekte Çin'e karşı daha büyük ölçekli askeri operasyonlar yapılıp yapılmayacağı meselesini masaya yatırdı. Bu toplantıda Sovyet Savunma Bakanı Greçko, Çin'in nükleer tesislerini kesin olarak vurmak için milyon tonluk nükleer silahların kullanılmasını önerdi. Bu öneri Brejnev tarafından onaylandı ve hatta Brejnev bunu takıntı haline getirerek uluslararası gücünü göstermek için bu planını ABD'ye açıklama niyetine girdi. Daha sonra Brejnev, ABD büyükelçisinden Sovyet planını Nixon gibi önde gelen ABD liderlerine açıklamasını ve onların Sovyet planı hakkındaki görüşlerine başvurmasını istedi. Ancak Brejnev ABD tarafının bu Sovyet planını kamuoyuna açıklayacağını beklemiyordu.

Nixon ABD'nin Asya'daki Güvenlik Çıkarlarını Savunmak İçin Bu Planı Açıkladı

21 Ağustos 1969'da dönemin ABD Dışişleri Bakanı Kissinger aceleyle Beyaz Saray'a koşarak Nixon'ı buldu ve açıkça "Dün bütün gece Bay Dobrynin (Sovyet büyükelçisi) ile konuştum" dedi. "Kremlin liderleri Çin tehdidini kalıcı olarak ortadan kaldırmak için nükleer füzeler kullanmaya karar vermişler ve şimdi de bizim fikrimizi almaya gelmişler". Bu haberi duyan Nixon şok oldu ve Kissinger'e şu cevabı verdi: "Eğer Sovyetler Birliği aniden nükleer silahlarla Çin'e saldırırsa, bu sadece Çin'e büyük bir darbe vurmakla kalmayacak, aynı zamanda ABD için de büyük bir tehlike yaratacaktır. Dolayısıyla Sovyetler Birliği'ne karşı tavrımızı bir an önce ortaya koymalı ve bu tür davranışlara müsamaha gösteremeyeceğimizi kesin bir dille ifade etmeliyiz."

Nixon, bu nükleer krizi çözüme kavuşturmak amacıyla, bu konuya ilişkin alınacak karşı önlemleri görüşmek üzere birkaç üst düzey yetkiliyi özel olarak bir araya getirdi. Görüşmelerden sonra, üst düzey ABD'li yetkililer Sovyetler Birliği'nin bu çılgın davranışını durdurmak gerektiği konusunda hemfikir oldular.

Onlara göre en önemli şey Çin; Şöyle dedi: "Bilindiği gibi, Amerikan basın haberlerinde hiçbir zaman gizlilik ve sansür olmamıştır ve Brejnev bu haberi görse bile bizi suçlayamaz." Kissinger bu yaklaşıma katılmakla birlikte, Çinli liderlerin Amerikan basınında çıkan bu tür haberleri göremeyeceğinden endişe duyuyordu.

Bu yüzden Kissinger endişeyle "Umarım Çin tarafı bu haberi gördükten sonra gazeteyi hemen çöpe atmaz" dedi.  ''Korkarım ki ciddiye  almayacaklardır." 28 Ağustos'ta küçük bir Amerikan gazetesi olan Washington Star şöyle bir haber yayınladı:

 "Sovyetler Birliği, Kızıl Çin'e yönelik bir nükleer saldırı başlatma niyetinde" ve bu haber anında tüm dünyaya yayıldı. Bu haberde Sovyetler Birliği'nin Çin'e karşı ayrıntılı nükleer saldırı planı açıklanıyordu ve bu plan, Çin'in Jiuquan Füze Üssü ve Xichang Nükleer Füze Fırlatma Üssü gibi askeri stratejik hedeflere saldırmak için milyonlarca dolar değerinde, milyon tonluk nükleer başlık taşıyan orta menzilli seyir füzelerinin kullanılmasını içeriyordu.

Brejnev aslında ABD'nin nükleer saldırı planını kabul edeceğine ve kabul etmese bile tarafsız bir tutum sergileyeceğine inanıyordu, ancak bu haberi okuduktan sonra Amerikalıların yaptığı şeye çok kızdı. Kremlin'de çalışan bir personelin hatırladığına göre, "Brejnev öfkeden tir tir titriyordu, Amerikalılar tarafından ihanete uğradığını ve Nixon tarafından kandırıldığını tekrar tekrar haykırıyordu".

Mao Zedung'un Sakin Tavrı

Başbakan Zhou, Amerikalılardan gelen haberi aldıktan sonra hızla Başkan Mao ile görüşmeye gitti. Başbakan Zhou gergin bir ifadeyle Başkan Mao'ya bu olayla ilgili görüşünü sordu.

Başkan Mao sakince Başbakan Zhou'ya "Çin'in Ming Hanedanlığı" Tarihini okuyup okumadığını sordu ve Başbakan Zhou'nun kafasının karıştığını görünce Başkan Mao açıkladı: Zhu Yuanzhang kendini imparator ilan etmeden önce, bakanı Zhu Sheng'in 'yüksek duvarlar inşa etme, bol miktarda tahıl biriktirme ve yavaş yavaş kendini kral ilan etme' tavsiyesine uymuştu.

Mao ekledi. Ben de bu krizi çözmek için 9 kelimelik bir slogan buldum: ulusal savunma için derin tüneller kazmalı, tahıl depolarını geniş tutmalı ve asla hegemonya peşinde koşmamalıyız. Sence acaba bu krizi çözebilir mi? " Başbakan Zhou da dinledikten sonra hızla düşündü ve gülümseyerek "Kral olmamak ABD'ye güven verebilir" dedi. Ama Başkan Mao daha sonra şöyle dedi: "Sadece ABD'ye güvence vermek yeterli değil. Kendilerini 'dünya jandarması' olarak gören Amerikalılar buna nasıl seyirci kalabilir?" Başbakan Zhou hemen yanıt verdi ve "Eğer ABD'yi gerçekten işin içine sokarsak, bu olay çok fazla hareketlilik yaratır" dedi.  Ancak Başbakan Zhou daha sonra başka bir endişesini dile getirdi: Nie Shuai ve diğer dört kıdemli üst düzey askeri komutanımız, Sovyetler Birliği'nin Çin'in Ulusal Gün tatili sırasında bir saldırı başlatacağından endişelendikleri için Başkan Mao'ya Ulusal Gün kutlamalarının devam edip etmeyeceğini bana sordular.

Başkan Mao bir an düşündü ve şöyle dedi: Bu yılki Ulusal Gün mitingimizi iptal etmenin iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum, karşı tarafa korktuğumuzu göstermek iyi bir fikir değil. "Miting olmalı ve Çin'in atom bombası tehdidinin ne kadar güçlü olduğunu ben de görmek istiyorum"

Başbakan Zhou'nun hala kasvetli olan yüz ifadesine bakan Başkan Mao gülümsedi ve şöyle dedi: "Eğer bu konuda gerçekten rahat değilsek, onları korkutmak için iki atom bombası da atabiliriz. Bu tarih çok erken değil ve Ulusal Gün tatilinden birkaç gün önce yapılması çok uygun olur. Bu onları birkaç günlüğüne tedirgin de edecektir. Tedirginlikleri geçtiğinde Ulusal Gün tatilimiz çoktan bitmiş olacak." Daha sonra Mao, uygun zamanda dağı taşı sarsmada önemli bir rol oynayan çok sayıda nükleer bomba deneyi yapılması emrini verdi.

Buna ek olarak Çin H.C , kuzeydoğu sınırına 2.4 milyon asker yığdı ve bu bölgede milyonlarca eğitimli gencin de katıldığı "700 milyon insan, 700 milyon asker ve binlerce millik nehir ve dağlardan" oluşan devasa bir kampanya başlattı.

Not: İki ülkenin aralarının iyi olduğu dönemde, binlerce Sovyet ve Doğu Avrupalı uzman ve mühendis çelik fabrikaları, tekstil fabrikaları, elektrik santralleri ve kömür ya da bakır madenleri kurmak ya da bunların modernizasyonu konusunda tavsiyelerde bulunmak üzere ÇHC'ye gitmişti. Planlar ücretsiz olarak değiş tokuş edildi, Çinli stajyerler teknik bilgi toplamak için Doğu Avrupa'daki fabrikaları ziyaret etti ve Sovyet bilim adamları teknik araştırma enstitülerinin ve eğitimin düzenlenmesine yardımcı olmuştu. Bu teknoloji transferi, Çin'in 1950'lerdeki sanayileşme hamlesinin önemli bir bölümünü temsil ediyordu ve Çin'in daha sonraki ekonomik yükselişinin temelinin bir parçasını oluşturdu. 1950'lerdeki Çin-Sovyet ittifakı sırasında Çin'deki sanayi projelerine yönelik Sosyalist Doğu Bloğu yardım programı "insanlık tarihindeki en büyük teknoloji transferi" olarak adlandırılmıştır. İkinci Beş Yıllık Plan (1958-1962) kapsamında Sovyetler Birliği ve Çin birkaç düzine proje üzerinde daha anlaşmaya varmıştı, ancak bunların çoğu Sovyet uzmanların Ağustos 1960'ta aniden Çin'den çekilmesinin ardından kesintiye uğramış ve iptal edilmişti.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir