1972  Çin-Amerika / Mao-Nixon-Çu Enlay-Kissinger Görüşme Tutanakları Çevirisi

1972  Çin-Amerika / Mao-Nixon-Çu Enlay-Kissinger Görüşme Tutanakları Çeviri

Çeviren: Cem Kızılçeç

Mao'dan  Nixon'a: "Sovyetler Birliği'ni Konuşmayalım, Felsefe Konuşalım, Ben Felsefe Konuşmayı Tercih Ederim"

Nixon: Başkan Mao ile Tayvan, Vietnam, ve Kore Sorunlarını konuşmak isterim. Bir de çok hassas bir konu olan Japonya'nın geleceğini konuşmak istiyorum. Asya'nın güneyini, mesela burada Hindistan'ın rolü ne olacak. Amerika ve Sovyetler arasındaki ilişkilerin geleceğini. Çünkü dünyanın bütününün tablosunu görebilirsek, dünyanın gidişini etkileyen büyük güçleri görebilirsek, doğru kararlar verebiliriz. Bizi büyük ölçüde meşgul eden, acil sorunlar üzerine doğru kararlar verebiliriz.

Mao: Bunların hepsi sıkıntılı sorunlar, bunlara fazla girmek istemiyorum. Bence sizin konuşmak istediğiniz konudan daha iyi, biz en iyisi felsefi sorunları konuşalım.

Mao: Bence, genel olarak söylemem gerekirse, benim gibi insanlar büyük bombalar patlatırlar:

Yani şöyle şeyler: "Tüm dünya, birleşmeli ve emperyalizmi, revizyonizmi ve tüm gericileri alt etmeli ve sosyalizmi kurmalı."

Nixon-Çu Enlay Görüşmesi : Vietnam ve Laos Devrimine Destek

Nixon: Çin ve Amerika geliştirmeye çalıştıkları ilişkileri üçüncü tarafların aleyhine kullanmamak konusunda tamamen mutabıktır.

Çin'in Vietnam ve Afrika konularında tartıştık, Çin'in bu konudaki farklı ilkelerini Kabul ediyoruz.

Aramızdaki bu görüşmenin olmasından dolayı, Sovyetlerden Çin'e karşı bir ağız dalaşı yapılması

için Amerikan tarafı olarak davranışlarımızla bir Zemin veya gerekçe vermemeye özen göstereceğiz.

Çu Enlay: Biz size bu konudaki tutumumuzu açıkladık, Sovyetlere bizim tutumumuzu aktarabilirsiniz.

Vietnam ve diğer 2 ülkedeki kurtuluş savaşları durmaz ise, biz bu halkların haklı mücadelelerine yardım etmeye zorlanmış olacağız. Bizim onlara sempati duymaya ve desteklemeye yükümlülüğümüz var. Onlara müdahale etmeye hakkımız yok, veya tutum açıklamaya hakkımız yok. Onlar adına müzakere etmeye de hakkımız yok. Bunu size defalarca söyledim. Bu bizim çok önem verdiğimiz bir tutum.

Çin'in ülkelere karşı yardımımız koşulsuz. Fakat bir şeyde çok kararlıyız, onların egemenliğine ve bağımsızlığına saygı duyacağız. Barış içinde bir arada yaşamanın 5 ilkesini uygulayacağız. Onlara karşı atalarımızdan gelen bir borç duyuyoruz. Bize ziyaretinizden önce ve ziyaretiniz sırasında, Devrimci Kuzey Vietnam bombalanmış, bundan büyük üzüntü duyduk. Eğer Amerika bu bölgeyi bombalamasaydı, kayıplara uğramazdı. 

Amerikan Dışişleri Bakanlığı Arşivi Sohbet Tutanağı

21 Şubat 1972, 50 dakikalık görüşme öğleden sonra.

Nixon -Mao Görüşmesi: Toplantıda Kissinger ve Çu Enlay ve Zabıt Tutan 2 Kişi Var

Nixon: Başkan Mao ile Tayvan, Vietnam, ve Kore Sorunlarını konuşmak isterim. Bir de çok hassas bir konu olan Japonya'nın geleceğini konuşmak istiyorum. Asya'nın güneyini, mesela burada Hindistan'ın rolü ne olacak. Amerika ve Sovyetler arasındaki ilişkilerin geleceğini. Çünkü dünyanın bütününün tablosunu görebilirsek, dünyanın gidişini etkileyen büyük güçleri görebilirsek, doğru kararlar verebiliriz. Bizi büyük ölçüde meşgul eden, acil sorunlar üzerine doğru kararlar verebiliriz.

Mao: Bunların hepsi sıkıntılı sorunlar, bunlara fazla girmek istemiyorum. Bence sizin konudan daha iyi, felsefi sorunları konuşalım.

Nixon: Başkan Mao, örneğin, bu görüşmemizi bütün devletler onaylıyor, fakat Sovyetler onaylamıyor. Japonlar, şüphe ile yaklaşıyor ve bunu ifade ettiler. Hindistan da onaylamıyor. Acaba neden bunu incelemeliyiz. Biz, Çin ve Amerika'nın politikaları—-tüm dünya meselelerini ele almada— ne yönde gelişmeli bunu düşünmeliyiz. Aynı zamanda, acil sorunlar olan Kore, Vietnam ve kuşkusuz Tayvan sorununu konuşmalıyız.

Mao: Katılıyorum

Nixon: Bakın bu konuşma bu odada kalacak. Kendimize sormalıyız, Neden Sovyetler'in sizin sınırlarınıza yığdığı askerler, Batı Avrupa sınırlarında olduğundan daha fazla? Japonya'nın geleceğini de kendimize sormalıyız. Japonya'nın tarafsız kalması daha mı iyi olur, yani tamamen savunmasız silahsız kalması daha mı iyi olur? Yoksa Japonya, Amerika ile bazı ilişkiler içinde olması mı daha iyi olur?

Şimdi felsefeye giriyorum, uluslararası ilişkilerde iyi tercih olmaz. (Ç.N.: Zorunlu tercih olur demek istiyor). Uluslararası alanda biz boşluk bırakamayız, çünkü birisi gelir o boşluğu doldurur. (Sovyetleri kastediyor.)

(Ç.N.: Nixon, Mao'dan Sovyetlere karşı "Çin kartını koz olarak" kullanmak için onay istiyor aslında.)

Nixon: Örneğin, Çu Enlai bana dedi ki, Amerika da kollarını uzaklara uzatıyor, Sovyetler de kollarını uzaklara uzatıyor. Sorum şu, Çin hangi tehdidi hissediyor. Amerikan saldırganlığı mı? Sovyet Saldırganlığı mı? Bunlar zor sorular ama, bunları tartışmalıyız. 

Mao: (Mao Sovyetler konusuna girmiyor.) Bugün, Çin'den gelen saldırganlık veya Amerika'dan gelen saldırganlık görece küçük; yani denilebilir ki, bu büyük bir sorun değil, çünkü bugünkü koşullarda iki ülkemiz arasında bir savaş durumu yok. Siz askerlerinizin bir bölümünü geriye çekmek istiyorsunuz, bizim askerlerimiz zaten dış ülkelere gitmiyor. 

Dolayısıyla Çin Amerika ilişkileri garip, çünkü geçen 22 yıl içinde hiç fikir alışverişi olmadı. Şimdi 10 aydır masa tenisi oynuyoruz. Sizin yakınlaşma fikrinizi Varşova'da ifade etmeniz 2 yıl bile olmadı. Bizim Çin meseleleri ele alırken, bürokratiktir. Örneğin, ticaret ve bazı şeyler talep ettiniz. Biz bunlara yanıt vermek yerine, biz büyük meseleleri çözmeden, küçük meselelerde bir şey yapmaya gerek yok diye düşündük. Ben bu tutumda ısrar ettim. Daha sonra sizin haklı olduğunuzu düşündüm, ve masa tenisi oynamaya başladık.

Pakistan'ın önceki başkanı Yahya, Nixon'u bize tavsiye etti. Bizim Pakistan elçimiz sizinle (Nixon) ilişkiye geçmemizi refüze etti. Yahya Han, bize Nixon çok daha iyi dedi. Başkan Johnson'un bir gangster olduğunu söyledi. Biz de Johnson'u sevmemiştik. Aslında Truman'dan Johnson'a hiçbirini sevmedik.

Çu Enlay: En önemli sorun, Dulles'in politikasıydı.

Mao: Çu Enlay bu konuyu Kissinger ile konuştu. (Dulles)

Nixon: Çu Enlay ve Kissinger bu konuda el sıkıştılar.

Kissinger: Başkan Mao, dünya son zamanlarda büyük değişimden geçti. Şimdi, çok şeyler öğrendik. Eskiden, bütün sosyalist devletlerin hepsini aynı şey olarak görmüştük. Nixon başkan olduktan sonra, Çin'in devriminin farklı olduğunu, ve diğer sosyalist devletlerde devrimin farklı geliştiğini görmeye başladık.

Nixon: Başkan Mao. Başkan olduktan sonra uzun yıllar, Çin'e karşı tutumum Kissinger ve Çu Enlay'ın görüşleri ile tamamen uyumsuzdu. Bizi bir araya getiren, dünyadaki yeni durumu görmemiz, Biz Amerika'da kendi payımıza Çin'in iç politika felsefesini önemsemedik. ( Cem, Komünist olması) Bize göre, önemli olan Çin'in dünyadaki diğer ülkelere ve bize karşı tutumu olmalı dedik. İşte tam da bu yüzden, dürüst olmam gerekirse, Çin Amerika arasında farklılıklarımız var. Kissinger ve Çu Enlay bunları tartıştı.

O Günlerde Çin'in Gücü Neydi

Bize iki büyük güce bakarsak, (Ç.N.: Nixon, büyük güç diyerek Çin'i pohpohluyor, o günlerde Çin'in toplam ulusal gücü Sovyetlerin Kırkta biri, Amerika'nın 60'ta biri idi. ) Çin, Amerika'nın sınırlarını tehdit etmiyor. Bunu biliyoruz. Sanırım biliyorsunuz, Amerika'nın da Çin sınırları ile ilgili bir planı yok… Sanırım, siz de Amerika'nın tüm dünyaya hakim olmak istemediğini görüyorsunuz. Aynı zamanda, ikisi de büyük milletler olan, Çin ve Amerika'nın dünyaya hakim olma isteği yok.

Bu iki sorunda aynı görüşte olduğumuzdan dolayı, ortak bşr Zemin bulabiliriz, farklılıklarımıza rağmen iki ülkenin güven içinde kendi yolunda kendi bildiği şekilde gelişeceği bir dünya mimarisi kurabliriz. Buna başka milletler de destek verecektir, bence.

Mao: Biz, Japonya'yı ve Güney Kore'yi de tehdit etmiyoruz.

Nixon: Hiç kimse onları tehdit etmiyor. Biz de tehdit etmiyoruz.

Mao: Bence çok konuştuk öyle değil mi Çu Enlay.

Nixon: Siz Başkan Mao ve Çu Enlay bizi buraya davet ederek büyük riskler aldınız. Bizim için de zor bir karar oldu. Başkan Mao'nun bazı açıklamalarını okuduktan sonra, anladım ki, Mao gelen fırsatları iyi hissediyor, fırsat saatini ve fırsat gününü kaçırmamanız lazım.

Kendim hakkında konuşmak isterim, Çu Enlay beni tanımıyorsunuz. Tanımadığınıza göre, bana güvenmemelisiniz. İlerde göreceksiniz, ben yapamayacağım bir şeyi vadedip söylemem. Ve ilerde söylediğimden hep daha fazlasını yapacağım. Bu temelde sizinle samimi konuşmalar yapmak istiyorum.

Mao: (Kissinger'e işaret ederek konuştu.) "Fırsat saatini ve fırsat gününü kaçırma." (Ç.N.: Mao Nixon'u frenlemek istiyor.) Bence, genel olarak söylemem gerekirse , benim gibi insanlar büyük bombalar patlatırlar: Yani şöyle şeyler: "Tüm dünya birleşmeli ve emperyalizmi, revizyonizmi ve tüm gericileri alt etmeli ve sosyalizmi kurmalı."

Nixon: Benim gibi gericileri ve Tayvan'daki haydutları.

Mao: Belki siz kişisel olarak devrilecekler arasında olmayabilirsiniz. Kissinger için de aynısını söylüyorlar. Eğer hepinizi devirirsek, geriye hiç dostumuz kalmazdı.

Nixon: Başkan Mao'nun hayatını çok iyi biliyoruz, çok fakir bir aileden gelip, dünyanın en nufuslu, büyük bir devletin başına geçti. Oysa, benim geçmişim fazla bilinmiyor, ben de çok yoksul bir aileden geliyorum. Ve çok büyük bir devletin başına geldim. (Ç.N.: Biz sizden çok daha büyüğüz demek istiyor.)

Tarih bizi bir araya getirdi. Bence soru şu: farklı ideolojilere (felsefe) sahip, fakat her ikisi de ayakları yere basan, yoksul halktan gelen insanlar olarak önümüzdeki yıllarda, bir yeni aşama yapabilir miyiz, sadece Çin ve Amerika'ya değil tüm dünyaya yararlı olabilecek bir aşama. İşte burada olmamızın nedeni bu.

Mao: Altı Kriz adlı kitabınız fena değil. Buraya birkaç öğretmen gönderseniz iyi olur, özellikle, tarih ve coğrafya öğretmenleri. Amerika'yı fazla bilmiyorum. Bunu gazeteci Edgar Snow' a söyledim. O bizim dostumuzdu.

Güzel konuşmak iyi bir şey, ve aynı zamanda hiç bir anlaşma olmasa da iyi bir şey, çünkü biz iki taraf tıkanma içinde kalırsak bunun ne faydası var? Neden, sonuca ulaşmayı başarmamız gerekiyor? İlk denemede başarısız, olursak, insanlar neden birinci seferde neden başarılı olamadığımızı soracaklar?

Buna tek sebep, yanlış bir yol izlememiz olacaktır. İnsanlar ikinci denemede başarılı olursak ne diyecekler?

28 Şubat 1972, Şangay

Nixon, Çu Enlay ve Kissinger'in Veda Görüşmesi

Nixon: Başbakan Çu ile karşılıklı güven ve samimiyet içinde konuştuk, iki ülkemizin Sovyetler Birliği , Hindistan ve Japonya ile ilişkilerimizi tartıştık. Bu konuşmaları kimseye açıklamayacağımıza ve hiç bir şekilde siz Çinlilerin çıkarlarının zarar görmenize yol açmayacağımızdan emin olun. Çin ve Amerika geliştirmeye çalıştıkları ilişkileri üçüncü tarafların aleyhine kullanmamak konusunda tamamen mutabıktır.

Çin'in Vietnam ve Afrika konularında tartıştık, Çin'in bu konudaki farklı ilkelerini kabul ediyoruz.

İki ülkemizin farklı sosyal sistemleri var, tamamen ortak bir zemin olması olanaksız. İlerde ilişkilerde Yumuşama için belirli bir asgari ortak zemin olabilir.

Aramızdaki bu görüşmenin olmasından dolayı, Sovyetlerden Çin'e karşı bir ağız dalaşı yapılması için Amerikan tarafı olarak davranışlarımızla bir Zemin veya gerekçe vermemeye özen göstereceğiz.

Çu Enlay'ın bu konudaki uyarılarını çok dikkatle not aldım. Yine de Sovyetlerden biraz sözlü hücum gelebilir. Biz buna tepki vermeyeceğiz, ve onların sözlü hücumun düzeyini arttırmalarına yarayacak bir açıklama yapmayacağız.

Çu Enlay: Bu konuda teşekkür ediyoruz. Gizli bir diplomasi yürütüyoruz ama, üçüncü ülkelere karşı bir plan ve komplo peşinde değiliz. Vurgularım ki, Çin açısından böyle bir şey yapılamaz, bunu konuşmayı dahi kabul etmeyiz, çünkü Amerika ve Çin daha iyi imkanlar arayışı içine girdi, iki taraf da en kötü durumlardan kaçınmalı.

Nixon: Katılıyorum, en iyisini umut edelim, aynı zamanda en kötüsüne de hazırlıklı olalım.

Çu Enlay: Ortak bildirge kamuoyuna açıklandığında, iki taraf da diğerine zarar vermemeye dikkat etmeli. Bizim de zorluklarımız var, sizin de zorluklarınız var.

Nixon: Kabul ediyorum.

Çu Enlay: Bize yakın bazı ülkelerin endişeleri olabilir. Onların kendilerine göre tutum alması doğal. Çin onların görüşlerine göre karar vermez, onlara da bir tutum dayatamaz. Arnavutluk, hem Sovyet lideri Kosigin'in bize gelmesine karşı çıktı, hem de Amerika'nın bize gelmesine. Arnavutluk bizim dünyadan izole kalmamızı istiyorlar, ama diğer yandan büyük gücümüz olduğuna inanıyorlar. Öznel dilekleri bizim izole olmamız değil, ama nesnel olarak bizim izole olmamızı istiyorlar. Bunu bilin diye söylüyorum, bunu kimseye açıklamayın. Bize göre küçük veya büyük tüm ülkeler eşittir, ve biz onların görüşlerine saygı duyuyoruz. Biz kardeş ülkelerin görüşlerine müdahale etmeyiz. Kesinlikle bu konuda sovyetlerin yaptığı gibi davranmayacağız. Bu konuda size çok şey söyledim.

Sovyetlerden geçen seneden beri (Sovyetleri kastediyor) sözlü hücumlar geldi, gelecekte de gelecek, ve artacak. Yalnız biz cevap vermeyelim, siz de cevap verin.

Nixon: Tabii, evet.

Amerika ile Sovyetler Birliği Arasındaki Detant Döneminde, Amerika ile Çin Arasındaki Detant Döneminin Başlaması

Çu Enlay: Biz size bu konudaki tutumumuzu açıkladık, Sovyetlere bizim tutumumuzu aktarabilirsiniz. Onlarla çok sık görüşüyorsunuz.

Vietnam ve diğer iki ülkedeki kurtuluş savaşları durmaz ise, biz bu halkların haklı mücadelelerine yardım etmeye zorlanmış olacağız. Bizim onlara sempati duyma ve destekleme yükümlülüğümüz var. Onlara müdahale etmeye hakkımız yok, veya tutum açıklamaya hakkımız yok. Onlar adına müzakere etmeye de hakkımız yok. Bunu size defalarca söyledim. Bu bizim çok önem verdiğimiz bir tutum.

Gelecekte bu bölgedeki soruna daha uzun vadeli bir vizyonla bakmanız iyi olabilir. Bu bölgeye gerçekten barış gelirse, bu bölge bağlantısız bir bölge olacaktır. Bu hem uzak doğu hem dünya için iyi olur. Yalnız bu yolla Amerika bu bölge ile bizimle olduğu gibi bazı ortak noktalar bulabilir.

Nixon: Bu Tayvan'ın yönünü de etkiler.

Çu Enlay: Tayvan sorunu biraz daha beklesin, bize göre, Vietnam savaşının ve Hindiçin savaşlarının bitmesi daha önemli, bu daha acil bir mesele. Tayvan meselesini fazla bastırmak istemiyoruz.

Vietnam ve Hindiçin'de 26 yıldır savaş sürüyor. Halk çok kan kaybetti. Onlara karşı çok çok hassasiyetimiz var. Onların kaderi bize benziyor. Bizim bu konuda duygularımızı lütfen anlayın. Çin Vietnam Kore diğerlerine karşı savaştıklarında, birbirlerine destek oldular. Eski feodal Çin onlara karşı saldırgan davrandı.

Bu ülkelere karşı yardımımız koşulsuz. Fakat bir şeyde çok kararlıyız, onların egemenliğine ve bağımsızlığına saygı duyacağız. Barış içinde bir arada yaşamanın 5 ilkesini uygulayacağız. Onlara karşı atalarımızdan gelen bir borç duyuyoruz. Bize ziyaretinizden önce ve ziyaretiniz sırasında, Devrimci Kuzey Vietnam bombalanmış, bundan büyük üzüntü duyduk. Eğer Amerika bu bölgeyi bombalamasaydı, kayıplara uğramazdı.

Kissinger: Biz buradayken Kuzey Vietnam bombalanmadı.

Çu Enlay: Fakat DMZ bölgesi bombalandı.

Kissinger: Biz burada değilken.

Çu Enlay: Evet siz buradayken.

Kissinger: Bunu kontrol edeceğim.

Çu Enlay: Bombalar Quang Nhin bölgesine ulaşmış.

Kissinger: Biz buradayken, bunu yapmamaları için emir vermiştik, kontrol edeceğim. 

Çu Enlay: Amerika'ya döndüğünüzde öğrenirsiniz.

Nixon: Bayan Gandi bizim Çin ziyaretimiz hakkında basına konuşmuş.

Çu Enlay: Bu çok ciddi değil, pek önem vermedik.

Nixon: Ben de ciddi bulmuyorum.

Çu Enlay: Hindistan büyük devlet ama bu çıkış, çok hafiflik içeriyor.

Çu Enlay onlara eşlik etti, iki yabancı konuk Şangay Devrimci Komitesinin Başkanına elveda demek için alt kata indiler, sonra havaalanına geçtiler ve kendilerini Amerika'ya taşıyacak uçağa bindiler.

Yorum Bırakınız