Batılı Güçlerin 'Tiananmen Katliamı' masalı: Gerçekte neler oldu?

Batılı Gazetecilerin Olayla İlgili Daha Sonraki İtirafları  

Sosyalist Birlik Editörünün Notu: ÇKP tarafından karşı devrimci isyan veya karşı devrimci kargaşa olarak değerlendirilen 1989 yılında Şubat-Haziran arasında süren Tiananmen gösterileri Doğu Avrupa ve Sovyetler Birliği'ndeki sosyalizm karşıtı karşı devrimci dalgadan etkilenmekle birlikte temel olarak Çin İç politikası ile ilgiliydi. Olaylara yol açan birinci neden ÇKP önderliği içinde burjuva liberalizmine karşı mücadelenin hafife alınması ve bu konuda alınan önlemlerin ısrarlı bir şekilde uygulanmaması ve bu konuda aydınlar ve halk içinde eğitimin aksatılmasıydı. 1980'lerin başından itibaren siyasal demokrasiyi ve parti içi demokrasiyi teşvik etmeye yönelik önlemler alan ve reformlar yapan Çin Halk Cumhuriyeti hükümeti bu reformların yan etkisi olarak Batıcı burjuva liberalizmi akımını kontrol altında tutmayı başaramamıştı.

'Tiananmen Katliamı' söylemi Batı medyası tarafından dönem dönem ısıtılıp tekrar gündeme getiriliyor. Her seferinde efsaneye yeni ekler yapılıyor ama gerçekler ortada duruyor.

04.06.2021 tarihli Haber Sol Web Gazetesinden Alınmıştır

Batı merkezli medyanın bugün tek bir ağızdan söylediklerine bakılırsa…

"Çin'de 1989 yılında Tiananmen Meydanı'nda demokrasi isteyen protestocular katledilmiş, üzerlerinden tanklarla geçilmiş, 10'lar 100'ler hatta 1000'ler otokratik komünist Çin rejimi tarafından öldürülmüştü…"

Çin'de 1989'da gerçekleşen şiddet olayları hakkında ABD devlet aygıtı ve bunun güdümündeki Batı medyası yıllardır kendi kendine yanlışlanan bir masallar zinciri üretiyor; Barışçıl eylemcilere saldıran askerler, elinde market poşetiyle giden bir kişinin Tiananmen meydanında tanklar tarafından ezilmesi, Çin hükümetinin sayısı (sürekli değişmekle birlikte) "1000'lerce insanı öldürdüğü"… İşin ilginç kısmıysa söz konusu hikayelerin tamamı yanlış olmakla birlikte bunlar sadece bağımsız medya kuruluşları veya Çin hükümet kanalları tarafından değil, doğrudan bunları uyduran Batı egemen medyası tarafından da yalanlanmış durumda.

Çin'de 1989 yılında Batı güdümlü başarısız "renkli devrim" girişimi sırasında ABD'nin bütün medya kuruluşları, o zamanki ABD hükümetiyle paralel bir şekilde şunu anlatıyordu: Yedi hafta boyunca Tiananmen Meydanı'nı işgal eden demokrasi yanlısı öğrenciler katledildi… Tiananmen Meydanı "katliamı" hakkında üretilen histeri, 4 Haziran 1989'da Çin hükümeti nihayet protestocuları süpürdüğünde ne olduğuna dair bir komplo teorisine dayanıyordu.

'Barışçıl eylemler' yalanı: Askerleri öldürüp astılar

ABD emperyalizminin şahin yayın organlarından Wall Street Journal, "demokrasi yanlısı" olarak ifade ettiği eylemcilerin düzenli olarak "barışçıl" olduğunu yazsa da 4 Haziran'dan hemen sonra çıkan yazılarında, "bazıları artık silahlarla ve orduyla çatışmalarda komuta edilen araçlarla donanmış radikalleşmiş protestocuların" (Bkz Amerikan Gazetesi Wall Street) protestocuların daha büyük silahlı mücadelelere hazırlandığını yazdı. 4 Haziran olaylarıyla ilgili Wall Street o tarihlerde şunları yazmıştı:

"Tank birlikleri ve on binlerce asker Tiananmen'e yaklaşırken öfkeli kalabalıklar birçok askere saldırdı… Onlarca asker kamyonlardan çekildi, ciddi şekilde dövüldü ve ölüme terk edildi. Meydanın batısındaki bir kavşakta, dövülerek öldürülen genç bir askerin cesedi çırılçıplak soyuldu ve bir otobüsün yan tarafına asıldı. Başka bir askerin cesedi, meydanın doğusundaki bir kavşağa asıldı."1

Öte yandan 4 Haziran'dan önceki günlerde hâlâ bir müdahalede bulunmayan Çin kolluk kuvvetlerine karşı "barışçıl eylemcilerin" molotof kokteylleri ve demir sopalarla silahlandığı gerçeği Batı medyası tarafından bile belgelendi.

Öte yandan 4 Haziran'dan iki gün önce Tiananmen Meydanı'na giren silahsız askerlerin canlı canlı ateşe verildiğini ve cesetleri otobüslere asılarak sergilendiği, askerlerin linç edildiği, askeri araçların içerisinde personel varken "eylemciler" tarafından yakıldığı, dövülerek askerlerin öldürüldüğü gibi gerçekler bugün Batı menşeli kanallardan servis edilen haberlerde "Katliam" ifadeleri kadar geniş yer almadı. Benzer bir şekilde askerlerin ilk müdahalelerde silahsız oldukları da.

Konuya ilişkin BBC'nin o dönem yaptığı haberde bile şu detaylara yer verilmişti:

Kalabalık eylemci kitlesi içerisinde askerler olan bir araca saldırıyor, aracın içindeki askerleri çıkartamayınca araç ateşe veriliyor.

İngiliz BBC muhabiri olaya ilişkin şu sözleri kullanıyor, "Araç kısa sürede büyük bir talihsizlik yaşadı, bir defa sıkıştığında kitle tarafından kuşatıldı ve içindeki askerler onların insafına kaldı. Zırh uzun bir süre boyunca dayansa da askerler ya yanarak ölmek ya da dışarı çıkmak zorunda. Muhtemelen bu alternatif de vahşi ve kontrol edilemeyen kalabalığın elinde ölümle sonuçlanacak."

Öte yandan Amerikan Washington Post 12 Haziran 1989'da "demokrasi yanlısı muhalefet" olarak tanımladığı militanları övmek için yazdığı bir yazıda muhaliflerin uyguladığı şiddetin oldukça ağır olduğunu kabul ediyor:

Muhaliflerin uyguladığı şiddet

"Hükümetin konumu, bazı bölgelerde göstericilerin yanıt vermeyen birliklere saldırması ve bu olayların videoya kaydedilmesi gerçeğiyle destekleniyor. Artık gece televizyonlarda, protestocuların askerleri taşladığı, onları direklerle dövdüğü ve özellikle dramatik bazı fotoğraflarda kamyonların, otobüslerin ve hatta zırhlı personel taşıyıcılarına molotof kokteyli atıldığı görüntüleri yayınlanıyor. Bazı durumlarda, o sırada askerler hâlâ içerideydi. Batı Pekin'deki bir caddede, göstericiler 100'den fazla kamyon ve zırhlı araçtan oluşan bir askeri konvoyu ateşe verdi. Yangının havadan çekilmiş görüntüleri ve duman sütunları, hükümetin askerlerin cellat değil kurban olduğu yönündeki iddiasını güçlü bir şekilde destekledi. Diğer sahneler, askerlerin cesetlerini ve göstericilerin direnmeyen askerlerin otomatik tüfeklerini çıkardıklarını gösteriyor."2

4 Haziran günü hükümetin eylemleri bastırmasına giden süreçte Çin'de hükümet karşıtlarının ve askerlerin canına mal olan şeyin, barışçıl öğrencilerin katledilmesi değil, askerlerle "demokrasi yanlısı" silahlı militanlar arasında meydana gelen çatışmalar olduğuysa Batı medyasında tutturulan dilde gizlenmeye çalışılıyor.

'Binlerce öğrenci öldürüldü' iddiasının kaynağı

4 Haziran 1989'dan hemen sonraki günlerde, New York Times manşetleri, makaleleri ve başyazıları, ordu Tianmen Meydan'a tank ve asker gönderdiğinde "binlerce" barışçıl eylemcinin katledildiği iddiasını ortaya attı. New York Times ilk defa ölü sayısına ilişkin yuvarlak olmayan bir veri verdiği zaman 2 bin 600 kişinin öldürüldüğü iddiasını ortaya attı.

Amerikan New York Times 21 Haziran'da yayımladığı yazısında "Gerçek ölüm sayısının muhtemelen hiçbir zaman bilinemeyecek" derken "geride kanıt bırakmadan binlerce insanın öldürülmüş olması mümkün" şeklinde ilginç bir iddiaya imza attı. Her türlü ölü sayısını "makul tahmin" olarak sunan New York Times  öte yandan şöyle yazdı:

"Amerikan tahmini de dahil olmak üzere binlerce ölümün erken tahminlerinden bazıları, Çin Kızıl Haçı'nın 2.600 ölüm kaydettiği raporlarına dayanıyordu."3

Ancak Çin Kızıl Haçı'nın böyle bir açıklaması veya tahmini

bulunmuyor. NYT'de bu gerçeğe yazısında kısaca yer verirken 2,600'ün bir söylenti olduğunu ekliyor. NYT'nin kendi haberlerine ilişkin bu "düzeltmeyi" yapmasına karşın söz konusu komplo teorileri ve ortaya atılan ölü sayıları sürekli yükselmeye devam etti.

New York Times'yi takip eden bütün ABD büyük burjuva anaakım medya kuruluşları herhangi bir kaynak veya kanıt sunmadan "binlerce" kişinin öldürüldüğünü yazmaya başladı, bazıları ölü sayısının 8 bine kadar ulaştığını iddia etti. En yüksek sayıysa NBC televizyonundan  geldi. Keza hiçbir kaynak göstermeden kanalın Washington Büro Şefi Tim Russert, katıldığı "Basınla Buluşma" programında Tiananmen Meydanı'nda "on binlerce" kişinin öldüğünü söyledi.3

300 kişi öldü, çoğu Halk Kurtuluş Ordusu askerleri

O sırada Çin hükümetinin olaylarla ilgili resmi açıklaması, sahte propaganda olarak hemen gözlerden saklandı. Çin, 4 Haziran'daki çatışmalarda yaklaşık 300 kişinin öldüğünü ve ölenlerin çoğunun Halk Kurtuluş Ordusu askerleri olduğunu bildirdi. Çin, Tiananmen Meydanı'nda öğrenci katliamı olmadığı konusunda ısrar etti ve aslında askerler, herhangi bir ateş ve silah kullanmadan ve ateş açmadan Tiananmen Meydanı'ndaki göstericileri temizledi.

ABD'li gazeteciden itiraf: Meydanda kimse öldürülmedi

Öte yandan Washington Post'un Pekin'deki ilk Büro Şefi Jay Mathews, Columbia Journalism Review'da 1998'de yayınlanan bir makalesinde şunları söyledi:

"Ben dahil o gece yüzlerce yabancı gazetecinin çoğu şehrin başka yerlerindeydiler ya da öğrenci hikayesinin son bölümüne şahit olamasınlar diye meydandan uzaklaştırıldılar. Yakın kalmaya çalışanlar, bazı durumlarda bir öğrenci katliamı efsanesini destekleyen dramatik haberler yaptılar"4

Mathews'in "Tiananmen Meydanı Katliamı" komplo teorilerine dair kendi itiraflarını içeren demeci, olaydan 9 yıl sonra yayınlandı. Mathews, yazısında daha sonra yapılan düzeltmelerin çok az etkisi olduğunu kabul etti:

"Tiananmen'in gerçekleri uzun zamandır biliniyor. [ABD Başkanı Bill] Clinton bu Haziran'da meydanı ziyaret ettiğinde, hem Washington Post hem de The New York Times, 1989'daki baskılar sırasında orada [Tiananmen Meydanı'nda] kimsenin ölmediğini açıkladı. Ama bunlar uzun yazıların sonundaki kısa açıklamalardı. Şehir efsanesini çürütmek için çok da bir şey yaptıklarından şüpheliyim."4

2-4 Haziran 1989 günlerinde ne olmuştu?

Yedi hafta boyunca Çin hükümeti Pekin merkezli eylemlere müdahale etmedi. 2 Haziran öncesinde Başbakan eylemci liderleriyle doğrudan bir araya geldi ve toplantı ulusal televizyonda yayınlandı. Ancak protestolar bu uzlaşma görüşmesine karşın yatışmadı. Çin'in başkentini felç eden eylemlere 7. hafta sonra müdahale kararı alan Çin Hükümeti Tiananmen Meydanı'nı temizleyerek protestoları sona erdirmeye karar verdi. 2 Haziran'da birlikler Meydan'a silahsız geldiler ve çok sayıda asker linç edilerek öldürüldü veya canlı canlı yakıldı.

4 Haziran'da Çin ordusu, Tianan Men Meydanına silahlarla yeniden girdi. 12 Haziran 1989'da, çatışmadan sekiz gün sonra, New York Times, bir öğrenci olan Wen Wei Po'nun Tiananmen Katliamı hakkında "kapsamlı" ama aslında tamamen uydurma bir görgü tanığı haberi yayınladı. Haber vahşet, toplu katliam ve kahramanca sokak savaşlarının ayrıntılı betimlemeleriyle doluydu. Meydana bakan binaların çatılarından Çin odusu makineli tüfeklerinin öğrencileri nasıl vurduğunu anlatan haber ABD genelinde medya tarafından alındı aynen servis edildi.5

Öte yandan New York Times'ın bu "gazeteciliği" büyük alay konusu oldu. En sonunda Çin'deki New York Times muhabiri Nicholas Kristof, makaleye çeşitli düzeltmeler eklemek zorunda kaldı. Kristof, 13 Haziran 1989 tarihli bir makalesinde şu beyanlarda bulundu:

Wen Wei Po makalesinin ana teması, askerlerin daha sonra anıtın etrafındaki alanda öğrencileri dövüp makineli tüfekle vurması ve bir dizi zırhlı aracın öğrencilerin geri çekilmelerini engellemesiydi. Ancak tanıklar, zırhlı araçların anıtı çevrelemediğini, meydanın kuzey ucunda kaldıklarını ve anıtın çevresinde toplanan öğrencilere askerlerin saldırmadığını söylüyor. O gece başka birkaç yabancı gazeteci de anıtın yakınındaydı ve hiçbirinin anıtın çevresinde öğrencilerin saldırıya uğradığını bildirmediği biliniyor."6

Çin hükümetinin açıklamaları da yakındaki mahallelerde sokak çatışmalarının ve silahlı çatışmaların meydana geldiğini kabul ediyor. Çin hükümeti o gece aralarında silah sesleri, molotof kokteylleri ve dayaklardan ölen çok sayıda asker de dahil olmak üzere yaklaşık üç yüz kişi kişinin öldüğü açıklandı.

New York Times muhabiri Kristof da birkaç sokakta çatışmalar olduğunu doğruluyor fakat Meydan'ndaki bir öğrenci katliamıyla ilgili "tanık" iddialarının yalan olduğunu kabul ediyor. Kristof 4 Haziran günü meydandaki öğrencilerin ve Çinli pop şarkıcısı Hou Dejian'ın askerlerle pazarlık ettiklerini ve şafakta ayrılmaya karar verdiklerini belirtiyor. Sabah 5'den itibaren öğrencilerin hep birlikte dışarı çıkarken Kristof "Çin televizyonu, öğrencilerin ayrıldığını ve öğrenciler ayrılırken birlikler içeri girerken görünüşte boş olan meydanı gösterdi" diye aktarıyor.

'Tiananmen'deki torba taşıyan adamı tanklarla ezdiler' Yalanı

Ünlü Tiananmen meydanında tankların önünde duran adam fotoğrafı genel olarak basın tarafından servis edilen "Tiananmen Katliamı" komplo teorileri eşliğinde sunularak ünlenmişti.

Söz konusu olayın videoları medyada yer almazken "katliam" ve söz konusu fotoğraf açıklama olmadan bir arada kullanılarak adamın tanklar tarafından ezildiğine dair komplo teorisinin yayılması için zemin hazırlandı. Batı medya kanalları ve propaganda araçları özellikle olayın tamamını göstermemeyi tercih ederek şehir efsanesini büyümesine daha da alan açtı.

Söz konusu ünlü fotoğrafı çeken gazeteci Jeff Widdener Amerikan CBS NEWS'e verdiği bir demeçte ilk başta tankların adamı ezeceğini düşündüğünü fakat böyle bir şeyin gerçekleşmediğini belirtiyor.7

Öte yandan Muhabir Widdener olaylar sırasında meydandaki eylemcilerin 3 Temmuz'da askerleri linç ettiği ve yaktığını hatırlatarak bunların tanık olduğu en korkunç olaylar olduğunu belirtti. Muhabir Widdener olayların bu andan itibaren şiddetlendiğini ifade etti.

Eylemcilerin önderi kan gölü istiyordu, ama kendi kanını değil

ABD güdümlü eylemlerin liderlerinden Chai Ling'se 4 Haziran'daki olaylardan kısa süre önce verdiği bir söyleşiyle dikkat çekmişti. Yine Batı medyası tarafından dillendirilmeyen söyleşide Chai Ling, eylemlerin başarılı olabilmesi için "Bir kan gölü olmasını umuyoruz" demişti.

Hükümeti kan dökme konusunda provoke etmek zorunda olduklarını belirten Chai şunları söylemişti:

"Aslında umduğumuz şey kan dökülmesi, hükümetin insanları yüzsüzce katletmeye hazır olduğu an. Sadece Meydan kanla dolduğunda Çin halkı gözlerini açacak. Ancak o zaman gerçekten birleşecekler. Ama bunu öğrenci arkadaşlarıma nasıl açıklayabilirim?
Ve gerçekten üzücü olan, bazı öğrenciler ve iyi bağlantıları olan ünlü kişiler, hükümete yardım etmek, bu tür önlemleri almak için çok çalışıyorlar. Bencil çıkarları ve özel işleri uğruna hükümet harekete geçecek kadar çaresiz hale gelmeden önce hareketimizi sönümlendirmek ve bizi Meydandan çıkarmak için çalışıyorlar."8

Chai Ling aynı söyleşisinde eylemlerin kendi kendisine sönümlenmesi durumunda hükümetin tüm elebaşlarını ortadan kaldıracağını söylüyordu. Kendisi gibi "liderlerin" ortadan kaldırılması tehlikesini dillendiren Chai, "Bu yüzden çok kötü hissediyorum, bunu arkadaşlarıma söyleyemiyorum, onlara doğrudan halkın ayağa kalkması için kendi kanımızı ve canımızı kullanmamız gerektiğini söyleyemiyorum" ifadelerini kullanmıştı.

Öğrencilerin kendi canlarını vermek için istekli olacaklarını söyleyen Chai, "Ama onlar yine de gencecik çocuklar" diye eklediği söyleşisinde muhabir Philip Cunningham'ın "Sen meydanda şahsen bekleyecek misin?" sorusunaysa doğrudan bir "Hayır" yanıtını veriyordu.

Diğer öğrencilerin fedakârlık yapmaları ve canlarını vermeleri gerektiğini söyleyen Chai, neden kendisinin bunu yapmayacağı sorusuna şöyle cevap veriyordu:

"Çünkü benim durumum farklı. Adım hükümetin kara listesinde. Bu hükümet tarafından yok edilmek istemiyorum. Ben yaşamak istiyorum. Her neyse, bu konuda böyle hissediyorum. İnsanlar bencil olduğumu söyleyecekler. insanların başladığım işi devam ettirmesi gerektiğine inanıyorum. Bir demokrasi hareketi tek kişi ile başarılı olamaz. umarım az önce söylediklerimi şu an gezeteye yazmazsınız. Tamam?"

Chai daha sonrasında yurt dışında "demokrasi mücadelesi" olarak adlandırdığı kariyerini sürdürmeye devam etti.

ABD BUGÜN NE YAPIYOR

Söz konusu olayların Batı medyasının sürekli sunmasının ABD'nin Çin karşıtı dış politikasının yoğunlaşmasından ayrı düşünmek imkânsız olur.

ABD kendi hegemonyasını tehdit ettiğini düşündüğü Çin'i hedef almak için geçtiğimiz iki yılda koronavirüs ve Sincan üzerinden uydurduğu komplo teorilerini kullandığı şekilde Tiananmen olaylarını da kullanıyor. Söz konusu "katliam" yalanlarının, yalanların üretildiği kanallar tarafından çürütülmesi bir şeyi değiştirmiyor, 4 Haziran günü Batı medyası tek bir ağızdan aynı yalanları tekrar uyduruyor.

WikiLeaks 2011'de yayınladığı belgelerde Tiananmen olayı bir kere daha çürütmüştü. Pekin'deki ABD Büyükelçiliği'nin belgelerine de işlenen verilerde de Çin ordusu tarafından bir katliam gerçekleştirilmediği vurgulanmış, askerlerin Tiananmen Meydanı'nda değil Pekin şehir merkezinin dışında gösterilere ateş açtığı ifade edilmişti. Olaylara şahit olan bir Şilili diplomatın meydanda bir askeri müdahale gerçekleşmediğine dair ifadesi de sızdırılan belgeler arasındaydı.

  1. ·https://www.wsj.com/articles/BL-CJB-22543 ↩︎
  2. https://www.washingtonpost.com/archive/politics/1989/06/12/images-vilify-protesters/33086896-3077-4166-a8af-b7245ff604d9/ ↩︎
  3. https://www.nytimes.com/1989/06/21/world/a-reassessment-of-how-many-died-in-the-military-crackdown-in-beijing.html ↩︎
  4. https://archives.cjr.org/behind_the_news/the_myth_of_tiananmen.php ↩︎
  5. https://www.nytimes.com/1989/06/12/world/turmoil-in-china-student-tells-the-tiananmen-story-and-then-machine-guns-erupted.html ↩︎
  6. https://www.nytimes.com/1989/06/13/world/turmoil-china-tiananmen-crackdown-student-s-account-questioned-major-points.html ↩︎
  7. https://www.cbsnews.com/video/tank-man-photographer-reflects-on-30-years-since-tiananmen-square/#x ↩︎
  8. https://www.youtube.com/watch?v=hcyPJ29PLX4&t=363s ↩︎

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir