Afganistan Demokrasiyi Nasıl İnşa Edebilir?

Bir Eleştiriye Giriş

Bir Eleştiriye Giriş

Afganistan'da Taliban'ın iktidara gelmesi, Afganistan'ın geçmiş ezeli geriliği ve tarihin genel gelişme yasası ile açıklanamaz. Aynı şekilde Afganistan'ın gelecek tarihi Taliban'ın iktidara geldiğinde benimseyeceği akıllı politikalara—iktidar akıllandırır—veya Afganistan'ın gelecek tarihi Taliban'ın başarısız olma şartına veya hatalarını düzeltmesine sabitlenemez. Afganistan'da devrimci özneler vardır ve bu özneler gelecekte önlerine çıkan devrimci fırsatları değerlendirdikleri takdirde, ve kendilerini ve şeyleri devrimcileştirdikleri (Marx) takdirde Afganistan'ın gelecekteki tarihini bu ülkeyi sosyalist yola sokarak tarihi çok farklı bir şekilde yazabilirler.

Bir sol parti lideri birçok tartışmasında devrimci öznenin ve mevcut durumu kökten değiştirecek devrimci seçeneğin yaratılmasının rolünü önemsizleştirmek için Marx'ın tarihsel gelişmenin nesnel diyalektiğine vurgu yapan ünlü metnini mealen aktarıyor: Bkz. 1857 El Yazmaları Ekonomi Politiğin Eleştirisi'ne Katkıya Önsöz: Biz de Marx'ın yazdığını tam olarak aktaralım: İnsanlık kendi önüne çözmeye muktedir olduğu görevleri (sorunları) koyar, çünkü bir sorunun bizzat kendisinin ortaya çıkması için o sorunun çözümünün maddi koşullarının halihazırda ortaya çıkmış olması gerekir veya en azından bu maddi koşulların oluşma sürecinde olması gerekir.

"İnsanlık Önüne Çözebileceği Sorunları Koyar" Görüşünün Anlamı

Peki gerçekten Marx'ın bu cümlesini nasıl okunabilir? Marx burada bir teorik soyutlama yaparak tarihin gelişiminin en genel yasasını—tarihsel diyalektiğin nesnel boyutunu—ortaya koyuyor. Diğer bir deyişle devrimci sosyalist partinin nesnel tarihsel gelişime çalım atamayacağını, bunun mutlaka geri tepeceğini söylüyor. Fakat devrimci bir sınıfın ve onun partisinin tarih sahnesine çıkışı ile birlikte tarihin akışı bize bizim önümüze birçok daha önce var olmamış devrimci taktikler ortaya çıkarabiliyor. Marx'ın bu ünlü ifadesinde dediği basitçe şudur, yarı-feodal toplumda sosyalizmin bazı biçimlerini ancak çok sınırlı bir alanda ve sınırlı bir gelişkinlik düzeyine uygulayabilirsiniz, ancak tarihin gelişme yasalarını dikkate alarak yarı-feodal toplumu sosyalizme hazırlayabilir, adım adım sosyalizme geçişin maddi ve entelektüel-öznel koşullarını yaratabilir, modern sosyalist formları uygulayabilirsiniz.

2. Enternasyonal'in Tarihsel Materyalizm Yorumu 

2. Enternasyonal'in teorisyenleri Marx'ın bu görüşlerini şöyle yorumladılar, kapitalizmin evrimi ve olgunlaşması onu kaçınılmaz olarak sosyalizme dönüştürecektir. Oysa bu teorisyenlerin hesaba katmadıkları şey –tarihin gelişme yasası ile ilgili bu çok önemli soyutlama, bize yaşanan gerçek soyut tarihin açıklamasını veremez. Aynı şekilde bu genel gelişme yasası devrimci partinin öznel inisiyatifi ile yaratacağı geleceğin devrimci tarihinin biricik yol göstericisi olamaz. Öznenin rolünü yok sayan Tek yanlılıktan kaçınmak gerekir.

Marx'ın Görüşü Koşullara Teslimiyeti Mi Öneriyor ?

Bir arkadaşa göre Marx yanılmıştı, çünkü Marx'ın tarihsel diyalektiğin nesnel diyalektiğine ilişkin görüşü nedeniyle tarihin geri bir aşamasında olan Rusya'da devrimci partinin sosyalizme doğru ilerleme çabasını boş bir çaba olarak görmüştü. Çünkü, bu genel gelişme yasasının 2. Enternasyonal yorumuna göre devrimci parti Rusya'da kapitalizm olgunlaşmadan sosyalizme doğru ilerleme görevini önüne koymamalıydı. 2. Enternasyonal'in Rusya kolu olan Menşevikler bu nedenle Rusya'daki burjuva-demokratik devrime liberal burjuvazinin önderlik etmesi gerektiğini savunmuştu. Hatta Rus Ekim devrimi sosyalist değildi, çünkü Bolşeviklerin önündeki görev demokratik devrim görevleriydi diyen bazı iddialar var.

 Bu kısa yazıda uzun uzun Marx ve Engels'in Rusya için böyle bir görüşü savunmadığını anlatmama gerek yok. Onların Rusya için böyle düşünmediğini kanıtlamak için elimizde birçok veri var. Marx ve Engels'in tarihin genel gelişme yasasının somut tarihi—yaşanan ve yaşanacak, tarihsel somut—gelişmeye dayatılmasını kendilerine en büyük haksızlık olarak gördüklerine dair yazışmalarını biliyoruz. Bunu bir dönemin devrimcileri olan Rus Narodniklerine (Halkçılık akımı) yazdılar ve onları Marksizme ve bilimsel sosyalizmin devrimci taktiğine ikna etmeye çalıştılar.

Bir Partinin Afganistan İdeolojisi

Bir Partinin lideri çeşitli ifadelerinde Marx'tan aktardığı genel yasaya dayanarak, Afganistan'da Atatürk'ün CHP'sinin yaptığı çeşitli modernleşme reformların yaşanmamış olmasını Marx'ın bu genel yasasına ve Afganistan'ın geriliğine bağladığını biliyoruz. Diğer deyişle bu görüş Marx'ın yukarıdaki genel yasasını Afganistan'ın yaşanmış tarihini açıklamanın anahtarı olarak sunuyor. Özce söylersek, bu Partinin sözcülerine göre Marx'ın genel tarih yasası Afganistan'ın tarihini kaçınılmaz bir kader olarak belirlemiştir. Ona göre geri Afganistan'da Türkiye'deki gibi bir Milli devrim lideri bir örgüt, CHP gibi bir modernleşmeci ve reformcu bir parti ortaya çıkamazdı, bu görüşün Marksist teori açısından zaaflarını bir yana bırakalım, bu görüş geri ülkelerdeki devrimci enerjiyi küçümseyen ve devrimci öznelere yasak koyan boş bir kibirdir.

Somut tarihe baktığımızda geri ülkelerde birçok devrimci ve sosyalist partinin çeşitli hatalı taktiklerden dolayı önlerine çıkan devrimci fırsatları kullanamadığını biliyoruz, elbette bu öznel hataları basit ve tek yanlı bir biçimde nesnel maddi koşulların olgunlaşmamış olmasına bağlayamayız. Fakat bu sol partinin sözcülerine göre Taliban tarihin kaçınılmaz tercihidir, feodal ve geri Afganistan'da başka bir seçenek ortaya çıkamazdı. Bu açıkça 2. Enternasyonal'in tarih ve toplumsal gelişme görüşüdür. Tarihsel diyalektiğin öznel boyutunu görmeyen ve insanların somut tarih içinde yaratıcı bir biçimde farklı devrimci planlarla ileriye doğru önlerini açabildiklerini söyleyen Marx'ın görüşü ile taban tabana terstir.

Tarihi Yaratmada Öznenin Rolü

Marx'ın bu konudaki görüşünü mealen aktaralım, İnsanlar kendi tarihini kendileri yaparlar, fakat diledikleri gibi yapmazlar (nesnelliğe vurgu), …. Tam da devrimci kriz dönemlerinde kendilerini ve şeyleri devrimcileştirmeye girişirler, geçmişte ortaya çıkmamış bir şeyi yaratmaya girişirler, geçmişin devrimci imgelerini kendi ihtiyaçlarına uygun hale getirmeye çalışırlar… Tıpkı Çinli Komünistlerin Çin'de merkeze çok uzak en geri bölgelerde daha 1931'de Rus-Sovyet imgelerini kullanarak Çin-Sovyet Devletini kurmaları gibi.

Çin komünistleri, Çin'de kapitalizmin olgunlaşmasını ve üretici güçlerin gelişmesini beklemeden somut tarihin kendilerinin önüne koyduğu devrimci fırsatları değerlendirerek sosyalizme ilerleyen yolu açmaya giriştiler. Çinli komünistler, Marx'ın görüşünü doğru anlamıştı. Kanımca Marx'ın çözüm için maddi koşulların olgunlaşmasına vurgusu sadece bu şekilde anlaşılabilir. Onlar koşulların olgunlaşmasını beklemediler aksine koşulları dönüştürmenin devrimci yolunu keşfetmeye koyuldular. Köylü sınıfından gelen parti üyelerinin dünya görüşlerini sosyalist ideoloji ve teorilerle dönüştürdüler.

Afganistan'da Amerikan Emperyalizminin İşgaline Karşı Savaşta Neden Taliban Öne Çıktı ?

Söz konusu partinin sözcüler Taliban'ın demokratik bir programa sahip olmayışının nedenini Afganistan'ın "devletsiz" sömürge tarihine ve yarı-feodal sosyo-ekonomik koşullarına bağlıyor, diğer yandan da devlet sorumluluğunu üstlenmesinin Taliban'ı demokratikleşmeye sevk edebileceği görüşünü savunuyor, demokratikleşmezse Taliban'ı halk yıkarmış. Bu doğal diyalektik evrimci teoriyi şöyle eleştirebiliriz: 20.yüzyıl tarihine baktığımızda birçok geri ve devletsiz ve zayıf sömürge ülkede devrimci ve sosyalist özneler doğru ve başarılı demokratik çözümler üreterek, koşullara boyun eğmediler ve ülkelerinin toplumsal kaderini değiştirdiler.

İşte en yakın örneği Krallığı devirerek sosyalist yola giren Federal Demokratik Nepal. Asya, Afrika ve Latin Amerika'da böyle onlarca ülke var. Modern çağın Afganistanı'nın sorunu ise ortaya çıkan ulusal-demokratik ve sosyalist öznelerin devrimci çözümler üretmede başarısızlığı ve müdahaleci dış güçlerin güçlü siyasi ve askeri müdahalelerine direnmede dayanak olabilecek halk kitle gücünü yaratamayışları oldu.

Taliban Demokratikleşebilir Mi, Nasıl ?

Bu sorunun Marksist bilimsel görüş açısından yanıtı basit ve kapalı uçlu değildir, açık uçlu ve birçok devrimci koşula ve devrimci etkiye bağlıdır. Marksizme göre devlet toplumun resmi ifadesinden başka bir şey olmadığı için "devlet" kendi başına devrimci veya demokratik yönde bir değişime neden olamaz. Devlet iktidarının Taliban'ı demokratikleştireceğini savunan görüş kökenine bakılırsa toplumsal sorunların çözümünde devletin rolünü kutsayan muhafazakar dünya görüşünün bir ifadesidir ve Marksizm ile çelişir, Marksizm sorunların kaynağının ve çözümünün toplumun içinde aranmasını önerir. Uluslararası alandan gelecek olan güçlü devrimci etkenleri bir yana bırakırsak, koyu İslamcı bir partinin demokratikleşmesi kendi iç yapısına bağlı olacaktır, diğer deyişle parti içindeki farklı grupların temsil ettikleri farklı sınıfsal yapılara ve bunların iç mücadelelerine bağlı olacağını söyleyebiliriz. Mao en güçlü dış nedenin dahi iç etkenler üzerinden etkili olduğunu söylemişti, şeylerin değişimi iç çelişme tarafından belirlenir.

Fakat en önemlisi halk kitleleri içinden gelen demokratik taleplere ve bu taleplere sahiplenen aynı zamanda bu demokratik ve sosyalist talepleri maddi güç haline getirecek sosyalist ve devrimci partilerin etkili olmasına ve Taliban üzerinde baskı kurmasına bağlı olacaktır. Özcesi, Taliban'ın demokratikleşmesinin temel koşulu ona karşı etkili ve başarılı bir mücadele olacaktır.

Diğer Ülkelerden Dersler

Çin komünistleri proletaryanın devrimci fakat nüfus içinde çok az sayıda olduğu koşullarda, maddi koşulların bir sonucu olan bu duruma boyun eğmeden, köylü sınıfından gelen parti üyelerinin dünya görüşlerini sosyalist ideoloji ve teorilerle ve aynı zamanda devrimci pratikler içinde dönüştürdüler. Marksist teorilerle donanmış bir komünist parti inşasına giriştiler ve Çin'in önündeki iki yoldan birinin gerçekleşmesini sağladılar, emperyalizme bağımlı kapitalizm yolu yerine Çin'i sosyalizm yoluna soktular. Devrimci öznenin koşullara boyun eğmeyen yaratıcı çözümlerini ortaya koyarak büyük devrimci destanlar yarattılar.

Türkiye Tarihinden Bir Ders

1960'larda MDD akımının kurucuları, devrim sorununda radikal görüşlere sahipti, fakat dayandıkları teorik görüş (dünya görüşü) 2. Enternasyonal'in evrimci görüşüydü, Dolayısıyla MDD kurucularının siyasi taktiği de evrimciydi. Türkiye'de işçi sınıfı sayıca çok zayıf ve sınıfın kendisi için proleter sınıf bilinci geriydi—gözümüzü başka aktif ve diri öznelere çevirmek gerekirdi—onlar koşulların bu geriliği nedeniyle iki devrim teorisini önerdiler, devrimde işçi sınıfı ve onun partisinin önderliği sorununu tarihin tercihine bırakmayı savundular. Türkiye devriminin işçi sınıfı önderliğinde aynı sürecin iki farklı aşaması olarak gelişecek iki aşamalı diyalektiğini göremediler. Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı'nı alalım sosyalist Nazım Hikmet bu savaşı mucizevi bir destan olarak görmüştü. Bu savaşın planlanmasında da ilerici öznenin koşullara boyun eğmeyen aksine koşulları aşacak çözümleri üreten yaratıcı rolü vardı. Marx'ın tarihsel materyalizmi onun en önemli iki buluşundan biridir, tarihsel materyalizmin nesnel boyutu ile öznel boyutu birbirinden kopartıldığında ya sağ sapma teslimiyetçi evrimci siyasi taktiklere ya da "sol" sapma ütopik siyasi taktiklere götürür.

Yorum Bırakınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.