Türkiye'de Ulusal Anti-Demokrasi ve Ayrımcılık Emek-Sermaye Çelişmesinin Türevi Midir?

Bir Sosyalist Partinin Programında Kürt Sorunu

Eşref Kartal

Bir sosyalist partinin programı, söze şu ifadelerle giriyor: "Partimiz, Kürt sorununu, esas olarak sermaye egemenliğinin bir sonucu ve sınıf mücadelesinin bir başlığı olarak görür"

ELEŞTİRİ

Program demek istiyor ki, Kürtler üzerindeki milli baskı aslında, kapitalist toplumun bir sonucudur. Hatalı çünkü, birincisi sorunun Osmanlı ve Türkiye'deki toplumsal-tarihsel kaynaklarını gizliyor, ikincisi, teorik olarak hatalı, çünkü ileri burjuva demokrasilerinde örneğin İsviçre'de, Belçika'da, İspanya'da milli baskı sorunu köklü bir çözüme ulaşmasa da kısmen çözülebiliyor. Burjuva çözümde belirli tarihsel koşullarda yeniden milli baskılar ve milli çatışmalar alevlenebiliyor, farklı milliyetlerden çalışanlar ve halk arasında çelişkiler ve güvensizlikler giderilemiyor.

Sermaye egemenliği ile milli eşitlik uzlaşmaz bir çelişme içinde değildir. Oysa, emek-sermaye çelişmesi uzlaşmaz nitelikte bir çelişmedir. Bu sosyalist partiye göre Kürtler üzerindeki milli boyunduruk, emek-sermaye çelişmesinin bir türevidir. Oysa Kürt sorunu sermaye egemenliğinin bir sonucu değildir, çünkü Kürtler Türkiye'nin bir azınlık milliyeti olarak 20. Yüzyıla girildiği günlerde, yarı-feodal ve yarı-sömürge Osmanlı toplumunda bürokratik-monarşi iktidarı altında milli baskı altında olan azınlık milliyetlerden biriydi- Osmanlı bir milliyetler hapishanesiydi.

Birinci Dünya savaşı sonrasında, sömürgeci emperyalist güçler Kürtlerin bir bölümünü Türkiye'den koparıp, kendi kontrollerindeki manda devletlerin sınırları içine dahil ettiler, böylece Kürtler 4 ülkeye parçalanarak Kürt ulusunun kapsamlı gelişmesinin önüne yani bir engel daha koyulmuş oldu.

Osmanlı bürokratik-monarşisinin yerini Kemalist askeri-bürokratik "Cumhuriyet" rejimine bırakmasının ardından bürokratik ulusal inşa sürecinde Kürtler üzerindeki milli baskı daha da şiddetlendi ve derinleşti ve kapsamlı Türkleştirme politikaları uygulandı.

Bu ulusal inşa ve ulusal merkezileşme sürecine ve ona eşlik eden dinsel baskılara direnen çeşitli Kürt güçleri kanlı bir şekilde bastırıldı ve Kürtler yaşadıkları yerlerden sürülmeye başlandı.

Devlet iktidarını elinde tutan askeri-bürokratik zümre, Kürt toplumu içindeki çeşitli hakim zümreleri- özellikle de yarı-feodal aşiret beylerini–boyun eğdirme yoluyla kendi yanlarına çekerek onları da milli baskının ortakları haline getirdiler.

Böylece daha ilerdeki yıllarda süren Türk ve Kürt hakim zümrelerinin birincilerin hakimiyeti altında, ortaklığının temeli atılmış oldu.

Çeşitli sınıflardan yurtsever ve demokratik öğeler, ilerici aydınları ve ilerici burjuva unsurlar milli askeri-bürokratik zümreye karşı milli demokratik mücadeleye atıldılar, ve bu mücadelede Türkiye'nin sosyalist ve ilerici öğeleri ile birleştiler.

Bu Kürt kitleler ve şahsiyetler 1964'ten itibaren sosyalist TİP'te önemli roller aldılar, ve Kürtler arasında milli demokratik görüşlerin yayılmasına katkıda bulundular.

1960-70 li yıllarda Kürt ilericileri Marksizmle tanıştı, ve milli demokratik mücadelenin içeriği düşünsel ve sınıfsal olarak derinleşti ve Kürt işçi sınıfın milli demokratik mücadeleye önderliğinin öznel koşulları oluştu.
Kürtler arasında sosyalist grupların ve örgütlerin oluşması ile birlikte, Türkiye'deki işçi sınıfı önderliğinde demokratik ve toplumsal devrim karakterli mücadelesi ile Kürtlerin milli baskıya karşı milli demokratik mücadelesinin birliğinin öznel politik zemini oluşmaya başladı. Ortak hedefler ABD emperyalizminin hakimiyeti ve ona teslimiyet içinde olan (kısıtlı bir burjuva parlamentarizme alan açmış olan) askeri-bürokratik zümrenin zorba rejimi idi.

"Partimiz Yoksul Kürt emekçilerine Türkiye işçi sınıfının önemli bir bölmesi olarak yaklaşır ve tarihsel çıkar ortaklığını öne çıkarır. Bununla birlikte, Kürt halkının eşit yurttaşlık mücadelesini destekler, anadilde eğitim ve anadilde yaşam hakkını benimser. Kürt halkına düşmanlık yaratan yönelimlerle mücadele eder, Türkiye'de ve bölgede yaşayan halklar arasında nefreti körükleyen yaklaşımlara karşı birlikte yaşamı ve kardeşliği savunur. Türkler ve Kürtler başta olmak üzere her kökenden yurttaşın özgürce ve kardeşlik içinde yaşayacağı bir ülkenin kurulması için mücadele eder. Partimiz, Kürt halkının kendi geleceğini ve kaderini belirleme hakkını kabul eder. Bununla birlikte, bu hakkın kullanımına dair tutumunu işçi sınıfı mücadelesinin çıkarları doğrultusunda oluşturur.

ELEŞTİRİ

Program demek istiyor ki, Kürt halkının haklı taleplerinin savunuyoruz, ama bu savaşçı silahlı Kürt İşçi Partisi'nin mücadelesini destekliyoruz anlamına gelmiyor.

Program şöyle yazıyor: Kürt halkının haklı taleplerinin savunulması ve desteklenmesi, Kürt siyasal hareketinin yönelim ve tercihlerinden bağımsız bir ilkedir. Partimiz, Kürt halkını ve mücadelesini, Türkiye'deki özgürlük mücadelesinin ve işçi sınıfı öncülüğündeki devrimci halk hareketinin vazgeçilmez bileşenlerinden biri olarak değerlendirir. Kürt siyasal hareketi ile Partimiz arasındaki ilişkiler, işçi sınıfının çıkarları ve sınıf mücadelesinin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak belirlenir.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir