ABD'li Önemli Siyasi Değerlendirme Kuruluşu:  PKK'nin Türk Ordusuna Meydan Okuyacak Olanakları Yok

Kürt İşçi Partisi Türkiye'nin Toprak Bütünlüğünü Tehdit Etmiyor

Kürt İşçi Partisi ABD'nin Savaş Ortağı, ABD Türkiye Karşısında Kürt İşçi Partisi'ni Korur  

Deniz Kızılçeç

ABD Washington merkezli araştırma kuruluşu CSIS (Stratejik ve Uluslararası Araştırma Merkezi) Küresel Terörizm Tehdidi Üzerine Değerlendirme 2024 başlıklı bir rapor yayınladı.

Rapor CSIS araştırmacıları Catrina Doxsee, Alexander Palmer ve Riley McCabe tarafından kaleme alındı. Rapora katkıda bulunan arasında RAND Corporation bünyesindeki çalışmalarının yanında Amerika askeri okullarında eğitimcilik de yapan Colin P. Clarke, Amerikan FBI'da 10 yıl boyunca ulusal güvenlik alanında çeşitli görevlerde bulunduktan sonra CSIS'a geri dönen Jake Harrington gibi isimler de yer alıyor. Harrington'ın Asya, Irak ve Suriye bölümlerine katkı yaptığı raporun girişinde belirtiliyor.

Raporda Kürt İşçi Partisi (PKK) ile ilgili geniş bir bölüm de var.

"PKK, ABD ve Müttefiklerine Tehdit Değil"

Raporda sırasıyla Afrika, Amerika, Asya, Avrupa ve Ortadoğu'yu inceleyen bölümler yer alıyor. Irak, Suriye ve Türkiye tek ara başlık altında incelenmiş. Irak ve Suriye'deki terör örgütlerini arkasında İran olduğu iddia ediliyor.

Raporun yazarları "Türkiye-PKK çatışmasının" bölgesel istikrarsızlığa ve geniş Ortadoğu'da terörizme neden olduğunu ileri sürüyorlar ve şunu söylüyorlar: "Türkiye, ABD destekli Suriye Savunma Güçlerinin (SDF) önemli bölümünü oluşturan YPG dahil Kürt milliyetçi gruplarına karşı söylemlerini ve retoriğini sertleştirdi."

Rapora göre Türkiye'nn Irak ve Suriye'deki Kürtlere bağlı gruplarla çatışması IŞID'a karşı mücadelede kullanılacak kaynakları tüketiyor ve IŞID'ın yeniden canlanma olasılığını güçlendiriyor. Örneğin Suriye'deki PKK kolu olan Kürt Örgütü SDF Al Hol kampında başlıca güvenlik gücüdür. Bu güç Kuzey Suriye'ye karşı bir Türk askeri müdahelesine karşı çıkmak için meşgul olduğunda IŞID büyük bir gelişme hamlesi yapabilir, saflarını takviye edebilir ve çok sayıda ve yüksek art arda saldırılar düzenleyebilir.

Raporda PKK ile ilgili şu cümleler yer alıyor: "PKK Türkiye dışındaki her hangi bir batılı devlete tehdit oluşturmuyor.

Başlangıçta Marksist-Leninist olan bu grup, Soğuk Savaş sonrasında PKK soğuk savaş sonrasında ABD yanlısı bir yönelim içine girdi ve komünizmi eleştirmeye başladı. Öcalan 1998 de verdiği bir röpörtajda ABD nin ilerlemeyi temsil ettiğini ifade etti.

Bkz.Michael Gunter " Öcalan: Heryerde Türklere Karşı Savaşıyoruz." Haz. 1998 Ortadoğu Üç aylık Dergi s 79-85

ABD Öcalan'ın yakalanmasına yardım etmesine karşın ve PKK'yi terörist bir örgüt olarak tanımasına karşın, Kuzeydoğu Suriye'de PKK uzantısı olan PYD ile düzenli bir işbirliği yürütüyor. Eğer Suriye'deki bu işbirliği son bulsa bile bu grup (PKK) ABD için en asgari (minimal) bir tehdit oluşturacaktır.

Bkz.  Nicholas Danforth ve Aaron Stein Ankara'nın  İddialı Tutkuları ve Bunun ABD için sonuçları. Dış Politika Araştırma Ensititüsü ABD  

PKK'nin bugünkü ideolojisinde ABD için tehdit olacak bir şey yok, ayrıca tarihe baktığımızda Marksist Leninist olduğunda bile bu örgütün ABD tesislerine veya vatandaşlarına saldırı pratiği olmadı.

PKK'nin Türkiye'nin toprak bütünlüğüne tehdit oluşturduğu görüşü tartışmalı

Bu örgütün Türkiye'nin toprak bütünlüğüne tehdit oluşturduğu görüşü de tartışmalı ve sorgulanması gerekir. Çünkü bu grubun Türk ordusuna doğrudan meydan okuyabilecek imkanları yok. Zaten Türkiye'nin son dönem Kuzeydoğu Suriye ve kuzeybatı Irak a yaptığı müdahalelerde bu defalarca açıkça ortaya çıktı. PKK resmen Türkiye nin bugünkü sınırlarını tanıyor bağımsızlık talebini geri çekerek bunun yerine daha geniş self-determinasyon çağrıları yapıyor. PKK hali hazırda Öcalan ın demokratik Konfederalizm olarak andığı bir ideolojiyi savunuyor ve buideolojinin amacı self-determinasyona ulaşmak ve Türkiye nin mevcut siyasi sınırlarını sorgulamıyor. Bkz.  Öcalan Demokratik  Konfederalizm Londra.. 

En azından PKK'nin kamuoyuna dönük açıklamaları Türkiye nin toprak bütünlüğüne anlamlı bir tehdit oluşturmuyor.

ABD PKK'yı Korur

Rapora göre,  PKK ideolojik söyleminde yaptığı değişime rağmen, bu grup şiddeti terk etmiş değil ve şiddeti bırakmaya niyetli görünmüyor. Sonuç, eğer sorun/çelişme çözülmeden kaldığı sürece Türkiye askeri baskısını gevşetirse, PKK'nın Türk vatandaşlarına, hükümet görevlilerine ve güvenlik güçlerine karşı tehdit oluşturmasıdır. Askeri baskı yoğunlaşsa bile Türkiye'ye yönelik bu tehdidin ortadan kalkması söz konusu olmayacaktır.

Raporda Türkiye'ye uyarı içeren şu cümleler de yer alıyor:

"PKK'ya bağlı gruplar Birleşik Devletlerden doğrudan destek alıyorlar ve belirli bir derecede ABD koruması altındalar. Amerika Birleşik Devletleri Suriye'deki PYD'yi korumak için bir NATO üyesiyle (Türkiye kastediliyor) savaşmayacak olmasına karşın, ABD yetkilileri ABD ile müttefik olan ve terörizme karşı mücadele eden bir gücün Türk ordusu tarafından imha edilmesini kabul etmeyecektir ve bu sonucun olmaması için diplomatik baskı uygular. Sonuç şudur ki, Kürt güçleri ABD'nin terörizme karşı savaşında önemli bir müttefiki olduğu sürece, Türkiye PKK'yı ortadan kaldırma umudu yok.

ABD'nin Terörizme Karşı Savaşı, Rusya ve Çin'e Karşı Savaş

Raporda global terördeki artışa rağmen 11 Eylül saldırılarından sonra ABD'nin doğrudan terör saldırılarına hedef olmadığı söyleniyor.

Buna rağmen terörün neden ABD gündeminin üst sıralarında yer aldığı şu cümlelerle açıklanıyor: "Terörizm -özellikle selefi-cihatçı terör- 11 Eylül sonrası döneme göre ABD çıkarlarına ve topraklarına yönelik daha düşük ve daha az yakın bir tehdit oluşturuyor.

Aynı zamanda Birleşik Devletler Çin'den gelen önemli ve büyüyen, Rusya'dan ve diğer hasım devletlerden devam edegelen tehditlerle karşı karşıya."

İran'ın Hamas, Hizbullah, Irak'taki Şii militanlar ve Yemen'de Husileri desteklediğini belirten raporda şu iddia ileri sürülüyor:

"Rusya ve Rusya'ya Bağlı Birleşik Devletler gibi ülkelerde kargaşalığı teşvik etmek için dezenformasyon operasyonlarını ve potansiyel iç terörizmi kullandı. Terörist ağlara bu doğrudan devlet tekliflerine ilave olarak, Batı Afrika gibi bölgelerde terörist şiddetin yükselmesi, Rusya ve Çin gibi hasım devletlere müdahale, eş zamanlı olarak etkisini arttırma ve kendi hedeflerini gerçekleştirme olanakları yaratıyor."

Raporda 2018'den sonra ABD politikasındaki terörizme karşı savaş politikasının artık yerini Rusya ve Çin ile rekabete bıraktığı belirtiliyor: "2018'de Ulusal Güvenlik Stratejisinin yayınlanmasından sonra Birleşik Devletlerin politika yapıcıları dikkatlerini, kontr-terörizm ve isyana karşı koyma harekatlarından Çin ve Rusya gibi hasım devletlerle rekabete çevirdiler."

CSIS, ABD'nin Önde Gelen Siyasi Analiz Kuruluşlarından birisi.

CSIS, 1962'de Deniz Amirali Arleigh Burke and David Abshire tarafından Georgetown Üniversitesi'nin "Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi" olarak kuruldu.

ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından biri kabul ediliyor. Savunma ve ulusal güvenlik, CSIS'ın öne çıktığı çalışma alanları arasında yer alıyor. ABD'nin en zengin isimlerinden, Hyatt Oteller Zinciri Dev Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Thomas J. Pritzker 2015'de CSIS Yönetim kurulu Başkanlığını üstlendi.

Yorum Bırakınız

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir