Beka Sorunu Üzerine

Cem Güngören, Şubat 2024, İsviçre

Marksizmin tarihsel materyalist öğretisi, toplumsal ve siyasi olayların nedenlerini açıklayan bilimsel bir kılavuzdur. Sınıflı toplumlarda Büyük tarihsel çatışmaların ve devrimlerin itici gücü sınıf mücadeleleri ve üretici güçler ile üretim ilişkilerinin çatışmalı diyalektiğidir.

Marksizmi kılavuz edinen devrimci partiler, toplumsal devrimleri örgütleyerek, ezen-ezilen analizinden yola çıkarak, mevcut kapitalist sistemleri devrimci mücadelelerle değiştirmek isterler. Bu amaçla, en geniş tarihsel birikimlerden faydalanırlar.

Burada esas olan nokta, Marksizmin düşünüş yasalarından ayrılmamak ve toplumsal muhalefetin demokratik, reform isteklerini ciddiye alarak bir siyasi strateji oluşmaktır. Devrimci bir hareket, toplumsal hareketlere ve güncel taleplerine kayıtsız kalamaz.

Sermaye sınıflarının egemenlik alanlarını sınırlamak ve toplumdaki demokratik muhalefeti yükseltmek esastır. Ara çözümlerle ilerlemek ve adım adım etki alanlarımızı genişleterek, devrimci süreçlerin önünü açmak, stratejik önemdedir.

Türkiye'de mevcut sosyalist partilerin ciddi sorunları var

Bazıları (TKP, Vatan Partisi gibi) ülke güvenliğini esas alan, sürekli bir dış tehdit algısıyla bölünme korkusu yayarak, toplumsal muhalefetin demokratik arayışlarına ve taleplerine uzak durmaktalar. Onlara göre bir beka sorunudur tüm hayat memlekette, sürekli kırmızı alarm altında, gitti gidecek elden her şey…. Subjektivizmin hayatla ve gerçeklerle çelişen bir yönü vardır, Subjektivizmde uslanmayan Marksizm dışı bir yön vardır……

Elbette küresel tehditler göz ardı edilmemeli, ne var ki sermaye sınıflarıyla geniş halk kitleleri arasında ciddi çelişmeler vardır. Marksizm halk kitlelerinin sorunlarını esas alarak, küresel tehditleri ve jeopolitik riskleri göz ardı etmeden, çözümler üretecek ve politik strateji geliştirecektir, öyle olmalı….

Türkiye'nin ulusal güvenliğini, devletin varlığını esas almak, beka korkusuna dayandırılmaktadır.

Mülkiyet ilişlerinin doğurduğu sorunları göz ardı etmek, gittikçe farklılaşan çok sayıda toplumsal ve sosyal talepleri dış destekli iç tehdit unsurları olarak tanımlamak ciddi bir hatadır. İdeolojik bir hatadır ve politika düzleminde ve halk kitleleri nezdinde geçerliliği yoktur.

Şimdi, somut olarak göze çarpan Türkiye gerçeklerine bakalım. Önce şunu vurgulamalıyız, ulusal varlığımızı temsil eden gerçek sınıf, işçi sınıfı ve halk kitleleridir.

Hayat pahalılığından şikayetçi olan, sermaye sınıfların kurdukları düzenden kaynaklanan ağır sorunların ezdiği, geniş yelpazeye yayılan halk kitlelerinin istek ve taleplerinin içeriğine bakıldığında, ülkenin bölünmesini parçalanmasını isteyene rastlayamazsınız.

Etnik kökenleri farklı olan ve etnik sorunları siyasal yollarla veya savaş yoluyla çözmeye çalışan riskli hareketlere karşı, Marksizmi esas alarak, doğru taktik ve yollarla uyarıda bulunmalı ve devrimci Marksist bir çizgide  buluşmalıyız.

Sosyal talepleri olan oluşumlara karşı da aynı tavırla, konumlarını ve isteklerini göz önünde bulundurmalıyız. Subjektif yaklaşımlar, sosyalist hareketlere zarar vermekte, diğer yandan bölünme ve beka korkusuyla halkların isteklerini elimizin tersiyle itmek, Marksizme aykırıdır.

Kürt meselesi veya Alevilerin istekleri gerçek dışı veya hayali sorunlar değildir. Tam tersine, içimizdeki sorunların bazılarıdır.

Kürt sorununu, "Türk devletinin güvenliğine tehdit" olarak görmek, veya sosyal farklılıklardan kaynaklanan sorunlara bölünme korkusuyla yaklaşmak, yine Marksizm bilimine aykırıdır.

Marksistlerin çözümü sermaye karşıtıdır, ne var ki bütün bu karmaşık görünen sorunların ara çözümleri vardır. Doğru politika belirlemek bir görevdir. Ve Marksistler bu göreve talip olmalıdır.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir