TİP Liderinden Yeni Bir Olasılık: AKP Meclisi Kaybeder Fakat Cumhurbaşkanlığını Kazanırsa Ne Olur? 

Türkiye'de 1970lerdeki Milliyetçi Cephe Hükümeti Yeniden Kurulur Mu?

Metin Çulhaoğlu  – İleri Haber

https://ilerihaber.org/yazar/turkiyeyi-yeni-mcler-mi-bekliyor-142982

Giriş: Çulhaoğlu Seçim Araştırma Firmalarının Bu Yöndeki Tahminleri İnceledi Mi Bilmiyoruz

Diğer senaryoda ise Erdoğan'ın başkanlık seçimini kazandığını, ancak AKP ile MHP'nin meclis çoğunluğunu kaybettiğini düşünelim.

Diyelim, milletvekilliği seçimleri sonucunda partilerin oy oranlarıyla ilgili şöyle bir tablo ortaya çıktı: AKP (32), CHP (27), İyi Parti (16), HDP (12), MHP (7) ve diğerleri (6).  6'lı masadaki partilerin seçimlere nasıl gireceklerini bilmiyoruz, belirtilen farazi oy oranlarının meclis aritmetiğine nasıl yansıyacağına ilişkin bir "simülasyon" da yapmadık; ama diyelim ki bu dağılım bugünkü cumhur ittifakına meclis çoğunluğunu kaybettiriyor.

Bu durumda, başkanlık mevkiini koruyan Erdoğan'ın eline yeni fırsatlar geçecek, o da meclis aritmetiğiyle "oynama" ya da bu aritmetikten farklı "ittifaklar" çıkarma adına her tür yola başvuracaktır.

Erdoğan'ın başkan kaldığı ve AKP'nin de dağılmadığı varsayımından hareket edersek Türkiye'yi kimi yönleriyle 1970'lerin "Milliyetçi Cephelerinin" (MC) beklediğini söyleyebiliriz.

***

Bugüne kadar dışardan gelen "bozucu" tahrikleri etkisiz bırakmış görünen 6'lı masanın yarın bir koalisyonla iktidara gelmesi ve yukarıda da Erdoğan'ın olması durumunda neler yaşanabileceğine ilişkin senaryolar da geliştirilebilir. 

Daha bugünden görünen şudur: CHP ne yaparsa yapsın, hangi yumuşamayı ve esnekliği gösterirse göstersin, bir iktidar durumunda bu 6'lı ittifakın pamuk ipliğine bağlı olacağı bizce açıktır. Bunda samimi olduklarını varsayarsak, bu ittifakın "parlamenter sisteme" geçiş ya da "güçlendirilmiş parlamenter sistem" hedefi dışında önemli pek çok konuda mutabakata varıp öyle yürümesi mümkün görünmemektedir. 

CHP'nin kendi tabanından, seçmeninden ve soldan gelecek basınçla atmayı düşünebileceği her adım, "milli ve dini hassasiyetler" söz konusu olduğunda başta İP ve Saadet'in, ekonomik yapılanma ve dış politika konuları gündeme geldiğinde Deva ve Gelecek'in "oyunbozanlığıyla" karşılaşacaktır.

El hak, Erdoğan ve çevresindekiler de böyle bir durumdan yararlanabilecek ehliyettedir.

Örneğin Meral Akşener, bunca söylemlerine rağmen üzerinde kimi değişikliklere gidilmiş bir sistemde "Erdoğan Başkan, Akşener Başbakan" formülüne neden fit olmasın ki?  

Gelişmeler tam bu yönde olmasa bile Türkiye'yi bekleyen yakın gelecekte yeni Milliyetçi Cephelerin ve yaratacağı gerilimlerin, "normalleşmeye", hele hele gerçek karşılığıyla "restorasyona" göre çok daha güçlü bir ihtimal olduğu kanısındayız.

Yorum Bırakınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.