Azerbaycan Komünist Partisi Mk Birinci Sekreterinin Küba'daki Uluslararası Komünist Ve İşçi Partileri Toplantısına Gönderdiği Bildiri

Kardeş ve Dost Azerbaycan Halkının Cesur Temsilcisi Azerbaycan Komünist Partisi

Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri T.Nurullayev

KÜBA, Kasım 2022

Sevgili yoldaşlar!

Küba Komünist Partisi, çok zor ve hareketli bir dönemde 22. Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri Toplantısını düzenliyor. Bu önemli toplantıya davet edildiğim için en içten şükranlarımı sunuyorum.

Ne yazık ki, bazı sebeplerden dolayı bu toplantıya katılamadım. Azerbaycan komünistleri adına ve kendi adıma, Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı'nın bir katılımcısı olarak size verimli çalışmalar diliyorum!

Küba Komünist Partisi çok zor ama görkemli bir devrimci yoldan geçmiştir.

Küba halkı ve tüm ilerici insanlık, büyük yurtsever José Marti'nin anısını saygıyla anmaktadır. Gerçekten de José Marti'nin önderliğinde 1895 yılında Kübalı yurtseverlerden oluşan bir müfreze ilk kez Küba'ya ayak bastı.

Bu olay Küba bağımsızlık devriminin başlangıç noktası olmuştur. Küba Devrimi'nin tarihi, kapsamı itibariyle 20. yüzyılda özel bir olaydır. Devrimin zaferle sonuçlanmasının (1 Ocak 1959) ardından, büyük Fidel Castro liderliğinde sol bir yönelim kazanan Küba hükümeti, sadece Latin Amerika'da değil, Afrika ve Asya'da da Marksist direnişçileri ve Marksist rejimleri aktif olarak destekledi.

    Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Küba, neredeyse tüm dünyada ezilen halkların kurtuluşunun sembolü oldu. Kübalı devrimcilerin bağımsızlık ve sosyalist yaşam biçimi mücadelesindeki deneyimleri bugün için de öğreticidir. Sovyetler Birliği'nin kasıtlı ve planlı bir şekilde çöküşünden sonra bile Küba sosyalist gelişimini kesintiye uğratmadı ve Batı'nın baskısına rağmen emin adımlarla ilerliyor.

      Yoldaşlar!

Partimiz bu yıl içerisinde yapılacak yeni kongresine hazırlanıyor.

Tabandaki temel parti örgütlerinin raporlama ve seçim toplantıları çoktan yapıldı. Ne yazık ki, cumhuriyetin tüm topraklarını parti hücre şubeleriyle kaplayamamış bulunuyoruz. Bunda, yakın bir komşumuzun ilan edilmemiş savaşı ve elbette Anglosakson emperyalist propagandası bizi engelledi ve kösteklemiş bulunuyor.

Ayrıca Azerbaycan da gençler arasında İslami köktencilik hakim. Ve geçmişteki tüm günahlar için komünistleri ve sosyalizmi suçluyorlar. Gençlerin çoğunun okuma yazma bilmemesinden faydalanan dini liderler, İslami köktenciliği ustalıkla yaymaktadır. Doğrusunu söylemek gerekirse, İslam'ın öğretici fikirleri de var: yaşlılara saygı, kadınlara karşı tutum, bilime karşı tutum vs. Ancak ne yazık ki, bu değerler kapitalist dindarlar için kullanışlı değil, sadece komünistlerin yönetimi altında, sözüm ona, dinlerin yasaklandığını söyleyip duruyorlar. Buna ek olarak, tüm Azerbaycan karşıtı Batı propagandası Karabağ etrafındaki çatışmaya dayanmaktadır. Neredeyse 30 yıl boyunca, Azerbaycan topraklarının yasadışı bir şekilde saldırgan devlet tarafından ele geçirilmesi devam etti, Batılı çevreler bu sorunu barışçıl yollarla çözmeye çalışmadılar.

BM'nin verdiği 4 kararda ve diğer yetkili uluslararası platformlarda kabul edilen kararlarda Karabağ'ın Azerbaycan toprağı olduğu belirtilmesine rağmen, bu kararlar kağıt üzerinde kaldı! Ne yazık ki, uluslararası komünist hareketlerin de bu konuya kayıtsız kaldığını belirtmeliyiz.

Sadece 2018 yılında, Atina'daki Uluslararası Toplantı sırasında, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki savaşı güç bela bu toplantının nihai kararına dahil ettirebildik. Bu tür bir tutumun uluslararası dayanışma olarak değerlendirilemeyeceği de açıktır. Bahsettiğim bu ve diğer nedenlerden dolayı, Azerbaycan'da devletten resmi izin alsak bile normal politik etkinlikler düzenleyemiyoruz.

    Bu zorluklara rağmen, sosyalist fikirlere saygı duyulması için halk arasında çalışıyoruz. Ancak bizim propagandamız düşmanca ideolojik saldırılara karşı bir propaganda niteliği taşıyor.

               Yoldaşlar!

     Geçtiğimiz 2 yıl boyunca (2020-2021), yapay olarak yaratılan koronovirüs döneminde ve uluslararası komünist harekette olduğu gibi, Cumhuriyetimizde de parti çalışması önemli ölçüde değişti. Yeni çalışma koşullarına geçmek zorunda kaldık. Komünist partilerin tarihsel deneyimi bize her koşulda çalışma fırsatı verse de, bunun için Marksizm-Leninizm klasiklerinin de bize işaret ettiği gibi esas olarak partinin hareketli, disiplinli, esnek olması gerekir.  

Bu bağlamda ve bilim ve teknolojinin yeni koşullarını dikkate alarak, parti program ve tüzüğündeki bazı paragrafları değiştirmemiz gerekecek. Partimizin önümüzdeki kongresinde bu değişiklikleri dikkate alacağımızı düşünüyorum.

Yoldaşlar!

Gelelim Rusya'nın Ukrayna'daki özel askeri operasyonuna. Çağımızdaki savaşların getirdiği sıkıntılar bizim halkımız için diğerlerinden çok daha açık. Yaklaşık 30 yıldır cumhuriyetler arasında böyle bir savaşın olduğunu görüyor ve hissediyoruz. Tüm çatışmaların ve ölümcül savaşların arkasında Batılı güçlerin olduğunu ispatlamaya gerek yok. Bu savaşlar, savaşçıları kim olursa olsun, bir tarafın ya da diğer tarafın ölümüne yol açıyor. Askerlerin yanı sıra siviller de ölüyor. Bu nedenle, tüm savaşçıları şımartan biziz! Eğer 21. Yüzyılda savaşlar ve ulusal çatışmalar olursa, BM, AB, Bağlantısız Örgütler gibi uluslararası örgütler suçlanmalıdır. Eğer ülkeler arasındaki savaşları önleyemeyeceklerse, o zaman bu örgütler kapatılmalıdır! Ya da daha etkili uluslararası örgütler oluşturulmalıdır.

  Ya da madem BM var ve Varşova Paktı yok, o zaman neden NATO genişletiliyor. NATO var olduğu sürece, dünyanın şu ya da bu bölgesindeki çatışmalar önlenemez! Bu nedenle, ilerici kamuoyu her ne şekilde olursa olsun sadece NATO'nun değil, bu tür uluslararası örgütlerin de kapatılmasını talep etmelidir. Bu örgütler terör örgütleriyle mücadele etmek yerine onları cesaretlendirmekte ve finanse etmektedir. Batılı, sözde "demokratik" ülkeler Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmek için çalışmak yerine, yangına körükle gidiyorlar. Neyi elde etmeye çalışıyorlar: gezegenimizin yok edilmesini mi?

Yoldaşlar! Hiç şüphe yok ki dünya kamuoyu toplumu bu şekilde yönetmenin imkansız olduğunu çoktan anlamıştır! Dünyayı kurtarmak için, tüm önde gelen ülkelerin yönetim biçimlerini yeniden gözden geçirmeleri ve sosyalist yönetim değerlerine geçmeleri gerekiyor, çünkü dünyayı bir felaket bekliyor! Uluslararası komünist hareketlerin, kitleler üzerindeki etkilerini güçlendirerek, tüm dünyada sosyal adaletin sağlanmasını başaracaklarından eminiz!

  Yaşasın dünyanın tek haklı devrimci düşüncesi Marksizm-Leninizm!

   Saygılarımla,

Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri T.Nurullayev

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir