Bir Gazete Manifesto Yazarının Rusya'nın Ukrayna'ya Karşı Başlattığı Askeri Harekatı Tartışması: Bir Anti-kapitalist Siyasi Karikatür

Gülizar Özkaya

Önemli bir Gazete Manifesto yazarının makalesini okuduk ve aradaki notlarla ne savunduğunu anlamaya çalıştık. (makaleye buradan erişebilirsiniz.)

Manifesto Yazarı: Komünistler kapitalizme karşı mücadele verirler, komünistlerin herhangi bir kapitalist ile uzlaşmak, bir araya gelmek gibi gündemleri zaten olmaz.

Komünistlerin her zaman tek bir tarafı vardır:

"Her siyasal gündemde komünistlerin tek bir tarafı olabilir: İşçi sınıfı, sınıf siyaseti ve devrim… Bu açıdan taraf olmak meselesi esasında tartışmaya kapalı sayılmalı ve bu soru reddedilmelidir. Öte yandan karşıtlık önemli sayılmalıdır. Neye karşı, hangi öncelikle siyaset belirlediğin önemlidir." 

Komünistler anti-kapitalisttir:

"Komünistler kapitalizme karşı mücadele verirler, bu açıdan herhangi bir kapitalist ile uzlaşmak, bir araya gelmek gibi gündemleri zaten olmaz. Olduğunda komünist siyasetten bahsedemeyiz." "Dolayısıyla kimden yana olduğunuz değil kime karşı olduğunuz gerçek bir cevap verecektir."

Yazar NATO'ya karşıyız, NATO'nun yenilgisi isteriz, fakat Rusya'nın yanında değiliz demek istiyor. Çünkü, Rusya kapitalist…. Biz anti-kapitalistiz...  

"Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı askeri harekatı konuşuyoruz, tartışıyoruz…"

Rusya nedir sorusu:

"Putin Rusya'sı imparatorluk heveslisi mi, milliyetçi mi, emperyal arayışlarda mı emperyalist bir saldırgan mı? Her canınızın istendiğine emperyal, emperyalist diye etiketler yapıştıramazsınız." 

"Rusya'nın dünya hegemonyası için ABD'nin karşısına dikilen bir güç olduğunu iddia ederseniz… bu gaflet, dalalet veya cehaletten de kötüdür…"  "ABD, AB ve NATO ile Rusya'yı aynı kefeye koyarsanız ve bunu tekellerin bir ülke üzerindeki egemenliği üzerinden tarif ederseniz Lenin'in kitabını ya hiç okumadığınız ya da hiçbir şey anlamadığınız söylenebilir. Rusya ve üzerine konu değilken Çin'i de eklerseniz emperyalizmin sözcülerinin propagandasını tekrar eder hale gelirsiniz…"

Lenin'in klasik emperyalizm tanımı:

"Bu tanımın bugün geçersiz olduğunu söyleyemeyeceğimiz gibi kapitalizmin yeni bir aşamasını tarif etmemizi gerektirecek bir gözlem ve veriye de sahip değiliz."

Emperyalist dünya sistemi kavramı hatalıdır fakat emperyalist dünya sistemi Sovyetler Birliği'ne karşı kurulan bir ittifak sistemidir:

"Her şeyden emperyalizmin kapitalizmin bir aşaması olduğunu, bir 'dünya sistemi' olmadığını hatırlatmak gerekiyor. Dünyada bir 'emperyalist sistem' bulunuyor. Aslında bir anomali sayılması gereken, bu 'emperyalist sistem' Sovyetler Birliği'ne karşı örgütlenmiş bir ittifak sistemi…"

"Emperyalist dünya sistemi ile emperyalizmi bir aynı şey göstermeye çalışanlar Kautsky'nin ultra emperyalizm teorisinden farklı bir şey düşünüp düşünmediklerini açıklamaları gerekir…" "Emperyalizmin bir dünya sistemi olduğunu söylemek aslında bir anomali sayılması gereken mevcut (anti-Sovyet) ittifak modelinin tarihsel gelişimini unutmak demektir."  (Parantez içindeki italik yazılar bizim notlarımızdır.)

Dünyadaki her ülkenin emperyalistleşme eğiliminde olduğunu söylemek hatalıdır:

"Bir ülkenin emperyalistleşebilmesi için bugünkü emperyalist ülkelerin düzeyine çıkabilecek tüm sektörlerden tekellere sahip olması veya buna ilişkin potansiyeli olması, bunun yanında siyasal, askeri veya kültürel hegemonyası olması veya buna ilişkin potansiyeli olması, kendi komşularının ötesinde deniz aşırı gücü ve pazar kabiliyetleri ve ihtiyaçları gibi bir dizi parametredeki mevcut veya potansiyel haline bakılarak yapılması gereken bir değerlendirmedir."

Birinci sınıf emperyalist devletler:

"ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, Japonya gibi başat emperyalist ülkeleri ve bunların yanında yer alan Hollanda, Belçika, Norveç, Avustralya gibi nüfus veya kaynakları itibariyle daha sınırlı olan bir dizi emperyalist ülkeyi gözlemleyebiliriz."

"Bunlarda gördüğümüz şeyler ciddi bir iç Pazar oluşturacak nüfus ve kaynak büyüklüğüne sahip olmaları, sermaye ihraçlarının ya çok büyük hacimlere sahip olduğu ya da kendilerine gelen sermaye miktarını katlayacak ölçüde çok olması, hemen her sektörde dünyada pazar sahibi tanınmış tekellere sahip olmaları, NATO'nun askeri şemsiyesi altında dünyaya egemenlik yansıtabilmeleri, AB veya BM gibi çok uluslu örgütlerdeki ağırlıkları, gibi çok çeşitli parametreler üzerinden ve bunların hepsinde birden açıkça hiyerarşide yukarılara yazacağınız ülkeler olduklarını, …"

İkinci grup emperyalistler:

"Özellikle askeri gücü ve nüfus faktörleri başta olmak üzere çeşitli nedenlerle daha az olanların ise ikinci grupta yer aldığını ifade edebiliyoruz… ikinci gruptakilerin esas olarak askeri güçleri sınırlı…" 

Rusya emperyalist potansiyel taşımıyor, Çin yolun başında:

"Bu açıdan bakıldığında Rusya'nın böyle bir potansiyel dahi taşımadığını, Ukrayna'da ortaya çıkan tabloda (başarısızlık tablosundan) tüm propagandasına rağmen Rusya nın askeri kabiliyetlerinin de abartılmış olabileceğini görmüş oluyoruz. Çin'in ise daha başka bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekiyor.  Ama Çin'in de ancak yolun başında olduğunu söyleme imkanımız olduğu açık."

Emperyalizmin hedefindeki ülkeler:

"Emperyalizmin hedefindeki ülkelerin gösterdikleri direncin dengeleri değiştirmesi potansiyeli ise onları emperyalist olarak değerlendirme açısından anlamlı sayılmaz. Öyle olsa Suriye'yi bir yere koymak, İran'a başka şeyler söylemek, Afganistan'ı örnek görmek gerekirdi. Buradan hareketle bölgesel güçleri olduğundan fazla önemsemek da bize ileride yanlış sonuçlar verecektir."

Savaş çıksa bile ABD ve AB arasında çıkar:

"ABD emperyalizminin karşısına AB'yi çıkartın. Teori bunu söylüyor. Çok kutupluluk diyebileceğimiz yeni dünya burada doğuyor. Gerçek bir çatışma, üçüncü dünya savaşı da ancak bu iki kutup arasında çıkacaktır. İki savaş çıkartan Almanya üçüncüyü de çıkartacaktır. (vurgu bizim) Bunu da tarih söylüyor."

Rusya ve Çin bölgesel güçler, daha yolun başındalar:

"Rusya gibi, Çin gibi örneklerin sınırlarının dışına ancak taşabilen, dünyanın herhangi bir noktasına sevk kabiliyeti çok sınırlı olan, daha yolun başındaki… büyük ölçüde bölgesel güç konumundaki bu ülkeleri ABD karşısına koymak elbette çok kolay. Ama bazılarının 'belki yarın, belki yarında da yakın' saydığı bir üçüncü dünya savaşı ihtimalinin telaşıyla sonuçlara, yargılara sıçramak arasında büyük açılar var.

NATO'nun reel sosyalizm sonrası dünyada Rusya'yı çevreleme siyasetinin durması, NATO'nun planlarının bozulması NATO'nun daha fazla ilerlemesini zorlaştıracağı gibi varlığını da temellerinden sarsacaktır."

Rusya yayılmacı saldırganlığın hedefidir – Rusya ancak kendini savunabiliyor:

"Rusya'nın kendisine yönelen bu yayılmacı saldırganlığa Gürcistan'da, Suriye'de olduğu gibi Ukrayna'da da ancak bir direnç sayılabilecek askeri hamleler geliştirmesini farklı şekillerde okumanın yararı değil zararı olur.

Bu açıdan hele Rusya'nın saldırganlığı ve bu saldırganlığın Sovyetler Birliği ile bağı üzerine bu kadar büyük bir NATO propagandası da varken Rusya'nın ancak kendini savunan halini bir dünya egemenliği mücadelesi saymak…"

NATO'nun, ABD emperyalizminin ve başta Almanya olmak üzere AB'nin gücünü küçümsemeyin:

"Rusya'nın ancak kendini savunan halini bir dünya egemenliği mücadelesi saymak NATO'nun, ABD emperyalizminin ve başta Almanya olmak üzere AB'nin gücünü fazla hafife almak olur. Hatta kalkıp NATO'nun haklı çıkmasından bahsetmek, bunun için Hruşçov (Kruşçev) ve Küba füze krizi örneğinden bahsetmek bunların ekmeğine yağ sürer."

NATO'nun yenilgisi işçi sınıfına yarar:

"Türkiye işçi sınıfı açısından öncelik NATO'nun yenilgisindedir."x 

NATO'nun yenilgisi Rusya'da devrim ihtimalini gündeme getirir:

"Bu arada Rusya'daki karşı devrimi yeni bir devrimle yenme ihtimaline de ulaşırsak ne ala… Ama kusura bakmayın 'NATO'ya hayır' derken gerçeğin ne olduğunu bulandıracak bir gaflet…, içerisinde de olmayız." "Ama bunun için taraf seçmek değil, NATO'ya karşı mücadele etmek gerekir."

Yazar, kapitalist Rusya'nın tarafını tutmaya gerek yok görüşünü tekrarlıyor. Yazar BM güvenlik Konseyi Üyesi Rusya'nın dünya genelinde oynadığı rolü ve dünya meselelerinde aldığı tutumu ve Rus dış politikasının dünya geneline yaptığı olumlu ve ilerici etkiyi tartışma dışı bırakıyor. Çünkü bu tartışma, tek başına kapitalizmi devirecek anti-kapitalist işçimizin abdestini bozabilir… Çin de zaten Rusya gibi bölgesel bir güç olduğu için yazar bugün Komünist Partisinin önderliğindeki Çin'in dünya siyasetinde oynadığı önemli rolü tartışmaktan da kaçınıyor…

Yazarın son sözleri:

"Üstelik bu mücadelenin NATO ile uyum arayan CHP ile NATO'cu AKP'yi de içeren çok yönlü bir mücadele olduğunu da unutmamak gerekir."

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir